ÇEVRE - 22 Ocak 2026 Perşembe 16:33

Tunceli’de kedi ile köpeğin dostluğu içleri ısıttı

A
A
A
Tunceli’de kedi ile köpeğin dostluğu içleri ısıttı

Tunceli’de soğuk havada bir kedinin, uyuyan bir köpeğin sırtında durduğu anlar görenlerin içini ısıttı.



Tunceli’de etkisini sürdüren yoğun kar yağışı, buzlanma ve dondurucu soğuklara rağmen merkez Moğultay Mahallesinde kaydedilen görüntüler, yürekleri ısıttı. Sokakta uyuyan bir köpeğin sırtına çıkan kedi, soğuktan korunurcasına uzun süre burada bekledi. Köpeğin uyuduğu sırada kedinin sakinliği ve iki hayvan arasındaki sessiz uyum, çevredeki vatandaşların dikkatini çekti. Zorlu kış şartlarında ortaya çıkan bu görüntüler, sokak hayvanlarının birbirlerine nasıl sığındığını bir kez daha gözler önüne serdi.



Tunceli’de kedi ile köpeğin dostluğu içleri ısıttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı Yeni yıl, birçok kişi için yeni başlangıçlar anlamına geliyor. Son yıllarda beslenme dünyasında da dikkat çeken bir değişim var. Katı kurallar, yasak listeleri ve tek tip diyetler yerini daha esnek ve kişiye uyarlanabilir beslenme yaklaşımlarına bırakmaya başladı. Bu yeni yaklaşım ise "beslenmede akışkanlık" olarak tanımlanıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, beslenmede akışkanlık; vücudu dinlemeyi öğrenmek ve bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefliyor. Her gün aynı saatte, aynı porsiyonlarla ve aynı listelerle beslenmek yerine, vücudun o günkü ihtiyacına göre beslenmeyi şekillendirdiğini belirtti. Açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almak, ruh hali, uyku durumu, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi faktörleri beslenmenin bir parçası haline getirmek bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, bu yaklaşımda amaç, kısa vadeli kilo kaybı değil; sürdürülebilir sağlık, metabolik denge ve zihinsel rahatlık sağlamanın temel ilke olduğuna dikkat çekti. Katı diyetler yerini esnekliğe bırakıyor Geleneksel diyet modelleri çoğu zaman ya hep ya hiç anlayışıyla ilerliyor. Yasaklanan besinler, kaçırılan öğünler ya da bozulan diyetler suçluluk duygusunu beraberinde getiriyor. Bu durumun uzun vadede yeme ataklarına, diyet bozma döngüsüne, metabolik yavaşlamaya, psikolojik baskıya neden olabileceğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, "Beslenmede akışkanlık bu döngüyü kırmayı hedefliyor. Vücudu dinlemeyi öğrenmek, bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı oluyor. İnsan vücudu her gün aynı enerjiye, aynı iştaha ve aynı besin ihtiyacına sahip değildir. Stresli geçen bir gün, uykusuz geçen bir gece, yoğun bir iş günü ya da adet döngüsü gibi faktörler besin ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle spor yapılan günlerde daha yüksek enerji alımı, dinlenme günlerinde daha hafif öğünler, stresli dönemlerde kan şekeri dengesini destekleyen beslenme, akışkan beslenmenin doğal bir parçası olarak görülüyor’’ dedi. Yeni nesil beslenme yaklaşımlarında hormonal dengeler, bağırsak sağlığı, stres ve uyku düzeni iştah üzerinde belirleyici rol oynar. Örnek vermek gerekirse yetersiz uyku leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek iştahı artırabilir. Kronik stres tatlı ve karbonhidrat isteğini tetikleyebilir. Bağırsak dengesizlikleri sürekli yeme isteği oluşturabilir. Bu nedenle beslenmede akışkanlık, beden zekâsını geliştirmeyi hedeflemek olduğunu belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, 2026 yılında beslenme trendlerine göre mükemmel beslenme anlayışının yerini yeterince beslenme kavramına bıraktığına dikkat çekti ve şöyle devam etti: ‘‘Bu kavram kişilerin sosyal hayatlarını, özel günlerini ve keyif aldıkları besinleri tamamen dışlamadan ilerleyebilmelerini sağlıyor. Her öğünün kusursuz olması değil uzun vadede dengede kalabilmek, vücutla iş birliği yapabilmek anlamına geliyor" dedi. Yeni yılda bırakılması gereken eski alışkanlıklar Beslenmede akışkanlık, yeme davranışına bakış açısını kökten değiştiriyor. Amaç kontrol etmek değil, anlamak. Yasaklamak değil, dengelemek olduğunu vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Yeni yıl, yeni bir diyet listesiyle değil; vücudun ihtiyaçlarını fark ederek, daha şefkatli ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmak için önemli bir fırsat. Günlük kilo değişimleri; ödem, hormonal dalgalanmalar ve sindirim durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle her gün tartılmak, gerçek ilerlemeyi yansıtmak yerine gereksiz stres oluşturur, haftalık aynı gün ve aç karnına tartılmak en doğru sonucu gösterir" şeklinde konuştu. Bunu asla yememeliyim yaklaşımı, zamanla kontrolsüz yeme davranışlarını tetikleyebiliyor. Yasaklar yerine denge ve farkındalığın ön planda olması gerektiğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, tek bir öğünün ya da bir günün tüm süreci sabote ettiği inancı, diyet-bozma döngüsünü güçlendiriyor. Oysa beslenme uzun vadeli bir süreç; bir