SAĞLIK - 05 Şubat 2024 Pazartesi 12:45

Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için 6 öneri

A
A
A
Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için 6 öneri

Uzman Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, geçen yıl yaşanan deprem sonrasında rastlanan rahatsızlıkların depresyon, akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söyledi.


Medline Adana Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, bu tarz büyük afetlere maruz kalan insanlarda bir takım geçici ya da kalıcı psikolojik sorunlar ortaya çıkabildiğini belirterek bu durumla baş edebilmek için yapılması gerekenleri anlattı.


Depremden toplumun tamamı etkilendi


Depremin oluşturduğu psikolojik sorunların sadece bölgede olayı bizzat yaşayanları etkilemediğini, kitle iletişim araçları sayesinde toplumun tamamına yayıldığını kaydeden Psikolog Karaçiçek, “Bunun sonucunda bireylerde uyuşukluk, dalgınlık, duygusal tepkisizlik, donukluk, hiçbir şey hissetmeme, sadece bir noktaya bakıp dalma, gerçeklikten uzaklaşma, yer ve zaman algısının bozulması, çevrede olup bitenlerin farkına varma halinde azalma, çevreyi ve kendisini olduğundan farklı, yabancı, değişik algılama, depremden öncesinde, deprem esnasında veya sonrasındaki olayları hatırlayamama gibi durumlar yaşanabiliyor. Bunun yanı sıra çarpıntı ve nefes darlığı gibi bazı bedensel yakınmalar da gelişebiliyor” diye konuştu.


Sorun kalıcı hale gelmeden çözülmeli


Geçen yıl yaşanan yıkıcı deprem gibi büyük ve travmatik olaylar sonrasında en fazla rastlanan rahatsızlıkların depresyon, akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söyleyen Psikolog Karaçiçek, kabuslar, yabancılaşma, depremi hatırlatan mekan ve yerlerden kaçınma gibi sorunlarla kendini gösteren bu rahatsızlıkların tedavi edilmemesi durumunda sorunun kalıcı hale gelebilirken bundan bireyin sosyal ve iş çevresinin de olumsuz etkileneceğini belirtiyor.


Yas süreci uzamışsa dikkat!


Uzman Klinik Psikolog Karaçiçek, yaşam boyunca kontrol edilebilen olayların dışında kontrol dışında gelişen ve derinden etkileyen olaylara da maruz kalındığını belirterek, “Kontrol edemediğimiz ve bizi en çok etkileyen olayların başında ise kayıplar gelir. Sevilen bir yakının kaybı neticesine ondan yoksun kalma durumunda da yas tutarız. Yas süreci ise normal, yaşanması gereken çok doğal bir süreçtir ve müdahale edilmemesi gerekir. Ancak yas süreci, zaman içinde yaşanan duygularda bir azalma olmadan devam eder ve durumu kabullenme gerçekleşmiyor hatta daha da şiddetleniyorsa bir depresyondan söz edilebilir. Bu durumda profesyonel bir destek alınması doğru olacaktır” dedi.


Travmayı atlatmak için neler yapılabilir?


Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için rutin işlere dönmenin ve sosyal yaşamı devam ettirmenin önemine değinen Psikolog Karaçiçek, bunun için yapılabilecekleri de şöyle sıraladı:


“Depremden korunmaya yönelik olarak bilinçli ve tedbirli olmak için gerekirse bir eğitime katılarak bu konuda kendinizi geliştirmeniz sizi korkunuzla başa çıkmada daha güçlü kılacaktır.


Depremin yıl dönümünde haber izlemek bireyi hissizleştirirken stres ve kaygıyı ise artıracaktır. Ayrıca kişiyi içinde bulunduğu andan koparır ve geçmişe görürür. Bundan dolayı sadece güvenilir kaynaklardan ve sınırlı sürelerle haber alınması doğru olacaktır.


Kayıpları olanlar doğal olarak bir yas süreci yaşadılar. Bu kaybın beklenmedik, ani, travmatik bir kayıp olması acıyı normalin üzerinde şiddetlendirebilir. Ancak artık hayatın bir şekilde devam ettiğini kabul ederek tamamen aile, iş ve sosyal hayata odaklanılmalıdır.


Kayıp yaşayan kişilerin ölümü idrak etmesi, acısını yaşaması, günlük düzenini kaybettiği kişi olmadan yeniden oluşturması gerekir. Ancak bu düzen hala kurulamamışsa bu durum bir depresyona işaret edebileceğinden destek alınması önemlidir.


Yaşanan travma sonrası ortaya çıkan, çoğunlukla çok şiddetli olmayan belirtiler genellikle bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Ancak kişi bu durumla başa çıkmakta hala zorlanıyorsa profesyonel bir yardım istenebilir.


