KÜLTÜR SANAT - 15 Şubat 2026 Pazar 10:04

Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

A
A
A

Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata meslekleri olan deri işlemeciliğini yaşatmaya çalışıyor.

Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Kırgız kültüründe deri işlemeciliği önemli bir yere sahip. Göçebe yaşam tarzının bir parçası olan deri ürünler dayanıklılığı, sıcak tutması ve uzun ömürlü olması nedeniyle günlük yaşamda sıkça kullanılıyor. Özellikle mesh ve çizme gibi ürünler hem ibadet sırasında hem de zorlu hava şartlarında tercih ediliyor. El emeğiyle üretilen mesh, çizme, kemer, kalpak ve kırbaç gibi ürünler hem kültürel mirasın bir parçası hem de bölgedeki Kırgız topluluğu için önemli bir değer taşıyor. Ancak ustalar, mesleğin son temsilcileri olduklarını ve çırak bulamadıkları için sanatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

"El sanatı burada yok olmak üzere"

70 yaşındaki Boncun Işık, mesleği kayınbabasından devraldığını belirterek, "70 yaşındayım. Bu mesleği ben kayınbabamdan aldım. Kayınbabam da yaşlandı, bıraktı bu mesleği. Şu anda ben yürütüyorum. El sanatı burada yok olmak üzere. Bizden de çırak çıkmadı. Kimseye bu işi yapmak istemiyor. Bu çok sabır isteyen bir iş. Elde dikiyoruz. Meshleri, üç dört gün civarında tamamlıyorum. Talep Kırgızlar’dan oluyor, bizim Kırgızlar alıyor. Kadın, erkek, namaz için iyi oluyor sıcak tutuyor ayağı" dedi.

Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

"Mehmetçiklerimiz ve komutanlarımız için çizme yapıyorum"

Yıllardır deri işleyen bir diğer usta Mehdi Ömer ise siparişlerin Türkiye’nin farklı illerine kadar ulaştığını ifade etti. Mehdi Ömer, "Yaşım 70 bu mesleği 27 yıldır yapıyorum. El işi çorap, mesh, kırbaç, mont, kalpak, çizme, kemer. Bunları 50’ye yakın deri türünden yapıyorum. Kardeşlerim Erciş Ulu Pamir’den siparişler alıyor. İstanbul, Konya, Kayseri’ye satıyoruz. Meshlerin türleri ayrı ayrı. Kösele olanlar üç buçuk dört gün zamanımı alıyor. Onların üç dört bin liraya satıyorum. Çizmeler var, onları dört, dört buçuk günde yapıyorum. Mehmetçiklerimiz ve komutanlarımız için yapıyorum. Mont ve kalpakları bir ila beş gün arasında yapıyorum" şeklinde konuştu.

Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Ustalar, özellikle gençlerin mesleğe ilgi göstermemesinden yakınıyor. Sabır ve el emeği gerektiren deri işlemeciliğinin çırak yetişmemesi nedeniyle birkaç yıl içinde tamamen kaybolmasından endişe ediliyor.

Kırgız kültüründe önemli bir yer tutan deri işlemeciliği, yalnızca bir geçim kaynağı değil aynı zamanda kimliğin ve geleneğin bir yansıması olarak görülüyor. Yenifakılı’daki ustalar ise ata yadigarı bu sanatı yaşatabilmek için tüm zorluklara rağmen üretmeye devam ediyor.

Erdoğan Budak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.