POLİTİKA - 10 Ocak 2026 Cumartesi 19:48

AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi"

A
A
A
AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi"

AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, Yalova Belediyesi’nin ihmali ve yönetim zafiyetinden kaynaklandığını söyledi.


AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su sorunu, DSİ tarafından açılıp Yalova Belediyesi’ne devredilen kuyular, baraj projeleri ve Belediye Başkanı Mehmet Gürel’in açıklamalarıyla ilgili açıklamada bulundu. Belediye Başkanı Gürel’i eleştiren Güçlü, "Mehmet Başkanın durumlardan haberi yok. Belediye başkanlığı yapıyor ama DSİ’nin Yalova Belediyesi’ne devrettiği kuyularla alakalı hiçbir bilgisi yok. Ben o kuyuların nerede olduğunu biliyorum ama şu an Yalova Belediyesi’ne DSİ tarafından 2014 yılında teslim edilmiş kuyuların kendi nerede olduğunu biliyor mu acaba? Ben o kuyuların hangisinin nerede olduğunu çok iyi biliyorum. 2014 yılında hep birlikte bir kuraklık yaşadık. O süreçte DSİ, Yalova genelinde kuyular açmıştı. 2014 yılında yaşadığımız kuraklık ciddi bir kuraklıktı. Şu an dip suyu için kullanılan motorlar da 2014 yılında alınmıştı. Mehmet Başkan genelde her zaman yaptığı gibi bir hizmet yapamadığı zaman ‘Benim önüm mü açık?’ diyerek topu taca atıyor. Hizmet yaparak değil, gündem oluşturarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Yalova’yı ilgilendiren, kentsel dönüşüm dahil kitleyi ilgilendiren her konuda elimizden geleni yaparız. Mehmet Başkan ‘Bu iş için siyaset yapılmasın’ diyor ama her zaman siyaseti yapan taraf kendisi oluyor. 2014 yılında DSİ Yalova’da bu kuyuları açtı. Açtıktan sonra da bir protokolle bu kuyuların tamamını Yalova Belediyesi’ne devretti. Dolayısıyla kuyularla ilgili DSİ’ye soru sormasının da bir anlamı yok. Kendi bünyesinde olan bir şey için neden DSİ’ye soruyor?" dedi.


"Hizmetle alakalı bir şey sorulduğunda ‘önüme engel çıkıyor’ diyor. Yalova’da iki yıl genel olarak böyle geçti. Yapılanı da yapılmayanı da vatandaş görüyor" diyen Güçlü, "Ne yazık ki kalan yıllar da böyle geçecek. Yapacak bir şey yok. Mehmet Bey seçimden önce videolar paylaşıyordu. Derenin kenarına geçip burnunu tutuyordu. Bu yaz dere ağzından denize nelerin aktığını hepimiz gördük. ‘İşin ehliyim’ diye ortaya çıktı ama kendi ehli olduğu durumda bile Yalova’ya hiçbir şey yapmadığını gördük. Kalan yılları da izlemek zorundayız. DSİ bu konuyla ilgili de bir açıklama yaptı. Kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini söyledi. İddia edildiği gibi ortada 6 yıldır hazır bekleyen bir proje, Ankara’da onaylanmış bir yatırım ya da raflarda tozlanan bir dosya yok. Bir baraj ya da içme suyu tesisi, hazır bir kararla, tek bir proje denilerek yapılamaz. Böyle büyük yatırımlar kanunlarla ve bilimsel kurullarla ilerlemek zorundadır. Bu süreç aşamalardan oluşur. Önce master planlama yapılır. Yalova havzasında ne kadar su var bakılır. Hangi alanların baraj yapımına uygun olduğu tespit edilir. Planlama aşaması yapılır, ÇED süreci yürütülür, zemin etütleri yapılır. Türkiye’de bir barajın yapılma süresi ortalama 12 yıldır. Mehmet Bey barajlarla ilgili konuşuyor ama yanlış konuşuyor. Yalova’da baraj yapımıyla alakalı aşamalardan biri bile eksikse, o projeye ‘hazır’ demek yanlıştır. Şu an Yalova’da Şenköy ve Kurtköy projeleri master plan aşamasındadır. Çağlayan ve Esenköy barajlarında ilk aşamalar tamamlandı, planlama aşamasına geçildi. Kınalı Barajı proje aşamasındadır. Karadere Göleti ise şu an inşaat halindedir. Yalova’da DSİ’nin yaptığı yatırımlar bunlardır. Yalova’da her şeyi bitmiş, Ankara’da bekleyen bir proje yoktur. Altınova’daki barajımız da 2026 yılında yapılması planlanan projelerden biridir. Altınova için de her şey bitmiştir, sadece stratejiden ödenek beklenmektedir" ifadelerine yer verdi.


