KÜLTÜR SANAT - 07 Nisan 2026 Salı 13:35

Yozgat, UNESCO Öğrenen Şehirler zirvesine ev sahipliği yaptı

A
A
A
Yozgat, UNESCO Öğrenen Şehirler zirvesine ev sahipliği yaptı

UNESCO Öğrenen Şehirler zirvesinde Yozgat kültürel değerleriyle ev sahipliği yaptı.


Programa Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz ve il protokolü katıldı. Programın, yerel kalkınma ve hayat boyu öğrenme kültürünün güçlendirilmesi amacıyla düzenlendiği belirtildi.


Program boyunca Yozgat’ın köklü kültürel değerleri sergilenirken, etkinliğin temel odak noktası öğrenen bir toplum inşa etmek olarak belirlendi. Katılımcılar, şehrin sahip olduğu potansiyelin uluslararası standartlarda nasıl geliştirilebileceği konusunda fikir alışverişinde bulundu.


Sergi alanında ise Yozgat’a özgü ürünler katılımcılarla buluştu. Akdağmadeni Belediyesi’nin standında yer alan Serhat Yolcu, Akdağmadeni salebinin özelliklerinden söz etti. Yolcu, "Türkiye’nin en kaliteli salebi olan Akdağmadeni salebini biz genellikle şehir dışında fuarlarda, festivallerde, programlarda bugün olduğu gibi hem anlatmaya hem tanıtmaya çalışıyoruz. İnşallah ilerleyen zamanlarda UNESCO programlarına dâhil olup Akdağmadeni salebini en iyi şekilde anlatmaya çalışacağız" dedi.


Salebin topraktan çıkarılış ve işleniş sürecini de anlatan Yolcu, "Akdağmadeni salebi toprakta doğada kendiliğinden çıkan endemik bitkiler grubuna giriyor. Mayıs Haziran aylarında salep topraktan çıkmaya başlayacak. Çıktıktan sonra biz bunu yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra kara kazanlarda kaynatıyoruz ve kurutma aşamasına geçiyoruz. Kuruduktan sonra taş değirmenlerde öğütüyoruz ve paketlemesini yapıyoruz. Dondurmanın hammaddesi saleptir. Maraş dondurmasına aromasını veren bizim Akdağmadeni salebidir. Son zamanlarda Türkiye’deki dondurma yapım aşamasındaki kafeler ve pastanelere satışları yapıyoruz. Bu da Yozgat’ın ve ilçemizin tanıtımına çok katkı veriyor" diyerek konuya dikkat çekti.



