ASAYİŞ - 06 Ekim 2025 Pazartesi 15:22

Güllü’nün oğlu ve kızının savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı

A
A
A
Güllü’nün oğlu ve kızının savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde 5. kattaki evinin penceresinden eğlendiği sırada aşağı düşerek hayatını kaybeden ünlü sanatçı Güllü’nün soruşturması çerçevesinde kızı Tuyan Ülkem Gülter ve oğlu Tuğberk Yağız Gülter’in savcılığa verdiği ifadeler ortaya çıktı.


26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi’ndeki apartmanın 5’inci katındaki kapalı terasta Güllü, kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetti. "Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut’un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma sürüyor. Soruşturma çerçevesinde sanatçının oğlu Tuğberk Gülter müşteki, kızı Tuyan Ülkem Gülter ise müşteki - tanık olarak dinlenmişti. Olay günü evde bulunan Sultan Nur Ulu da tanık olarak ifade vermişti. Geçtiğimiz cuma günü verilen ifadeler ortaya çıktı.


Tuyan Ülkem Gülter, ifadesinde annesinin her gün sıkça alkol içtiğini söyledi. Olay günü Sultan ile odalarına geçtiklerini, annesinin ise salonda olduğunu belirten Gülter, "Benim odamdaki cam açıktı. Annem zaten camları açık tutardı. Odada Sultan ile benim yatağıma oturdu. Annem o sırada tuvalete gitmiş. Bu sırada salondaki televizyonda müziğin sesi yüksekti. Annem odaya geldiğinde Roman havası çalıyordu. Biz de Sultan ile birlikte ayakta oynuyorduk. Annem odaya geldiğinde bize eşlik etti o da oynamaya başladı. Hatta Sultan’ın elinden tuttu Roman havası oynatmaya çalıştı. Ben anneme ’Anne Sultan Roman havası oynamayı bilmez’ diye güldüm, Benimle de oynadı, hatta sarıldık. Bu arada söz konusu cama arkam dönük haldeydim. Annem, oyun oynama sırasında benim yanımdan arka cama oynayarak geçti. Sonra bir patırtı gibi ses duydum. Birden arkamı döndüğümde annemin elbisesini görür gibi oldum, sonra anne diye bağırarak dışarı çıktım. Aşağı doğru koşmaya başladım, annemi kaldırmaya çalıştım gibi hatırlıyorum. O kadar şoktaydım ki her şeyi hatırlamıyorum. Sanırım Çiğdem ablanın kapısını çaldım. Polisi, ambulansı kim aradı hatırlamıyorum. Ben annemin aşağıya nasıl düştüğünü görmedim, arkamı döndüğümde elbisesini görür gibi oldum" dedi.


Annesinin kameralarda tuvaletten çıktıktan sonra ’o ne lan’ şeklindeki ifadesini odada oldukları için duymadıklarını dile getiren Gülter, şunları kaydetti:


"Annemin tuvalete girdiğini zaten görmemiştik. Annem de odaya girer girmez oynamamıza eşlik etti. O gün annem çok neşeliydi. Beyin damarlarında genişleme ve daralma olduğunu biliyorum, bununla ilgili ozon tedavisi görmektedir, ancak annem alkol alınca normalin dışında hızlı yürür, o gün de ifademin başında da belirttiğim üzere şarap içmişti ve yine yürümesi dengesizleşmişti, hatta salondayken de artık dengesizdi, yani alkolün etkisi başlamıştı. Annemin düşman olduğu ya da nefret ettiği kimse yoktu. Asistan Çiğdem ile sadece kırgınlık vardı. Annem onu kısa süre önce kahvaltıya davet etmişti. Annem işle ilgili bir şey soracağı zaman ona sorardı. Çiğdem abla annesiyle yaşıyordu. Annem çok titiz bir insandı, her yerin düzenli ve temiz olmasını isterdi. Sürekli temizlik yapar, yerleri siler, toz alırdı. Temizlikte farklı markalara ait çeşitli deterjanlar kullanırdı, deterjanlara çok düşkündü, sürekli eve deterjan veya koku siparişi gelirdi, bizim evimizde yerler parkelidir, düzenli temizlendiği için bazen kaygan olabiliyor."



