KÜLTÜR SANAT - 23 Ekim 2021 Cumartesi 15:05

Van’da Miyazaki Koru Parkı açıldı

A
A
A
Van’da Miyazaki Koru Parkı açıldı

Van’da 9 Kasım’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden Japon yardım gönüllüsü Dr.

Van’da 9 Kasım’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden Japon yardım gönüllüsü Dr. Atsushi Miyazaki’nin anısına yapılan park törenle hizmete açıldı.


Depremzedelerin yaralarını sarmak için geldiği Van’da, 9 Kasım 2011’de yaşanan ikinci depremde kaldığı otelin yıkılması sonucu hayatını kaybeden Japon yardım gönüllüsü Dr. Atsushi Miyazaki’nin adı birçok yerde yaşatılıyor. Edremit Belediyesi tarafından yapılan Miyazaki Koru Parkı, Japon Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro’nun da katılımıyla hizmete açıldı. İlk olarak anıta çelenk bırakan Büyükelçi Kazuhiro, daha sonra Edremit Belediye Başkanı İsmail Say’dan park hakkında bilgi aldı.


Açılışta konuşan Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, 10 yıl önce Van’da meydana gelen 2 depremde 644 kişinin hayatını kaybettiğini ve binlerce kişinin de yaralandığını anımsattı. Depremin 10’uncu yıl dönümü nedeniyle iki gündür AFAD Başkanlığı öncülüğünde farkındalık oluşturmak, afet risklerini analiz etmek üzere çeşitli çalışmaların yapıldığını ifade eden Bilmez, “Bugünde hem depremin onuncu yılını anmak, aynı zamanda 10 yıl önce Japonya’da meydana gelen depremi anmak ve yeni depremlere hazırlıklı olmak, depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle, minnetle anmak için bu etkinlik Edremit Belediyemiz tarafından düzenlendi. Geçen sene Miyazaki Anıtı burada yapılmıştı. Çevre düzenlenmesi de bu sene tamamlandı. Geçen sene de Japon Büyükelçisi bizi yalnız bırakmadı, bu sene de bizi yalnız bırakmadılar” dedi.


Van’ın 10 yıl önce ciddi bir deprem yaşadığına değinen Vali Bilmez, “Bu depremin yaralarını sarmak için Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tüm kamu kurum ve kuruluşları, STK örgütleri ve tüm Türk milleti tek yürek oldu. Belki de tarihte yaraları en hızlı sarılan deprem oldu. Çok kısa bir sürede Van eskisinden daha iyi hale getirildi. Kısa bir sürede 25 bin konut yapıldı. Yüzlerce iş yerleri, okullar, camiler yapıldı. Onun için depremde bizi yalnız bırakmayan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bakanlıklarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, STK’larımıza ve Japonya’dan AAR Japan’ı temsilen buraya gelen ve ikinci depremde hayatını kaybeden Miyazaki olmak üzere herkesi minnetle ve şükranla anıyoruz” ifadelerini kullandı.



"Miyazaki ismi, Van depremzedeleri başta olmak üzere Türkiye’de yaşayan herkesin kalbinde daima olacaktır"


