EKONOMİ - 12 Mart 2026 Perşembe 13:38

Beta Enerji’nin hedefi halka arz

A
A
A
Beta Enerji’nin hedefi halka arz

Türkiye’nin öncü transformatör markalarından Beta Enerji, sürdürülebilir büyüme yolculuğunda yeni bir dönüm noktası için gün sayıyor. 130 milyon dolarlık yatırımıyla Avrupa’nın en büyük enerji kampüslerinden birini hayata geçiren şirket, halka arzla birlikte küresel enerji dönüşümünün merkezinde yer almayı hedefliyor.


Yaklaşık yarım asırlık sanayi tecrübesine sahip Beta Enerji, bugün Adana’dan dünyaya uzanan üretim ve ihracat gücünü halka arz ile taçlandırmaya hazırlanıyor. Gelecek hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketi enerji sektörünün şampiyonlar ligine çıkarmaya ve Beta markasını bir dünya markası yapmaya hazırlandıklarını belirtti.


Halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayını beklediklerini ifade eden Yusuf Cenk Dağsuyu, "Halka arz kararımızın temelinde, şirketimizi kişilerden bağımsız, sistem temelli ve şeffaf bir yönetim yapısıyla üçüncü nesle güçlü bir kurumsal miras olarak aktarma vizyonu yatıyor. Uluslararası kurumsal yönetim standartlarını benimseyerek, finansal dayanıklılığımızı özkaynaklarımızla perçinlemeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini destekleyen yerli ve milli bir güç olarak, yatırımcıların bu büyüme hikayesine ortak olmalarını hedefliyoruz" dedi.


"Enerji arz güvenliği savunma sanayi kadar kritik hale geldi"


Elektrifikasyonun artık ülkeler için savunma sanayi kadar kritik bir arz güvenliği meselesi haline geldiğini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, küresel konjonktürün transformatöre olan ihtiyacı hiç olmadığı kadar artırdığını belirtti. Dağsuyu, enerjinin iletiminde alternatifi olmayan transformatörün, bugün dünya ekonomisinin en stratejik bileşeni olduğunu ifade ederek sektörün geleceğine dair şunları söyledi:


"Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hayati bir noktaya taşıdı. Enerji artık ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınıyor. Bununla birlikte ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekeleri ekonomik ömrünü tamamlarken, bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesi gerekiyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala yeni altyapı yatırımı ihtiyacı çok yüksek. Yani küresel ölçekte hem yenileme hem de sıfırdan kurulum kaynaklı çift yönlü bir talep söz konusu. Yeşil dönüşüm, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zekânın artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu hızlandırıyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştiriyor."


"Artan talebi karşılayacak donanıma sahibiz"


Beta Enerji olarak bu büyük dönüşümün tam merkezinde olduklarını belirten Dağsuyu, "Türkiye’nin yerli ve milli üretim gücünü temsil ederken, Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük enerji komplekslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile global ölçekteki bu talebi karşılayacak donanıma sahibiz. Tüm bu küresel gelişmeler, ürünlerimize olan talebin önümüzdeki uzun yıllar boyunca kesintisiz ve artarak devam edeceğini gösteriyor" dedi.


"Enerji AVM’sini yeni kampüsümüzde başardık"


Dağsuyu, yaklaşık 130 milyon dolar değerinde yatırımla hayata geçirdikleri yeni kampüs ile ilgili çarpıcı rakamlar da paylaşarak, "Eski tesisimizde yıllık 6 bin adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle 25 bin adedin üzerine ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi yaklaşık 30 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir ’enerji AVM’si’ kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık" ifadelerini kullandı.


"İhracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedefliyoruz"


Beta Enerji’nin uluslararası pazarlardaki başarısına da dikkat çeken Dağsuyu, ihracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedeflediklerini anlatarak şunları söyledi:


"Kurulduğumuz günden bugüne 6 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik ve toplam satışlarımızın içindeki ihracat payını yüzde 56 seviyesine ulaştırdık. 2025 yılında 2,3 milyar TL ihracat geliri elde ettik, toplam ciromuz ise 4,3 milyar TL oldu. Yeni kampüsümüzün tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte, bu başarıyı çok daha ileriye taşıyarak ihracat yaptığımız ülke sayısını kısa vadede 100’ün, 5 yıl içinde ise 130’un üzerine çıkarmayı öngörüyoruz. Özellikle Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan, Suriye ve Ukrayna odak noktamızda yer alıyor. Turquality programının sağladığı ivmeyle de Amerika ve Avrupa pazarlarında en bilinen enerji markalarından biri olma yolunda varlığımızı her geçen gün daha da güçlendireceğiz."