Yozgat, UNESCO Öğrenen Şehirler zirvesine ev sahipliği yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara DEM Parti Grup Toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Türkiye’de siyasi iklimin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oyu, sandığı, makamı mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği bırakıp, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim diyoruz" dedi. DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya Romanların gününü kutlayarak başladı. Bakırhan, "Romanların günü de varmış. Bir Roman atasözü aynen şöyledir; ‘Ayakta gömün beni. Bütün hayatım dizlerimin üstünde geçti’ der. Bu söz Roman olmanın tarihsel yüküne maruz kılınan eşsizliği, haksızlığı ve direnci tek başına anlatıyor. DEM Parti olarak açık söylüyoruz. Bu ülkenin başta Romanlar olmak üzere hiçbir vatandaşının ikinci sınıf vatandaş olmasını istemiyoruz. Roman halkına yönelik barınma, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında süren eşsizliklerin de bir an önce ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Roman yurttaşlarımızın eşit, onurlu ve güvenceli yaşam hakkını birlikte savunduk, birlikte savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakırhan, dünyanın sadece enerji kaynakları için kavga etmediğini söyleyerek, "Eskiden petrol, doğal gaz için kavga ediyorlardı. Evet bu da var ama asıl büyük kavga o enerjinin ve ticaretin geçtiği yer üzerinde veriliyor. Güç savaşları artık boğazlarda, limanlarda, koridorlarda, geçitlerde yaşanıyor. Kapitalizm tarihi boyunca üretim ve tüketim krizleriyle milyonların hayatına karabasan gibi çöktü. Bir bela oldu insanlığa. Şimdi de dolaşım kriziyle dünya planını tehdit ediyor. Enerjinin nereden geçeceğinin kendisi bir savaş ve kriz gerekçesine dönüşmüş durumdadır. Önümüzdeki günlerde de Malakka Boğazı başta olmak üzere kimi boğazları, geçitleri tekrar konuşmak durumunda kalacağımız görülüyor" şeklinde konuştu. Abdullah Öcalan’ın İran savaşı başlangıcında üç önemli çizgiden bahsettiğini belirten Bakırhan, "Birinci çizgi ABD-İsrail çizgisidir. Bu savaşta hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere’nin başını çektiği çizgidir. Bu da dengeyle oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz mücadele çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteyen bir akıldır. Şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizgi karşı karşıyadır. Birbiriyle mücadele ediyor. Biz tüm Orta Doğu’da olduğu gibi İran’da da demokrasi ve ortak yaşamı savunuyoruz. Sadece Kürtlerin hakkını değil, Azerilerin, Meluçların, Lurların, Türkmenlerin, en çok da ’Cihan Azad’ı diyen İranlı kadınların hakkını, hukukunu savunuyoruz. Biz İran’a ve Orta Doğu’ya sadece petrol, doğal gaz, dolar olarak bakmıyoruz. Burası medeniyetin mayalandığı, halkların ve inançların yüz yıllarca yan yana yaşadığı bir coğrafyadır. Kürtlerin de 2 bin yılın üzerinde geçmiş tarihleri var bu coğrafyada" dedi. Türkiye’nin eski kodlarla, eski korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl bir siyasetle bölgeye yaklaşması gerektiğini belirten Bakırhan, "Ankara’nın dış müdahaleye karşı tutumunu anlamlı buluyoruz. Ankara, Kürtlerin, kadınların, farklı hakların ve inançların tanınması için de İran yönetimine bir çağrıda bulunabilir. Bu Türkiye’nin pozisyonunu güçlendirir. Böyle bir yaklaşım Kürtlerin de, İran’da ezilen halklar ve inançların da Ankara’yla olan bağını güçlendirir" diye konuştu. Bakırhan, şöyle devam etti: "Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Yanlış mı yapıyoruz? Türkiye’de sorunumuz varsa Ankara’yla çözmek istiyoruz. Irak’taki Kürtler sorununu Irak devletiyle çözmek istiyor. Kiminle çözecekler? Suriye’de bir sorun varsa bir muhatabı Kürtler ise, diğer muhatabı Suriye yönetimidir. İran’da da Kürtler sorunlarını İran devletiyle çözmek istiyorlar. Ama bu başkentler de Kürtlerin bu duruşuna saygı göstermeliler, statüko ve çözümsüzlükten vazgeçmeliler artık. Tahran, Bağdat’ın hakkını tanırsa İran güçlü olur. Şam, Kobani’yi kabul ederse Suriye güçlenir. Bağdat, Süleymaniye’nin hakkını korursa Irak güçlenir. Ankara, Diyarbakır’ın hukukunu tanırsa güçlenir. Büyür demokrasi. Böyle bir perspektifle hem bölge ülkeleri hem de Kürtler kazanır. İşte