ASAYİŞ - 27 Haziran 2024 Perşembe 14:35

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Çetin: “Yozgat huzur şehri”

A
A
A
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Çetin: “Yozgat huzur şehri”

Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ın davetiyle ve bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Yozgat’a gelen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Yozgat’ın huzur şehri olduğunu belirtti.


Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Yozgat’a gelen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, İl Jandarma Komutanlığını ziyaret etti. Orgeneral Çetin, jandarmanın faaliyetleri hakkında İl Jandarma Komutanı Albay Nejdet Özcan’dan bilgi aldı. İl Özel idaresi Genel Sekreteri Nazif Yılmaz ise Orgeneral Çetin’e yapılacak olan jandarma yeni hizmet binası ile ilgili bilgi verdi. İl Jandarma Komutanlığının ardından Orgeneral Çetin, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ı makamında ziyaret ederek Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Orgeneral Çetin, Vali Özkan ile Yozgat Şehit Aileleri ve Gazileri Derneği’ni ziyaret ederek şehit ve gazi yakınlarıyla sohbet etti. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği’nin ardından Orgeneral Çetin ve Vali Özkan beraberindekiler ile birlikte aynalı kahvede çay içip vatandaşlarla bir araya geldi. Vatandaşlarla sohbet eden Orgeneral Çetin, bir vatandaşın asker yakını ile görüntülü görüşme yaptı.



“Yozgat’ta gelmekten mutluluk duydum”


Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Yozgat ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Burada sayın valimizi ziyaretten sonra şehit yakınlarımızı, gazilerimizi ziyaret ettik. Daha sonra çarşıda, pazarda vatandaşlarımız da sohbet ettik. Yozgat’ın huzur şehri olduğunu görmekten mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.



“Müjdelerle geldi”


Orgeneral Çetin’in Yozgat’a müjdelerle geldiğini belirten Vali Mehmet Ali Özkan, “Gerek cefası, gerek cesaretiyle ülkemizin, milletimizin huzur teminatı olan, kanun ordusu gerektiğinde hudutlarda kartalı olan jandarma teşkilatımızın genel komutanı, kıymetli komutanımızı Bozok Yaylası’nda yiğitler şehrinde ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Kıymetli komutanımız bugün, ziyaretleriyle birlikte bizlere jandarma teşkilatımıza müjdeleriyle geldi. Tabii bu vesileyle ilimize de Cumhurbaşkanımız ve İçişleri Bakanımızın selamlarıyla geldiler. İnşallah jandarma teşkilatımız, komutanımızın ve Cumhurbaşkanımızın çizmiş olduğu istikamette kanun ordusu olarak adaletin temsilcisi olarak yoluna devam edecektir. Tabii bugün güzel bir ziyaret oldu. Genel itibariyle bizler görev yaptığımız her yerde jandarmamızla, emniyetimizle ve diğer teşkilatlarımızla yol almaya devam ediyoruz. Ancak komutanımızın bize mülki idareye dönük bakış açısı ve destekleri de hiçbir zaman tartışma götürmez. Gerçekten ben bu vesileyle de komutanımıza ilimize olan ziyaretlerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.



Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Çetin: “Yozgat huzur şehri”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."