GÜNDEM - 16 Ağustos 2024 Cuma 10:35

Yalova’da 17 Ağustos depreminde acil serviste görevli hemşire o günleri unutamıyor

A
A
A
Yalova’da 17 Ağustos depreminde acil serviste görevli hemşire o günleri unutamıyor

Yalova’da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde devlet hastanesi acilinde görev yapan hemşire Sevda Ünlü, depremin üzerinde 25 yıl geçse de o acı dolu günleri aklından çıkartamıyor.


Marmara Depremi’nin en çok etkilediği kentlerden birisi olan Yalova’da o tarihlerde hemşirelik görevi yapan Yalova İl Sağlık Müdürlüğü çalışanı Sevda Ünlü, depremin hemen ardından hastaneye giderek insanların yardımına koştu. Depremde akrabalarını ve birçok mesai arkadaşını kaybeden Ünlü, deprem anını şöyle anlattı: “Yalova Devlet Hastanesi’nde acil serviste hemşire olarak görevliydim. O süreçte evdeydik deprem anında. O saatte uyumamıştık hala oturuyorduk ve 03.02’de çok büyük bir gürültü ile beraber sallanmaya başladık. Ben hiçbir şekilde anlamadım ne olduğunu da anlamlandıramadım. Benim baba emekli sağlık memuru, daha önce görev yaptığı yerde deprem tecrübesi olmuş. Bunun deprem olduğunu ve bir an önce hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledi.”



“Anons geldi: Yalova yerle bir oldu. Sesimi duyan görev başına”


Sarsıntının hemen ardından binadan aşağıya indiklerini anlatan Ünlü, şöyle konuştu:


“Sallandık aşağıya indik ve o anda bizim apartmanımızda hastane polisi olarak çalışan İsmail abimiz vardı. Onun telsizine şöyle bir anons geldi: ‘Yalova yerle bir oldu. Sesimi duyan görev başına’ dedi ve biz hemen yola çıkıp hastaneye geldik. 03.02’de olmuştu deprem, ben üç buçuk gibi hastane bahçesindeydim. O kadar insan oraya ne zaman geldi, ne oldu anlayamadım. Yani herkes her yerde yaralılar çığlık atanlar. Sağlık çalışanları biz birbirimizi görüp sarılıp ağlayıp hemen bir yaralıya koşturuyorduk, çok kötüydü.”



“Hiç yemeden içmeden uyumadan çalıştık”


Ünlü, sahra hastanesi kurulana kadar hastane bahçesinde hizmet verdiklerini belirterek, “Hastane yıkılmamıştı ama tabii korkuyorduk sürekli artçılar da olduğu için. İçeri girmek istemiyordu hiç kimse. O yüzden bahçe kullanılıyordu. Tabii şanslı mıydık bilmiyorum ama yazın yaşadığımız için dış bahçeyi çok rahat kullanıyorduk. Yardımcı ekipler gelene kadar, bizden görevi teslim alana kadar biz bir hafta hiç yemeden içmeden uyumadan çalıştık. Sonra yurt dışı ekipleri Türk Silahlı Kuvvetleri geldiler ve bizden görevi devraldılar sonra çevrelerden sağlıkçı arkadaşlar geldiler” diye konuştu.


Ünlü, depremin ilk saatlerinde gördüğü acı dolu tablolardan bahsederek, “03.02’de depremin ilk anında şu anda İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu yerdeydi hastane ve acilin üstündeki çatı çökmüştü ve bizim oradaki polis abimiz rahmetli olmuştu. Belki de ilk vefat edenlerden biridir. Ben hastane bahçesine girdiğimde bütün acilin onun etrafında canhıraş bir şekilde onu döndürmek için uğraştığını görmüştüm. Bir de ambulansın içinde bir öğrenci, genç bir çocuk eşimi tanıdı ve eşimin boynuna atlayarak ‘Hocam bütün ailemi kaybettim’ diyerek ağlamıştı. O ikisini hiç unutmuyorum” dedi.



Depremde 3 kuzenini kaybetti


Ünlü, Gölcük’te dayısının yaşadığını ve burada kuzenlerinin depremde vefat ettiğini belirterek, “Ben üç kuzenimi kaybettim. İkisinin cesedini bulduk, onları defnetti ama birisi kayıp, ölüsünü dirisini bulamadık” ifadesini kullandı.



