GÜNDEM - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:33

Devrek’te temel atma töreninde protokol bir araya geldi

A
A
A
Devrek’te temel atma töreninde protokol bir araya geldi

Devrek’te k düzenlenen temel atma töreninde ilçe protokolü bir araya geldi


Zonguldak’ın Devrek ilçesinde düzenlenen 04-06 yaş arası Kur’an Kursu ve İlçe Müftülük Hizmet Binasının temel atma töreninde ilçe protokolü bir araya geldi.


Eski Mahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binasının yanında gerçekleştirilen temel atma törenine saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ve Kur’an-ı Kerim Tilavetinin okunmasıyla devam edildi.


Hayırsever gurbetçi vatandaş Yaşar Ünal tarafından yapımı üstlenilen 04-06 yaş arası Kur’an Kursu hizmet binası ve devlet tarafından hayata geçirilecek İlçe Müftülük Binasının yaklaşık bir yıl içerisinde hizmete girmesi hedefleniyor. Yapılan konuşmaların ve duaların ardında protokol tarafında inşaatın temel atma işlemi gerçekleştirildi.


Düzenlenen temel atma törenine; Devrek Kaymakamı Onur Alp Bıçakçı, Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, İl Müftüsü İbrahim Halil Demir, Çaycuma İlçe Müftüsü Adem Bebek, Devrek İlçe Müftüsü Murat Mutlu, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ile çok sayıda davetli katıldı




Devrek’te temel atma töreninde protokol bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi’de kurban satış ve kesim alanları hizmete hazır Osmangazi Belediyesi, vatandaşların Kurban Bayramı’nı huzur içinde geçirmesi ve dini vecibelerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmesi adına hazırlıklarını tamamladı. Kurban pazarında vatandaşlarla bir araya gelen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bayramlarını kutlayarak hayırlı işler temennisinde bulundu. Osmangazi Belediyesi, Kurban Bayramı boyunca kurbanlıkların sağlıklı, düzenli ve hijyenik ortamda satışının ve kesiminin gerçekleştirilebilmesi adına tüm önlemleri hayata geçirdi. Hem besicilere hem de kurban ibadetini yerine getirecek vatandaşlara güvenli ve kaliteli hizmet sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, Veysel Karani Mahallesi’nde bulunan Modern Kurban Satış ve Kesim Tesisi’nin yanı sıra Geçit Mahallesi’nde de bu yıl kurban satış alanı oluşturdu. 70 bin metrekare alan üzerine kurulu olan Veysel Karani Modern Kurban Satış ve Kesim Tesisi, 5 bin büyükbaş ve 7 bin küçükbaş hayvan kapasitesiyle birlikte 140 büyükbaş kotrası ve 116 küçükbaş kotrası ile hayvan yetiştiricilerinin tercihi haline geldi. Geçit Kurban Pazarı ise 4 bin 600 büyükbaş, 5 bin küçükbaş hayvan kapasitesi ile birlikte 84 büyükbaş kotrası ve 89 küçükbaş kotrasıyla hayvan yetiştiricilerinin ve vatandaşların hizmetinde olacak. Ekipler bayram boyunca teyakkuzda olacak Osmangazi Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde kurban satış ve kesim alanlarının sorunsuz şekilde hizmet verebilmesi adına aylar öncesinden kapsamlı bir çalışma yürüttü. Belediye ekipleri tarafından kurban pazar alanlarının bakım ve düzenlemeleri yapılırken, ulaşımın daha rahat sağlanabilmesi için pazar alanlarına giden yollar asfaltlanarak konforlu hale getirildi. Ayrıca ihtiyaç duyulan noktalarda Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerince gerekli altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları gerçekleştirildi. Bayram süresince kesim alanları