YEREL HABERLER - 30 Aralık 2015 Çarşamba 13:26

Bozok Üniversitesi Rektörü Karacabey 2015 Yılını Değerlendirdi

A
A
A
Bozok Üniversitesi Rektörü Karacabey 2015 Yılını Değerlendirdi

Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, genç bir üniversite olmalarına rağmen gelişimini hızla sürdürdüğünü söyledi.
Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey bir basın toplantısı düzenleyerek ünversitenin 2015 yılını değerlendirip 2016 yılda yapacakları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bozok Üniversitesinin genç bir üniversite olduğunu ifade eden Rektör Karacabey, “Genç bir üniversite olmamıza rağmen gelişimini hızlı bir şekilde sürdürmektedir. İdari ve akademik kadromuz her geçen gün güçlenmede ve kadro sayımızın artması için bizlerde büyük çaba sarf etmekteyiz. Üniversiteler bilimsel çalışmaların yapıldığı bilimsel kurumlardır. Bu kurumlar sürekli gelişmek ve bilgi üretmek zorundadır” dedi.
Üniversitelerin bulundukları şehirlere büyük katkılar sağladığına değinen Rektör Karacabey, “Şehrin de üniversiteye katkısı ve desteği olması gerekmektedir. Yozgat’ta şuanda 9 fakülte bulunmaktadır. Bu fakülte sayısının 15-16’ya çıkması mümkündür. Yine öğrenci sayımız her geçen gün artmaktadır. Bu yıl 4 binin üzerinde öğrenci kaydı yaptık. Yeni açacağımız bölümlerle birlikte inşallah önümüzdeki yıl 5-6 bin civarında öğrenci kaydı yapacağız” diye konuştu.
Yozgat Tıp Fakültesinin öğrenci olarak mezun verdiğine değinen Rektör Karacabey, “Normal şartlarda yeni kurulan tıp fakülteleri 4 yıl içerisinde kurulum çalışmalarını tamamlar ve 4 yıldan sonra kendi öğrencisini mezun eder. Yozgat’ta maalesef bu gerçekleşemedi. Fakültemizden mezun olan öğrenciler ne Yozgat’ı ne de kampusümüzü görmemiştir. Bu sebeple önümüzdeki yıl Tıp Fakültesi binamız bitecek diye hesap yapıyoruz. Eğer binamız tamamlanmasa dahi yeni çözümler üreterek, fakülte öğrencilerimizi Yozgat’a getireceğiz. Kadro çalışmalarımız hızlı bir şekilde tamamlanmaktadır. Tıp fakültesi Yozgat için çok önem arz etmektedir” şeklinde konuştu.
Üniversitenin büyüyüp gelişmesiyle birlikte Yozgat’a sosyal kültürel ekonomik olarak da büyük katkılarının olduğunu ifade eden Rektör Karacabey, “Üniversitemizde hedef akademik kadromuz bine ulaştırmaktır. Akademik kadromuz arttıkça idari ve diğer işçi kadrosu da buna paralel olarak artmaktadır. Bu da şehrimizde önemli bir istihdam alanı oluşturmaktadır. Akademik kadronun da Yozgat’ı seçmesi için Yozgat halkının da buna göre yatırımlar buna göre sosyal alanlar oluşturması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Rektör Karacabey, üniversite olarak sadece Yozgat Merkez Kampusu değil bunun yanında ilçelerdeki meslek yüksek okullarını da geliştirdiklerini, yeni bölümler açtıklarını belirterek, “Yozgat Meslek Yüksekokulumuzu, Teknik Meslek Yüksekokulu ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu olarak iki meslek yüksekokuluna dönüştürdük. İnşallah okullarımızda otomotiv bölümü başta olmak üzere yeni bölümler açacağız” dedi.
Toplantıya Rektör Karacabey’in yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hikmet Şelliaybar, Prof. Dr. Kadir Özköse, Genelsekreter Vekili Yrd. Doç. Dr. Gusemettin Erdoğan katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Çatlaklardan ışık görülen apartmanda korku dolu yaşam Antalya’nın Manavgat ilçesinde bulunan 9 daireli bir apartmanda duvarlarda oluşan çatlaklar ve çökmeler, bina sakinlerini tedirgin ediyor. Apartmandaki 5 daire sahipleri tarafından boşaltılırken, maddi imkanı bulunmayan 4 daire sakini ise her türlü tehlikeyi göze alarak yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Manavgat ilçesi Sarılar Mahallesi’nde yer alan bir apartmanda duvarlarda meydana gelen çatlaklar ve çökmeler, apartman sakinlerinin korku içinde yaşamasına neden oluyor. 2013 yılında yapıldığı belirtilen apartmanda, zamanla büyüyen çatlaklar nedeniyle bazı daireler kullanılamaz hale gelirken, 9 daireden 5’i sahipleri tarafından boşaltıldı. Maddi imkanları olmadığı için başka bir yere taşınamadıklarını belirten 4 daire sakini ise tehlikeye rağmen apartmanda yaşamaya devam ediyor. "Taşındıktan kısa süre sonra çatlaklar oluşmaya başladı" Apartmanın 2013 yılında yapıldığını ve kendisinin de aynı tarihte daire aldığını belirten Erdoğan Kağıt, binaya taşınmalarının ardından kısa süre içinde duvarlarda çatlaklar oluşmaya başladığını söyledi. Çatlakların zamanla büyüdüğünü ifade eden Kağıt, "Eve taşınmamızın üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra duvarlarda çatlaklar oluşmaya, gün geçtikçe büyümeye başladı. Öyle ki bazı dairelerdeki çatlaklardan evin içerisindeki ışık görülüyor" dedi. "Bugüne kadar mücadelemizden bir arpa boyu yol alamadık" Yaşadıkları soruna çözüm bulunması için uzun süredir mücadele ettiklerini dile getiren Kağıt, bugüne kadar sonuç alamadıklarını belirtti. Apartmandaki bazı daire sahiplerinin maddi imkanları olduğu için evlerini boşaltıp kiraya taşındığını söyleyen Kağıt, "Konuyla ilgili bugüne kadar mücadelemizden bir arpa boyu yol alamadık. 5 komşumuz imkanları olduğu için kiraya taşındı, 4 kişi biz hala tehlike altındayız. Evlerimizden karot örneği alındı, zemin analizi yapılması gerekiyor ama yapılmıyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz, yetkililerden yardım istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.