Yalova’da yaşanan kuraklığın tedbirsizlik yüzünden olduğunu söyleyen Güçlü, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Başkan Bey aylar öncesinden ‘Yağış olacağını biz mi öngörecektik’ gibi açıklamalar yapıyor ve yaşanan süreci doğal bir süreç gibi göstermeye çalışıyor. Gerçek şudur: Bu bir kuraklık meselesi değil, Yalova’yı bu hale getiren tedbirsizliktir. DSİ, 11 Nisan’da bir yazı gönderdi. 27 Mart’ta DSİ’den bilgi istemiştik. Başkan Gürel’in bahsettiği 15 adet kuyu, Yalova’ya ilave su kaynağı olsun diye DSİ tarafından açılmış ve ardından protokol ile Yalova Belediyesi’ne devredilmiştir. Bu kuyuların bakımı, onarımı, çalışır halde tutulması ve gerektiğinde devreye alınması, ayrıca nerede olduklarının bilgisi tamamen Yalova Belediye Başkanı’nın sorumluluğundadır. Yalova Belediyesi, kuyuların akıbetiyle ilgili DSİ’den bilgi talep ediyor. Ama kuyular belediyenin kendi bünyesinde. Bunun mantığı nedir? Bu, başkanın konuya vakıf olmadığını gösteriyor. Kuyularla ilgili DSİ’ye bilgi sorması tamamen bir yönetim zafiyetidir. DSİ zamanında uyarısını yapmıştır. Olası bir kuraklık durumunda kuyuların acilen bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak Yalova Belediyesi bu yazıyı ciddiye almamıştır. Yalova Belediye Başkanı, Yeşil Körfez Su Birliği’ne yazı yazıyor. Yeşil Körfez Su Birliği, Yalova Belediyesi’ne yazı yazıyor. Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Yeşil Körfez Su Birliği Başkanı da Mehmet Gürel. Hıdırlar bize, biz Hıdırlar’a."


Güçlü, sözlerini şöyle tamamladı:


"Yapılması gereken çok açıktı. Kasım-aralık ayları gelmeden, protokolle belediyeye devredilen kuyular çalışır hale getirilecekti. Bu kuyulardan alınan su içme ve sanayi suyuna verilerek, Gökçe Barajı üzerindeki yük azaltılacaktı. ‘Ben o kuyuları Yalova’ya mı aktarayım’ diyor. Teknik olarak işin farkında olmadığı buradan belli. Oradan buraya aktarmaktan bahsetmiyoruz. Kuyuları mevcut şebekeye bağlayacaksın. Şebekeden giden su miktarı azalacak. Suyun bir kısmı kuyulardan karşılandığında barajdaki su daha sakin bir şekilde korunur. Ama her şeyi çarpıtıyor. Bu sağlıklı bir yaklaşım değil. Acil durum önlemi, acil durum gelmeden alınır. Bu kuyulardan alınan su doğrudan şebekeye verilmek zorunda da değildir. Gerekli teknik düzenlemelerle bu sular depolara aktarılabilir, depolardan arıtmalara, oradan da içme suyuna dönüştürülebilir. Mehmet Gürel’in Kurtköy hattında yaşanan bir sabotaj nedeniyle 35 günlük su kaybı olduğu yönündeki açıklaması da gerçeği yansıtmıyor. Yalova’nın günlük su ihtiyacı yaklaşık 100 bin metreküptür. 35 günlük kayıp denildiğinde bu 3 milyon 500 bin metreküp su demektir. Bu kadar büyük bir kayıp için sistemin çok uzun süre devre dışı kalması gerekir. Oysa arıza 2-3 gün içinde giderilmiştir. Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: Kurtköy hattından neden su alınmaya devam edilmedi?"


AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su krizinin yanlış yönetim ve ihmal sonucu olduğunu vurgulayarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.



AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Yarım asırdır zamana ince ayar veriyor Gaziantep’te yarım asırdır 8 metrekarelik dükkanında saat tamirciliği yapan 68 yaşındaki Nurettin Büyükkörükçü, bir zamanların gözde mesleği olan saatçilik mesleğini gençlerin beğenmediği için çırak bulamadığını söyledi. Şahinbey ilçesinde yaşayan Nurettin Büyükkörükçü, 1976 yılında dayısının yanında saatçilik mesleğine çırak olarak başladı. Dayısından kısa süre içerisinde mesleğin tüm inceliklerini öğrenen ve mesleğinde kendini geliştiren Nurettin Büyükkörükçü, askere gidene kadar dayısının yanında çırak ve kalfa olarak çalıştı. 8 metrekarelik dükkanında yarım asırdır zamana ince ayar veriyor Henüz ilkokul öğrencisiyken ilk adımını attığı mesleğinde ustalaşan Büyükkörükçü, çıraklık ve kalfalık döneminin ardından askere gidip geldikten sonra kendi iş yerini açtı. Daha çok antika saatleri tamir eden ve yarım asırdır saat tamiri yapan Büyükkörükçü, 8 metrekarelik dükkanında mesleğini severek sürdürüyor. Yarım asırdır akreple yelkovanın kovalamacasına tanıklık eden Büyükkörükçü, yıllardır severek yaptığı mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor. Büyükkörükçü, son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte mesleğinin arka planda kalmasından ve mesleğini öğreteceği eleman bulamamaktan yakındı. "Saatçilik mesleğine ilkokulu bitirdiğimde dayımın yanında çırak olarak başladım" Mesleğe, çırak olarak dayısının yanında başladığını belirten Büyükkörükçü, çocukluk dönemlerinde saatlere çok merakı olduğu için tamir işine girdiğini belirtti. Saat tamircisi olan dayısından öğrendiği mesleğini severek yaptığını belirten Büyükkörükçü, "Saatçilik mesleğine ilkokulu bitirdiğimde dayımın yanında çırak olarak başladım. 1976’da bu mesleğe başladık. Ondan önce de tatillerde, ara tatillerde gider çalışırdım. İlkokulu bitirdikten sonra da bu işe girdik. 1976’dan beri yapıyoruz. 1984 yılına kadar kalfalık, çıraklık dönemi geçirdik. 1985 yılında askerden döndükten sonra kendi dükkanımızı açtık. Kendi işimizi yapmaya başladık" dedi. "Eski dönemlerde saatçilik çok güzel bir meslekti" Büyükkörükçü, "Tik tak" sesleri ve akreple yelkovanın yarışını izleyerek geçen yarım asırda mesleğine duyduğu saygıyı hiçbir zaman kaybetmediğini belirterek, "Eski dönemlerde saatçilik çok güzel bir meslekti. Telefonların çıkmasından dolayı gittikçe cazibesini kaybetti. Mesleğimiz önce çok iyi bir meslekti. Tamir işlerimiz bayağı vardı. Günbegün biraz düşüş yaptı.1990’lı yıllarda işlerimiz iyiydi. 2000 yılından sonra işlerimizde tabi düşme olmaya başladı. Mesleğimiz çok iyiydi. Herkes bu işe giremezdi. Şimdiki gençler maalesef bu işlere fazla kafa yormuyor. Onun için meslek cazibesini yitiriyor" şeklinde konuştu. "Bu meslek son demlerini yaşıyor" Saat tamirciliğinin bir zamanların gözde mesleklerinden olduğunu ancak günümüzde çok az sayıdaki ustanın bu mesleği sürdürmenin gayreti içinde olduğunu ifade eden Büyükkörükçü, "Bu meslek sayesinde evlendik, çocuklarımız oldu ve evlendirdik. Ama şimdiki gençler mesleğe heves etmiyor. Onun için biz de mesleğimizi sürdürme peşindeyiz. Biz de herhalde son dönemlerini yaşıyoruz. Şu an yapabildiğimiz kadar saat tamiri yapıyoruz. Sevgisi olmayan bu işi yapamaz. Bu iş gayet sabır ve emek isteyen bir iş. Gayet sabırlı olmak lazım. Sabırlı olmazsan çok nazik ve ince bir iş olduğu için her insan bu mesleğe tahammül edemez" diye konuştu.