çevre ve halk sağlığını tehdit edecek unsurlardan arındırılarak düzenli olarak dezenfekte edilecek, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri ise kötü görüntü ve olumsuzlukların oluşmaması adına görev başında olacak. "Hayvanlarını getiren emekçi kardeşlerimize hayırlı işler diliyorum" Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bu doğrultuda Veysel Karani Modern Kurban Satış ve Kesim Tesisi’ne gerçekleştirdiği ziyarette hayvan yetiştiricileri ve Osmangazili vatandaşlarla bir araya geldi. CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz ve belediye başkan yardımcılarının da eşlik ettiği ziyarette hayvan yetiştiricilerinin talep ve önerilerini dinleyen Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Hem mallarını ve hayvanlarını uzaklardan getiren yurttaşlarımızı işlerinin hayırlı olması ve bayramlarını kutlamak için ziyaret ettik, hem de onların bizlere ilettiği ufak tefek sıkıntılarla ilgili çözüm üretmek için yerinde tespit ettik. Bu sene maliyetlerin yüksek olması, nakliye maliyetlerinin yüksekliği hem yetiştirici, hem de kurban almak isteyen yurttaşlarımız için bir sıkıntı oluşturuyor. Gördüğümüz kadarıyla eskiden beridir müşterisi olanlar şimdiye kadar satışlarını yapmışlar. Biz de belediye olarak bu alanı daha da iyileştirebilmek için, daha iyi hizmet sunabilmek için eksikleri yerinde tespit ettik. Önümüzdeki kurbanlara da bunu halletme girişimlerinde bulunacağız. Şimdiden bütün yurttaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Allah inşallah yenilerine erdirsin. Burada hayvanlarını getiren emekçi kardeşlerimize hayırlı işler diliyorum, vatandaşlarımıza da hayırlı alışverişler olsun." Bayram boyunca aralıksız sürdürülecek çalışmalar sayesinde vatandaşlar kurban ibadetlerini sağlıklı, temiz ve hijyenik şartlarda yerine getirme imkanı bulacak. Vatandaşlar ayrıca bayram süresince yaşanabilecek her türlü istek, talep ve şikayetlerini 444 16 01 numaralı çağrı merkezi üzerinden Osmangazi Belediyesi’ne iletebilecek.
İzmir Ormanlara koruma kalkanı İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu ve Prof. Dr. Murat Aşkar tarafından, orman yangınlarının kısa sürede söndürülerek geniş alana yayılmasını önlemek amacıyla geliştirilen ‘yangın duvarı’ projesi patent almaya hak kazandı. Özellikle ormana yakın bölgelerdeki trafoların, termik santrallerin, hastanelerin, kamu binalarının ya da yerleşim yerlerinin etrafını saracak şekilde uygulanabilecek yangın duvarı, 150 metreye kadar su püskürtebilecek. Prefabrik yapıda olduğu için kolaylıkla taşınabilen ve hızlıca monte edilebilen yangın duvarları, 24 saat aktif olabilecek. İzmir Ekonomi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aşkar tarafından hayata geçirilen proje, yangınla mücadeleye büyük güç katacağı belirtildi. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek ‘patent’ verilen yangın duvarlarının üzerine, hızlıca su püskürtme özelliğine sahip pompaların yerleştirileceği kaydedildi. Su, havuzlarda birikecek Projeye göre, olası bir yangında, sıcaklığı ölçen sensörler yardımıyla duvarın içindeki su pompaları anında devreye girecek ve ateşin olduğu bölgeye müdahale edecek. Duvarlar, yangının geniş alanlara yayılmasını engelleyecek, yangına karşı set çekme görevini üstlenecek. Yangın duvarları, 1 dakikada çevresine toplamda yaklaşık 800 ton su boşaltabilecek ve yangının söndürülmesi için