SPOR - 25 Ağustos 2025 Pazartesi 10:55

Van ve Urmiye sporcuları dostluk ve kardeşlik için ter döktüler

A
A
A
Van ve Urmiye sporcuları dostluk ve kardeşlik için ter döktüler

Van Masterler Derneği tarafından düzenlenen futbol turnuvasında, Türkiye ve İran arasındaki kardeşlik ve dostluğa vurgu yapıldı.


Van Masterler Derneği tarafından düzenlenen ‘2. Şöhretler Futbol Turnuvası’ Van Masterler ile Urmiye Masterler arasında oynanan final maçıyla sona erdi. İpekyolu Gençlik Stadyumu’nda düzenlenen turnuvanın final maçında Van Masterler ve Urmiye Masterler karşı karşıya geldi. Kıyasıya geçen mücadelenin sonunda rakibini 2-1 yenen Van Masterler şampiyon oldu. Final maçı sonrası bir açıklamada bulunan Van Masterler Derneği Başkanı Zeki Yılmaz, daha önce de Türkiye’de en güzel turnuvalardan birini 2019 yılında yaptıklarını ve eski milli futbolcuları turnuvaya çağırdıklarını söyledi. Amaçlarının Van’ın spor turizmine katkı sağlamak ve dolayısıyla Van’ı tanıtmak olduğunu vurgulayan Yılmaz, "İnşallah artık uluslararası turnuvalar yapacağız. Bu yıl Van, Urmiye ve Tatvan masterlerden oluşan üçlü bir turnuva yaptık. İnanılmaz mutlu kaldılar. Onlarda eylül ayında Urmiye ve Tebriz’de bizi ağırlayacaklar. Bundan sonrada Azerbaycan, Ermenistan, Irak, İran ve Türkiye’nin yer aldığı bir turnuva düzenlemeyi planlıyoruz. 90 kişiyi getirip üç gün boyunca Van’da ağırlamak öyle basit bir şey değildir. Ben emek veren, destek sunan herkese teşekkür ediyorum" dedi.


Van Masterler Teknik Direktörü Fahri Baştürk ise sporun sadece sahada oynanıp sahada kalan bir alan olmadığına dikkat çekerek, "Bugün bir kez daha burada gördük. Sporun, tanıtım ve birleştirici ruhunun bir kentin tanıtımında çok büyük etkisi olduğunu hep beraber izledik. Uluslararası bir turnuvaydı. Burada Vanımızın kültürünü, misafirperverliğini sergiledik ve burada dayanışma, dostluk, huzur, kardeşlik örneği gördük. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.


İran’ın Urmiye Masterler takımı kafile başkanı Şahin Azeri de turnuvanın her anlamda çok iyi geçtiğini belirterek, "Çok memnun olduk. Bizi çok güzel ağırladılar. Oyunlar çok güzel oldu. Gezdik eğlendik, güzel dostluklar oldu. İnşallah bir ay içerisinde Van’ı Urmiye’ye davet ediyoruz. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Van Masterler takımının kalecisi Oktay Aksoy da bu tür etkinliklerin, kentin turizmine büyük katkı sağladığını belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti.


Konuşmaların ardından kupa ve madalyaların dağıtıldığı turnuvada hatıra fotoğrafları çekildi.


Van Masterler ile Urmiye Masterler arasında oynana final maçını İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İl Sağlık Müdürü Muhammed Tosun, Karayolları Bölge Müdür Yardımcısı Emin Topçu, İpekyolu İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Ahmet Koyuncu, Tuşba İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Hüseyin Esen, ASKF Başkanı Ramazan Kıvanç, TFFHGD Başkanı Erkan Odabaşı, Van Futbol İl Temsilcisi Vedat Balkış, TÜMSAD Van İl Başkanı Mutalip Demir, Van Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Ahmet Bayram ve taraftarlar izledi.



Van ve Urmiye sporcuları dostluk ve kardeşlik için ter döktüler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.