YEREL HABERLER - 15 Şubat 2016 Pazartesi 16:00

Bozok Üniversitesinde Yenidoğan Hemşireliği Kursu Açıldı

A
A
A
Bozok Üniversitesinde Yenidoğan Hemşireliği Kursu Açıldı

Bozok Üniversitesi (BÜ) Tıp Fakültesi, Sağlık Yüksekokulu ve İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi işbirliği ile “Yenidoğan Hemşireliği Kursu” düzenlendi.
15 - 19 Şubat 2016 tarihleri arasında BÜ Sağlık Yüksekokulu Konferans Salonu’nda düzenlenecek kursun açılış törenine Rektörümüz Prof. Dr. Salih Karacabey, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadir Özköse, Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Selda Seçkin, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Fevzi Polat, Sağlık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevinç Polat, öğretim üyeleri ve Yozgat’ta görev yapan hemşireler ve yüksek lisans öğrencileri katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Sağlık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevinç Polat yaptı. Doç. Dr. Polat, bilim ve teknolojide çok hızlı gelişmelerin yaşandığı günümüz toplumunda, bilginin güncellenmesi ve lisans eğitiminde alınan bilgilere yeni bilgilerin eklenmesinin, hizmet içi eğitimler, kurslar, sertifika programları, kongre ve sempozyum gibi bilimsel etkinlikler ile gerçekleştirildiğini belirterek, “Bizler de bu ilkeden yola çıkarak Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde kurulan Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde çalışan meslektaşlarımızın, akademisyenlerimizin ve öğrencilerimizin bilgilerini güncellemek üzere bu kursun düzenleniyor” dedi.
Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Selda Seçkin ise, “Bizim için bu kursun düzenlenmesi çok önemli. Çünkü yakın zamanda üniversitemiz hastanesinin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi hizmete açıldı. Hep birlikte çok faydalı bilgiler edinileceğinden eminim. Bu kursun hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilimdalı öğretim üyesi Prof. Dr. Suzan Yıldız da, Yenidoğan ünitelerinin çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında da çok daha cazip bir hale geldiğini söyledi. Prof. Dr. Yıldız , “Yenidoğan hayatın ilk 28 günlük dönemi çok önemli bir dönem. Bu döneme çok dikkat edilmeli. Yenidoğan bakım ünitelerindeki hemşire, ebe ve diğer tüm ekiplerin çok donanımlı olması gerekir. Bu nedenle bu kurslar Yenidoğan biriminde çalışanlar için son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.
Son konuşmayı yapan BÜ Rektörü Prof. Dr. Karacabey, Tıp Fakültesi hastanesinde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi bölümünün yeni açıldığını belirterek, “Bölümü açarken hemşire kadromuz vardı. Beş hemşire daha kadro ilana çıkıldığında yenidoğan sertifikasına sahip olmasını özellikle istedik. Fakat üzücü olan şu oldu, yenidoğan sertifikasına sahip olmak diye çıktığımız beş kadro boş kaldı. Halbuki biz yeni doğan sertifikasına sahip olmanın veya bu konuda bilgili olmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Elbette yaşayan insanların hepsinin önemi vardır ama dünyaya yeni gözlerini açan ve bizim aramıza katılan çocuklarımız dünyaya gelişlerinin sağlıklı olması dünyadaki ilk dakikalarını ve ilk anlarını sağlıklı ve gerekli bakımın yapılmış olması icap ettiği gibi bilinçli ve yeter kadar yapılmış olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yenidoğan sertifikasına sahip olan hemşire müracaatı olmadı ama bu eksiği böyle bir kursla tamamlamış olma düşüncesinden dolayı kursun düzenlenmesine katkı gösteren herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından oturum başkanlığını Doç. Dr. Meral Bayat’ın yaptığı kursun il sunumunda İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilimdalı öğretim üyesi, Prof. Dr. Suzan Yıldız, “Yenidoğan Hemşireliği ve Yenidoğan Ünitelerinin Standartı” konularında bilgiler aktardı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis 5 bin yıllık sepet örücülüğü sanatı Bitlis’te yaşatılıyor Bitlis’te Belediyesi bünyesinde açılan sepet örücülüğü kursu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yeniden canlandırıyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel öncülüğünde yürütülen kursa 25 kursiyer katılıyor. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip olan sepet örücülüğü sanatı, bambu ağacından yapılan el emeği ürünlerle yaşatılmaya çalışılıyor. Kursiyerler, hem geleneksel el sanatlarını öğrenme fırsatı buluyor hem de ürettikleri sepetlerle aile bütçelerine katkı sağlıyor. Özellikle ev hanımlarının yoğun ilgi gösterdiği kursta, birbirinden farklı model ve desenlerde sepetler üretilirken, el emeği ürünlerin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin gelecek nesillere aktarılması için bu tür kursların önem taşıdığına dikkat çekti. Soyugüzel, "Belediye bünyesinde 25 kursiyerimizle sepet örücülüğü kursu vermekteyiz. Burada öğrencilerimiz hem sepet örücülüğünü öğrenmekte hem de evlerine katkı sağlamaktadır. Sepet örücülüğü aslında 5 Bin yıldır olan bir zanaattır ve günümüzde artık eskiden yük için depolamak için kullanılmaktansa şu anda daha çok hobi olarak veyahut da dekor olarak kullanılmakta veya kişinin ihtiyacına göre şekillenmektedir. Öğrencilerimiz burada hem sosyalleşiyor, hem streslerini atıyorlar, hem de üreterek evlerine çevrelerine katkı sağlıyorlar. Kursumuz 5 aydır aktif olarak açıktır ve 1 buçuk ay daha devam edecektir" dedi. Kursiyerler istedikleri takdirde usta öğretici de olabildiklerini ifade eden Soyugüzel, "Amacımız burada hem kursiyerlerimizi yetiştirmek hem de bu mesleği edinmek isteyen öğrencilerimizi usta öğretici olarak hayata kazandırmak hem de unutulmaya yüz tutmuş olan bu sanatı tekrardan canlandırmak" diye konuştu. Kursiyerlerden ev hanım Suzan Sulukaya sepet örerek satış yaptığını ifade ederek, "Hocamız evimize kadar gelip bize kursunun olduğunu söyledi. Ben o zaman ev hanımıydım evde oturuyorduk boş boş. Ama buraya geldikten sonra güzel şeyler öğrendik. Önce örgü ile başladım sonra yavaş yavaş sepet örgüsüne çevirdik. Ben bu sepetleri ürettikten sonra satışa başladım. Burada sepetlerimi ürettikten sonra satış yapıyorum. O yaptığım satışla mutfak masraflarımı karşılıyorum. Kendi kişisel bakım masraflarımı karşılıyorum" dedi.
Konya İçişleri Bakanı Çiftçi bayram namazını Konya’da kıldı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayram namazını memleketi Konya’da kıldı. Bakan Çiftçi, herkesin bayramını tebrik etti. İçişleri Bakanı Çiftçi, bayram namazını Konya Kapu Camisinde kıldı. Bakan Çiftçi, cami içerisinde personelle bayramlaştıktan sonra Konya Valisi İbrahim Akın, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen, milletvekilleri, belediye başkanları ile birlikte camiden çıktı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Mustafa Çiftçi, herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. Bakan Çiftçi, "Bugün Konya’mızdayız, baba ocağındayım. Bizim inancımızda kültürümüzde bayramlarımız özellikle dini bayramlarımız toplumsal birlik ve beraberliğimizin zirve yaptığı millet olma şuurunu hissettiğimiz müstesna günler. Bu özel günlerde büyüklerimizin ellerini öper küçüklerimizi sevindiririz. Fakir fukarayı gözetiriz. Yine geçmişlerimizi de unutmaz, kabir ziyaretleri yaparız. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Cenabı hak hepsinin şahadetini kabul eylesin. Öbür taraftan bu mübarek günde gazilerimizi de anıyoruz. Sınırlarımızın içerisinde ve dışarısında operasyonda icra eden güvenlik kuvvetlerimiz var. Şairin ’ağladığım senin içindir, güldüğüm senin içindir, öpüp başıma koyduğum ekmek gibisin’ diye hitap ettiği aziz vatanımızda kıyamete kadar bu aziz milletimizi hep birlikte birlik içerisinde yaşamayı nasip etsin. Bayraklarımızı indirtmesin, ezanlarımızı susturmasın diye bu mübarek günde niyazda bulunuyorum. Cenabı hak devletimize zeval vermesin. Kurban bayramında ibadetlerimizi kabul eylesin. Tüm hemşerilerimize hayırlı bayramlar diliyorum" dedi.