GENEL - 18 Mayıs 2010 Salı 18:43

Demirkapı Dağı'nda kurtarma operasyonu

A
A
A
Demirkapı Dağı'nda kurtarma operasyonu

mantar toplamaya giden 2 vatandaş kalça ve kollarını kırınca, asker ve AKUT ekibi, PKK'lıların üs bölgesi olarak kullandıkları dağa korkusuzca girerek yaralıları kurtardı.

 

 

Tunceli'nin Pülümür ilçesine bağlı Demirkapı dağına mantar toplamaya giden 2 vatandaş, düşerek kalça ve kollarını kırınca asker ve AKUT ekibi, kış aylarında PKK'lıların üs bölgesi olarak kullandıkları dağa korkusuzca girerek yaralıları kurtardı.


Tunceli'nin Pülümür ilçesine bağlı Salördek köyünde ikamet eden Ali Kamer Menteş (45) ile Süleyman Özmen (47) isimli 2 kişi, mantar toplamak için PKK'lı teröristlerin kış aylarında üs bölgesi olarak kullandıkları Demirkapı dağına tırmandılar. Sabah saat 06.00 sıralarında dağa tırmanan Ali Kamer Menteş ve Süleyman Özmen, yaklaşık 3 bin 800 metre yükseklikte zirveye çıktıktan sonra ikisi birlikte kayarak taşlık bir bölgeye düştü. Ali Kamer Menteş'in kalçası kırıldı, aynı zamanda başından yaralandı, Süleyman Özmen'in ise kolu kırıldı.

 

Şans eseri telefon çeker bir bölgede olmaları sebebiyle yaralılar Pülümür'ün Doğanlı köyünü arayarak yardım istediler. Doğanlı köylüleri 155 ve Jandarmayı arayarak yardım istemeleri üzerine Akut ekipleri, Polis ve Askerler korkusuz bir şekilde PKK'nın kış kampı olan Demirkapı dağına tırmanışa geçti. İhlas Haber Ajansı muhabiri Haydar Yavuzak da ekiple birlikte 7 kilometrelik bir dağ tırmanışı gerçekleştirdi ve AKUT ekibi yaralılara ulaştı.

 

İlk müdahaleyi gerçekleştirdikten sonra yaralıların elle taşınarak aşağı indirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine bölgeye askeri Skorski helikopter çağırılarak önce kalça kırığı ve beyin tıravması geçiren Menteş, helikopterle Kırmızı Köprü Karakolu'na bırakıldı. Yeniden havalanan helikopter Süleyman Özmen'i almak üzere tekrar havalandı ve yere inmeden tek bir tekerini yere değdirerek tehlikeli bir şekilde Süleyman Özmen'i alıp Kırmızı Köprü Karakolu'nda bulunan Menteş'i de alarak Elazığ Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne götürdü.

 


PKK'lı teröristlerin kış aylarında üs bölgesi olarak kullandıkları dağa tırmanan AKUT ekibinden Hüseyin Çakıcı "Sabah bize telefon geldi, dağa gittik ve aradık. Yaralılara ulaşıp ilk müdaheleyi yaptıktan sonra helikopter gelip yaralıları aldı" dedi.

 