AFAD Genel Başkanı Yunus Sezer ise 23 Ekim ve 9 Kasım 2011’de meydana gelen depremlerde AFAD olarak yapılan çalışmalara değindi. Böyle acıların yaşanmaması adına AFAD olarak gerekli hazırlıkları yaptıklarını anlatan Sezer, vatandaşların da üzerine düşen görevleri yerine getirmesini istedi. Sezer, “Japon kardeşimiz Miyazaki’nin binlerce kilometre öteden, anavatanı Japonya’dan kalkıp ülkemize gelerek Van’da, depremin yaralarını sarma çabalarına katılmış olması çok değerlidir. Deprem için Türkiye’ye gelen Dr. Miyazaki, burada hastaların tedavisi için gönüllü olarak çalışmaya başladı. Görevde bulunduğu süre Kurban Bayramı’na denk gelmesi nedeniyle Müslüman olmamasına rağmen bir Müslüman gibi kurban kesip, et dağıtan Miyazaki kardeşimiz, bölge halkının ve Türk toplumunun büyük sevgisini kazandı. Kardeşimiz Miyazaki, maalesef Van depreminin ardından meydana gelen artçı sallantılarda göçük altında kalarak yaşamını yitirdi. Türkiye ile Japonya’nın bu dostluğu içten şekilde karşılıklıdır. Van depreminden birkaç ay önce de Japonya’nın en ölümlü depremlerinden biri olan büyük doğu Japonya depremi yaşanmıştı. Bu depremde de Türkiye, Japonya’nın yardımına koşmuştu. 33 kişilik AFAD ekibimiz, Japonya’ya ilk giden ve nükleer santralden yayılan radyasyon tehlikesine rağmen bölgede en uzun süre çalışan ekip olmuştu. Ne mutlu ki iki ülke olarak biz böyle bir insani yaklaşıma ve gönül bağına sahibiz. Birbirimiz için canlarımız pahasına yardıma koşuyoruz. Türkiye ile Japonya arasındaki tarihi dostluk ve iş birliği çerçevesinde Van’da yürüttükleri üstün çalışmalarla Türk halkının gönlünü bir kez daha fetheden bu fedakâr ismi, her zaman şükran ve hürmetle hatırlayacağız. Miyazaki ismi, Van depremzedeleri başta olmak üzere Türkiye’de yaşayan herkesin kalbinde daima olacaktır” diye konuştu.



"Edremit ve Van halkına teşekkür ediyorum"


Japonya Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro da, Miyazaki’nin 2011 yılında Tohoku bölgesini vuran büyük doğu Japonya depreminde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkeden alınan desteklerden etkilendiğini vurgulayarak, “Bu vasıtayla sivil toplum kuruluşu olan AAR Japan Mültecilere Yardım Derneği’ne katılmıştır. Van’daki depremin ardından hızla afet bölgesini ziyaret etmiş ve yoğun yardım faaliyetleri ile çok sayıda vatandaşa ulaşmıştır. Bugünden tam 10 yıl önce depremlerde hayatını kaybeden Van vatandaşlarına ve Japonya’dan gelerek maalesef hayatını kaybeden Atsushi Miyazaki’ye rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca bu parkın yapılmasına emeği geçen Edremit ve Van halkına teşekkür ediyorum” dedi.


AK Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas da, hükümetin Van depremlerinde dünyada emsali görülmemiş bir çalışma ortaya konduğunu belirterek, “Şu an dünyada bir afet olduğu zaman Türkiye’nin AFAD kurumundan yardım talebinde bulunuyorlar. Yine bir Japon gönül elçisi olan Miyazaki’nin ilimize gelip, depremin enkazı altında vefat edilişi de Japonya ile Türkiye arasındaki dostluğun bir numunesidir” dedi.



"Miyazaki Van depremi için ilk ekibe gönüllü oldu"


AAR Japan Yardımlaşma Derneği Başkanı Yoshiteru Horie ise Dr. Atsushi Miyazaki’nin Van depreminden sonra bölgeye gönderilecek ilk ekibe dahil olmak için gönüllü olduğunu dile getirerek, “Sakin bir mizaca sahip olan Miyazaki, AAR Japan çalışanı olarak katılacağı ilk yurtdışı yardım çalışması sebebiyle heyecanlı ve yardım çalışmalarına katılmaya çok istekliydi. Miyazaki, otel odasında bir sonraki yardım çalışmasına hazırlanırken, depremin artçı şoklarından birinde otel binası ne yazık ki tamamen yıkıldı. Biz, Japonya’da bu elim haberi aldığımızda, ne olduğuna inanamadık ve tüm kalbimizle en azından yaşıyor olması için dua ettik. Yorulmak nedir bilmeyen Türk kurtarma ekibinin tüm çabalarına rağmen Miyazaki ne yazık ki hayatta kalmayı başaramadı. Miyazaki’nin trajik vefatından sonra ailesine ve AAR Japan çalışanlarına hitaben Türk halkından alınan yüzlerce taziye ve içten mesajları burada okuyacak olsak saatler yetmeyecektir. Miyazaki’nin ailesi ve tüm AAR Japan personeli adına ve mirası iki ülke arasındaki dostluk ve işbirliğinin değerli bir parçası haline gelen bir Japon meslektaşımız tarafından alçak gönüllü bir çabanın hatırlanması adına, Türk halkına ve hükümetine en büyük şükran ve saygılarımızı ifade etmek istiyorum” diye konuştu


