POLİTİKA - 27 Kasım 2023 Pazartesi 15:04

CHP’li Nazımiye Belediye Başkanı Kırmızıçiçek, topa tuttuğu partisinden istifa etti

A
A
A
CHP’li Nazımiye Belediye Başkanı Kırmızıçiçek, topa tuttuğu partisinden istifa etti

Tunceli’nin Nazımiye İlçe Belediye Başkanı Cafer Kırmızıçiçek, yaptığı zehir zemberek açıklamayla partisinden istifa etti. Kırmızıçiçek, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da doğduğu ilçe olan Nazımiye’de üç dönemdir belediye başkanlığı yapıyordu.


Açıklamasında uzun yıllardır CHP’de siyaset yaptığına değinen Kırmızıçiçek, “Parti üyeliğimle beraber Nazımiye’de iki dönem Gençlik Kolları Başkanlığı, beş dönem parti ilçe başkanlığı ve son üç dönemdir değerli halkımızın teveccühü ile belediye başkanlığı görevini yürütmekteyim. Belediye Başkanı seçildiğim ilk günden bu yana halkımızın öncelikli ihtiyaçları, talepleri ve halkın menfaatleri doğrultusunda bir hizmet anlayışıyla hareket etme gayretinde oldum. Halka hizmet hakka hizmettir düsturu ile doğru bildiğim yolda yürümekten geri durmadım. Belediye Başkanlığım süresince kişilerin, gurupların çıkarlarını değil halkın ortak menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yaptım. Bundan dolayı son iki dönemdir ilçe halkımızın seçmenlerimizin ezici bir çoğunluğunun desteğiyle seçildim. Doğrudan halkın gücüyle ve desteğiyle var oldum. Birileri gibi siyaset arenasına parayla gelip sermayemi iki katına çıkarmadım. Parayla siyaset yapan ve siyaseti para rant ve çıkar için yapanlar bu gün bu kenttin ve ilçelerimizin siyasal ve demokratik iradesini belirleyemez. Ankara’da genel merkezde oturup para pul ve kafa kol ilişkileriyle siyaset mühendisliğine soyunanlar geçmişte olduğu gibi bu günde kaybetmeye mahkumdurlar” dedi.