“Acı çoktu birbirimizi gördükçe ağlamamak için arkamızı dönüyorduk”


Depremden sonra 6 ay kadar hastane bahçesinde çadırda kaldıklarını söyleyen Ünlü, o günleri şöyle anlattı:


“İlk çadırımızda 12 kişi kalıyorduk. Hatta üzerine 12 kardeşler çadırı yazdık. Nöbete giden geliyordu sabah sonra diğeri gidiyordu. 12 sağlık çalışanı bir arada yaşadık uzunca bir süre. Sonra çadırlar gelmeye başlayınca ayrıldık. Hiç unutmuyorum 9 Kasım’da ben acilde nöbetçiydim. 10 Kasım sabah nöbetten çıktım ve tabii ki çok yorgundum çadırda uykuya geçmiştim. Saat 9’u 5 geçe sirenler çalmaya başladığında 10 Kasım için yeni bir afet olduğunu zannederek çadırdan fırlamıştım ve çok büyük bir korkuyla titreme nöbetine girmiştim. Yanımızda Yunan bir ekip vardı. Onlar bana sarılarak sakinleştirmeye çalışmışlardı. Hatta bana bir oyuncak hediye ettiler. Oyuncak hala evimde duruyor. Hala bazen hatırladığımda ona sarılıp sakinleşiyorum. Yani biz hastane içerisinde çok arkadaşımızı kaybettik, deprem şehitlerimiz çok. Hepsine Allah gani gani rahmet eylesin. Acı çoktu birbirimizi gördükçe ağlamamak için arkamızı dönüyorduk. Çünkü çok fazla yardıma ihtiyacı olan insan vardı.”