Edremit Belediye Başkanı İsmail Say da, Japonya ile Türkiye’nin tüm dünyaya insanlık dersini Van’dan vereceklerini belirterek, “Bugün, Edremit’ten tüm Türkiye’ye, Türkiye’den de tüm dünyaya bir kardeşlik, dostluk, vefa örneğinin seslenişini hep birlikte yapıyoruz. Japonya ile Türkiye tüm dünyaya insanlık dersini bugün Van’dan seslenerek verecektir. Bu anlamda bu parkımızın ilimize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyor, bu anlamlı günün tüm dünyaya hayırlar getirmesini niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından Japon Büyükelçi ve protokol üyeleri parkı gezdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege Üniversitesinden "Yapay Zekâ Destekli Eğitim ve Araştırma" atılımı Yapay zekâ ve kriptoloji alanında dünyanın sayılı akademisyenlerinden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’yı ziyaret etti. Ziyarette, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen eğitim ve araştırma faaliyetlerine yapay zekanın ne şekillerde dahil edilebileceğine dair fikir alışverişinde bulunuldu. Yapay zekânın eğitimde kullanımın artık kaçınılmaz bir dünya gerçeği olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Üniversite eğitimine ve araştırmalarına yapay zekânın entegrasyonu yalnızca teknolojik bir yükseltme değildir; bilgi aktarımında, öğrenmede ve uygulamada köklü bir değişimi temsil eder. Yapay zekâyı benimseyerek, üniversiteler eğitim deneyimini geliştirebilir, araştırmalarda yeniliği teşvik edebilir ve öğrencileri giderek daha karmaşık ve yapay zekâ odaklı bir dünyada başarılı olmaları için daha iyi bir şekilde hazırlayabilirler. Eğitime ve araştırmalara yapay zekânın entegrasyonu; Kişiselleştirilmiş Öğrenme Deneyimleri, Geliştirilmiş Öğretim Verimliliği, Gelişmiş Araştırma Yetenekleri, Öğrencileri Gelecek İş Gücüne Hazırlama, Eşitlik ve Erişilebilirliğin İlerlemesi, Akademik Programlarda Yenilik ve Toplumsal Sorunların Çözülmesine Katkı gibi alanlarda önemli katkılar sağlama potansiyeline sahiptir" dedi. "Kaynaklarımızı yapay zekâ odaklı eğitime yönlendireceğiz" Ege Üniversitesinin yapay zekâ odaklı eğitime yönelik planlarını anlatan Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi kurumsal bir planla bu yönde kararlı bir şekilde ilerleyecektir. Bir yandan müfredatta değişiklikler yaparken, diğer yandan yapay zekâ destekli eğitim ve araştırmaya odaklanmış doktora öğrencileri ve öğretim üyelerini üniversitemize getirmeyi planlıyoruz. Tüm bölümlerin müfredatına ‘Yapay Zekâ Okuryazarlığı’ dersi ilave edeceğiz. Çalışma alanında yapay zekâ destekli araştırmalar yapan yeni öğretim elemanlarını Üniversitemize çekmek için, vakıf kaynaklarından araştırma desteği sağlayacağız. ABD, AB, Çin, Japonya ve Singapur’dan yapay zekâ destekli araştırmalar yapan öğretim üyelerini Üniversitemize en az bir dönem misafir olarak getirmek için kaynaklarımızdan faydalanacağız. Tersine Beyin Göçü Programı ile Türkiye’ye gelen öğretim üyelerinin Üniversitemize gelmeleri için imkânlar yaratıp, laboratuvar imkânı ve vakıf desteği türünden teşvikler vereceğiz. Araştırmacılarımızı yerel öneme sahip; Su, Güneş Enerjisi, Ekoloji gibi alanlarda araştırmalar yapmaya teşvik edeceğiz ve onlara gereken kaynakları yerel endüstriden sağlamak için bir çalışma ekibi kuracağız. Teknoparkımızın imkânlarını artırıp, firmalarımıza gereken imkânları ve teşvikleri sağlayıp Üniversitemize davet edeceğiz. Yeni öğretim üyeleri, yeni laboratuvar, araştırma teşviklerinde bölüm ve fakültelere odaklanıp, yapılan çalışmaların kalıcı olmasını sağlayacağız. Yapay Zeka konusunda öğretim üyelerine ilaveten, doktora öğrencilerini Üniversitemize çeşitli teşviklerle davet edeceğiz" dedi. Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’un ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Alcı, "Kriptoloji alanında ulusal ve uluslararası arenada pek çok ödül alan ve bu alanda pek çok komiteye öncülük eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’u Üniversitemizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Yapay zekânın eğitim ve araştırma alanlarında kullanımı konusunda değerli hocamızın deneyimlerini dinledik. Kendisine nazik ziyaretlerinden ötürü teşekkür ediyorum" diye konuştu. Rektör Prof. Dr. Alcı’nın belirttiği hususlarda bütün tecrübesini Ege Üniversitesinin hizmetine sunmaktan memnun olacağını ifade eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, bu sayede üniversitenin kısa sürede gerek lisans gerekse lisansüstü eğitim ve araştırma alanlarında atılım yapma potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çetin Kaya Koç Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğini birincilikle bitirdi. Doktorasını Kaliforniya Üniversitesinde yaptı. ABD’deki Oregon Eyalet Üniversitesinde Bilgi Güvenliği Merkezi kurdu. Buradaki çalışmaları sonucunda "Olağanüstü ve Sürdürülebilir Araştırma Liderliği" ödülüne layık görüldü. Kriptografi mühendisliğine yaptığı katkılarından dolayı 2007 yılında "IEEE Fellow" (alanında çok değerli işler yapmış bilim insanları) unvanı aldı. 50’den fazla kriptografik cihaz, yazılım ve donanımın tasarım ile geliştirilmesine katkıda bulundu. Kriptoloji ve şifreleme alanında en çok doktora öğrencisi yetiştiren dünyadaki üç akademisyeninden birisi olan Prof. Dr. Koç, Kriptografik mühendisliğe yaptığı sürekli katkılar nedeniyle IEEE (Elektrik- Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Yaşam Boyu Üyesidir.
İstanbul Trafikte üst üste kornaya basarken dikkat Yargıtay, trafikte bir kişiyi hedef alarak kasıtlı ve ısrarlı şekilde korna çalmanın sadece uyarı değil, hakaret ve huzur bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine karar verdi. Hukukçular, öfkeyle yapılan her trafik davranışının mahkeme salonuna taşınabileceğine dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan tartışmalar, günümüzde çoğu zaman sözlü sataşmaların ötesine geçerek ciddi hukuki boyutlar kazanabiliyor. Özellikle ısrarlı ve kasıtlı şekilde korna çalmak, sürücüler arasında sıkça rastlanan ancak genellikle "basit bir tepki" olarak değerlendirilen bir davranış olarak öne çıkıyor. Ancak Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sadece trafik kuralı ihlali olarak görülmeyeceğini, hakaret ve huzur bozma suçları kapsamında da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak sürekli korna çalınmasını, karşı tarafı rahatsız edici ve küçük düşürücü bir eylem olarak kabul etti. Bu noktada, söz konusu davranışın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve somut olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabileceği vurgulandı. "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, trafikteki agresif davranışların hukuki sonuçlarının hafife alınmaması gerektiğini belirtti. Avukat Burak Evci, "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir. Bir kişiyi hedef alarak, kasıtlı ve ısrarlı biçimde korna çalmak, karşı tarafı rencide edici nitelik taşıyorsa hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Trafikte yapılan her davranış masum değildir. Özellikle olayın kasıt, süreklilik ve hedef gözetme unsurlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı ile öfke amacıyla sürekli korna çalmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Yargıtay, bu tür eylemleri kişinin huzur ve sükununu bozacak nitelikte görmektedir" diye konuştu. "Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir" Bu tür davranışların yalnızca ceza davasına değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerine de konu olduğunu aktaran Evci, "Trafikte yaşanan her agresif tutumun, ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği uyarısı yapılmaktadır. Direksiyon başında yapılan her hareket hukukun denetimindedir. Korna bir silah değildir. Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir. Artan trafik gerilimi karşısında sürücülerin daha dikkatli olması gerekiyor. Öfke kontrolünün artık sadece ahlaki değil, hukuki zorunluluk haline geldi" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.