Kayseri Talas Belediyesi’nden üniversitelilere sıfır atık yarışması Talas Belediyesi ile Kayseri Üniversitesi iş birliğinde, çevre bilincini mutfak kültürüyle buluşturan örnek bir organizasyon daha hayata geçiriliyor. Üniversite öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen Ulusal Sıfır Atık Yemek Yarışması, gençlerin gastronomi alanındaki yeteneklerini sergilerken, sürdürülebilir yaşam anlayışını mutfaktan başlayarak yaygınlaştırmayı hedefliyor. ’Mutfakta Dönüşüm Var - Lezzetlerin Sıfırıncı Noktası’ sloganıyla gerçekleştirilecek yarışma gıda israfının önlenmesi, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve çevre dostu üretim anlayışının yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında düzenlenen organizasyon, üniversiteli gençleri çevreye duyarlı üretimin aktif bir parçası hâline getirmeyi hedefliyor. Yarışmaya katılmak isteyen üniversite öğrencileri, 30 Ocak’a kadar başvurularını https://ulakbel.talas.bel.tr/WebBasvuru/sifir-atik-yemek-yarismasi#/ adresinden yapabilecek. Başvuruların ardından jüri değerlendirmesiyle 24 Şubat’ta ön eleme gerçekleştirilecek. Ön elemeden geçmeye hak kazanan yarışmacılar ise 30 Mart Sıfır Atık Günü’nde düzenlenecek uygulamalı final yarışmasında hünerlerini sergileyecek. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, yarışmaya ilişkin yaptığı açıklamada Talas Belediyesinin sıfır atık konusundaki kararlı ve sürdürülebilir çalışmalarına dikkat çekti. Başkan Yalçın, sıfır atığın Talas’ta bir proje değil, bir yaşam kültürü hâline geldiğini vurgulayarak şunları söyledi; "Biz sıfır atığı yalnızca çevreyle ilgili bir başlık olarak değil, gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Talas Belediyesi olarak okullarda, kamu alanlarında ve günlük yaşamın içinde sıfır atık bilincini yaygınlaştıran çok sayıda uygulamayı hayata geçirdik. ‘Mutfakta Dönüşüm Var’ başlığıyla yürüttüğümüz farkındalık çalışmalarıyla özellikle evlerde ve mutfaklarda israfın önlenmesine dikkat çektik, atıkların kaynağında ayrıştırılması konusunda önemli bir bilinç oluşturduk." Başkan Yalçın, bu çalışmaların ulusal düzeyde de takdir gördüğünü belirterek, "Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, Talas Belediyesi olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından ödüle layık görülmek, doğru yolda olduğumuzun en somut göstergesidir. Bu anlayışı gençlerimizle ve üniversitelerimizle birlikte daha da güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi. Gençlerin bu sürecin en önemli paydaşı olduğuna dikkat çeken Başkan Yalçın, "Gençlerimizin mutfakta ortaya koyacağı her bilinçli dokunuş, aslında geleceğe bırakılan temiz bir mirastır. Bu yarışmayı da bu vizyonun önemli bir parçası olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. Uygulamalı final yarışması, Kayseri Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ev sahipliğinde yapılacak. Final programı, üniversitenin Mevlana Mahallesi 15 Temmuz Yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Yarışma sonunda dereceye giren öğrenciler önemli ödüllerin sahibi olacak. Birinci 30 bin TL, ikinci 25 bin TL, üçüncü ise 20 bin TL ödül kazanacak. Ayrıca yarışmaya katılan tüm öğrencilere katılım sertifikası verilecek.