"İkisinin de annemle bir problemi yoktur, sosyal medyada çıkan iddialar tamamen asılsızdır"


Olay günü İstanbul’da nişanlısıyla olan Güllü’nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter ise şu ifadelere yer verdi:


"Gece saatinde beni ablam aradı, çığlık atarak ’Yağız koş annem düştü’ dedi, ben telefonu kapattım ilk manevi babamı aradım, beni al dedim, sonrasında alt katımızda oturan komşumuzu aradım, olayı sordum, annemin hayatta olup olmadığını sordum, bana ’buraya gelmen lazım oğlum’ dedi, sonra tekrar sorduğumda ’başın sağ olsun’ oğlum dedi. Yola çıktım, saat 03.09’da Yalova Çınarcık’taydım. Ben bu saatleri net olarak söyleyebiliyorum çünkü telefonumda aile takip programı var, ben evdeki kameraları online olarak izleyebiliyordum, hatta yoldayken karakol amiri beni aradı, ben görüntüleri kayıt alabildiğimi söyledim, sonrasında kamera kartlarını nereden almaları gerektiğini söyledim, hastaneye vardığımda telefonumU görevlilere verdim, görüntüleri buradan alabilirsiniz dedim. Annemin husumetlisi yoktur, Tuyan’la da hiçbir problemi yoktur, Sultan’ı annem ve Tuyan’dan çok dinledim kendisiyle bu olay öncesinde yalnızca 1 kere yüz yüze denk geldim diye hatırlıyorum, ikisinin de annemle bir problemi yoktur, sosyal medyada çıkan iddialar tamamen asılsızdır. Çiğdem ablayla annemin arası gayet iyidir, kişisel hiçbir husumetleri yoktur, Çiğdem abla annemin yakın arkadaşıdır, bir süredir ticari ilişkilerini kesmişlerdi ancak annem yine ona bir şeyler danışırdı. Annem ile Çiğdem ablanın ilişkisi öyledir, zaman zaman birbirlerini engellerler, birbirlerine tatlı trip yaparlar. Çiğdem ablanın salonuyla annemin yatak odası pencereleri yan yanadır ancak evin dışı demirle örülü olup korkuluk bulunmaktadır, korkuluğu Çiğdem abladan önce oturan evin sahibi yaptırmıştı, iki evin arasında geçiş mümkün değildir. Bazen kameranın takılı olduğu kabloyu soketi çıkartır ya da kahve yapacakları zaman yine kameranın bağlı olduğu fişi çekip kahve makinesini bağlarlar, bu nedenle zaman zaman kameranın kayıt almadığı olur, annem bu hususu hiç umursamaz, annem duşa gireceği zaman açık görüntülerinin olmaması amacıyla da kameraların fişini çekerdi. Annemin denge problemi vardı, özellikle beli kırıldığı bir dönem olmuştu ondan sonra annem öne eğilerek yürümeye başlamıştı, özellikle alkol aldığında normalde kullandığı gözlüğü kullanmaz ve daha hızlı yürür bu da dengesini kaybetmesine neden olur, annemin benim önümde de daha önce dengesini kaybedip düştüğü olmuştu, hatta bir keresinde düştüğünde annemi hastaneye götürmüştük. Kamera kaydında annemin neye ’o ne lan’ dediğini tam bilmiyorum, ancak annem sarhoş olduğunda ’bizimkiler, hazır mıyız, okey miyiz’ der ya da argo kelimeler kullanır, biz annemin sarhoş olduğunu böyle anlarız. Benim bu olaya ilişkin şüpheli bulduğum hiçbir husus yoktur, kardeşimin ya da Sultan’ın annemle hiçbir husumetleri bulunmamaktadır."



