ÇEVRE - 08 Şubat 2024 Perşembe 11:55

Uşak’ta 10-16 milyon yaşında ağaç fosili bulundu

A
A
A
Uşak’ta 10-16 milyon yaşında ağaç fosili bulundu

Uşak’ın Banaz ilçesindeki orman sahasında bulunan 10 ila 16 milyon yaşında olduğu tahmin edilen ağaç fosili incelemesinde bulunan Uşak Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selahattin Polat, ağaç fosilleriyle alakalı bilgiler verdi.


Denizli Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Banaz Orman İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanındaki ormanlık sahada çam (pinuxylon) cinsine ait fosil bulundu. Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Ayrancı (Comburt) köyünün batısında yer alan Sümlüce mevkiinde orman yolu yapımı esnasında iş makineleri tarafından bulunan fosil, koruma altına alındı. Uşak Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selahattin Polat tarafından yapılan incelemeler ve Cerrahpaşa Üniversitesi Orman Fakültesinde yapılan analizlerde, ağaç fosilinin Orta Miosen dönemine ait yani günümüzden 10-16 milyon yıl önceki jeolojik zamanına ait olduğu tespit edildi. Önemli bir kalıntı olarak kayıtlara geçen fosilin, çamgillere ait olduğu ve oluşumunda Elmadağ volkanizmasının etkisi olduğu ortaya çıkarıldı.


Ağaç fosilleri ile alakalı Uşak Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selahattin Polat, bulunan ağaç fosilleriyle alakalı bilgiler verdi. Doç. Dr. Selahattin Polat fosillerin nasıl bulunduğu hakkında bilgiler vererek, “2023 yılında İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencilerimizden, Ayrancı köyü nüfusuna kayıtlı Onur Erdem tarafından bulundu. İş makineleri tarafından yol yapımı sırasında fosiller çıkartılarak yolun kenarında bulunuyor. Sonradan Onur Erdem olan öğrencimiz fosil olarak değerlendirerek bana haber verdi. İlgili yerlerden gerekli izinleri alarak fosilleri kontrol ederek numune aldık” şeklinde konuştu.


Ağaç fosilleşmesinin nasıl olduğunu ve yılı hakkında bilgi veren Polat, “Burada fosillerin oluşmasının en önemli sebebi Uşak’ın kuzeyinde Elmadağ Volkanı diye nitelendirdiğimiz bir volkanik kütlemiz var. Bu volkanik kütle 17 milyon yıl önce faaliyetine başlayarak bu volkandan çıkan volkan külü, volkan kumu ve çeşitli malzemeler bu ağaçların üzerine gelerek üzerini kapatıyor, kapattıktan sonrada fosilleşme olayı meydana geliyor” dedi.



"Bu fosiller bizlere 10 ile 16 milyon yıl önce iklimin nasıl olduğunu gösteriyor"


Doç. Dr. Selahattin Polat, fosillerin bulunmasının o döneme ait coğrafi önemine vurgu yaparak, şöyle konuştu:


"Bu fosiller bizlere 10 ile 16 milyon yıl önce iklimin nasıl olduğunu gösteriyor; hangi ağaç türlerin burada yaşadığını bilebiliyoruz yani eski coğrafi özelliklerini bu fosiller sayesinde tespit edebiliyoruz. Bu fosillerin korunması gerekiyor, özellikle eğitim açısından çok önemli olan hususlardan birisi bu. Coğrafi, jeolojik, fen bilgisi, botanik ve biyolojik eğitim olarak önemli bir yere sahip. Bu önemli konulardan dolayı koruma altına alınarak belli bir yerde bunların muhafaza edilmesi gerekiyor” diye konuştu.



Uşak’ta 10-16 milyon yaşında ağaç fosili bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.