ortaya çıkan maliyeti de azaltacak. Pompaların ihtiyaç duyacağı su, duvarların çevresine ya da yerin altına yapılacak geniş havuzlardan karşılanacak. "Yangın riski artıyor" İEÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aşkar, yangın duvarının teknolojik bir güvenlik mekanizması özelliği taşıdığını ifade ederek, "Orman yangınları; doğal alanların yanı sıra enerji alanlarını, yerleşim yerlerini ve kritik tesisleri de tehdit eden çok boyutlu bir risk haline geldi. Biz de bu riske karşı, yangını ilk anda algılayarak müdahale edebilen bir sistem tasarlamaya odaklandık. Geliştirdiğimiz yangın duvarı, klasik anlamda sadece fiziksel bir set değil. Üzerindeki sensörler, pompa sistemleri ve elektronik kontrol altyapısıyla yangını algılayan, değerlendiren ve hızlı şekilde tepki veren teknolojik bir güvenlik mekanizması. Sıcaklığı ölçen sensörler sayesinde olası bir yangın anında sistem, otomatik olarak devreye giriyor ve su püskürtme özelliğiyle alevlerin yayılmasını engellemeyi hedefliyor" ifadelerini kullandı. "Çok önemli bir adım" Özellikle ormana yakın trafolar, termik santraller, hastaneler, kamu binaları ve yerleşim alanları gibi kritik noktaların çevresine uygulanabilecek bu sistemin önemli bir koruma sağlayacağını belirten Prof. Dr. Aşkar, "Yangınların; elektrik altyapısındaki kısa devrelerden, kıvılcımlardan ya da teknik arızalardan kaynaklanabildiğini biliyoruz. Bu nedenle elektronik izleme, hızlı algılama ve otomatik müdahale kapasitesi, projemizin en değerli yönlerinden biri. Bu proje; toplumun güvenliğine, çevrenin korunmasına ve yangınla mücadelede yeni teknolojilerin kullanılmasına yönelik önemli bir adım" dedi. "Savunma hattı oluşturacak" İEÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu ise, yangın duvarlarının prefabrik yapıda olmasının uygulama açısından büyük avantaj sağlayacağını söyleyerek, "Yangın duvarı projesini geliştirirken en çok önem verdiğimiz konulardan biri, sistemin sahada hızlı, güvenli ve pratik biçimde uygulanabilir olmasıydı. Prefabrik yangın duvarları; taşınabilir, hızlı monte edilebilir ve ihtiyaç duyulan bölgenin koşullarına göre kolaylıkla konumlandırılabilir bir sistem sunuyor. Sistemin sabit ve tek bir noktaya bağlı kalmadan farklı alanlara uyarlanabilmesi, afet öncesi hazırlık kapasitesini de güçlendiriyor. Ayrıca yangın duvarının 24 saat aktif çalışabilecek şekilde kurgulanması, insan müdahalesinin gecikebileceği durumlarda dahi yangına karşı ilk savunma hattını oluşturmasını mümkün kılıyor" diye konuştu. "Farklı arazilerde uygulanabilir" Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnşaat mühendisliği açısından bu projenin temel değeri, yapısal güvenlik ile işlevselliği bir araya getirmesidir. Sistemin modüler yapısı; farklı arazi koşullarına ve değişik ölçekteki ihtiyaçlara göre planlama yapılmasına da olanak tanıyor. Bir tesisin çevresinde, yerleşim alanı sınırında ya da kritik altyapı noktalarında, risk analizine göre yangın duvarlarının konumlandırılması mümkün. Bu projenin patent alması; mühendislik açısından uygulanabilir, yenilikçi ve sahadaki gerçek bir ihtiyaca karşılık veren bir çözüm geliştirdiğimizi göstermesi bakımından çok değerli. Yangın duvarlarının, özellikle yüksek riskli bölgelerde hem yapı güvenliğini artıracağına hem de can kaybı, ekonomik zarar ve çevresel tahribatın azaltılmasına önemli katkı sunacağına inanıyorum."
