ÇEVRE - 02 Ocak 2022 Pazar 13:25

Türkiye’nin ilk “meyve” temalı millet bahçesi Yalova’da yapılıyor

A
A
A
Türkiye’nin ilk “meyve” temalı millet bahçesi Yalova’da yapılıyor

Yalova’da hayata geçirilecek Millet Bahçesi Projesi’nde, Türkiye’nin dört bir yanından getirilerek muhafaza altına alınan 840 çeşit genotip meyve türü ziyaretçilerin çeşitli türlerin lezzetlerini tattıracak.

Yalova’da hayata geçirilecek Millet Bahçesi Projesi’nde, Türkiye’nin dört bir yanından getirilerek muhafaza altına alınan 840 çeşit genotip meyve türü ziyaretçilerin çeşitli türlerin lezzetlerini tattıracak.


Yalova’da hayata geçirilecek Millet Bahçesi Projesi, Türkiye’nin ilk meyve temalı projesi olarak göze çarpıyor. Bahçede Türkiye’nin dört bir yanından toplanan meye genotiplari yer alacak. Bahçe tamamlandığında burayı ziyaret eden vatandaşlar dalında meyvelerin çeşitli türlerini tadabilecek. Çevre Şehircilik İl Müdürü Ümit Yılmaz, daha önceden Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından kullanılan alanda millet bahçesinin yapımının devam ettiğini söyledi. Alanın meyve bahçesi olarak kullandığını ifade eden Yılmaz, bölgedeki ağaç genetiğinin korunarak millet bahçesi çalışmasının yapılacağını belirterek, “Araştırma Enstitüsünde yaptığımız çalışmalar sonucunda mevcut bitkilerin burada korunarak Millet Bahçesine entegre edilmesi istendi. Projemizde o şekilde yer teslimi yapıldı. Çalışmalar da o şekilde başlandı. Kısmetse seneye 330 günlük bir bitirme süresi ön görülmüş durumda. Şu anda fiziki çalışmalara bisiklet yollarına yaya yolu çalışmalarına başladın. Mevcut bitki çeşitliliği korunarak üzerine yeni bitkiler ilave ederek Yalova’nın ve Çiftlikköy içerisinde 2 tane köprü ile birbirine bağlayacak. Vatandaşlarımızın nefes alacağı sosyal donatı alanlarının dışında şenlik ve tıbbi aromatik bitkilerin de bulunacağı bir bahçemiz olacak” diye konuştu.



Türkiye’nin dört bir yanından getirilen meyve ağaçları yer alıyor


Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Yılmaz Boz ise 4 bin 200 civarında genotipi muhafaza ettiklerini belirtti. Boz bunlardan bin 200 geofit olduğunu dile getirdi.


Sebzelerin yanı sıra meyve genotiplerini de enstitü olarak muhafaza ettiklerini dile getiren Boz, şöyle konuştu:


“Meyve toplamında bin 150, bin 200 civarında genotipmiz var. Burada proje tamamlandığında 840 adedi muhafazası millet bahçesinde devam edecek. Bu çok önemli bir rakam. Biz burasını daha önce planladığımız ve bunlar yerinden sökülmeden kalacağı için millet bahçesi kurulduğunda burada direk meyveyle görülme imkânı var. Yeni tesis yapıldığı zaman bir meyvenin meyve verme yaşı en az üç yıldır. Burada bu üç yılı da atlatmış olacağız. Bizi sevindiren konu şu, buradaki biyoçeşitliliği muhafaza etmek aynı lokasyonda bulunduğumuz için teknik yardım yaparak, teknik bilgi vererek burada bunun devamını sağlamak. 300 adet elma, 300 adet armut, 140 adet de kiraz genotipi mevcut burada. Bunun dışında Türkiye’de ilk modern anlamda kurulan kivi bahçesi muhafaza ediliyor. Yine bu kiviyle ülkemize kazandırdığımız Fejyo dediğimiz kaymak ağacı lokasyonu burada muhafaza ediliyor. Bir miktar ceviz, bir miktarda kestane burada genetik kaynak olarak muhafaza altına alınmış olacak. Ülkemizin 4 bir yanından bulunan bitkilerini meyve çeşidini bulmak söz konusu özellikle Yalova Türkiye’nin merkezi konumunda yani buraya çok rahatlıkla misafirler gelebiliyor. Kendi geldikleri illerinin meyvesini burada görmek ayrı bir değer katacak. O anlamda bizim çalışmamız rağbet görüyor. Yeni barkod sistemi kullanarak burada hangi ilden, hangi ilçeden hangi köyden alındığını tespit edeceğimiz bir şey olacak.”



