GENEL - 07 Mart 2017 Salı 16:00

Uludağ Elektrik’ten Yalova’da çifte “faturamatik” açılışı

A
A
A
Uludağ Elektrik’ten Yalova’da çifte “faturamatik” açılışı

Uludağ Elektrik, Yalova’daki iki Faturamatik Yetkili İşlem Merkezi’ni (YİM) açtı.

Uludağ Elektrik, Yalova’daki iki Faturamatik Yetkili İşlem Merkezi’ni (YİM) açtı. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir 3. hava limanının çalışmalarının yüzde 40 oranında tamamlandığını ve 2018 yılında açılacağını söyledi.
Limak Uludağ Elektrik, Yalova’daki iki Faturamatik Yetkili İşlem Merkezi’ni (YİM) düzenlenen törenle Çiftlikköy ve Temral ilçelerinde hizmete soktu. YİM’in açılışına Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Çiftlikköy Kaymakamı Cengiz Karabulut, AK Parti Yalova İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak, Çiftlikköy Belediye Başkanı Ali Murat Silpagar, Termal Belediye Başkanı İsmail Atik, Limak Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, Faturamatik Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Kaleli, Faturamatik İcra Kurulu Başkanı Lütfi Akbulut, Limak Holding Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Ergüneş, Limak Uludağ Yalova Bölge Yönetmeni Serper Acar ile çok sayıda davetli katıldı. YİM’in açılış kurdelesini kesen Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir burada yaptığı konuşmada, "Biz Uludağ Elektrik olarak vatandaşımıza hizmet etmek için ayağına kadar gitmeyi düşünüyoruz. O nedenle bu noktalarımız vatandaşlara hizmet için, vatandaşın işini en kısa sürede hallederek bir an önce onu mutlu bir şekilde gönderebilmek için çalışıyoruz. Bu tip ödeme noktalarını ilin bir çok yerinde daha oluşturacağız" dedi.
Bursa, Balıkesir, Yalova ve Çanakkale olmak üzere bölgelerinde 70’in üzerinde Müşteri İşlem Merkezi (MİM) bulunduğunu kaydeden Limak Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac ise, “Hizmet alanımızı şimdi de YİM’lerle daha da genişletiyoruz. İlk Yetkili İşlem Merkezi’mizi Çanakkale Kepez’de açmıştık. Geçtiğimiz hafta da Edremit Körfezi’nde YİM’lerimizi müşterilerimizle buluşturduk. Bugün de Yalovalı müşterilerimizin daha konforlu, ferah mekanlarda işlemlerini kolay ve hızlı bir şekilde yapacakları YİM’leri hizmete açıyoruz. Hayırlı olsun” diye konuştu.
3. hava limanının yüzde 40’ı tamam
Açılışta basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, 3. hava limanı hakkında bilgiler verdi. Hava limanının 2018 yılında açılacağını belirten Özdemir, "3. hava limanında tamamlanma oranı yüzde 40 civarlarında ve her geçen gün bu oran artıyor. İnşallah hava limanı 2018 yılında açılacak. Çalışmalarımız tam hızla devam ediyor. Pist çalışmaları ve terminal ana bina çalışmaları programında ilerliyor" diye konuştu.
Kuveyt Hava Limanı 2 yıl erken bitecek
Yurt dışında Türk müteahhitlerin aldığı en büyük proje olan Kuveyt Hava Limanı çalışmaları hakkında da bilgi veren Özdemir, "Kuveyt Hava Limanı Türk müteahhitlerin yurt dışında aldıkları en büyük projelerden birisi. 4.5 milyar dolar civarında bir proje. İşe başladık. Burasının tamamlanma süresi 6 yıl. Fakat bunun kısaltılmasını istediler. Onlara 4 yılda bitirmek üzere söz verdik. O da 4 yılda söz verdiğimiz gibi tamamlanacak" dedi.