"Yeni teknoloji ve ürün yatırımlarını hızlandırmayı planlıyoruz"


Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en büyük kozunun Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, 2010 yılında başlayan inovasyon yolculuğunu 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle taçlandırarak kurumsal bir ekosisteme dönüştürdüklerini belirtti. Ar-Ge stratejilerini, daha az enerji kaybı, daha uzun ömür ve akıllı şebeke çözümleri üzerine kurguladıklarını ifade eden Dağsuyu "Yeni nesil güç transformatörlerinden yüksek gerilim anahtarlama ürünlerine kadar geniş bir yelpazede, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan döngüyü dijital üretim sistemlerimizle hızlandırıyoruz. TÜBİTAK destekli projelerimizle transformatörleri sadece birer ekipman olmaktan çıkarıp, uzaktan izlenebilen ve yapay zeka ile erken uyarı veren akıllı çözümlere dönüştürdük. Üniversite-sanayi iş birliklerimiz sayesinde nitelikli genç beyinleri ekosistemimize dahil ediyor, patent ve ürün çıktılarımızla yeşil dönüşüm odaklı projelerimizi küresel pazarlarda fark oluşturacak şekilde geliştiriyoruz. Adana’daki Ar-Ge merkezimiz, sadece şirketimize değil, bölgenin teknoloji yatırımlarına ve tedarik zinciri gelişimine de yön veren bir üs konumunda. Önümüzdeki dönemde de yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, test altyapıları ve dijital üretim sistemleri, yapay zeka uygulamaları, verimlilik artırıcı üretim teknolojileri ve akıllı şebeke çözümleri alanında Ar-Ge faaliyetlerimizi hızlandırmayı hedefliyoruz" dedi.


Küresel ticaretin yeni anayasası olarak kabul edilen "Sınırda Karbon Düzenlemesi"ne tam uyum stratejisini, sürdürülebilir büyümenin merkezine yerleştirdiklerini belirten Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikası olan LEED standartlarında hayata geçirdik. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın yüzde 100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı yüzde 30 azaltmayı, su tüketimini yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu.


"İnsan odaklı dönüşüme öncülük ediyoruz"


Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile mevcut çalışan sayısını yaklaşık bin 200 kişiye çıkarmayı hedeflediklerini belirten Yusuf Cenk Dağsuyu, halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyelerine katmayı amaçladıklarını söyledi. Sanayide "insan odaklı" dönüşümün öncülüğünü üstlendiklerini ifade eden Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak" ifadelerini kullandı.



