YEREL HABERLER - 29 Aralık 2015 Salı 16:34

Yozgat'ta Ortaokul Öğrencisi Tarafından Madenciler İçin Hazırlanan Yaşam Odası Projesi Ödül Aldı

A
A
A
Yozgat'ta Ortaokul Öğrencisi Tarafından Madenciler İçin Hazırlanan Yaşam Odası Projesi Ödül Aldı

Yozgat’ta üstün yetenekli öğrencilere proje tabanlı eğitim veren Fatma Temel Turhan Bilim Sanat Merkezi öğrencilerinin hazırlanan ve maden kazalarında ölüm ve yaralanma risklerini sıfıra indirmeyi amaçlayan “Akıllı Maden “ projesi 2. Türk Dünyası Bilim Olimpiyatlarında Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından Jüri özel ödülüne layık görüldü.
Yozgat Fatma Temel Turhan Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi Arif Cihat Erol ve Danışma Öğretmen Şamil Coşkun tarafından hazırlanan “Akıllı Maden” projesi ile maden kazalarında işçilerin kısa sürede yaşam odasına ulaşmaları sağlanarak ölüm ve yaralanma risklerini en aza indirilmesi amaçlanıyor. Madenlerde yaşanan kazalarda yasam odalarının sabit bir yerde durmasından dolayı göçük, yangın, gaz kaçağı, su baskını gibi durumlarda madencilerin buraya ulaşması zor olmakta ve ölümler artarken, tasarlanan proje ile maden içindeki yaşam odası çelik konteyner şeklinde ve hareketli olmasıyla işçiler yaşam odalarına kısa sürede ulaşabilecek
Proje Sahibi Arif Cihat Erol, son yıllarda meydana gelen maden kazalarında yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini belirterek, “Bu proje ile amacımız can kayıplarını en aza indirmektir. Bunun içinde göçük, yangın ve su baskını anında hasar almayacak ve madencileri koruyacak çelik bir konteyner tasarladık. Bu konteynerin içerisinde duvarlara gömme yer kaplamayacak şekilde erzak, buzdolabı, ocak, banyo gibi şeyler bulunacak ve bunların içerisinde yaklaşık 25-30 kişiye bir ay yetecek kadar konserve kutuda kuru yiyecekler, su, ilk yardım çantası, gaz maskesi ve giyecekler bulunacak. Bunun dışında odaya dışarıdan çelik boru yardımıyla basınç yardımıyla oksijen, su ve yiyecek gelecek. Bu dolaplardaki besinler bitene kadar yardım gelmezse kurtarma ekipleri tarafından borular sayesinde çok uzun süre aylarca yıllarca bu yaşam odasının içerisinde yaşayabilecekler. Giyesilerini değiştirip giyebilecekler ve çok uzun süre bu yaşam odasının içerisinde yaşayabilecekler. Olası kazalarda madencilerin kurtarılması daha kolay olacak” dedi.
Yurt dışındaki diğer yaşam odalarından farklı olarak bu yaşam odası şerit şerit şekilde sökülebilir ve takılabilir olduğunu ifade eden Erol, “Bir madende iş bittiğinde başka bir madene taşınabilecek ve tekrar orada takılabilecek. Diğer bir farkı da altındaki raylı sistemle işçilere göre hareket edebilmesidir. Yurt dışındaki diğer yasam odaları bir noktaya sabit oluyor ve uzaktaki bir madenci ona ulaşana kadar hayatını kaybediyor. Bizde bu yüzden madencilere yakın olacak şekilde rayı bir sistemle madenciye göre hareket edebilecek bir sistem tasarladık. Bu odalar maden koridorlarını tamamen kapladığı için bir tarafından diğer tarafına kömür ve başka madenlerin geçişi zor oluyor. Bizde bunun için yaşam alanlarını rahatsız etmeyecek şekilde içerisinde raylı bir sistem tasarladık ve bir başından diğer tarafına vagonla maden taşımı sağlanabilecek. Bu şekilde hem işçilerin hem hayatı hem de yaşamı kolay olur. Umarım bu tasarladığımız ve düşündüğümüz proje madenlerde yapılır ve göçük su baskını olsun bunun şeylerde işçiler ölmez bizde üzülmeyiz” diye konuştu.
Danışman Öğretmen Şamil Coşkun, bu proje sayesinde maden kazalarındaki ölüm ve yaralanmaları en aza indirilebileceğini ifade ederek, “Öğrencimiz ile birlikte tasarladığımız bu proje ile madenlerde meydana gelen göçük ,yangın, gaz kaçağı ve su baskını gibi olaylarla hareketli maden odaları içerisine girerek işçilerimiz ölüm ve yaralanmalardan kurtulmuş olacak. Projemiz ülkemizdeki maden ocaklarında ucuz bir şekilde kullanabilecek şekilde tasarlanmıştır. Eğer kullanıma geçerse ülkemizdeki maden ocaklarındaki ölüm ve yaralanmalar en az düzeye inecektir. Hatta sıfırlanacaktır diye biliriz. Yurt dışındaki maliyetleri yaklaşık 450 bin ila 1 milyon arasında olmakla birlikte bizim tasarladığımız bu proje 50 bin lira civarındadır. Projemiz Eskişehir’de Türk Dünyası Vakfı tarafından 2. Türk Dünyası Bilim Olimpiyatlarında Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından Jüri özel ödülüne layık görüldü” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.