öğün tüm resmi belirlemez. Kişiye özel olmayan, sıkça tercih edilen detoks programlarının, sağlığı olumsuz yönde etkileyerek böbrek, karaciğer, bağırsak hastalıklarına yol açabileceğini kaydederek, "Uzun süre aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmanın yanı sıra kan şekeri dalgalanmalarına ve aşırı yeme ataklarına yol açar. Yeni nesil beslenme yaklaşımında aç kalmak değil; vücudu doğru zamanda doğru şekilde beslemek olarak tanımlanıyor" ifadelerini kullandı. Fonksiyonel Tıp bakış açısıyla akışkan beslenme Fonksiyonel tıpta beslenme; tek tip diyet listeleriyle değil, bireyin bağırsak sağlığı, hormon dengesi, kan şekeri yanıtı, stres düzeyi ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak ele alınır. Bu yaklaşımda temel soru ne yemeliyim yerine vücudum bu besinlere nasıl yanıt veriyor olması gerektiğini vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Glutensiz, ketojenik ya da şekersiz beslenme gibi popüler yaklaşımlar bazı bireylerde fayda sağlarken, herkes için uygun olmayabilir. Akışkan ve kişiye özel beslenme modeli; bağırsak mikrobiyotasını desteklemeyi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmayı, hormonal dengeyi korumayı ve uzun vadeli metabolik sağlığı hedefler. Beslenme yalnızca tabaktaki yiyeceklerle sınırlı değil; uyku, stres yönetimi ve günlük yaşam şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı beslenme; katı kurallarla kontrol etmekten ziyade vücutla iş birliği içinde olmayı gerektirir. Her öğünün kusursuz olması değil, genel dengenin korunabilmesi önem taşır. Beslenmede akışkanlık yaklaşımı, bireyin sosyal hayatıyla uyumlu, psikolojik baskı oluşturmayan ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu.
Malatya Darende’de çocuk sinema günleri devam ediyor Darende Belediyesi tarafından yarıyıl tatili dolayısıyla çocuklara yönelik olarak düzenlenen Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında hayata geçirilen "Çocuk Sinema Günleri" etkinliği yoğun ilgiyle devam ediyor. Etkinliğin ikinci gününde Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, çocukları yalnız bırakmadı. Sinema gösterimine katılan Başkan Bozkurt, çocuklarla yakından ilgilenerek onların mutluluğuna ortak oldu. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Alican Bozkurt, belediyecilik anlayışlarının merkezinde çocukların yer aldığını belirterek, "Bir ilçenin Şehrül-Emini olmak makamdan önce vicdan taşımaktır. Her sokağında bir emek, her hanesinde bir umut, her gönülde bir sorumluluk olduğunu bilmektir. Bu şehre hizmet etmeyi görev değil, şeref sayıyoruz" dedi. Belediye başkanlığını şehri yönetmekten öte bir emanet olarak gördüklerini ifade eden Bozkurt, "Bizim anlayışımızda belediye başkanlığı şehrin emanetine sahip çıkmaktır. Bu emanetin en kıymetli sahipleri ise çocuklarımızdır. Onların gülüşü bu şehrin bereketi, hayalleri yarınlarımızın teminatıdır" ifadelerini kullandı Çocuklara yönelik etkinliklerin artarak devam edeceğini vurgulayan Bozkurt, "Bir çocuğun kalbine dokunabiliyorsak, geleceğe doğru en sağlam adımı atmışız demektir. Bütün gayretimiz; çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, umutla hayal kurduğu bir Darende içindir" diye konuştu
Adıyaman Başkan Hallaç’tan Kahta02 Spor için güçlü destek çağrısı Adıyaman Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Kahta02 Spor’un geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Kahta02 Spor’un yalnızca bir futbol kulübü olmadığını, aynı zamanda Kahta’nın ortak değeri, gençlerin umudu ve şehrin sahalardaki temsilcisi olduğunu vurgulayarak, iş insanları başta olmak üzere tüm Kahtalıları takıma destek olmaya davet etti. Yaptığı açıklamada, sürdürülebilir sportif başarının yalnızca kamu imkânlarıyla sağlanamayacağına dikkat çeken Başkan Hallaç, şehirdeki tüm paydaşların bu sürecin bir parçası olması gerektiğini ifade etti. "Kahta02 Spor, bu şehrin ortak heyecanıdır" diyen Başkan Hallaç, sporun gençler için sadece bir rekabet alanı değil, aynı zamanda disiplin, aidiyet ve gelecek inşa eden güçlü bir sosyal zemin olduğunu belirtti. Özellikle Kahta’daki iş insanlarına çağrıda bulunan Başkan Hallaç, "Kalıcı başarı, belediyelerin tek başına omuzlayabileceği bir yük değildir. İş dünyamızın, esnafımızın ve spora gönül veren herkesin bu sürece katkı sunması gerekir. Kahta02 Spor’a verilen her destek, Kahta’nın gençliğine, spor altyapısına ve kurumsal geleceğine yapılan bir yatırımdır" dedi. Kahta02 Spor’un başarısının yalnızca sportif bir kazanım olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Başkan Hallaç, bu sürecin Kahta’da birlik ve beraberlik duygusunu da güçlendirdiğini söyledi. Açıklamasının sonunda dikkat çekici bir vurgu yapan Başkan Hallaç, şehir kimliği ile spor arasındaki bağa işaret ederek, "Şehirler yalnızca yollarıyla değil, takımlarıyla, yalnızca binalarıyla değil, ortak heyecanlarıyla hatırlanır. Kahta02 Spor Kahta’nındır ve bu gurur hepimizindir" şeklinde konuştu.