Beta Enerji’nin hedefi halka arz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türk çileği dünya pazarında yüzde 125 daha değerli hale geldi Türkiye, 2026 yılının ocak-nisan döneminde 40 ülkeye taze çilek ihraç ederek 20 milyon 871 bin dolarlık gelir elde ederken, kilogram başına düşen ihracat değeri yüzde 125 artarak 3,14 dolara yükseldi. TÜİK ile Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği verilerinden derlenen bilgilere göre, "Bitkisel Üretim 1. Tahmin 2026" tahminlerinde çilek üretiminin geçen yıla göre yüzde 1,4 artarak 603 bin tona çıkması öngörülüyor. Türkiye, dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra 5’inci sırada geliyor. Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminde yüzde 1,9 paya sahip çilekte, yılın 4 ayındaki ihracatta ise değer artışı dikkati çekti. Miktar azaldı değer arttı Geçen yılın aynı döneminde 9 bin 717 ton çilek satışından 13 milyon 378 bin dolar gelir elde eden Türkiye, bu yıl miktar bazında yüzde 32 azalışla 6 bin 608 tona geriledi. Birim değerindeki yükseliş sayesinde ihracat gelirini yüzde 56 artırarak 20 milyon 871 bin dolara taşımayı başardı. Böylece geçen yıl kilogramı ortalama 1,4 dolar olan ihraç fiyatı, yüzde 125 artarak bu yıl 3,16 dolara kadar çıktı.? Türkiye, en fazla Rusya’ya çilek sattı. Taze çilek ihracatının yüzde 69’unu Rusya’ya yapan Türkiye, bu ülkeden sonra en çok Gürcistan, Irak ve Malezya’ya ürün sattı. Bu yıl taze çilekte 50 milyon dolarlık ihracat hedeflenirken, özellikle pestisit kalıntısına yönelik titiz çalışma yürütülüyor.
İzmir Alaçatı’da tabeladan tenteye kadar ortak tasarım dönemi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ve Çeşme Vizyon Ofisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Alaçatı’nın tarihi kimliğini korumak için dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede son yıllarda artan kontrolsüz müdahalelerin ve görsel kirliliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), son yıllarda hızla artan turizm baskısının tarihi dokuda neden olduğu tahribata karşı Alaçatı için kapsamlı bir koruma çalışması hazırladı. İZPA ve Çeşme Vizyon Ofisi iş birliğiyle hazırlanan "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede tarihi silüeti bozan tabela, tente, cephe ve görsel müdahalelerin ortak bir tasarım diliyle yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Alaçatı’nın taş mimarisi, dar sokakları, cumbalı yapıları ve kendine özgü kent estetiğini korumayı amaçlayan rehber, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde hazırlandı. Özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bölgede artan ticari kullanımın oluşturduğu düzensiz görüntünün önüne geçilmesi hedefleniyor. Uçar: Uygulamaya dönük bir referans Kentsel Tasarım Rehberi’ni oluşturmalarının amacının tek tip bir görüntü oluşturmak olmadığının altını önemle çizen İZPA Genel Müdürü Aykut Uçar, "Asıl amacımız, Alaçatı’nın kendi karakterini güçlendirmek. Tarihi çevreyle uyumsuz uygulamalar zamanla bütüncül kent estetiğini zedeliyor. Biz öncelikle bölgeyi tarihi çevreyle uyumsuz uygulamaların kaldırılmasıyla arındırmayı, mevcut iyi örnekleri korumayı ve ahengi güçlendirecek yeni uygulama örnekleriyle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız rehber; esnafı, kullanıcıyı ve yerel yönetimi ortak bir anlayışta buluşturan, uygulamaya dönük bir referans niteliği taşıyor" dedi. Koçdemir: Alaçatı’nın kimliğini korumak için yola çıktık Yüksek şehir plancısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Esra Koçdemir çalışmanın yalnızca estetik bir düzenleme olmadığını, Alaçatı’nın kültürel kimliğini korumayı amaçlayan uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Koçdemir, "Çeşme artık deniz, güneş ve gece hayatıyla öne çıkan çok güçlü bir turizm merkezi. Ancak çok daha önemli kimlik ögelerimiz var. Zaman içerisinde aşırı turizm baskısıyla bu değerlerin yıprandığını görüyoruz. Biz de kimliğimizi gelecek nesillere aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapma gereği duyduk. Fiziksel çevre ve sosyoekonomik yapı birbirini karşılıklı etkileyen iki unsur. Fiziksel müdahaleler toplumsal yapıyı etkiliyor, toplumsal değişim de fiziksel çevreyi dönüştürüyor. Biz