Yalova’da 17 Ağustos depreminde acil serviste görevli hemşire o günleri unutamıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Maalesef 160 kız çocuğu daha ilk günden öldü" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Haymana Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Özel, "İlçedeki 27 bin 300 çiftçiye 111 milyon liralık destek sağlamış olarak geldi. 3 bin haneye 44 milyon liralık sosyal destek sağlamış olarak geldi. Her gün 110 haneye ücretsiz ekmek dağıtmış olmanın, 1416 emekli hanesine 34.2 milyon liralık destek veriyor olmanın, 650 hanenin doğalgaz desteği 2 bin 260 haneye kömür desteği yapıyor olmuş olmanın, 461 gencin sınava hazırlanmasını üslenmiş olmanın ve 26 bin nüfuslu Haymana’ya toplam sosyal yardım tutarı olarak 200 milyon lira sosyal yardım yapmış olmanın verdiği mutlulukla, iç huzuruyla ve güvenle geldi. Biz genç belediye başkanımıza inandık, suyu sıcak, havası sert, insanı mert Haymana ona inandı" ifadelerini kullandı. İran’da yaşanan çatışmalara ve Gazze’deki soykırıma değinen Özel, "On bir aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen Ramazan’ın ortasındayız. Bu Ramazan dünyaya barış getirsin dedik. Çünkü Filistin’deki 71 bin Gazzeli’nin ölümünden sorumlu Netanyahu’yla eli kanlı Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" diye konuştu. Programa; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Haymana Belediye Başkanı Levent Koç ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
Uşak Bakan Işıkhan: "Türkiye olarak, sulhun ve sağ duyunun hakim olduğu bir diplomasi ortamının tesisi için çalışmaya devam edeceğiz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Uşak’taki çeşitli ziyaretlerinin ardından "Dünya Yetimler Günü" dolayısıyla düzenlenen iftar programına katıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaret ve programlara katılmak üzere Uşak’a geldi. Program kapsamında ilk olarak Uşak Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Işıkhan, Vali Serdar Kartal ile bir araya geldi. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Işıkhan’a, Vali Serdar Kartal tarafından Hüsnü Kazım Özler tarafından çekilen "Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık" adlı simge fotoğrafı hediye edildi. Valilik ziyaretinin ardından Bakan Işıkhan, AK Parti Uşak İl Başkanlığı’nda partililerle buluştu. Partililerle sohbet eden Bakan Işıkhan, ardından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı’nın "Dünya Yetimler Günü" dolayısıyla düzenlendiği iftar programına katıldı. "Çocuklarımızın vatana, millete ve ümmete hayırlı birer insan olarak yetişmelerini sağlamak, devlet ve toplum olarak her birimizin öncelikli vazifesidir" Bakan Işıkhan yaptığı konuşmada, "Yetim ve öksüz yavrularımız başta olmak üzere geleceğimiz, umudumuz olarak gördüğümüz çocuklarımıza sahip çıkmak sadece görevimiz değil, aynı zamanda insanlığımızın bir gereğidir. Çocuklarımızın vatana, millete ve ümmete hayırlı birer insan olarak yetişmelerini sağlamak, onları ilimle, irfanla, çalışacak, üretecek bilgi ve becerilerle donatmak devlet ve toplum olarak her birimizin öncelikli vazifesidir. Bizim bu konudaki hassasiyetimiz, gerek devlet kurumlarımız, gerek sivil toplum kuruluşlarımız, gerekse millet olarak, hamdolsun ki en üst noktadadır" dedi. Her zaman dünyanın her bir köşesinde ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye devam edeceklerini vurgulayan Işıkhan, "İnancımızdan ve tarihi misyonumuzdan kaynaklanan bu şuur, bugün de hala sosyal devlet anlayışımızın merkezindeki yerini korumaya devam ediyor. Geçmiş dönemlerde sadece anayasada yer alan ancak pratikte kayda değer bir karşılığı olmayan sosyal devlet ilkesi son çeyrek asırda sahada tüm varlığıyla hissedilen, gözle görülen bir gerçek haline dönüştü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde özellikle aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı gibi özel politika gerektiren tüm vatandaşlarımızın geleceğini güvence altına alan büyük dönüşümleri, ’insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla gerçekleştirdik. Sadece ülkemiz sınırları içerisindeki vatandaşlarımızın yardımına değil, ’kimsesizlerin kimsesi biziz’ diyerek, dünyanın her bir köşesindeki ihtiyaç sahibinin yardımına koştuk, koşmaya da devam ediyoruz" dedi. "Saldırıların bir an önce son bulması için Cumhurbaşkanımız liderliğinde ilgili tüm arkadaşlarımız bölgede yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor" Türkiye’nin etrafında ateş çemberi olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşlik sofralarında bir araya gelmenin en büyük emeği olduğu vurgulayan Işıkhan, "Bu iyilik ve hayır ikliminin, ateşkesi ihlal eden katil İsrail’in zulmü altında bu yıl yine Ramazan’a buruk bir şekilde giren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm İslam coğrafyasında mazlum ve mağdur kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bölgemizde yakılmak istenen ateşin daha da büyüyerek yayılmaması ve karşılıklı saldırıların bir an önce son bulması için Cumhurbaşkanımız liderliğinde ilgili tüm arkadaşlarımız bölgede yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Biz Türkiye olarak, sulhun ve sağ duyunun hakim olduğu bir diplomasi ortamının tesisi için çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da defaten ifade ettiği gibi Türkiye, arabulucu rolüyle, coğrafyamızı huzura kavuşturacak her türlü girişimin yanında yer almaya devam edecektir. Bizler de bu anlayışla 86 milyon Türkiye olarak, etrafımızdaki ateş çemberine rağmen, hala güvenle şu kardeşlik sofralarında bir araya gelebilmemizde büyük emekleri olan büyük ve güçlü Türkiye davamızın lideri, saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a en derin şükranlarımı sunuyoruz" dedi.
Samsun Kardeşlik Buluşması İftar Programı Samsun’da düzenlenen "Kardeşlik Buluşması İftar Programı"nda protokol üyeleri, devlet koruması altındaki çocuklar, aileler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri aynı sofrada buluştu. Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen program, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirildi. İftar programına Samsun Valisi Orhan Tavlı ve eşi Ayşe Tavlı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan da katıldı. Programda özellikle devlet koruması altındaki çocuklar başta olmak üzere çok sayıda aile ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yer aldı. İftar programında konuşan Vali Orhan Tavlı, kardeşlik bağlarını güçlendirmek amacıyla düzenlenen buluşmada çocuklarla aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Asırlar boyunca merhamet ve şefkat anlayışıyla dünyaya yön veren bir medeniyetin mirasçıları olduklarını ifade eden Vali Tavlı, devletin ve milletin her şartta çocukların yanında olmaya devam ettiğini belirtti. Ailesinden çeşitli nedenlerle uzak kalan çocuklara sahip çıkmanın köklü bir devlet geleneği olduğunu vurgulayan Tavlı, eğitimden psikolojik desteğe, spor ve sanattan istihdama kadar pek çok alanda çocukların gelişimi için çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi. Çocukların yüzündeki bir tebessümün kendileri için dünyalara bedel olduğunu ifade eden Tavlı, onların sevinçlerine ve sıkıntılarına ortak olmanın en önemli sorumluluklardan biri olduğunu kaydetti. Çocukluk döneminde sevgi ve saygıyla büyüyen bireylerin özgüveni yüksek, ülkesine ve milletine faydalı insanlar olarak yetişeceğine inandıklarını belirten Tavlı, bu anlayışla çocukların her zaman desteklenmeye devam edeceğini söyledi. Programın düzenlenmesine katkı sağlayan Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür eden Tavlı, iftar sofrasına katılan çocuklara ve ailelere de şükranlarını iletti. İftar programına kurum temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri de katıldı.