İstanbul Polen alerjisine dikkat: "Başvurular arttı, çoğu zaman griple karışıyor" Özellikle bahar aylarında birçok insanı etkileyen polenlere karşı uyaran Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, "Özellikle bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı ama bu dönemde polenler daha fazla şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı" dedi. Polenler bitkilerin üreme döneminde havaya yayılan tanecikler olarak ifade edilirken çoğunlukla ilkbaharda insanları etkiliyor. Uzmanlar, yaz sonu ve sonbaharda ise genellikle yabani otların polen üretmeye başladığını söylerken polen alerjisine karşı önemli uyarılarda bulundu. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, polenlerin kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkardığını belirtirken tanı ve tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Aysun Aynacı, son dönemlerdeki başvurulara ilişkin de konuştu. "Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder" ‘Polen bitkilerin üremek için oluşturduğu toz tanecikleri’ diyerek sözlerine başlayan Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, "Özellikle çayır, çimen, yabani ot ve ağaçlardan kaynaklanır. Bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır. Rüzgarla havaya karışır, yatkınlığı olan kişilerde semptomlara sebep olur. Burun akıntısı, kaşıntısı, hapşırma, göz sulanması, gözlerde kaşıntı, kızarma, yanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yanma ve bazı durumlarda alt solunum yollarını etkileyerek nefes darlığı, hırıltı, hışıltı, öksürük, astım krizine kadar yol açabilen ciddi semptomlara sebep olabilir. Astımlı hastaların polen zamanında alerjik şikayetleri daha fazla olur, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Ateş olmadığı sürece, mevsim boyunca devam ederse ve her yıl tekrarlarsa bu polen alerjisiyle uyumlu. Böyle bir durumda alerji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz" dedi. "Mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor" Tedaviye ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Aynacı, "Tedavi noktasında burun spreyleri, göz damlaları, alerji hapları astımlı hastalarda özellikle cihazlarla kullanılabilen astım ilaçları semptomlarını gidermede oldukça etkili. Ayrıca polene yönelik tedaviler uygulanabiliyor, tamamen kişiye özel planlanıyor. Alerji aşısı dediğimiz bazı tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kuru, rüzgarlı havalarda, sabah saatlerinde mümkün olduğunca çayır, çimenden uzak durmaları gerekiyor, mecburen çıkılacaksa koruyucu önlemler; şapka, gözlük, uzun kollu kıyafetler kullanılarak eve geldiklerinde de mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor. Ev içerisinde de sabahları kuru ve rüzgarlı havalarda havalandırma amaçlı pencerelerinin açılmaması faydalı" şeklinde konuştu. "Polen alerjisi önemli değil’ denerek alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor" Sosyal medyadan alerjilere karşı önerilere yönelik konuşan Aynacı, "İçeriğini bilemediğimiz ürünler alerjisini gidermek yerine daha büyük alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Çok tehlikeli buluyorum, tıp ehli olmayan kişilerin çeşitli, ilaç adı altında önerdikleri şeylerin faydadan daha çok zarar getireceğine alerjik reaksiyonlara tehlikeli boyutta zemin hazırlayabileceğini düşünüyorum. Kimi zaman alerjilerinin farkında değiller, genellikle semptomlarını çok önemsemiyorlar, gelir geçer olarak düşünüyorlar. ‘Normal bir polen alerjisi önemli değil’ şeklinde davranıyorlar ama bu ilerleyen süreçlerde her geçen yıl daha da ağırlaşıp sonrasında alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor; yabani ot polenleri. Ağustos, eylül, ekim, kasım aylarında hastanın özellikle şikayet ortaya çıkarmasına sebep oluyor. İlkbaharda olmadığı için hastalar tarafından çok polenmiş gibi hissedilmiyor ve ne olduğunu anlamadan bize geliyor. Yabani otların bazıları özellikle sonbaharda etki gösteriyor ve bunlar da polen alerjisi" ifadelerini kullandı. "Şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı" ‘Her zaman sağlıklı beslenmeyi öneriyoruz’ diyen Aynacı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Katkı maddeli besinler, çok fazla fast food tüketmek hiçbir zaman istediğimiz şeyler değil. Hem alerjiye yatkınlığı artırıyor hem de alerjik reaksiyonlara sebep oluyor. Kapalı alanlarda kalınca ev tozunun etkisi çok fazla artıyor. Yaz kış çok fark etmiyor. Bahar aylarında özellikle polen alerjisi çok miktarda geliyor, bu aralar çayır, çimen polenleri çok görüyoruz ama kendi adıma servi ağacının polenini de çok görmeye başlıyorum. Bazıları farkında, ‘Alerjim var’ diyerek geliyor. Çeşitli testler yapıyoruz, bazıları kan testi, bazıları koldan yapılan testler. Bunları yapıp hastanın alerjisini doğruluyoruz. Neye karşı alerjisi olduğunu buluyoruz sonrasında tedavisini düzenliyoruz. Hastanın şikayetleri geçtikçe alt solunum yollarına inmeyip astım gelişmesini bir nebze önlüyor. Alerji aşıları, immüno terapi dediğimiz yöntemle polene, ev tozuna ya da evcil hayvana karşı hastanın alerjisini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı. Bu dönemde polenler daha fazla gelmeye başladı çünkü şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı. Hastalar şikayetleri olmayınca genelde zaten başvurmuyorlar" şeklinde konuştu.