burada Alaçatı’nın mimari mirasını ve kent dokusunu koruyarak aslında bölgenin sosyoekonomik yapısını da güçlendirmeyi hedefledik. Alaçatı Köyiçi bölgesi bir kentsel sit alanı. Buradaki tüm müdahaleler Anıtlar Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılıyor ancak buna rağmen kent dokusunun günbegün değiştiğini, çıkmalar ve farklı eklentilerle deforme olduğunu görüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, her yıl çok yoğun turist ağırlayan bu tarihi dokuyu korumak" dedi. "Cephe sizin, sokak hepimizin" Çalışmanın yalnızca rehber hazırlamakla sınırlı kalmadığını belirten Koçdemir, sürecin sahada doğrudan esnaf ve vatandaşlarla birlikte yürütüldüğünü anlattı. Alaçatı’da iki ayrı esnaf buluşması yapıldığını söyleyen Koçdemir, rehberin detaylarının teknik toplantılarla işletmecilere anlatıldığını, onlardan sezon başlangıcına kadar cephelerin rehbere uygun hale getirilmesini rica ettiklerini söyledi. Süreçte "Cephe sizin, sokak hepimizin" sloganını kullandıklarını belirten Koçdemir, bina cephelerinin yalnızca özel mülk değil aynı zamanda kamusal alanın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda rehbere aykırı uygulamaların tespit edilerek mülk sahiplerine resmi bilgilendirmelerin yapılmaya başlandığını da aktardı. Pastel tonlar, taş renkleri ve Ege mavisi öne çıkacak İzmir Planlama Ajansı’nın kapsamlı bir literatür ve tarihi belge taramasıyla rehberi hazırladığını söyleyen Koçdemir, Alaçatı’nın geçmişten gelen mimari karakterinin modernize edilerek günümüze taşındığını ifade etti. Koçdemir, "Alaçatı’nın geçmişten gelen renk kartelası yeniden ortaya çıkarıldı. Pastel tonlar, taş renkleri, kiremit ve toprak tonları ile Ege’nin mavi ve turkuaz renklerini içeren geniş bir renk skalası oluşturuldu. Amacımız bütün binaların aynı görünmesi değil; işletmelerin kendi kimliklerini korurken Alaçatı’nın bütüncül estetiğine uyum sağlaması" dedi. Tente, aplik, şemsiye ve tabela tasarımlarında da tarihi referansların esas alındığını söyleyen Koçdemir, "Bina cephelerinin yalnızca bir reklam yüzeyi olarak kullanılmasını istemiyoruz. Tabelaların cephe genişliğinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde planlandığı, yüksekliklerinin sınırlandığı ve malzeme seçimlerinin rehberde tanımlandığı yeni bir sistem oluşturduk. Ayrıca işletmeler için örnek uygulama setleri hazırladık. Böylece hangi tabela, tente ve aydınlatmanın birbiriyle uyumlu kullanılabileceğine dair esnafa yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortak estetik Alaçatı’yı daha güçlü gösterecek" Alaçatı’da işletmesini rehbere uygun şekilde hazırlayan Samed Özen de sürecin işletmeler açısından yol gösterici olduğunu söyledi. Rehber sayesinde tasarım sürecinin daha sistemli ilerlediğini belirten Özen, "Kent tasarım rehberini inceleyerek en başta neleri yapabileceğimizi gördük. Renk paletleri, tenteler ve mekanın genel tasarımını buna göre belirledik. Sabit olan şeyleri bildiğimiz için tasarım sürecimiz daha kolay ilerledi diyebilirim. Aynı zamanda bu durum bizi daha da düşünmeye de yönlendirdi. İnsanların sokakta dolaşırken, fotoğraf çekerken ya da dışarıdan bakarken verdiği tepkiler çok olumlu. Bizim de içimize sindi. Diğer işletmeler de bu renkleri ve tasarım anlayışını kullanmaya başlarsa Alaçatı daha düzenli, daha bütüncül ve daha estetik görünebilir. Bu da hem mahalleye hem işletmelere katkı sağlar" diye konuştu. Tabeladan klimaya kadar her detay planlandı Hazırlanan rehber kapsamında Alaçatı Kentsel Sit Alanı içerisindeki yapı cepheleri ve kamusal alan ilişkisi bütüncül bir anlayışla ele alındı. Tente ve sundurmalar, tabelalar, aydınlatma elemanları, klima ve teknik tesisat kutuları gibi yapıların dış görünümünü etkileyen unsurlar için tasarım önerileri geliştirildi. Aynı zamanda cephe düzenlemeleri, renk seçimleri, malzeme kullanımları ve bitkisel peyzaj uygulamaları da Alaçatı’nın özgün mimari karakterine uygun şekilde yeniden değerlendirildi. Rehberin temel hedeflerinden biri de Alaçatı’da yıllar içerisinde oluşan estetik bütünlüğü korumak. Özellikle farklı işletmeler tarafından yapılan kontrolsüz uygulamaların oluşturduğu görüntü karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.