Çanakkale Boğazı Köprüsü’nün temeli atılıyor
Çanakkale Boğazı Geçişi Köprüsü’nün hazırlıklarının tamamlandığını belirten Özdemir, "Boğaz geçişi köprüsü bir Türk ve 2 Koreli firmayla birlikte yapılacak. 18 Mart 2017 tarihinde temeli atılacak. Orasını da hızla bitirip, dünyanın en uzun köprüsünü yapmayı Allah bize nasip edecek inşallah. Hem yurtiçinde, hem de yurtdışında yatırımlar devam ediyor. Afrika’da, Balkanlar’da, Irak’ta, Rusya’da varız. Çalışmalar hızla devam ediyor" şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kardeş Bosna Hersek’in barış, istikrar ve refahı için dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dost ve kardeş Bosna Hersek’in barış, istikrar ve refahı için dayanışma içinde olmaya ve diyalog ve ortak akıldan yana olan her çözümü desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, resmi sosyal medya hesabından Bosna Hersek Başbakanı Boryana Krişto ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldiğini bildirdi. Yılmaz, Bosna Hersek’in barış, istikrar ve refahı için dayanışma içinde olmaya devam edileceğini belirterek, ortak akıldan yana olan her çözümü desteklediklerini ifade etti. Yılmaz, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bosna Hersek Başbakanı Boryana Krişto ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldik. Bosna Hersek’le ilişkilerimiz diplomatik bağların ötesinde tarihi ve kültürel bir ortaklık ve kardeşlik hukukuna dayanmaktadır. Türkiye olarak Bosna Hersek’in egemenliği, toprak bütünlüğü ve anayasal düzenine desteğimizi güçlü şekilde sürdürüyoruz. Uluslararası toplum nezdinde gerçekleştirdiğimiz tüm temaslarımızda da bu hassasiyetimizi dile getirmeye devam ediyoruz. Dost ve kardeş Bosna Hersek’in barış, istikrar ve refahı için dayanışma içinde olmaya ve diyalog ve ortak akıldan yana olan her çözümü desteklemeye devam edeceğiz."
Karabük Batı Karadeniz’de turizm için tarihi adım: Birliğin adı değişti Batı Karadeniz Kalkınma Birliği Olağan Meclis Toplantısı Karabük’te gerçekleştirildi. Toplantıda alınan kararla birliğin adı "Batı Karadeniz Turizm Birliği" olarak değiştirildi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Karabük Valisi Oktay Çağatay, Düzce Belediye Başkanı ve Birlik Başkanı Dr. Faruk Özlü, bölgedeki belediye başkanları ile meclis üyeleri katıldı. "Turizm bölgenin lokomotifi olabilir" Toplantıda konuşan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Batı Karadeniz’in tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle Türkiye’nin en özel coğrafyalarından biri olduğunu belirterek, bölgenin turizm potansiyelinin ortak bir vizyonla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Birlikten güç doğar" anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Özlü, Düzce, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu ve Bolu’nun yanı sıra bu illere bağlı ilçelerin turizm potansiyelinin Türkiye’ye daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Turizmin bölge için önemli bir kalkınma aracı olduğunu belirten Özlü, "Günümüzde artık ülkelerden çok şehirler yarışıyor. Bizler de Batı Karadeniz şehirleri olarak bu yarışta güçlü bir şekilde yer almalıyız" dedi. "Bölgesel Turizm Master Planı önerisi" Özlü, Batı Karadeniz’in ortak bir turizm destinasyonu hâline gelebilmesi için "Batı Karadeniz Bölgesel Turizm Master Planı" hazırlanmasını önerdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversiteler ve TÜRSAB ile iş birliği yapılabileceğini belirten Özlü, Kastamonu’dan Düzce’ye kadar uzanan coğrafyanın "Batı Karadeniz Turizm Destinasyonu" olarak markalaştırılabileceğini kaydetti. Vali Çağatay: "Turizm artık deneyim odaklı" Karabük Valisi Oktay Çağatay ise turizm anlayışının değiştiğine dikkat çekerek, "Turizm artık sadece deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Doğa ve kültür odaklı deneyimler ön plana çıkıyor. Bölgemiz bu anlamda büyük bir potansiyele sahip" dedi. Başarının ancak birlik ve beraberlikle mümkün olacağını ifade eden Çağatay, valilik olarak turizm alanındaki tüm çalışmalara destek vermeye devam edeceklerini söyledi. Faruk Özlü güven tazeledi Konuşmaların ardından gündem maddeleri genel kurulun onayına sunuldu. Oylama sonucunda birliğin adı "Batı Karadeniz Turizm Birliği" olarak değiştirildi. Yapılan seçimde mevcut başkan Dr. Faruk Özlü yeniden birlik başkanı seçilerek güven tazeledi. Birlikte 1’inci Başkanvekilliğine Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, 2’nci Başkanvekilliğine ise Abana Belediye Başkanı Seda Oyar seçildi. Birliğin yeni encümeni, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, Araç Belediye Başkanı Süleyman Yazkan, Eskipazar Belediye Başkanı Serkan Civa, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ve Karadeniz Ereğli Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Günay’dan oluştu. Alınan kararın, Batı Karadeniz’in turizm potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi ve bölgenin ortak bir marka haline gelmesi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi.