Kafa kol ilişkileri ve siyaset ağalığı tepkisi


Açıklamasında CHP’nin önceki dönem milletvekili Polat Şaroğlu’na ağır eleştirilerde bulunan Cafer Kırmızıçiçek, “Halkın değerleri üzerinden siyaset devşiren, hobi olsun diye siyaset yapan, Ankara’da kapalı kapılar ardında kafa kol ilişkileri ve parasının gücüyle vekillik satın alanlar bu halka hiçbir zaman vekil olamadılar ve olamazlar. Yoksul halkın sırtından sermayelerine sermaye katan onlar zenginleştikçe sözüm ona temsil ettiğini iddia ettikleri halk günden güne daha da yoksullaşıyor. Polat Şaroğlu şahsında bu kentte uzun bir dönemdir siyaset ağalığına soyunmuş ve halkı maraba gören üstenci, grupçu, hizipçi bir anlayış Cumhuriyet Halk Partisi siyasetine yön vermektedir. Bu siyaset ağalarına hiçbir zaman biat etmedim. Her dönem karşılarında açık ve net bir şekilde tavır takınmaktan geri durmadım. Hiçbir zaman halkıma sırtımı dönmedim. Her daim bu halkın bir evladı olduğum bilinciyle hareket ettim. Bu partiye çöreklenmiş kafa kol ilişkileri üzerinden kendilerine makam mevki satın alanlar her dönem halkta hayal kırıklığı oluşturmaktan öteye siyaseten bir arpa boyu yol gidemediler. Onların Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapma gerekçesi kendi kişisel egoları menfaat ve çıkarları gereğiydi. Bu siyaset ağaları hiçbir zaman halk için ellerini soğuk sudan sıcak suya koymadılar, lüks yaşamlarından taviz vermediler. Yaptıkları tek şey bu kentte ve ilçelerde kendilerine yakın kişileri parti içinde belli mevkilerde konumlandırmak onlar üzerinden siyasete yön vermek oldu. Nazımiye’de uzun yıllardır Belediye Başkanlığım döneminde Polat Şaroğlu ile onun temsil ettiği zihniyet ve anlayışla mücadele etmekteyim. İlçeme hizmet getirmeme engel olmak için elinden gelen her türlü engeli çıkarmaya çalışıyordu. Fakat onun desteklediği belediyelerden daha çok hizmet getirmeme engel olamadı. Yine Nazımiye’de toplumda hiçbir karşılığı olmayan, siyaset ağalarının sermayesi ile geçinen, onların lüks binalarında makam odalarında kadeh tokuşturup gününü gün eden, niteliksiz vasıfsız, bütün yaşamı kişisel rant ve çıkarı için her türlü kirli ilişkiler içinde bulunan kamu kurumlarını ve halkı dolandırmaktan yargılanan, yüz kızartıcı suçlara bulaşmış yozlaşmış kimi kişiler bu ilçede hizmet verdiğimiz dönem bizlere karşı olmadık engeller çıkarmaya çalışmış, kirli propaganda ve provokasyonlarla hizmetlerimizi aksatmaya ve gölgelemeye yeltenmişlerdir. Bu kişilikleri Nazımiye halkı iyi tanımakta bundan dolayı bir muhtarlık makamı vermeyi dahi çok görmüştür. Fakat bu şahısların Nazımiye’de siyaset yapma gerekçeleri, Siyasal hedefleri ve tek amaçları onları finanse eden siyaset ağalarının amaçları doğrultusunda hareket etmek ve Cafer Kırmızıçiçek’e kaybettirmektir. Onlar aslında bir vekalet siyaset savaşı yürütmektedirler. Yoksa halka dair bir dertleri ilçeye dair bir projeleri dün olduğu gibi bu gün de söz konusu değildir. Dolayısıyla Nazımiye’de yaşayan halkımız başta olmak üzere, CHP il örgütü, genel merkezi, ilgili parti kurulları, genel başkanımız uzun zamandır yaşadığımız bu durumdan haberdardırlar. Bu konuda defalarca genel merkeze bilgi ve belgelerle bu çeteleşmiş siyaset anlayışını kabul etmediğimi bildirmiştim’’ diye konuştu.


