GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 10:16

Vanlı cilt ustası yarım asırlık zanaatını teknolojiye karşı koruyor

A
A
A
Vanlı cilt ustası yarım asırlık zanaatını teknolojiye karşı koruyor

Vanlı cilt ustası Mehmet İzci, gelişen teknolojiye ve azalan okuma alışkanlığına rağmen 47 yıllık zanaatını yaşatmak için mücadelesini sürdürüyor.


Yerel bir gazetede 1979 yılında çırak olarak adım attığı mücellitlik (ciltçilik) mesleğinde bugün kentin "son cilt ustası" unvanını taşıyan 58 yaşındaki Mehmet İzci, küçük atölyesinde geçmişin izlerini taşıyan pres ve giyotin makineleriyle çalışmaya devam ediyor. Günümüzde seri üretim ve dijital baskıların gölgesinde kalan el işçiliği ciltleme sanatını büyük bir titizlikle sürdüren usta, her biri birer kültürel miras niteliği taşıyan kitapları ve yıpranmış sayfaları büyük bir sabırla bir araya getirerek adeta birer sanat eserine dönüştürüyor. 47 yıldır bu mesleği sürdüren İzci, eski ekipmanlarıyla zamana meydan okuyor.


İHA muhabirine konuşan Mehmet İzci, mesleğe başladığı yıllarda gazete ve kitaplara olan ilginin çok yoğun olduğunu belirtti. Dijitalleşmenin zanaatını bitme noktasına getirdiğini ifade eden İzci, "Eskiden gazetelerin verdiği kitaplar vardı; okuma, o zamanlar daha güzeldi. Şimdi insanlar okumuyor, her şey internete bağlı. Kitaplar bitmiş, mücellit işi bitmiş. Ben bu işi bırakırsam, zaten mücellit işi Van’da tamamen bitecek. Meslekte çırak da yetişmiyor. En son oğlum yanımda çırak olarak çalışıyordu. O da iş olmadığı için başka işlere yönelmek zorunda kaldı" dedi.



"Yıpranan Kur’an-ı Kerim kapağını ciltliyorum"


Geçmişteki okuma kültürüne özlem duyduğunu dile getiren İzci, "Şu an bazı kurumlar, vatandaşlar ve matbaalar bana iş getiriyor. Özellikle yıpranan Kur’an-ı Kerim kapağını ciltliyorum. Artık bu mücellit işiyle kimse uğraşmıyor, bu işi bilen yok. Gittikçe bitiyor zaten. Benim de ekipmanlarımın hepsi eski model. Mesela buradaki pres ve giyotin makineleri çok eskidir. Aslında daha iyi işler yapabilirim, hatta daha iyi insanlar yetiştirebilirim ama imkân yok. Gelip burada birini yetiştirmek zor" diye konuştu.



"Ölünceye kadar devam edeceğim"


Batı illerinden gelen teklifleri geri çevirerek Van’da kalmayı tercih ettiğini söyleyen İzci, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Okuma alışkanlığı bitince her şey ortadan kalktı. Eskiden herkesin elinde bir kitap vardı. Gazeteler gece gelirdi; millet gazete alıp okumak için beklerdi. Şimdi öyle bir şey yok, kimsenin umurunda değil. Bugün kütüphaneye gitsen, içeride okuyacak düzgün 20 kişi bulamazsın. Ölünceye kadar devam edeceğim. Ömrümü bu işe vermişim; yaklaşık 45 yıldır bu işi yapıyorum zaten. Memleketim için sonuna kadar da yapacağım inşallah. Daha önceden ’Gel bu işi buralarda yap’ diye teklifler geldi; İzmir gibi, Kocaeli gibi illerden istediler. Gitmedim, yapmadım. Orada olsa belki daha iyi olurdu ama kendi memleketimi bırakmadım."



