GENEL - 04 Mayıs 2016 Çarşamba 10:38

Yozgat'ta Şeker İşçilerinden 2 Saat Fazla Çalışma Eylemi

A
A
A
Yozgat'ta Şeker İşçilerinden 2 Saat Fazla Çalışma Eylemi

Ülke genelindeki şeker fabrikalarında görev yapan geçici işçilerin kadroya alınmaları ve şeker sektörünün sorunlarının çözümü amacıyla, Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi işçileri Sendikası (Şeker-İş) Genel Merkezi tarafından alınan 2 saat fazla çalışma eylemine, Yozgat Şeker Fabrikası’nda çalışan işçiler de katılarak, eyleme destek verdi.
Yozgat Şeker Fabrikasında bir araya gelen şeker işçileri, hazırladıkları dev afişin altında toplanarak, 2 saatlik fazla çalışma eylemini başlattı. Bir ay boyunca devam edecek olan 2 saatlik fazla çalışma eylemi nedeniyle işçiler fazla ücret talep etmezken, bütün işçiler eyleme destek verdi.
Şeker İş Sendikası Yozgat Şube Başkanı Turgut Gözübüyük, eylem sonrası yaptığı basın açıklamasında, 2 saat fazla mesai eyleminin öncelikli hedefinin Şeker İş camiası içerisinde çalışan muvakkat statülü işçilerin kadrolu hale getirilerek üretim bandındaki kalifiye eleman zaafını gidermek, bu zaaftan kaynaklanan ham madde ve zaman israfının da önüne geçmek olduğunu söyledi. Gözübüyük, “Yaptığımız eylemin mesajına bakıldığı zaman (2 Saat fazla mesai) toplumsal fayda ve barışa yöneliktir. İşçi kimliğinin herhangi bir ideoloji ya da siyaset kurumu tarafından manipüle edilmemesi ve bu kimlik üzerinden farklı tartışmalara yol açmaması bu anlamda bir eylemi yerinde bulduk. Öncelikli olarak şeker camiasında muvakkat ve kadrolu işçi kimliğinde farklılaşan ekonomik hüviyeti aynılaştırarak camia içerisinde barışı sağlamak ve bu barışı toplumsal alana yansıtmak, bu yönüyle muvakkat işçilerin ekonomik kimliği üzerinden kendini ötekileştirmesinin önüne geçerken farklı ideolojiler tarafından manipüle edilmesine engel olmaktır” dedi.
Gözübüyük, muvakkatların kadroya alınmasıyla beraber nitelikli eleman zaafın giderileceği, muvakkat ile kadrolular arasında kimlik farklılığını ortadan kalkacağını sözlerine ekledi.
İşçilerden Mustafa Halıcı, muvakkat işçi olduklarını burada öğrendiklerini belirterek, “Yılda 5-6 ay farklı sürelerde çalıştırılıp işten çıkartılıyoruz. Yerimize taşeron işçi adı altında personel alınıyor. Bizlerin bu şekilde çalışarak emekli olması ihtimali bulunmuyor. Bizler mezarda emekli olmak istemiyoruz” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bayram öncesi Tatvan’da yoğun güvenlik uygulaması Bitlis Emniyet Müdürlüğü koordinesinde, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla Tatvan genelinde geniş kapsamlı "Şok Aranan Şahıslar Uygulaması" gerçekleştirildi. İlçede meydana gelebilecek asayişe müessir olayların önlenmesi, aranan şahısların tespiti ve yakalanması amacıyla ilçe genelinde farklı noktalarda yoğun denetimler yapıldı. Saat 20.00 ile 22.00 arasında gerçekleştirilen uygulamalarda ekipler, hem trafik hem de asayiş yönünden kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Uygulamalar; ilçe genelindeki ana cadde ve sokaklar, bazı uygulama noktaları ile umuma açık alanlar ve sahil bandında bulunan işletmelerde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Toplam 13 ekip ve 82 personelin görev aldığı uygulamalarda 195 araç ve 1228 şahıs kontrol edildi. Yapılan denetimlerde 8 yoklama kaçağı şahsa gerekli tebligatlar yapılırken, trafik yönünden yapılan kontrollerde 20 araca toplam 315 bin 226 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca 1 şahıs hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet (bıçak bulundurma) suçundan işlem yapıldığı öğrenildi. Yetkililer, uygulama süresince bunların dışında herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını bildirdi. Kurban Bayramı dolayısıyla ilçede trafik ve insan yoğunluğunun arttığını belirten Yiğit Yaşar Demir, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir bayram geçirebilmesi adına emniyet güçlerinin sahada yoğun mesai yürüttüğünü söyledi. Kaymakam Demir, "9 günlük Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ilçemizde hem şehir içi hem de transit araç yoğunluğu artmış durumda. Bayram süresince yaşanabilecek trafik kazalarının ve asayiş olaylarının önüne geçebilmek amacıyla emniyet güçlerimiz farklı noktalarda denetim ve rehberlik faaliyetlerini sürdürüyor. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği bizim önceliğimizdir. Tatvan’ın huzuru ve güvenliği için arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev yapmaktadır" dedi. Yetkililer, Kurban Bayramı boyunca vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde madde bağımlılığına karşı panel Kastamonu Üniversitesi, gençliği tehdit eden madde bağımlılığına karşı toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Üniversitenin kuruluşunun 20. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Madde Bağımlılığı ile Mücadele Paneli", öğrenci ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Teknokent Ilgaz Salonu’nda düzenlenen panel, katılımcılardan büyük ilgi gördü. Programın oturum başkanlığını, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Türkiye Coğrafyası Anabilim Dalı Başkanı ve geçmişte Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan Doç. Dr. Evren Atış üstlendi. Panelde, bağımlılığın yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir tehdit olduğuna dikkat çekildi. Alanında uzman isimlerden Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer Erdoğan, madde bağımlılığının fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda özellikle üniversite gençliğinin bilinçlendirilmesi, aile-üniversite işbirliği ve erken farkındalığın hayati önemi vurgulandı. Etkinliğe ayrıca, akademik danışmanlığını Doç. Dr. Evren Atış’ın yürüttüğü Doğa Spor ve Bağımlılıkla Mücadele Öğrenci Topluluğu da destek verdi. Topluluğun çalışmaları ve sosyal sorumluluk yaklaşımı, gençlerin sağlıklı yaşam bilinci kazanmasına yönelik örnek bir dayanışma modeli olarak değerlendirildi. Yoğun katılım ve güçlü mesajlarla tamamlanan panel, madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca güvenlik veya sağlık boyutuyla değil; eğitim, bilinçlendirme ve toplumsal dayanışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite yönetimi ve akademisyenler, benzer farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti.