ASAYİŞ - 05 Şubat 2026 Perşembe 09:27

Tunceli’de uyuşturucu operasyonu: 1 kişi tutuklandı

A
A
A
Tunceli’de uyuşturucu operasyonu: 1 kişi tutuklandı

Tunceli’de narkotik ekiplerinin düzenlediği operasyonda uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli tutuklandı.


Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından uyuşturucu madde ticaretine yönelik çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede düzenlenen operasyonda, uyuşturucu madde ticareti yaptığı değerlendirilen şüpheli Y.İ.D. yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheli şahsın üzerinde ve bağlantılı adreslerde yapılan aramalarda 183 adet sentetik ecza, 0,90 gram sentetik kannabinoit, 1,10 gram esrar maddesi ile 1 adet tabanca ele geçirildi. Olayla bağlantılı olduğu tespit edilen iki şahıs hakkında ’Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurmak" suçundan adli işlem yapılırken, Y.İ.D. çıkarıldığı adli makamlarca "Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti" suçundan tutuklanarak cezaevine teslim edildi.



Tunceli’de uyuşturucu operasyonu: 1 kişi tutuklandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi bir yılda 259 sosyal sorumluluk projesine destek verdi Kastamonu Üniversitesi genelinde 2025 yılında 481 sosyal sorumluluk projesi başvurusunda 259 projeye destekleyerek uygulamaya aldı. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yer alan Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisi (Sosyal Ofis), 2025 yılı boyunca yürütülen çalışmaların yer aldığı 2025 Yılı Faaliyet Raporunu yayımladı. Raporda, Kastamonu Üniversitesi genelinde sosyal sorumluluk projelerine yönelik artan ilgi, uygulama kapasitesi ve sahaya yansıyan sonuçlar ayrıntılı verilerle ortaya konuldu. Rapora göre, 2025 yılı içerisinde Kastamonu Üniversitesi genelinden 481 sosyal sorumluluk projesi başvurusu yapıldı. Değerlendirme süreci sonunda 259 proje uygulamaya alındı. Kabul edilen projelerin 130’u öğrenci, 129’u akademisyen yürütücülüğünde gerçekleştirildi. 2025 yılı, Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisi tarafından özel proje konu çağrılarına çıkılan ve belirli toplumsal alanlara odaklanan tematik çalışmaların öne çıktığı bir dönem oldu. Bu kapsamda yıl içerisinde üç ayrı özel proje çağrısı ilan edildi. Nisan ayında "Aile" temalı projeler desteklenirken, Mayıs ayında "Yapay Zekâ" konulu projeler ve Ekim ayında "Bağımlılıkla Mücadele" teması altında geliştirilen projeler önceliklendirildi. 2025 yılı boyunca yürütülen sosyal sorumluluk projeleri; çocuklar ve gençler, üniversite öğrencileri, özel bireyler, yaşlılar, kadınlar, afetzede ve kazazedeler ile hayvanlara yönelik olarak planlandı. Çalışmalar; eğitim, sağlık, spor, çevre, sosyal farkındalık ve dezavantajlı gruplara yönelik destek başlıklarında sahaya yansıdı. Projeler, fakültelerden meslek yüksekokullarına kadar geniş bir akademik yapı içerisinde yürütülürken; 75 projeyle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 44 proje ile Sağlık Bilimleri Fakültesi ve 32 proje ile Spor Bilimleri Fakültesi kabul edilen proje sayılarıyla öne çıkan birimler arasında yer aldı. Yürütülen projelerin tamamı Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile ilişkilendirilerek, özellikle Nitelikli Eğitim, Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam ve Eşitsizliklerin Azaltılması hedeflerine doğrudan katkı sundu. Raporda, projelerin uygulanması sürecinde yaklaşık 780 bin TL bütçe kullanıldığı; proje başına ortalama 3 bin TL destek modeliyle yaygın katılımın teşvik edildiği belirtildi. Çalışmalar kapsamında, Kastamonu Valiliği, merkez ve ilçe belediyeleri, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, İl Sağlık Müdürlüğü, AFAD, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, sağlık kuruluşları, huzurevleri ve bakım merkezleri olmak üzere 27’si kamu kurumu olmak üzere; Kızılay, Yeşilay, LÖSEV, kadın ve özel bireylere yönelik dernekler ile özel sektör temsilcilerinin de yer aldığı toplam 54 paydaşla iş birliği gerçekleştirildi. Raporun karşılaştırmalı verileri, 2024 yılına kıyasla proje başvuru sayısında yaklaşık yüzde 94, kabul edilen proje sayısında ise yüzde 86’nın üzerinde artış yaşandığını ortaya koydu. Bu süreçte öğrenci projeleri yüzde 86,1, akademisyen projeleri ise yüzde 89,7 oranında bir artış gösterdi. Bu artış, Kastamonu Üniversitesi genelinde sosyal sorumluluk projelerine yönelik ilginin istikrarlı biçimde yükseldiğini gösterdi. Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, sosyal sorumluluk çalışmalarının Üniversitemizin topluma yönelik yaklaşımında önemli bir yer tuttuğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle değil, topluma doğrudan dokunan çalışmalarıyla da sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisimiz tarafından hazırlanan 2025 Yılı Faaliyet Raporu, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizin toplumsal konulara yönelik duyarlılığını ve birlikte üretme anlayışını yansıtmaktadır. Bu alandaki çalışmaların önümüzdeki dönemde de sürdürülmesini önemsiyoruz. Proje sahiplerine, tüm paydaşlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum"
Diyarbakır Depremin ilk yarım saatinde annesini kaybetti, 60 saat sonra kendisi kurtarıldı Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanında 60’ıncı saatte enkazdan kurtarılan Fatma Seher Gökdemir, o anları anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" isimli kitap yazdı. Annesini depremden sonraki yarım saatte kaybeden Gökdemir, kitabın basımı için destek bekliyor. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir ilk saatlerde sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saatte enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından yaralanan Gökdemir, 3 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin tümünü depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. Kitabın gelirini ihtiyaç sahiplerine bağışlayacak Annesinin mezarı başında dua edip gözyaşlarına hakim olamayan Gökdemir, depremde annesiyle birlikte enkazın altında kaldıklarını anlattı. Gökdemir, "Annemi ilk yarım saat içinde kaybettim. Beni ise ekiplerin iki buçuk gün süren çalışması sonucu kurtarabildiler. Bu 3 yıllık süreçte sağ ayağımdan ağır şekilde yaralandım. Sinir ve damarlarımda ciddi ödem oluşmuştu. Ameliyat oldum, 6 ay boyunca fizik tedavi gördüm. Şu an çok şükür ayaktayım. Yaşadıklarımı bir kitapta anlattım. Kitabımın adı ’Hayatımın Şanssız Hesabı’, tek hedefim bu kitabı bastırmak. Kitap yayımlandıktan sonra elde edilecek tüm geliri yetim ve öksüz çocuklara, ihtiyaç sahiplerine bağışlamak istiyorum. Bugün annemin mezarındayım. Annemi ne kadar özlediğimi bir Rabbim bilir, bir de ben. Babamı daha önce kalp krizinden kaybetmiştim. Anneme çok güzel bir hayat sunmayı hayal ediyordum. Bunun için birçok mücadelem vardı. Ama inanıyorum ki annem şimdi çok güzel bir yerde. Beni görüyor ve hissediyorum ki yanımdadır" dedi. Deprem anında annesi Zeytine Gökdemir ile birlikte aynı odada uyuduklarını çığlık sesleri ile uyandıklarını söyleyen Gökdemir o dehşet anlarını şöyle anlattı: ’’Bina merdivenlerinin olduğu yerde birçok kişi hayatını kaybetti. Biz yerimizden ayrılmadık. Sarsıntıdan sonra alt kat çöktü. Ardından evimizin tavanı üzerimize düştü. Bitişik komşunun duvarı da üzerimize yıkıldı. Sonrasında bir şey bizi bir yere fırlattı ama nereye fırlattığını hatırlamıyorum. AFAD ekiplerinden bir kardeşim ilk o bana ulaştı. Adımı sordu. Adım Seher dedim. ’Seni kurtaracağız, merak etme’ dedi. O an kelime-i şehadet getirdim. Sağ kolumu kırılmış gibi hissediyordum çünkü kolum annemin gövdesinin altındaydı. Kolumu çıkarıp parmağımı havaya kaldırarak şehadet getirdim. Tam o sırada bir arama köpeği havladı. Onun havlamasıyla yüzüstü düşmüştüm. Başımı kaldırıp ’Sesimi duyun, bizi kurtarın’ diye bağırdım. Köpek birkaç kez daha havladı. Ekipler ’Işığı gören var mı?’ diye seslendi. Ben de ’Evet, buradayız’ dedim. Ardından yavaş yavaş beni enkazdan çıkardılar." Kitabının tamamen kendi hayat hikayesinden oluştuğunu deprem anını, yaşadığı psikolojiyi, ameliyat sürecini ve fizik tedavi günlerini yazdığını dile getiren Gökdemir, ’’Diyarbakırlı iş insanlarına ve hayırseverlere sesleniyorum. Kitabımı çıkarıp yetim ve öksüz çocuklara umut ışığı olmak istiyorum. Bu kitabın basımı için yaklaşık 100-150 bin lira arasında bir maliyet gerekiyor. Benim için çok yüksek bir meblağ. Belki sizler için değildir. Bu kitabı çıkarabilmem için destek olmanızı istiyorum. Amacım hem yaşananları unutturmamak hem de yetim ve öksüz çocuklara bir umut ışığı olmak’’ diye konuştu.