Adana Uzmanından kurban eti saklama ve tüketme tavsiyeleri Kurban Bayramı yaklaşırken Adanalı kebapçı, et tüketimi ve saklama şartlarını anlattı. Kebapçı Yaşar Aydın, ilk günkü etle Adana kebabı yapılmasının lezzet açısından uygun olmadığını belirtirken, yeni kesilen etin poşetle dinlenmesi için dolaba koyulmasının rengini bozup bakteri üretebileceğini söyledi. Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Tescilli kebabı ve et yemekleriyle meşhur Adana’da da kebapçılar etlerin muhafaza edilmesi, tüketilmesi ve ilk gün kebap yapılıp yapılmayacağına kadar birçok konuda dikkat edilmesi gerekenler hakkında vatandaşlara uyarılarda bulundu. "İlk gün yapılan kebaptan tat alamazsınız" Kentte 46 yıldır kebapçılık yapan Yaşar Aydın, "İlk gün kebap yapmasak daha doğru olur. İlk gün kavurma yapılır, ciğer pişer, sakatat yenir. Et dolapta bir gün dinlendirildikten sonra ikinci gün kebabın her türlüsü yapılır. Et dinlendiği zaman lokum gibi olur. İlk gün yapılan kebaptan tat alamazsınız, suyunu çeker ve kebabı tutturamazsınız" dedi. "Sıcak eti poşetle dolaba koymayın, rengi değişir" Yeni kesilen kurban etinin muhafaza şartlarına da değinen Aydın, etin kesilir kesilmez dolaba atılmasının büyük bir hata olduğunu vurguladı. Sıcak etin poşetle dolaba girmesi halinde zarar göreceğini belirten Aydın, "Kurbanı keser kesmez eti hemen anında alıp dolaba koymak olmaz. Belli bir süre dışarıda bekletip sıcaklığının geçmesini sağlamak lazım. Et kesilir kesilmez çok sıcak olur ve bunu birden dolaba atarsanız et zarar görür. Özellikle poşetle konan et nefes alamaz, rengi değişir, cıvıklaşır ve koku yapar. Tepsilerde ya da geniş sinilerde dolaba koymak en doğrusudur. Yaz mevsiminde serin bir odada 1-2 saat, kışın ise 4-5 saat dışarıda dinlendirildikten sonra dolaba konulursa o etten çok daha güzel verim alınır" ifadelerini kullandı. "Kurban eti dolapta saklanmaz, paylaşılır" Kurban ibadetinin özünde yardımlaşma ve dayanışma olduğunun altını çizen Yaşar Aydın, etin uzun süre derin dondurucularda bekletilmesini doğru bulmadığını ifade ederek şunları söyledi: "Bize göre et saklanmamalıdır, çünkü kurban paylaşmaktır. Komşularına, garibanlara vereceksin. Etrafında ihtiyaç sahibi yoksa başka mahallelere gidip dağıtacaksın ya da kurumlara bağışlayacaksın. Yeter ki insan paylaşsın. Ama günümüzde çoğu insan etleri dolabına koyuyor, belki bir sene boyunca o eti yiyen var. Durumu iyi olan, borcu olmayan insanlar kurban kesmeli ve kestikleri zaman da yanındaki, yöresindeki ihtiyaç sahipleriyle bunu bölüşmelidir."