kazan-kazan politikası budur." Bakırhan, Türkiye’nin yüzyıllık tarihinin en stratejik ve en kıymetli sürecini yaşadığını kaydederek, "Bizim barış ve demokratik toplum süreci dediğimiz süreç. Bu önemli süreçte önce-sonra ikilemi kurmak, süreci teyit mekanizmasına havale etmek çözümü geciktirme çabasıdır. Bu çaba sadece çözüm karşıtlarını cesaretlendirir ve süreci enfekte etme riski taşır. Barış eş zamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Barışın siyasal iklimini oluşturmak için de adımlar atılmalıdır. Bakın bizden önce Sayın Bahçeli aynen bu kürsüden şunları söyledi: ‘Artık adımlarla ilgili oyalanmaya ve oyalamaya gerek yok’ dedi. Evet biz de katılıyoruz. Artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalanmaya ne oyalamaya gerek var. Dün de Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Hangi adres kim? Kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler, bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları ivedilikle atmalıdırlar. Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM kararları uygulanabilir. Halkın iradesine çökmüş kayyumlar kaldırılabilir, yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağladığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir, hepimiz nefes alırız. O yüzden gece gündüz yollardayız. Barış için ter döküyoruz, mücadele ediyoruz. Çünkü bu memleket bizim, bu memlekete hep birlikte sahip çıkacağız. Demokratikleştireceğiz, özgürleştireceğiz" diye konuştu. Bakırhan, etik yasası getirilmesi gerektiğini söyleyerek, "Siyasi etik yasası, siyaset ile akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. Siyaset bürokraside yükselme basamağı olmaktan çıkarılmalıdır. Seçilmişlerin siyaset yapmak içindeki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Haydi hodri meydan. DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun, kim çalıyorsa yakasına yapışalım. Buyurun, kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım ve hesap soralım. Haydi. Var mısınız? Evet büyük bir sessizlik var. Çünkü eninde sonunda bu konuda çubuk kendilerine doğru eğilecek. Bunu çok iyi biliyorlar. Değerli arkadaşlar bakın toplumda ve anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine dönük operasyonlar yolsuzlukla mücadele olarak görülmüyor. Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz. Bakın İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki; 31 Mart 2024’ten beri bin 48 belediyede soruşturma açılmış. Bakın bin 48 belediyede. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si Cumhuriyet Halk Partili belediye, 78’i muhalefet belediye, 16’sı DEM Partili belediye diyor. Ya biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediyeyse niye kayyum DEM Parti belediyelere, niye görevden uzaklaştırma Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor" ifadelerini kullandı. İktidar ve muhalefet partilerine seslenen Bakırhan, "Türkiye’de siyasi ikliminin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oyu, sandığı, makamı mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği bırakıp, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim diyoruz. Buyurun bu teklifimizi de grup toplantımız aracılığıyla siyasi partilere iletelim. Biz siyasi iklimin normalleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı, hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum" dedi.
Kastamonu TMVFL Batı Karadeniz Beyaz Bölge’de kupanın sahibi Kastamonu Şerife Bacı Masterlar oldu Türkiye Masterlar ve Veteranlar Futbol Ligi Batı Karadeniz Beyaz Bölge’de Kastamonu Şerife Bacı Masterlar, ligin final niteliğindeki son maçında deplasmanda Çankırı Belediye’yi 1-0 mağlup ederek şampiyonluk kupasını kaldırdı. Türkiye Masterlar ve Veteranlar Futbol Ligi ‘nde (TMVFL) 2024-2025 sezonu nefes kesen bir finale sahne oldu. Kastamonu, Karabük ve Çankırı takımlarından oluşan 9 ekibin kıyasıya mücadele ettiği Batı Karadeniz Beyaz Bölge’de, gülen taraf Kastamonu Şerife Bacı Masterlar oldu. Ligin son hafta mücadelesinde Kastamonu temsilcisi, Çankırı deplasmanına çıktı. Büyük bir çekişmeye sahne olan karşılaşmada sahneye çıkan Ahmet Özer, attığı kritik golle takımını 1-0 öne geçirdi. Maçın geri kalan bölümünde üstünlüğünü koruyan Kastamonu ekibi, bir penaltı atışından da