Hatay Depremde 2 kızı can veren acılı anne, evlatlarını kurtarabilmek için son ana kadar mücadele veren Mehmetçiğin emeklerini unutmuyor Hatay’da depremde iki kız evladını kaybeden ve kendisi enkazdan 8 saat sonra kurtarılan 55 yaşındaki acılı anne Selma Sönmez, deprem enkazından kızlarını kurtarmak için son ana kadar mücadele eden Mehmetçiklerin emeklerini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutmuyor. Acılı anne Sönmez, "Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar" dedi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’nde yaşayan 55 yaşındaki Selma Sönmez ve ailesi, asrın felaketine evlerinde uyurken yakalandılar. Enkazdan 8 saat sonra kurtarılan Sönmez’in 21 yaşındaki kızı Feyza ve 27 yaşında kızı Hatice Nur enkaz altında kalarak can verdiler. Acılı anne Sönmez, iki evladını ve aynı bina enkazında bulunan 8 kişiyi kurtarmak için canla, başla mücadele eden Mehmetçiğin mücadelesini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutamıyor. Evlatlarının cansız bedenlerini bulana kadar Mehmetçiğin enkaz başından ayrılmadığını ifade eden anne Sönmez, devlet yok diyenler için devletin var olduğunu iliklerine kadar hissettiğini söyledi. "Enkazdan oğlum beni çıkardıktan sonra ikimize daha sonrasında askerler yetişti ve binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi" Depremde iki evladı can veren acılı anne Selma Sönmez, yıkım anında ve kurtarılma anında yaşadıklarını anlatarak "Depremi Narlıca Mahallesi’nde 4 katlı aile apartmanında yaşandık. İki bekar kızım kendi odalarında yatıyorlardı ve biz de kendi odamızdaydık. O sırada depremi hissettik ama yataktan kalkamadık, üçüncü kat eşimle beraber üstümüzdeydi. Betonların altında sadece nefes almaya çalışıyorduk. Eşimle beraber hayatın son bulduğunu o anda hissettik. Şehadet ve tekbir getiriyorduk. Daha sonra oğlum bize yetişti. Rabb’im o gün o kadar çok hikmetini gösterdi ki, enkazın içerisinden telefonumuzu bulabildik. Eşim oğluma, ‘Oğlum biz enkazdayız, bize yetiş’ dedi. Oğlum duvarları küçük yerde bulduğu taş parçasıyla kırmaya çalışıyordu. Dediğim gibi Rabb’imin hikmetiyle bir baktım ki kendi dışarıda gördüm, yarım saat daha kalsam ayaklarım ampute olabilirdi. Enkazdan oğlum bizi çıkardıktan sonra binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi. Enkazda kalan çocuklarım, yeğenlerim ve kayınbiraderim hepsi enkazdalardı. Canlarımız önce rabbimizin sonra da işte askerlerimizin sayesinde enkazdan kurtarıldılar. Hiç bizden ayrılmadılar, bizi öğleye doğru çıkardılar. En son beşinci günü kızlarımı çıkarttılar" dedi. "Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar o gün hissettim" Depremde enkaz altında kalan 21 yaşındaki ve 27 yaşındaki evlatlarını başta olmak üzere binanın enkazında olan 9 kişiyi kurtarmak için canla başla veren Mehmetçiğin mücadelesini anlatan Sönmez, "Feyza sağlık personeliydi eğitim araştırma hastanesinde, 21 yaşındaydı en küçük kızımdı. Diğer kızım da 27 yaşındaydı ve okul öncesi öğretmeniydi. Onlar beşinci günü cenazelerini aldık. Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar ben o gün hissettim. Oğlumla beraber onun arkadaşları olan askerler zaten oradaydı. Biz çıktığımızda askerler hep gelmişlerdi. Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar. Allah devletimizi her zaman için var etsin. Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin. Her gün akşam hava kararınca çalışmalar sona eriyordu, ben sabah olsun istiyordum çalışmalar yeniden başlasın diye. Çalışmalar yapılsın da çocuklarım kurtarılsın istiyordum. Geliyordum askerlere sarılıyordum. ‘Canlarım, çocuklarımı kurtaracaksınız değil mi’ dediğimde ‘Tabii ki teyzeciğim sen merak etme, biz kurtaracağız çocuklarını sen hiç merak etme’ diyorlardı. Mehmetçiğimizin mücadelesinde evlatlarım gibi kendilerine sarılıyordum. Çocuklarım beşinci günde cansız bedenleriyle enkazdan kurtarıldılar, onlar benden çok üzüldüler ve daha çok ağladılar. Çünkü benim orada çırpınışlarımı görüyorlardı, bir annenin feryadını görüyorlardı " ifadelerini kullandı.
Balıkesir Edremit’te gündem afet hazırlığı, doğalgaz ve arıtma projeleri Balıkesir’in Edremit Belediyesi Şubat ayı muhtarlar toplantısı, belediye meclis salonunda geniş bir katılımla gerçekleştirildi. İlçedeki afet önlemleri ve altyapı çalışmalarının masaya yatırıldığı toplantıda, Zeytinli ve Güre arıtma tesislerine yönelik bilgilendirme yapıldı. Edremit Belediye Başkan Yardımcıları Cavit Cebeci, Coşkun Taşkın ve Metin Tunçer’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; BASKİ Genel Müdürü Erdoğan Öztürk ve Genel Müdür Yardımcısı Nuri Çaynak da katılarak muhtarları bilgilendirdi. Toplantının ilk bölümünde Afet İşleri Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir sunum yapıldı. İlçede muhtemel doğal afetlere karşı alınan önlemler, kurulan kurtarma ekiplerinin eğitim süreçleri ve yürütülen saha çalışmaları muhtarlara detaylıca aktarıldı. Daha sonra Fen İşleri Müdürlüğü tarafından ilçede devam eden doğalgaz çalışmalarının süreci, cadde ve sokakların yeniden düzenlenmesi ve tamiratlarıyla ilgili de detaylı bilgi verildi. Ardından BASKİ Genel Müdürlüğü tarafından muhtarların arıtma ile ilgili soruları yanıtlandı. BASKİ Genel Müdürü Erdoğan Öztürk, "Biz göreve başladığımızda, Zeytinli ve Güre arıtmalarıyla ilgili bir proje ne de genel bir çalışma vardı. Bırakın bu iki bölgeyi, il geneline baktığımızda atık su ve içme suyu arıtmalarının ihmal edildiğini ve gerekli adımların atılmadığını gördük. Hemen ciddi bir planlama sürecine girerek özellikle Zeytinli ve Güre projelerini hazırladık. Yarın bir gün bu projeleri hayata geçirmek için kredi talep ettiğimizde, yetkililere sunabileceğimiz kapsamlı bir fizibilite raporu oluşturduk. Fizibilite raporunu tamamladık; uygulama projelerimiz de iki ay içinde bitmiş olacak, onları da yetiştiriyoruz. Fizibilite raporu ile yatırım programına alınması için Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulunduk ancak ilk aşamada kabul edilmedi. Şu an ek programa dahil edilmesi için uğraşıyoruz. İller Bankası bu konuda bize oldukça ümit verici açıklamalarda bulundu ve gerekli başvuru süreçlerini iletti. İller Bankasından kısa süre içinde kredi onayının çıkacağı konusunda umutluyum. Ayrıca, ayın beşinde ve altısında Bakanlıktan bir heyet buraya gelecek. Tesisin bölge üzerindeki etkilerini halka anlatmak amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantıları yapacaklar. Bu iki günlük süreçte gerekli bilgilendirmeler yapılmış olacak." diye konuştu.