YEREL HABERLER - 22 Ocak 2012 Pazar 14:18

HUZUREVİ SAKİNLERİ HEM EĞLENİYOR HEM DE ÜRETİYOR

A
A
A
HUZUREVİ SAKİNLERİ HEM EĞLENİYOR HEM DE ÜRETİYOR

Malatya Huzurevi’nin sakinleri, el işleri yaparak hem harçlıklarını çıkarıyor, hem de huzurevine katkı sunmaya çalışıyor.
Huzur evi bünyesindeki el sanatları kursuna, huzurevinde kalan 15 kursiyer katılıyor. Yaşları 65 ile 80 arasında değişen ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu kursiyerler, yılların getirdiği yorgunluğa ve fiziksel zorluklar yaşamalarına karşın, usta öğretici gözetiminde örgü örüyor, nakış işliyor, tablolar ve süs eşyaları yapıyor.
Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürü Hidayet Bozkurt uygulamanın yeni başladığını belirterek, "Huzurevi sakinleri katıldıkları el sanatları kursuyla hayatları biraz olsun renkleniyor. Yaşlılarımız hobi olarak yaptığı el işleri, onlar için psikoterapi gibi oluyor. Şu anki durumdan biz de yaşlılarımız da çok memnun. Yaşlılarımız için büyük bir aktivite ve değişiklik oldu. El sanatları onlar için bir hobi oldu. Günde birkaç saat çalışmayla bu işlere meraklı huzurevi sakinlerini bambaşka bir dünyaya
götürüyoruz. Ayrıca yaşlılarımız boş vakitlerinin değerlendirilmesinden de mutlu olmaktalar. Kurs sonunda yaşlılarımızın el emeği göz nuru olan eserlerini kermes ile sergileyeceğiz. Sergide satılacak ürünlerden elde edilen gelirin bir kısmını yaşlılarımız harçlık yapıyor bir kısmını da huzurevindeki sosyal etkinler için kullanılıyor" ifadelerini kullandı.
Uygulama ile huzurevi sakinlerinin hoşça vakit geçirmelerini sağladığını vurgulayan Hidayet Bozkurt "Yaşlıların hayatını kolaylaştırmak, onlara rahat bir ortam sağlamak, evlerini aratmamak birinci görevimiz. Bizleri bugünlere ve geleceğe hazırlayan yaşlılarımız için hayatı kolaylaştırmak ve kimseye muhtaç olmadan yaşamaları sağlamak için çalışıyoruz." diye konuştu.
Usta öğretici Özlem Çevrim ise, kursa katılan huzurevi sakinlerinin, el işi yaparak zamanlarını değerlendirdiğini, bunun yaşlılar için adeta bir terapi gibi olduğunu belirterek, el işi yaparken zorlanmadıklarını kaydetti. Çevrim, "Gözlerinin görebildiği, ellerin yapabildiği her türlü el sanatını yaptırıyoruz. Örgü örüyoruz, rölyef çalışıyoruz, peçetelikler, vazolar ve süs eşyaları yapımına öncelik veriyoruz. Çok ince olmayan, gözlerini yormayacak şekilde bütün işleri yapmaya çalışıyoruz. 15 kursiyerimiz
var ama kimi hasta oluyor, kimi gelmiyor. Bu nedenle her gün hemen hemen 8-10 kişi ile kursumuzu sürdürüyoruz" dedi.
Huzurevi sakinlerinin el emeği göz nuru ürünlerinin satışa sunduklarını ifade eden Çevrim, "Bunun geri dönüşünü görmek istiyoruz. Satışlardan elde edilen gelirin bir kısmını huzurevinin ihtiyaçları için kullanıyoruz, bir kısmı da yaşlılarımızın ellerine harçlık olarak dönüyor. Bu nedenle yaşlılarımızın yaptığı ürünlerin alınmasını istiyoruz." diye konuştu.
EL İŞİ YAPMAK MUTLU EDİYOR
Huzur evi sakinlerinden Ayhan Eren, 3 yıl önce kendisinin ve ailesinin arzusu ile huzurevine yerleştiğini belirterek, burada zamanını el işi yaparak değerlendirdiğini söyledi. Eren, yaptığı el işlerini huzur evine gelenlere hediye ettiğini ifade ederek, bunun kendisini mutlu ettiğini kaydetti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Yerlikaya: "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından Mersin’de polis tarafından yapılan ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyona dair açıklama yaptı. Yerlikaya, operasyonda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüphelinin yakalandığını ve 14 şüphelinin tutuklandığını, 4 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda Yerlikaya, 27 adet araca da el konulduğunu belirtti. "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" Bakan Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik polisimiz tarafından düzenlenen operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık. 14 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 27 adet araca el konuldu. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımız ile EGM Asayiş Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Mersin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; yurt dışından kaçak yollarla ülkemize getirilen araçların şasi numaralarını ‘ağır hasarlı’ araçların şasi numaralarıyla değiştirerek, ağır hasarlı araçları tamir edilmiş gibi gösterip trafiğe çıkardıkları, çalıntı, gümrük kaçağı ve hacizli yakalamalı araçları parçalayıp yedek parça olarak piyasaya sürdükleri tespit edildi. Vatandaşlarımız ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmalı, aracı iyi kontrol ettirmelidir. Şüpheli bir durum varsa lütfen hemen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin biz gereğini yapalım. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da hayvanların sessiz kahramanı Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, 10 yıldır sokak hayvanlarının yaşam mücadelesine umut oluyor. Geçimini bir inşaatta bekçilik yaparak sağlayan Doğru, bunun yanı sıra hurda eşyalar toplayıp satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanları için mama, ilaç ve sağlık harcamalarını karşılıyor. Kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan Doğru, Diyarbakır’ın birçok noktasına arkadaşlarının ve gönüllülerin araçlarıyla ulaşarak düzenli olarak yemek ve mama bırakıyor. Doğru, 10 yılı aşkın süredir sokak hayvanlarıyla ilgili besleme ve çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti. Doğru, "Sokak hayvanlarının dostluğunu gördükten sonra onlarla kaynaştım, bütünleştim. Bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlardır. Şantiyede çalışıyorum, şantiye elemanıyım. Buradaki imkanlarımla ve ayrıca topladığım hurdaları geri dönüşüm olarak satarak elde ettiğim gelirle sokak hayvanlarına destek olmaya çalışıyorum. Gördüğünüz gibi hem burada şantiyede hem de şantiye dışında; Çarıklı’da, Bağlar’da ve birçok bölgede sokak hayvanlarını besliyorum. Bugün o hayvanın dili yok, konuşamıyor, bir şey isteyemiyor. Allah, onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Sokak köpekleri için, evcil olmayan hayvanlar için şunu söylüyorum: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onların üzerinden esirgemeyelim. Biz onlara baktıkça Allah-u Teâlâ da bize bakar. Biz onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini boyutuyla ele aldığımızda da biz bu hayvanların açlığından, hastalığından ve yaşamından mesulüz. Bu meseleye bu bilinçle yaklaşmak gerekir. Buyurun gelin; biz gönüllüler, sivil toplum örgütleri olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuşuz. Gelin el birliğiyle bu artan popülasyonun önüne kısırlaştırmayla geçelim. Öldürmekle, katletmekle ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz. Aksine daha fazla ölüme sebep oluruz" dedi. Kedi ile köpeğin bir arada yaşamasının mümkün olduğunu aktaran Doğru, "Gerçekten mümkündür. Gözünüzle gördünüz, eminim kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki biz aralarına nifak sokmayalım, onları birbirine kışkırtmayalım. Sevdirelim. Sevdirmek, sevmek bizim görevimizdir. Bu, bizim en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplumda kanaat önderi olan herkese sesleniyorum. Gelin bu hayvanları çocuklarımıza öcü gibi değil, sevgiyle anlatalım. Merhameti aşılayalım. Bunun eğitimini, vaazını, terbiyesini çocuklarımıza verelim ki bu hayvanlar gelecekte zarar görmesin" diye konuştu. 10 yıl boyunca gördüğü en korkunç vakalardan birini geçen hafta Cuma günü Çınar’da yaşadığını söyleyen Doğru, "Akşam saat 21.35 sıralarında bana bir telefon geldi. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir cisimle zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine hiç durmadan ticari bir araçla olay yerine gittim. Gördüğüm manzara karşısında insanlığımdan utandım. Gerçekten insanlığımdan utandım. O köpeği alıp geldim. Gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık veteriner aradım ama maalesef bulamadım. O can sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabahleyin kliniğe, veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi; yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat iyi geçti ancak maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında canımızı kaybettik. Bu, beni yüreğimden yaralayan vakalardan biriydi. Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Ama yaşanacak. Neden mi? Çünkü biz çocuklarımıza sevgiyi aşılamıyoruz" diye konuştu.