yararlanamayan Şerife Bacı Masterler sahadan üç puanla ayrılarak sezonu 41 puanla zirvede tamamladı. Uzun lig maratonunun ardından gelen bu başarı, Kastamonu spor camiasında büyük bir sevinçle karşılandı. Adını milli mücadelenin sembol isimlerinden ‘Şehit Şerife Bacı’dan alan Şerife Bacı Masterlar, elde ettiği bu zaferle hem şehri gururlandırdı hem de 2024-2025 sezonuna damgasını vurdu. Şampiyonluk kupasını kazanan futbolcular ve teknik heyet, maç sonu zafer pozlarıyla bu tarihi anı ölümsüzleştirdi. Türkiye Masterlar ve Veteranlar Futbol Ligi Batı Karadeniz Beyaz Bölge’de sergilediği üstün performansla sezonu şampiyon tamamlayan Kastamonu Şerife Bacı Masterlar’ın Kulüp Başkanı Hasan Cengiz, takımın sadece Kastamonu’nun değil, Batı Karadeniz Bölgesinin de en büyüğü olduğunu söyledi. Başkan Cengiz, yeni kurulan bir takım olmalarına rağmen elde edilen bu başarının hem kulüp hem de Kastamonu için büyük bir gurur olduğunu vurguladı. Hasan Cengiz, takımın taşıdığı ismin önemine dikkat çekerek, "Milli Mücadele kahramanımız Şerife Bacı’nın ismini taşıyan bir takımın şampiyon olması, bizler için sıradan bir sportif başarıdan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu isimle zirveye çıkmak Kastamonu adına büyük bir onurdur" dedi. Sezona iddialı bütçeler yerine mütevazı bir kadro ve yüksek bir özveriyle başladıklarını belirten Cengiz, "Ligde şampiyonluk için ciddi hazırlıklar yapan Kastamonu Masterlar ve Çankırı FK gibi çok güçlü ve tecrübeli rakiplerimiz vardı. Biz ise her maçı adeta ilmek ilmek dokuyarak ilerledik. Sakatlıklar yaşadık, sahada eksik kaldık ama formayı terleten her arkadaşımız karakterini ortaya koydu. Eksik kaldığımızda bile sahadaki 11 kişiymişiz gibi mücadele ettik. Bizleri arayarak tebrik eden tüm kulüp başkanlarımıza ve Federasyon Başkanımız sayın Kenan Gürsu’ya şükranlarımı sunuyorum. Şimdi hedefimiz Antalya’da düzenlenecek olan Türkiye Şampiyonası. Kastamonu’yu orada da en iyi şekilde temsil edeceğiz ve inanıyorum ki takımımız gelecekte de adından sıkça söz ettirecek" şeklinde konuştu. Uzun ve zorlu bir lig maratonunun ardından ipi göğüsleyerek Batı Karadeniz Beyaz bölge şampiyonu olan Kastamonu Şerife Bacı Masterlar’ın Teknik Direktörü Hakan Kasdek ise bu başarının bir ekip ruhu eseri olduğunu belirterek, takımın sezon boyunca sergilediği istikrarlı performans ve yüksek futbol karakteriyle ligi zirvede tamamladığını dile getirdi.
Manisa Kula OSB’de büyük hamle: 816 hektarlık sanayi üssü yükseliyor Manisa’nın Kula ilçesinde 816 hektarlık alanda kurulan Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde altyapı ve idari süreçlerde önemli eşikler aşıldı. 86 parselin yer aldığı bölgede 10 parsel tahsis edilirken, geçici kabul başvurusunun ardından OSB’nin kısa sürede resmen faaliyete geçmesi hedefleniyor. Manisa’nın Kula ilçesinde yapımı süren Kula Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Sanayi yatırımları için önemli bir merkez olması hedeflenen bölgede, altyapı ve idari süreçlerde kritik aşamalar geride bırakıldı. İlçe merkezinin yaklaşık 3 kilometre kuzeyinde, Eski Selendi Yolu üzerinde konumlanan organize sanayi bölgesi, ilk etapta 816 hektarlık geniş bir alanda kuruldu. Toplam 86 sanayi parselinden oluşan bölgede şu ana kadar 10 parselin tahsisi gerçekleştirildi. Bölgede altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlanırken, geçici kabul işlemleri için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na başvuru yapıldı. Sürecin tamamlanmasının ardından organize sanayi bölgesinin resmen faaliyete geçmesi planlanıyor. Sanayi bölgesinin su ihtiyacını karşılamak amacıyla Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından sondaj başvurusu değerlendirme aşamasında bulunuyor. Elektrik altyapısı için bağlantı sözleşmesi imzalanırken, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından yürütülen onay süreci devam ediyor. İstihdama büyük katkı sunması bekleniyor Kula Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin faaliyete geçmesiyle birlikte ilçede sanayi yatırımlarının artması, üretim kapasitesinin yükselmesi ve istihdama önemli katkı sağlanması bekleniyor. Bölge, Kula’nın ekonomik gelişiminde lokomotif rol üstlenecek önemli projeler arasında gösteriliyor. (BA-AY-