Vanlı cilt ustası yarım asırlık zanaatını teknolojiye karşı koruyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran: "Halsizlik ciddiye alınmalı" Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, toplumda sıkça karşılaşılan halsizlik şikayetinin basit bir yorgunluk olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Hüseyin Taşkıran, "Halsizlik, yoğun iş temposu, uykusuzluk veya stres gibi nedenlerle ortaya çıkabileceği gibi, kansızlık (anemi), tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri, enfeksiyonlar ve kronik hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle uzun süren halsizlik mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir" dedi. Dr. Taşkıran, Günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren halsizliğin, birçok farklı hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. En sık görülen nedenlerle ilgili bilgi veren Dr. Taşkıran, "Demir, B12 ve D vitamini eksiklikleri. Tiroid fonksiyon bozuklukları. Yetersiz ve düzensiz beslenme. Uyku kalitesinin düşük olması. Yoğun stres ve psikolojik faktörler. Kronik hastalıklar yer almaktadır. Halsizliğin iki haftadan uzun sürmesi, baş dönmesi, çarpıntı, kilo kaybı veya iştahsızlık gibi ek şikayetlerle birlikte görülmesi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmadır" ifadelerini kullandı. Halsizlikle mücadelede sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değinen Dr. Hüseyin Taşkıran, "Dengeli ve düzenli beslenme, günde en az 7-8 saat kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi, stres yönetimi, basit gibi görünen halsizlik, aslında vücudun verdiği önemli bir uyarı olabilir. Erken tanı ve doğru tedavi ile birçok hastalığın önüne geçmek mümkündür" diye konuştu.
Malatya Beydağı Gençlik Kampı’nın açılışı gerçekleştirildi Gençlik ve Spor Bakanlığının ev sahipliğinde İnönü Üniversitesinin koordinasyonunda Malatya Beydağı Gençlik Kamp programının açılışı gerçekleştirildi. Açılış programına Vali Yardımcısı Talat Tabur, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad ve Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan ile Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Gündoğdu’nun yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan konuşmasında, kampın kısa sürede önemli faaliyetlere ev sahipliği yaptığını ve Türkiye genelinde sayılı tesislerden biri hâline geldiğini ifade etti. Gençlerin serbest zamanlarını verimli değerlendirmeleri açısından kampın önemli bir fırsat sunduğunu belirten Kayhan, "Beydağı Gençlik Kampımız yaklaşık bir yıldır faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerimizi bu güzide tesisimizde en güzel şekilde misafir etmeye çalışıyoruz. Kampımız yaklaşık 200 kişi kapasitesiyle ülkemizin en büyük gençlik kamplarından biridir. Türkiye genelinde 52 kamp merkezi bulunmakta ve bunlardan sadece beşi otel konseptindedir. Bu tesislerden birini de Malatya’ya kazandırmış bulunuyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 52 kamp faaliyeti gerçekleştirdik. Ortaöğretimden üniversiteye, aile kamplarından sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok farklı gruba ev sahipliği yaptık. Gençlerimizin serbest zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmeleri ve gençlik faaliyetleri içerisinde aktif rol almaları açısından bu kamplar bulunmaz bir nimettir" dedi. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise, konuşmasında üniversite eğitiminin yalnızca akademik başarıyla sınırlı olmadığını, sosyal ve kişisel gelişimin de en az eğitim kadar önemli olduğunu vurguladı. Kampın öğrenciler arasında dostlukların güçlenmesine katkı sağladığını ifade eden Akpolat, "Üniversiteler olarak yalnızca akademik başarıyı öncelemiyoruz. Elbette eğitim birinci önceliğimizdir ancak bunun yanı sıra araştırma-geliştirme ve toplumsal katkı da temel sorumluluk alanlarımız arasında yer almaktadır. Eğitimi sadece akademik bir süreç olarak görmüyoruz. Öğrencilerimizin bireysel ve kişisel gelişimlerine de büyük önem veriyoruz. Bugün burada gerçekleştirilen kamp, sizlerin kişisel gelişimine katkı sunacak çok önemli bir fırsattır. Aynı zamanda üniversite hayatı boyunca kurduğunuz dostlukların pekiştiği, kalıcı hale geldiği ortamlardır. Bu fırsatı iyi değerlendirmenizi istiyorum. Üniversitemiz yalnızca eğitim faaliyetleriyle değil sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle de sizlerin gelişimine katkı sunmaya devam edecektir" diye konuştu. Konuşmaların ardından farklı programları nedeniyle törene katılamayan Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tayyip Kahyaoğlu’nun selamları gençlere iletildi. Program, Arif Nihat Asya’nın "Bayrak" şiirinin okunması ve gençlerin coşkuyla eşlik ettiği halk oyunları gösterisinin ardından sona erdi. Törenin bitimiyle birlikte öğrenciler için kamp faaliyetleri resmî olarak başlamış oldu.