GENEL - 08 Nisan 2016 Cuma 13:11

Ellerini Kullanamayan 51 Yaşındaki Ressam Resimlerini Ağzıyla Yapıyor

A
A
A
Ellerini Kullanamayan 51 Yaşındaki Ressam Resimlerini Ağzıyla Yapıyor

Yozgat’ta, bedensel engelli Narin Işık (51), ağzı ile yaptıkları yağlı boya tabloları sergiliyor.
Yozgat’ta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yozgat İl Müdürlüğüne ait Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde kalan Narin Işık, kollarını kullanamadığı için ağzında tuttuğu fırçayla resim yapıyor. 3 yaşında geçirdiği çocuk felci hastalığı ile tekerlekli sandalyeye mahkum olan Işık, 44 yaşında da kollarını kullanamaz hale geldi. İç dünyasını ve hayallerini ağzı ile yağlı boya ile resme döken Narin Işık, yaşama sevinci ile çevresindeki insanlara da örnek oluyor.
Usta ressamlara taş çıkartan engelli kadın Işık, kara kalem çalışması ile başladığı resim sevgisini yağlı boyaya dönüştürdüğünü söyledi. Bugüne kadar ağzı ile 434 adet yağlı boya tablo yatığını ifade eden Işık, “ 2007 yılında kollarımı kaybettim buna rağmen hayattan hiç bir zaman yılmadım. Ben şuanda bedensel bitkinim sadece ağzım ve kafamla hareket ediyorum. 7 yıldır sergi açıyorum. İnsanlara örnek olmak istiyorum. Benim gibi insanları sağlıklı insanların görmesini istiyorum. Televizyondan gördüğüm kadarıyla insanlar boşa kavga içindeler. Birbirlerine destek olmalı Dünyada barış, sevgi olmalı. İnsan insanı parçalamamalı. Ben bu mücadeleyi veriyorsam sağlıklı insanlar bunu takdir etmeli” dedi.
7 yıldır yağlı boya çalışmasını yaptığını ve bu zamana kadar toplam 434 adet yağlı boya resim yaptığını ifade eden Işık “Ellerimi hiç kullanamıyorum ağzımla resim yapıyorum. Ağız ile resim yapması çok zor ama buna rağmen severek çalışıyor ve yapıyorum. Resim yapmayı çok seviyorum. O resim benim bir kalbimdir” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bayram sofralarında Bursa imzası Kurban Bayramı öncesinde ikramlık ve hediyelik ürün arayışı hız kazanırken, Bursa’nın coğrafi işaretli lezzetlerinden kestane şekeri bu yıl da bayram sofralarının öne çıkan tatları arasında yer alıyor. Bursa Nilüfer’de üretim yapan İlka Şekerleme, Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazara, Cardelion markasıyla ise yurt dışına yönelik hazırladığı kestane şekeri çeşitlerini tüketiciyle buluştururken, Bursa’nın simge lezzetini modern üretim anlayışıyla yaşatmayı sürdürüyor. Firma, sade, çikolatalı, cevizli, fındıklı ve fıstıklı çeşitlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 50 farklı ürün seçeneği sunuyor. Bayram ziyaretlerinde ikramlık ve hediyelik ürünlerin önemli bir yere sahip olduğunu belirten sektör temsilcileri, kestane şekerinin Bursa kültürünün en güçlü gastronomi değerlerinden biri olmayı sürdürdüğünü ifade ediyor. Özel kutu tasarımları ve farklı gramaj seçenekleriyle hazırlanan ürünler, hem aile ziyaretlerinde hem de kurumsal hediyelerde tercih ediliyor. Kardelen Kestane Şekeri E-Ticaret Müdürü Tolga Akgün de, kestanenin Türk mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, Bursa kestane şekerinin ise yıllardır bayramların vazgeçilmez ikramları arasında bulunduğunu dile getirdi. Bayram dönemlerinde daha dengeli ve hafif ürünlere yönelimin arttığına dikkat Tolga Akgün, kestane şekerinin çikolata ve yoğun şerbetli tatlılara alternatif olarak öne çıktığını ifade ediyor. Kestanenin vitamin, mineral ve lif bakımından zengin yapısıyla dikkat çektiğini belirten Tolga Akgün, ürünlerin hijyen ve sanitasyon kurallarına uygun modern tesislerde üretildiğini kaydetti. Kestanenin yalnızca şekerleme olarak değil; pasta, ezme ve püre gibi farklı formlarda da tüketildiğini vurgulayan Akgün, Bursa kestane şekerinin hem geleneksel lezzeti hem de şehre özgü kimliğiyle ön plana çıktığını söyledi. Kardelen markalı ürünler Bursa’daki satış noktalarının yanı sıra Türkiye genelindeki birçok mağazada tüketiciyle buluşurken, online sipariş sistemi üzerinden de erişilebiliyor. Bursa’yı simgeleyen özel ambalajlarla hazırlanan ürünler, özellikle bayram dönemlerinde şehir dışına gönderilen hediyelikler arasında da yer alıyor. Öte yandan ektör temsilcileri, yerli ve coğrafi işaretli ürünlerin tercih edilmesinin hem kültürel mirasın korunmasına hem de yerel üretimin desteklenmesine katkı sunduğunu vurguluyor.