HAYDAR YAVUZAK - TUNCELİ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Başkan İhsan Kurnaz: "Fen işlerinde tasarrufumuz 107 milyon TL’yi aştı" Samsun’un İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "İlçemizde öz kaynaklarımızı kullanarak toplam 170 kilometre yol çalışması yaptık. Bu işlerimizden 107 milyon 292 bin TL’lik tasarruf sağladık" dedi. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, Ramazan ayındaki vatandaş buluşmalarına devam ediyor. Derecik Mahallesi Merkez Camii’nde teravih namazı sonrasında mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan İhsan Kurnaz, belediyenin çalışmaları ve hizmetleri hakkında bilgiler verdi. Vatandaşlardan gelen talep, öneri ve temennileri de dinleyen Başkan İhsan Kurnaz, "İlkadım için en iyi ve en doğru işleri yapma gayretindeyiz" diye konuştu. İlkadım genelinde şehir merkezi kırsal mahalle ayrımı gözetmeksizin fen işlerinde önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Kurnaz, "Bolluğun, bereketin, paylaşmanın ve kardeşliğin ayı on bir ayın sultanı Ramazan ayında hemşehrilerimizle buluşmaya, onlarla hasbihal etmeye devam ediyoruz. Buluşmalarımızda hemşehrilerimizi dinliyor, onlardan gelen fikirlerle ilçemiz için önemli istişarelerde bulunuyoruz. Bunun yanı sıra da belediye olarak bizler de mahallelerimizde neler yapıyoruz, hangi çalışmaları yürütüyoruz bunları hemşehrilerimizle paylaşıyoruz. İlkadım Belediyesi olarak fen işlerinde hatırı sayılır işler yaptık. Bu noktada kırsal mahallelerimizde ve kent merkezimizde 225 bin metrekare asfalt çalışması, 244 bin metrekare sathi kaplama, 142 bin metrekare yeni yol açımı, 505 bin metrekare reglaj çalışması, 32 bin 400 metrekare beton ve parke taş tamiratı gerçekleştirdik. İlçemizde öz kaynaklarımızı kullanarak toplam 170 kilometre yol çalışması yaptık. Bu işlerimizden 107 milyon 292 bin TL’lik tasarruf sağladık. Toplam yolun 90 kilometresini kırsal mahallelerimize, 80 kilometresini ise kent merkezimize uyguladık. İlkadım için çalışmaya, üretmeye, daha iyi işler yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul İmamoğlu davasında itirafçı olan Yıldırım:"Onları sokağa çıkılamayacak hale getiririm" "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, "Ne söylediysem doğrudur, Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. Medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkılamayacak hale getiririm. 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu" dedi. "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, Ferhat Murat’ın YouTube programında Ekrem İmamoğlu ve örgütte adı geçen kişilerle ilgili birtakım iddialarda bulundu. Öte yandan, FETÖ tutuklularının Yıldırım’a çözülmemesi yönünde telkinde bulunduğu iddia edildi. "Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim" Servet Yıldırım, "Halkımızın sadece bunu bilmesini istiyorum; ne söylediysem doğrudur, bunlar bunu yapmıştır. Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. 10 milyon dolar da götürdüğüm olmuştur, 5 milyon dolar da. Patronuma beni gönderme dedim. Çektim bunları, çantaları açtım, kameramla çektim. Savcılığa dedim; telefonumu döndürebiliyorsanız, döndürün bunu olmadı. ‘Telefonlarımızı değiştirelim Servet, dinleniyor’ dendi. Takip ediliyoruz, bunu içeriden birileri söylüyor, sızdırma var. Kamu parasının oraya gitmeye başladığını öğrendiğimden itibaren küfür ederek çekiyorum. Halkın parası, çoluk çocuğun parası" dedi. "Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm" Murat’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından iftiracı denmesine ilişkin ne düşündüğü sorusuna yönelik konuşan Yıldırım, "Ben hırsıza hırsız demişim suçlu olmuşum. Bir daha televizyona, medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkamaz hale getiririm. Bildiğim şeylerden dolayı yaparım. Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm. Adem Soytekin’in çakarı kimin üstünedir? Turan Taşkın Özer’in üzerinedir. Bizimki kimin üzerinedir; Özgür Karabat’ın üstünedir" ifadelerini kullandı. "19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı" ’19 Mart’ın geleceğini biliyor muydunuz?’ sorusuna yanıt veren Yıldırım, "Aynen tabi, 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından tüm ekip, bu suç örgütüne karışmış olanların hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu. Benim öğrenmem operasyondan 1 ay önce oldu. Şirkete çağırdılar, gittim. Schengen vizemin olup olmadığını, gerekiyorsa seni yurt dışına çıkaralım. Ben de dedim ki bir suç işlemedim, orada bana şöyle de ima etti; (Hüseyin Köksal)‘Çok büyük üstümüze gelecekler’. Ben devletimize karşı bir suç işlemedim, bir suçum yok, yurt dışına gitmemi gerektirecek bir durum yok dediğimde ‘Ya olsun, yine de sen istiyorsan gönderelim’ dendi, yok istemiyorum dedim" şeklinde konuştu. "Ekrem Bey size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş" Sözlerini sürdüren Yıldırım, "Ekrem Bey’in bir huyu vardır, hiç haberiniz olmaz, size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş ve ona ortak olmuşsunuz. Bu kadar basit, patronum Hüseyin Köksal, biz bunlara bu seçimlerde yardımcı olduğumuz için Ekrem Bey bize dedi ki ‘Hüseyin 2 tane reklam şirketi kur, bir de seni medyaya sokayım, sen medya tarafını yönetirsin, reklam da var. Bir şey de olursa tekstil tarafında kredi kullanma durumun olursa, sana vereceğim ihalelerden kredi kullanmana gerek yok’ inanılmaz büyük paralar. Bizimki de ‘Olur, başkanım’ dedi. Biz bu paraları Cavit Çağlar’a götürdük. BVA Reklam’ın yıllık 1,5 milyar lira kazancı vardı. Belediyeye 350 milyon ödüyorlardı. İstediği gibi öder çünkü neden; Ekrem İmamoğlu o şirkete ortak. Şirketleri kurduk, en güzel ihaleleri verdiler, üst geçitler, Beylikdüzü’nden başlayıp, Tuzla, Pendik, açık havalar inanılmaz, müthiş para kazanan şeyler. Patronum 6 ay işletti, yıl 2020,2021. Tuncay Yılmaz’ın bu davada örgüt yöneticisi olması gerekiyor. Fatih Keleş neyse Tuncay Yılmaz o. Bir gün geldi, ‘Patronun emri var, Hüseyin böyle olacak, yüzde 60’ı bizim, 20’si senin, yüzde 20’si Murat Kapgin’in’. Patronum kabul etmek zorunda kaldı çünkü para büyük, keş geliyor, vadesi yok, çeki yok. Yüzde 60 dediği an, o gün anladım işte bu adam hırsız" diye konuştu. "Ekrem Fatih Keleş’e ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur getirir" Yıldırım, "Para götürüyoruz, getiriyoruz, nereye gidiyor, nereden geliyor bu para. Mehmet Pehlivan dersimize çalıştırdı bizi, gittik, savcılığa ifadeyi verdik. Şu anda derim ki ses kayıtlarının hepsi doğru, kabul ediyorum. Fatih Keleş şöyle bir adamdır; bırakın dışarı Ekrem desin ki ona ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur, getirir. Fatih Keleş’in izni olmadan Boğaz’da bir tane çivi çakamazsınız. Ekrem Bey’in, bey demek istemiyorum. Piyasada dolanan 10 tane çantacısı vardır. Hakan Karanis, Yakup Öner’dir, bunlar çözülemeyecek işleri, mesela sizin bir işiniz var, sorduğunuz zaman birine bu işi kim çözer; derler ki Hakan Karanis’e git. Oturur, yemek yer, dinler, konuyu dinler, başkana götürür, fiyat alır, gelir, sizle tekrar yemek yer der ki ‘Ağabey bu iş bu fiyata biter" dedi. Bir otelde tutulan odayla ilgili konuşan Yıldırım, "Esas kullanan Hüseyin Köksal ama Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Kaan Sürmegöz orada bu toplantılar yapılırdı. Bir sürü iddialar çıktı, oraya gelenler ifade verdi, bizde oralardaydık, bunları yaşadık" derken Murat Ongun, Emrah Bağdatlı ve örgütteki başka isimlerin eskortlarla birlikte olduğu ve yasaklı madde kullandığına şahit oldunuz mu sorusuna ise ‘Oldum’ diyen Yıldırım, "Orası bağımsız bir bölüm, siz lobiden girmeden ben sizi otoparktan oraya çıkarırım. Ben isteseydim çok şeye sahip olurdum ki teklif de edildi. İBB’nin kullandığı bankamatik yerleri, onları rahatça alabilirdim. Okey de verdiler, Murat Ongun da Emrah Bağdatlı da istemedim. Başıma gelecek olanı biliyordum. Alsaydım belki senede 3 milyar lira para kazanacaktım, yarın Tuncay Yılmaz yine gelecekti ‘Servet yüzde 80’i sistemin, 20’si senin’. Bir sürü suç işleyen milletvekilleri var biliyorum" dedi. "Bağdatlı, Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu" Kameraların bantlandığı otelle ilgili konuşan Yıldırım, "Jammer asla görmedim bavulda para vardı, maaşım 40 bin lira falandı" derken döviz bürosu konusuna yönelik, "Döviz bürosunu arayıp ne kadar TL’niz var; 50 milyon mu, bunun karşılığı bana döviz gönder, TL’yi buradan al’ dersiniz. Kurye gelir, motorla dövizi bırakır, TL’yi alır, basar gider. O döviz daha sonra bizim Beylikdüzü’ne gelir. Oradan işte İmamoğlu İnşaat’a ne kadar, bu tarafa ne kadar lazım, taksimat yaparlardı. Bir örgütün başka bir kolu olarak düşünelim bunu, askeri olarak yapamadılar. Kent Lokantaları birine ihale veriyorlar ‘3 ay Kent Lokantalarının bütün masrafları sana ait kardeşim’ bu hizmet midir? Emrah Bağdatlı Murat Ongun’dan izin alıp dışarıdan bütün ihaleleri, para trafiğini organize eden, yoksa onu yurt dışına kaçırırlar mı? Şu anda Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu. Murat Ongun ‘Ben yapmıyorum, Emrah sen yap ama ortağız’ tabi ki bunlara şahit oldum. Çok şahit olduğumuz şeyler var. Bunlar halkın parasını çalmışlar, hakkını yemişler, ülkemizi dipsiz bir karanlık kuyuya sokmaya çalışıyorlar" diye konuştu.