Koleksiyon biyolojik çeşitliliği koruyor


Bahçedeki meyvelerin tescillinin bulunmadığına dikkati çeken Boz, bu meyve genotiplerinin biyolojik çeşitlilik olduğuna vurgu yaptı. Boz, Türkiye’nin önemli bir meyve koleksiyonu olduğunu belirterek, "Bu yerinde bitmiş olabilir, tamamen yok olmuş olabilir. Burada mevcudu var. Bir örnek vermem gerekirse buradaki orman yangınları, açmalar kaybolanları korumanın amacı budur. Korunuyor ki bu alanında kaybolduğu zaman yani den çoğaltmak için kullanıyoruz. Bu ürünler ekonomide kullanılan bir meyve türleri değiller" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf sayısı 2,5 milyona yaklaştı, lokantacılık zirvede" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülke genelinde esnaf ve sanatkâr sayısının mart ayında 2 milyon 263 bin 674’e yükseldiğini ve lokanta sektörünün zirvede olduğunu söyledi. Türkiye genelinde esnaf ve sanatkâr sayısı mart ayı itibarıyla 2 milyon 263 bin 674’e, toplam iş yeri sayısı ise 2 milyon 553 bin 165’e ulaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 75 bin esnaf iş yeri açtı. Bu arada 34 bin iş yeri de kapanmış oldu. Ülkemizdeki hem ekonomik sıkıntılar, aynı şekilde çevremizdeki savaş nedeniyle bu üç aylık periyot zamanında bile esnaf sayısındaki artış çok önemli. Bundan lokantacılık sektörü yani hizmet sektörü ilk başta, ondan sonra sırasıyla büfecilik, bakkallık, kahvecilik, aynı şekilde kıraathane, motorlu taşıtlar, nakliye sektörü gibi sektörler geliyor" dedi. 2026 yılının ilk üç ayında iş yeri açılış ve kapanış verilerini de değerlendiren Palandöken, "Bilindiği üzere TESK’in 2,5 milyona yakın esnaf sanatkarının iş yeriyle birlikte üyesi mevcut. Bunun tabii en önemli bölümlerinden biri de bilindiği üzere esnaf sanatkarın geleneksel hayatın vazgeçilmezi. Bu arada hizmet sektöründeki bu yapılmış olan sayısal rakamlara göre terk edilen mesleklerinde de yine tabii genel konjonktürdeki insanların bu değişken ekonomideki sıkıntılarından kaynaklanan. Buna rağmen 439 bin kadın üyesiyle Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu içerisinde sayısal büyüklüğe sahip ticari işletmeler. Böylelikle kadın üyeleri de pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınların iş hayatındaki çalışma alanlarının genişletmesiyle ilgili de periyodik hizmet içi eğitimler TESK tarafından veriliyor. Yine aynı şekilde Avrupa Birliği projelerine de öncülük yapan TESK, bu yılki ilk üç aydaki olumsuzluklara rağmen ticari hayata atılan esnaf sayısında da gerçekten büyük bir ivme kazanmış oldu" ifadelerini kullandı.
Samsun Milli ruh okul duvarlarını aşıp gönüllere dokunuyor SAMSUN (İHA) – Samsun’da lise öğrencilerinin oluşturduğu koro, seslendirdiği türkülerle büyük beğeni topluyor. Lise öğrencileri Samsun’da örnek bir eğitim ve kültür projesiyle bir ilke daha imza attı. Samsun Atatürk Anadolu Lisesi Müzik Öğretmeni Ferhat Doğan’ın öncülüğünde hayata geçirilen ve Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından onaylanan proje kapsamında öğrenciler milli ve manevi değerlerle buluşup, bu değerleri başkalarıyla da buluşturuyor. Milli ve manevi değerler eğitimi kapsamında oluşturulan öğrenci korosu, toplumun farklı kesimlerine ulaşarak anlamlı konserler veriyor. Huzurevleri, şehit ve gazi aileleri dernekleri, Kıbrıs gazileri, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve emniyet güçlerine yönelik gerçekleştirilen konserlerde kadim türküler, Türk dünyasının ortak ezgileri ve marşlar seslendiriliyor. Proje, milli ruhu okul duvarlarının dışına taşıyarak gönüllere dokunuyor. Proje yalnızca bir müzik etkinliği olmanın