Güllü’nün oğlu ve kızının savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı açıkladı: "Oruç tutmak vücudu dinlendirip birçok fayda sağlıyor" Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, iftar ve sahurda aşırıya kaçılmaması halinde orucun vücutta toparlanma ve dinlenme etkisi oluşturduğunu vurgulayarak, oruç tutmanın sindirim sistemini rahatlattığını ifade etti. Ramazan ayıyla birlikte oruç ibadeti devam ederken, değişen beslenme düzeninin insan sağlığına etkileri de dikkat çekiyor. Gün boyu süren açlığın ardından yapılan sahur ve iftar öğünlerinin dengeli ve ölçülü tüketilmesi, vücudun dinlenme sürecine girmesine katkı sağlıyor. Bu süreçte sindirim sisteminin çalışma temposu düşerken, mide ve diğer organların daha az zorlanmasıyla birlikte bünyenin kendini toparlama imkânı buluyor. Ramazan döneminde abur cubur tüketiminin azalması ve gereksiz kalori alımının düşmesi, özellikle sindirim organlarının daha sakin çalışmasına imkan tanıyor. İftar ve sahurda aşırı ve hızlı yemek tüketilmemesi halinde bu olumlu etkinin daha belirgin hale geliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, oruç tutun bir bünyenin kendini dinlemeye aldığını söyleyerek, "Bu ayda zararlı şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer" dedi. "Midenin en güzel dinlendiği ay, Ramazan ayıdır" Gerektiği gibi oruç tutulduğunda insan vücuduna faydası olduğunu söyleyen İbrahim Emre Kurtça, "Ramazan ayında abur cubur tarzı yiyeceklerin yenmesi azalıyor. Bu ayda böyle şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer. Herhangi bir yerimiz sakatlandığı zaman kendimizi dinlenmeye alıyoruz. Bizimde midemizin en güzel dinlendiği ay, Ramazan ayıdır. Eğer biz kurallara uyarak oruç tutarsak ve sağlık uzmanlarının verdiği önerilere uyduğumuz zaman bu durum bizim hem bağırsaklarımız, pankreasımız ve midemiz açısından da dinlenmemizi sağlamaktadır. Gerektiği gibi oruç tutarsak bize faydaları daha çok olur. Oruç tutmadan önce herhangi bir rahatsızlığımız varsa doktor görüşü alınmalıdır. Eğer mide ve şeker gibi çeşitli rahatsızlıklar varsa uzman görüşü alınmalıdır. Oruç tutacağız diye sağlığımızdan olmamalıyız" dedi.
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu öğrencilerle iftar sofrasında buluştu Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Ramazan ayı dolayısıyla üniversite öğrencileriyle düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Merkezi yemekhanede gerçekleştirilen ve yoğun katılımın olduğu programda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu ön plana çıktı. Rektör Yardımcıları ve birim yöneticilerinin de yer aldığı iftar programında konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Ramazan ayının manevi atmosferinde öğrencilerle aynı sofrayı paylaşmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek: "Bu müstesna Ramazan sofrasında sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu bereketli ayın manevi ikliminde aynı sofrayı paylaşmak, gönül birlikteliğimizi daha da güçlendirmektedir" ifadelerini kullandı. Öğrencilerin üniversite yönetimi için büyük bir emanet olduğunu vurgulayan Hacımüftüoğlu: Atatürk Üniversitesinin öğrenci odaklı yaklaşımına dikkat çekti. "Sizler bizlere en başta ailelerinizin emanetisiniz. Güvenliğiniz, huzurunuz ve mutluluğunuz; alacağınız akademik eğitim kadar bizim için kıymetlidir" diyen Hacımüftüoğlu, üniversite olarak yalnızca akademik başarıyı değil; öğrencilerin sportif, sanatsal ve kültürel alanlarda da çok yönlü gelişimini önemsediklerini ifade ederek tüm birimlerin öğrencilerin ihtiyaç ve taleplerini karşılamak üzere her zaman hazır olduğunu belirtti. Rektör Hacımüftüoğlu: "Yeter ki bir fikriniz, bir hayaliniz, bir projeniz olsun. Bizler her zaman yanınızdayız" Program kapsamında öğrencilerin istihdamına yönelik çalışmalara da değinen Rektör Hacımüftüoğlu, İŞKUR programı çerçevesinde yaklaşık 4 bin öğrencinin üniversitenin çeşitli birimlerinde