EĞİTİM - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 11:46

BEUN akademisyenlerinin "Hikâyelerin Dijital Dönüşümü" projesine TÜBİTAK’tan destek

A
A
A
BEUN akademisyenlerinin "Hikâyelerin Dijital Dönüşümü" projesine TÜBİTAK’tan destek

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Ereğli Eğitim Fakültesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Bengisu Kaya Özgül’ün uzman ve eğitmen, Devrek Meslek Yüksekokulu akademisyenlerinden Öğr. Gör. Dr. Emre Özgül’ün de eğitmen olarak yer aldığı "Hikâyelerin Dijital Dönüşümü: Öğrenme Güçlükleri İçin Yenilikçi Öğretmen Atölyesi" başlıklı proje, TÜBİTAK 4008-Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye layık bulundu.


Projenin yürütücülüğünü Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Nurhan Aktaş’ın yaptığı ve TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye layık görülen proje, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin eğitim süreçlerini iyileştirmek amacıyla sınıf ve özel eğitim öğretmenlerinin dijital hikâye tekniklerini kullanarak bireyselleştirilmiş ve farklılaştırılmış materyaller tasarlamalarını hedefliyor.


Öğretmenlerin dijital hikâye yazımı konusunda pedagojik ve teknolojik açıdan desteklenmesiyle okuma, yazma ve matematik alanlarında güçlük yaşayan öğrencilere yönelik etkili öğretim materyalleri geliştirilecek. Bu doğrultuda düzenlenecek atölye çalışmaları sayesinde öğretmenlerin hem içerik üretimi hem de web araçlarını dersleriyle bütünleştirme becerileri geliştirilecek. Projenin, öğretmenlerin dijital pedagojik yeterliklerini artırarak sınıf içi uygulamaların niteliğini yükselteceği ve öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına duyarlı eğitim materyallerinin geliştirilmesine katkı sunacağı öngörülüyor.


Konuyla ilgili açıklamada bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, projenin hem akademik hem de toplumsal etkisinin çok kıymetli olduğunu vurgulayarak sözlerinde şu ifadelere yer verdi:


"Eğitimden sağlığa, teknolojiden mühendisliğe değin her bir alanda Üniversitemiz yalnızca bilimsel üretimde değil, sosyal sorumluluk alanında da örnek teşkil eden projelere imza atmaktadır. Değerli akademisyenlerimizin uzman ve eğitmen olarak görev aldığı projenin özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarına erişimini kolaylaştırma noktasında önemli bir adım olacağını ümit ediyorum. Bugünün öğretmenlerini, dijital çağın öğretim araçlarıyla buluşturmak; yalnızca pedagojik yeterliliklerini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda özel gereksinimli öğrencilerimize bireysel öğrenme fırsatları sunacaktır. Dijital hikâye anlatımı gibi tekniklerin öğretmen eğitimine dâhil edilmesi, kapsayıcı eğitimin kalitesini artıracağına ve öğrencilerimizin bireysel potansiyellerini ortaya çıkaracağına vesile olacağını düşünüyorum. Bu duygu ve düşüncelerle başta ülkemizin akademik kurumlarını en iyiye ulaştırma noktasında bizlere her daim destek olan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ve YÖK ailesi olmak üzere bilimsel çalışmalarımıza değerli teşviklerinden dolayı TÜBİTAK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Orhan Aydın ve TÜBİTAK ailesine şükranlarımı sunuyorum. Bununla birlikte TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye hak kazanan projenin yürütücülüğünü gerçekleştiren Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurhan Aktaş ile projede araştırmacı ve eğitmen olarak yer alan Ereğli Eğitim Fakültesi akademisyenlerimizden Doç. Dr. Bengisu Kaya Özgül ile projede eğitmen olarak görev alan Devrek Meslek Yüksekokulundan Öğr. Gör. Dr. Emre Özgül hocamızı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.