ötesine geçiyor. Öğrenciler, sahne deneyimi kazanarak toplum önünde kendilerini ifade etme becerisi geliştirirken aynı zamanda milli ve manevi değerlere sahip çıkma konusunda güçlü bir sorumluluk bilinci ediniyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda şekillenen bu çalışma, öğrencilere okul dışı öğrenme alanları sunarak eğitimi hayatın içine taşıyor. Proje hakkında bilgi veren Ferhat Doğan, gençlerin sesinde yeniden hayat bulan bu eserlerin kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir köprü görevi gördüğünü, Samsun’dan yükselen bu anlamlı projenin Türkiye genelinde örnek teşkil edecek nitelikte bir model olarak dikkat çektiğini söyledi.
Rize Köprünün kitabesi çıktı, sırrı çözüldü Rize’de yol çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıkartılan kemer köprünün Osmanlıca Kitabesi ortaya çıkınca sırrı çözüldü. Rize Belediyesi tarafından Rize Merkez Cumhuriyet Caddesi’nden başlayarak Kale Mahallesi boyunca Yağlıtaş Mahallesi’ne kadar uzanacak yol çalışması başlatıldı. Başlatılan çalışma kapsamında Atatürk Caddesi’nin Kale Mahallesiyle birleştiren güzergahta bulunan ve 1940’lı yıllarda bir kısmı, 1960’lı yıllarda ise tamamı kapatılan ve ‘Çitanın köprüsü’ olarak bilinen tarihi kemer köprünün üzeri yeniden açılmaya başladı. Çalışma kapsamında Osmanlıca yazılmış kitabesi de ortaya çıkan kemer köprünün 1888 yılında Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin hayrına yapıldığı öğrenilmiş oldu. Kitabeyi okuyan Rizeli Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, köprünün vasiyet üzerine yapıldığını dile getirerek "Eski Rize fotoğraflarında köprünün fotoğrafı elimizde mevcuttu fakat önceki yıllarda buranın üzerinin örtülmesi neticesinde bugün köprü gün ışığına çıktı ve kitabesini bulup okuduk. Kitabesine bakarak 1888 tarihinde yapıldığını tespit ediyoruz. O dönemde Bağdat’ta ticaretle meşgul olan Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin vefatından beş yıl sonra varisleri tarafından, babalarının yapılmış olduğu bir vasiyet uğruna, bu köprü ile adı anılsın diye imar edilmiş" dedi. Kitabede yer alan beyitleri Rize’nin meşhur şairlerinden Şakir Agâhi Efendi’nin yazdığını sözlerine ekleyen Koyuncu "Bizim için önemi daha da önemini arttıran hususlardan bir tanesi de şu; kitabenin beytini Şakir Agâhi Efendi adındaki ünlü Rizeli şair yazmış. Kitabenin net tarihi 20 Zilhicce sene 1305, miladi olarak 28 Ağustos 1888 yılına tekabül etmekte. Son kısmında tarih düşürme gerçekleşmiş ve Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin himmetinin devam edebilmesi için varisleri tarafından yaptırılmış olan bir köprüdür" ifadelerini kullandı. Çıtanın Köprüsü olarak bilinen köprünün tapu kayıtlarına göre asıl adının Çıtağan Köprüsü olduğunu kaydeden Koyuncu "1583 tarihli Tapu Tahrir defterindeki belgelere göre burada mevcut bir köprü zaten vardı. Fakat zaman içerisinde yıkılmasından sonra bu şahsın adının anılması için yerine bu köprü yapılmış ve kayıtlarda köprünün ismi Çitağan Köprüsü olarak geçmektedir" dedi. Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin kumaş ticaretiyle uğraştığı ve mezarının hayatını kaybettiği Bağdat’ta olduğunu dile getiren Koyuncu "Zırhzade Hacı İzzet Efendi o dönemde Rize’de bir esnaf ve Bağdat’tan bizim İhtisas Kütüphanesi arşivimizdeki belgelere göre kumaş ticaretiyle uğraşan, Tatoğlu isimli aileyle beraber kumaş ticareti yapan bir esnaf. Kitabede yazdığına göre öğrendiğimiz Bağdat’ta zaten vefat ediyor kendisi. Mutlaka bir ticari alışveriş için Bağdat’a gitmiş ve orada vefat etmiş. Mezarı Rize’de değil yani" dedi.