Bugüne kadar yaşanan duruma tahammül etmesinin CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hatırına olduğunu kaydeden Kırmızıçiçek, “Ayrıca gerek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gerekse değişim adı altında geliştirilen süreçte parti içerisinde dillendirilen ’CHP’yi Dersim çetesinden, Alevi çetesinden temizleyeceğiz’ söylemleri bu ülkede yaşayan ve cumhuriyetin asli unsuru olan milyonlarca Alevi’yi incitmiştir. Cumhurbaşkanı adayımız hemşehrimiz Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi olmasını dert edenler bir Alevinin bu ülkede Cumhurbaşkanı olamayacağı, seçilemeyeceği propagandasını tek ağız olmuşçasına gerek parti içinde gerek kimi ittifak bileşenlerinde gerekse iktidar odaklarınca dile getirmekten geri durmadılar. Kemal Kılıçdaroğlu şahsında biz Alevilere yönelik bu ayrıştırıcı, ötekileştirici zihniyeti kabul etmiyor ve bu nefret dilini reddediyoruz. Bu ülkenin geleceğini kurtarmaya yönelik insan üstü bir çabayla ortaya koyduğu vizyon, irade halkımızda büyük bir umut ortaya çıkarmıştı. Maalesef gelinen aşamada gerek ülkedeki genel siyasetteki çürümüşlük ve tıkanmışlık, gerekse Cumhuriyet Halk Partisi’nde değişim sloganıyla kendilerini konumlandırmış, siyaseten iflas etmiş, tükenmiş kimi kişilerin makyajlanarak halka kendilerini değişim ve umut olarak pazarlama gayretleri trajikomik bir durumdur. Bu makyajın dökülmesi ve gerçek suretlerin ortaya çıkması uzun sürmeyecektir. Dolayısıyla yukarda belirttiğim bütün bu nedenlerden dolayı önümüzdeki yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday adayı olarak herhangi bir başvuruda bulunmayacağım. Bu koşullarda CHP’de kalmamın, bu partinin çatısı altında siyaset yapmamın doğru olmayacağı bilinciyle bu gün itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ediyorum. Demokratik, şeffaf ve halkçı bir siyaset anlayışıyla bağımsız olarak yoluma devam edeceğim” şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakırköy’de otoparktaki araçlardan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 9 tutuklama talebi İstanbul Bakırköy’de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin gözaltına alınan şüpheli sayısı 11’e yükseldi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerden 9’u tutuklanma talebiyle, 2’si de adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Şubat’ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada gözaltına alınanların sayısı 11’e yükseldi. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alınan 11 şüpheli, emniyetteki işlemleri tamamlanarak Bakırköy Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden K.K. "örgüt kurmak ve yönetmek", "nitelikli hırsızlık", "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", "suç delillerini yok etme, değiştirme veya gizleme", R.S. isimli şahıs ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "nitelikli hırsızlık" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", E.K. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", Ş.K. isimli şüpheli "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlık" suçlarından, E.K, M.G, B.B, R.K, O.D. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçlarından tutuklamaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Savcılık, şüphelilerden Ö.F.S. ve E.Ç. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etti. Olaya ilişkin 6 şüphelinin yakalanmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Öte yandan, olay sonrası şüpheli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda yeni detaylara ulaşıldı. Ekipler, olayla bağlantısı olduğunu değerlendirilen şüpheli K.K.’nın gözaltına alınmasının ardından yaşadığı sitenin de güvenlik kamera kayıtlarını incelerken, şüpheliye ait giriş-çıkış görüntülerinin silindiği ortaya çıktı. Aralarında site yöneticileri ve güvenlik görevlilerinin de yer aldığı 5 şüpheli, bu kayıtları silerek delilleri yok ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 1 milyon 670 bin 500 dolar ve 20 bin TL bulunan şüpheli K.K’nın emniyetteki ifadesinde tekstil işi yaptığını, paraların bir kısmını ticaretten, bir kısmını da ev satışıyla eşinin altınlarını bozdurması sonucu elde ettiğini söylediği öğrenildi. Şüphelilerden Ş.K.’nın evinde ise 5 bin 500 dolar, 3 bin 200 TL, 860 adet uyuşturucu hap, 1 adet kurusıkı tabanca ve 1 adet ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Şüphelilerin tamamının emniyetteki ifadelerinde suçlamaları reddettiği öğrenildi.
Ankara Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a tazminat ödemesine hükmeden kararı kaldırdı. Mahkeme, Soylu’nun ifadelerini "siyasi polemik" saydı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Mansur Yavaş ile Süleyman Soylu arasında görülen manevi tazminat davasında yerel mahkemenin Yavaş lehine verdiği 20 bin TL’lik tazminat kararını kaldırarak, davanın reddine hükmetti. Mahkeme Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik sözlerinin hukuka uygun olduğuna karar verirken, daha önce ödenen tutarın da iadesinin yolu açılmış oldu. 49 bin TL ödenmişti, karar bozuldu Dava, 30 Nisan 2023 gecesi özel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik yaptığı siyasi eleştiriler üzerine açılmıştı. Yavaş, bu açıklamaların kişilik haklarını hedef aldığını ileri sürerek, manevi tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Soylu’nun 20 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, karar icraya konularak, faiz ve yargılama giderleriyle birlikte yaklaşık 49 bin tahsil edilmişti. Soylu’nun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı hukuka aykırı bularak, tamamen kaldırdı. İstinaf kararında, tarafların siyasetçi olduğu vurgulandı. Mahkeme, sert siyasi eleştirilerin demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, Soylu’nun sözlerinin hakaret değil, siyasi polemik ve eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli kararıyla yerel mahkeme hükmü kaldırıldı ve davanın reddine karar verildi. Bu kararla birlikte Mansur Yavaş’ın açtığı dava sonuçlanmış olurken, Süleyman Soylu hukuken haklı bulundu.