Kırıkkale Aynı noktada değişen manzara: Bahar yağmurları kuraklığın izlerini sildi Kırıkkale’de geçen yıl kuraklık nedeniyle su seviyesi düşen göletler, bu yıl bahar mevsiminde etkili olan yağışlarla yeniden doldu. Toprağın suya doyduğunu belirten üreticiler, yağışların çiftçiye umut olduğunu söyledi. Kırıkkale’de bahar mevsiminde aralıklarla etkili olan yağmurlar, kırsal alanlardaki göletlerde su seviyesini artırdı. Geçen yıl kurak geçen sezon nedeniyle suyu büyük ölçüde çekilen Ahılı Göleti, bu yıl yağışların ardından suyla doldu. Havadan görüntülenen göletin geçen yılki kurak hali ile bu yılki dolu hali arasındaki fark dikkat çekti. Dinek Dağı’ndaki gölette de su seviyesinin yükseldiği görüldü. Çiftçiler, geçen yıl kuraklık nedeniyle verim alamadıklarını, bu yıl ise yağışların bereket getirdiğini ifade etti. "Yüzümüz güldü" Hacıbalı köyü muhtarı İbrahim Sağkol, yağışların hem toprağa hem de üreticiye nefes aldırdığını belirtti. Sağkol, "Evet, bu sene maşallah yağmurlar bol oldu. Toprak kana kana suya doydu, göletlerimiz doldu. Hani eskilerin deyimiyle, köstebek deliğinden bile su çıkıyor. Yer altından sular fışkırmaya devam ediyor. Yüzümüz güldü, çiftçilerimizin de yüzü güldü. Hasadımızın inşallah iyi olacağını umut ediyoruz" şeklinde konuştu. "Güzel bir verim bekliyoruz" Yağışların sevindirici olduğunu ancak dolu riskinin üreticileri tedirgin ettiğini söyleyen Sağkol, "Büyüklerimiz, ‘gün dönümüne kadar bu hava korkutur’ derler. Yağmur ne kadar çok yağarsa dolu tehlikesi de o kadar artıyor. Köylümüz bir taraftan da bundan korkuyor. Bugün yağmurla karışık dolu yağdı. Tabii insanın yüreği ağzına geliyor. Güzel bir verim bekliyoruz. Maşallah ekinlerimiz çok güzel. Cenab-ı Allah’tan gelene de bir şey diyemeyiz" diye konuştu. Köyün yaşlı çiftçisi 78 yaşındaki Şerif Kızılyar da bu yıl yağışların iyi geçtiğini ifade ederek, "Çok şükür yağışımız iyi oldu. Ürünümüzün de iyi olacağını düşünüyoruz. Geçen sene bir şey alamadık, domates bile alamadık. Bu sene ise iyi, çok şükür" dedi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Aile şirketleri en önemli kırılmaları kuşak geçişlerinde yaşıyor" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Aile şirketleri en önemli kırılmaları kuşak geçişlerinde yaşıyor. Burada gerçekleşen bir bayrak değişimi değildir, o bayrağın daha ileri taşınabilmesidir" dedi. ASO ve Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) iş birliğiyle ‘Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Paneli’ düzenlendi. Programda aile şirketlerinde sürdürülebilir büyüme, kurumsal yönetim, profesyonelleşme, kuşaklar arası geçiş ve şirketlerin uzun vadeli rekabet gücünün artırılması konuları ele alındı. Programda konuşan ASO Başkanı Ardıç, aile şirketlerinin dünya ekonomisinin taşıyıcı unsuru olduğunu ama sadece yüzde 30’unun ikinci kuşağa, yüzde 10 ile 15’inin ise üçüncü kuşağa ulaşabildiğini açıkladı. Ardıç, "Türkiye’de şirketlerin yaklaşık yüzde 95’i aile şirketlerinden oluşuyor. İstihdamın yaklaşık yüzde 75’i, üretimin ve ihracatın çok önemli bir bölümü bu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Ülkemizin sanayi tarihi, kurulmuş şirketlerin değil, ayakta kalmış şirketlerin tarihidir. Burada konuştuğumuz konu da tam olarak budur. Kurmak değil, kalıcı olmaktır. Ancak aile şirketlerinin ortalama ömrüne baktığımızda 30 yıl civarında olduğunu görüyoruz. Biz birey olarak daha uzun yaşıyoruz, fakat