çalışma imkânı bulduğunu hatırlatarak, önümüzdeki yıl bu sayıyı artırmayı hedeflediklerini kaydetti. Öğrencilerin hem eğitim hayatlarını sürdürürken hem de çalışma deneyimi kazanmalarının önemine işaret eden Hacımüftüoğlu, bu uygulamanın gençlerin mesleki gelişimine önemli katkı sunduğunu dile getirdi. Teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalara da özel bir parantez açan Hacımüftüoğlu, özellikle Teknofest ruhunun üniversite bünyesinde güçlü bir şekilde yaşatıldığını belirtti. Yerli ve millî teknoloji hamlesine katkı sunan tüm öğrenci projelerinin bilimsel araştırma projeleri kapsamında desteklendiğini vurgulayan Hacımüftüoğlu: "Yeter ki bir fikriniz, bir hayaliniz, bir projeniz olsun. Bizler her zaman yanınızdayız" dedi. Program, yapılan duaların ardından sona ererken Rektör Hacımüftüoğlu, "Bu mübarek günde birlik ve beraberliğimizi pekiştiren bu ulvi sofrada sizlerle buluşmaktan bir kez daha mutluluk duyuyorum. Hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum. Ailelerinize selam ve dualarımı iletmeyi unutmayın" sözleriyle öğrencilerin Ramazan ayını tebrik etti.
Diyarbakır Diyarbakır’da günlük tatlı tüketimi tonları aştı: İşletmeler üç vardiyaya geçti Diyarbakır’da Ramazan ayında 3-4 katına çıkan tatlı tüketimine yetişmek için işletmeler üç vardiya çalışıyor. Hacıbaba Pastaneleri, Ramazan ayında talebi karşılamak için üç vardiya tatlı üretimini sürdürüyor. İndirimli ürünler ve Ramazan ayının yoğunluğu ile satışlar 3-4 katına çıktı. Yaklaşık 70 tatlı ustasını daha firma bünyesine katan Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, satışların artmasının orantısal olarak istihdamın da artmasına sebep olduğunu belirterek, mutlu olduğunu dile getirdi. Elaldı, 40 yıllık bir firma olduklarını ve temel ilkelerinin ’’en iyisi, en ucuza’ olduğunu söyledi. Elaldı, "O yüzden 5-6 aydır yaptığımız kampanya ile beraber piyasaya tatlı sunduk. Bu vesileyle herkesin evine tatlı girmesini istedik. Ramazan ayında yoğunluk var. Normalde iki vardiya olan çalışmamızı üç vardiya çıkardık. Amacımız tüm evlere tatlı girsin. Bunun için yetiştirmeye çalışıyoruz" dedi. Kampanya vesilesiyle diğer rakiplerinin küçüldüğünü fakat kendilerinin daha da büyüdüğünü aktaran Elaldı, şu ifadeleri kullandı: ’’İstihdam adına çok faydalı oldu. Son 3-5 ayda biz 50-60 personel işe aldık. Ramazan ayı geldi yine bir yoğunluk oluştu. Bu vesileyle bu kez 15-20 kişi daha işe aldık üçüncü vardiyayı oluşturmak için. Türkiye’deki tatlıcılar genelde Ramazan ayında zam yapmazlar. 40 yıldır bu işin içerisindeyim. Ramazan ayında veya bayramda zam yapmadık, yapmayacağız. Kendini bilmez fırsatçılar olabilir. Bayram ağzı zammı, Ramazan ayı zammı, bazı fırsatçılar hariç ülke genelinde olmaz. Bizim bu kampanyalarımız sadece Diyarbakır ya da güneydoğuda değil. İstanbul’da da 8 tane şubemiz var. İstanbul’da da aynı kampanyalar devam ediyor ve çok yoğun ilgi görüyor. Yoğun ilgiye yetişmeye çalışıyoruz. 7 gün 24 saat imalatımız durmadan çalışıyor. Her eve, her sofraya Hacıbaba Pastaneleri mutlaka misafir olacaktır diye bu büyük kampanyayı başlattık." Günlük 1 buçuk ton üretim Baklava ustası Ali Kaya, Ramazan ayının başından bugüne kadar günlük 1 buçuk tonu aşan bir üretimlerinin olduğunu söyledi. Kaya, "Ramazan ayı boyunca baklavada 45-50 ton, kadayıf ve diğer çeşitleri de eklersek bu 80 tonu bulacak gibi duruyor. Bayram için şimdiden siparişler alıyoruz. Şu ana kadar sadece baklava birimi olarak aldığımız siparişler toplam 35-40 tona yaklaştı. İndirimde olan ürünlerimiz var. Talep de çok fazla oluyor. O nedenle üç vardiya sistemine geçtik. Eleman sayısı da yükseldi. Yani istihdama da neden oldu bu sirkülasyon. Siparişleri yetiştirmeye çalışıyoruz. Şu an genel olarak soğuk baklavamız zaten sürekli revaçta olan bir ürünümüz. Cevizlilerden de indirimde olan ürünlerimiz var. Hem indirimli ürünler hem de Ramazan ayı işlerimizi 3-4 kat artırdı diyebiliriz’’ diye konuştu.