emekle kurduğumuz işletmeleri, markaları ve üretim birikimini kuşaklar boyunca yaşatmakta aynı başarıyı gösteremiyoruz" diye konuştu. "Belirsizlik şirket yönetimindeki en pahalı maliyetlerdendir" Aile ilişkileriyle şirket yönetiminin birbirine karıştığını aktaran Ardıç, "Yetki alanları tam olarak ayrılmıyor, yönetim devri yazılı kurallara bağlanmadığı için şirketin geleceğini kişisel ilişkiler belirliyor. Oysa şirketler kişilerle kurulur, ama sistemlerle yaşar. Kurumsallaşma da tam olarak budur. Aile bağlarını güçlendiren ve geleceğe taşıyan bir yapıdır. Bu yapının olmadığı yerde belirsizlik oluşur. Belirsizlik ise şirket yönetimindeki en pahalı maliyetlerden biridir" şeklinde konuştu. "KOBİ’lerimiz ihracatımızın yüzde 29,6’sını yani 75,7 milyar dolarını gerçekleştirdi" Ardıç, borsaya açılan şirketlerin sadece sermaye bulmayacağını, aynı zamanda denetleneceğini, görünür olacağını, kurumsal yönetim standartlarına yaklaşacağını, marka değeri ve kredibilitesinin artacağını belirterek, "KOBİ’lerimiz 2024 yılında toplam ihracatımızın yüzde 29,6’sını, yani 75,7 milyar dolarını gerçekleştirdi. İşletmelerimizin sermaye piyasalarına daha güçlü erişmesi, üretim kapasitesi ve ihracat performansı açısından stratejik bir önceliktir. Aile şirketlerimizde çok güçlü bir üretim kültürü, girişimcilik ruhu ve fedakârlık geleneği var. Bu güçlü mirasın kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için sermaye yapısı ve yönetim anlayışının güçlenmesi gerekiyor. Halka açılmak şirketin aileden kopması değil, tam tersine ailenin kurduğu değerin büyümesi, derinleşmesi ve kalıcı hale gelmesidir. Çünkü şirket büyüdükçe artan sorumluluğu taşıyabilmenin yolu, şeffaflık, kurumsal yönetim, güçlü sermaye yapısı ve profesyonel yönetim anlayışından geçer" ifadelerini kullandı. "Aile şirketleri en önemli kırılmaları kuşak geçişlerinde yaşıyor" ASO olarak şirketlerde kuşaklar arası geçişin doğru yönetilmesini son derece önemli gördüklerinin altını çizen Ardıç, "Aile şirketleri en önemli kırılmaları kuşak geçişlerinde yaşıyor. Bir tarafta yılların emeği, tecrübesi ve üretim kültürü. Diğer tarafta dünyayı farklı okuyan, teknolojiyle büyüyen yeni bir kuşak. Aslında burada gerçekleşen bir bayrak değişimi değildir, o bayrağın daha ileri taşınabilmesidir. Yeni kuşağın rolü mevcut yapıyı olduğu gibi devralmak değil, onu geliştirmek, büyütmek ve yeni döneme hazırlamaktır. Ancak burada çok kritik bir denge vardır. Şirketin sahibi olmak başka, şirketi yönetme sorumluluğunu taşımak başka bir konudur. Bu nedenle aile şirketlerinde liyakat, net görev tanımları ve profesyonel yönetim anlayışı vazgeçilmezdir" açıklamasında bulundu. "Şirket yönetimi kurala, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır" Ankara Sanayi Odası’nın hazırladığı ASO Aile Anayasası Rehberi’ni çok önemsediğini ifade eden Ardıç, "Aile anayasası bir belge olmanın ötesinde, şirketin geleceğine ilişkin ortak akıldır. Aile üyelerinin şirkette hangi şartlarda görev alacağı, yönetimin nasıl şekilleneceği, kuşak geçişlerinin nasıl planlanacağı ve muhtemel anlaşmazlıklarda hangi mekanizmaların işleyeceği net biçimde tanımlanmalıdır. Çünkü kurallar yazılı değilse zamanla herkes kendi kuralını oluşturmaya başlar. Sanayide üretim nasıl standarda, kaliteye ve ölçülebilirliğe dayanıyorsa, şirket yönetimi de aynı şekilde kurala, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır" dedi.