Depremden doğrudan ya da dolaylı etkilenmiş çocuklara, verilecek olumsuz tepkiler ile o anların yeniden hatırlatılmaması ve artık güvende olduklarının en yoğun şekilde hissettirilmesi gerekir.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Şehitkamil’de bayram boyunca hummalı temizlik mesaisi Şehitkamil Belediyesi ekipleri tarafından Kurban Bayramı süresince ilçenin dört bir yanında yoğun bir temizlik mesaisi yürütüldü. Bayram öncesinde kurban satış ve kesim alanlarında başlayan çalışmalar, vatandaşların sağlıklı ve hijyenik bir ortamda bayram geçirebilmesi adına gece gündüz devam etti. Kurban Bayramı’nın ilk gününden itibaren ilçedeki tüm kurban kesim noktalarında kapsamlı temizlik çalışmaları gerçekleştirildi. Ekipler, kesim alanlarında oluşan atıkları hızlı bir şekilde toplayarak kötü koku ve görüntü oluşumunun önüne geçti. Yıkama araçlarıyla kesim yerleri detaylı şekilde temizlenirken, alanlar yeniden hijyenik hale getirildi. Cadde ve sokaklar temizlendi Sadece kurban kesim alanlarında değil, ilçe genelindeki sokak, cadde ve mahallelerde de yoğun bir çalışma yürütüldü. Kent merkezi ve kırsal mahallelerde kurban atıkları ekipler tarafından düzenli olarak toplanırken, çöp konteynerleri kısa süre içerisinde boşaltıldı. Ardından konteynerler özel araçlarla yıkanarak dezenfekte edildi. Böylece hem çevre kirliliğinin hem de kötü kokuların önüne geçildi. Gece gündüz mesai Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, vatandaşların bayramı huzur ve sağlıklı bir ortamda geçirebilmesi için tüm ekiplerin büyük bir özveriyle görev yaptığını belirtti. Yılmaz, "Kurban Bayramı süresince ilçemizin dört bir yanında yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Hemşehrilerimizin daha temiz, daha sağlıklı ve daha huzurlu bir bayram geçirmesi için ekiplerimiz gece gündüz sahadaydı. Kurban kesim alanlarından sokaklarımıza, konteynerlerden kırsal mahallelerimize kadar her noktada titiz bir çalışma yürüttük. ‘Daha temiz bir Şehitkamil’ hedefiyle çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz" diye konuştu. Vatandaşlar da yürütülen çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Başkan Yılmaz ve ekibine teşekkür etti.
Malatya Malatya’da geleneksel sofralardan güçlü aile birlikteliğine AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu kapsamında gerçekleştirilen Milli Aile Haftası ziyaretleri ile Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası etkinliklerinde vatandaşlarla buluştu. Ölmeztoprak, hem Malatya’mızın kadim mutfak kültürünün yaşatılması hem de aile bağlarının korunması adına önemli mesajlar verdi. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası ile bu yıl ilk kez kutlanan Milli Aile Haftası kapsamında Malatya’da çeşitli ziyaret ve programlara katıldı. Türk Mutfağı Haftası kapsamında Halk Eğitim Merkezi Usta Aşçı Eğiticisi Arzu Koç’u ziyaret eden Milletvekili Ölmeztoprak, Malatya’nın yöresel lezzetlerine dair hasbihal etti. Ölmeztoprak, mutfak tezgahının başına geçerek geleneksel tariflerin hazırlanışına eşlik etti. "Malatya mutfağı başlı başına bir kültürdür" Milletvekili Ölmeztoprak’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Halk Eğitim Merkezi Usta Aşçı Eğiticisi Arzu Koç Malatya mutfağının sadece yemeklerden ibaret olmadığını belirterek, "Bu mutfak; paylaşmanın, komşuluğun ve aile birlikteliğinin yaşandığı büyük bir kültürdür. Annelerimizden, ninelerimizden öğrendiğimiz tarifleri genç kuşaklara aktarmaya çalışıyoruz" dedi. "Bu kültürü gençlere aktarmamız gerekiyor" Tecde Mahalle Muhtarı Ali Yiğit de Türk Mutfağı Haftası’nın önemli bir farkındalık oluşturduğunu belirterek, "Hazır gıdaların hayatın merkezine yerleştiği bir dönemde Türk mutfağını ve kültürünü gençlerimize aktarmamız gerekiyor. Malatya’nın yemek kültürü aynı zamanda komşuluk kültürünü ve paylaşmayı da yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Yiğit, bu ziyaretlerle yöresel kültüre dikkat çekilmesinden dolayı Milletvekili Ölmeztoprak’a teşekkür etti. "Türk mutfağı bir medeniyet hafızasıdır" Milletvekili Ölmeztoprak ise Malatya mutfağının Anadolu’nun kültürel hafızasını taşıyan önemli değerlerden biri olduğunu belirterek, "Kayısımızdan analı kızlımıza, kiraz yaprağı sarmamızdan içli köftemize kadar her tarifte bu toprakların emeği, geçmişi ve gönül iklimi vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" çalışmasının dünya çapında büyük ilgi gördüğünü ifade eden Ölmeztoprak, geleneksel mutfak kültürünün korunmasının yanı sıra Sıfır Atık anlayışının da yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Ölmeztoprak, "Bizim medeniyet anlayışımızda israf değil bereket esastır. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde yürütülen çalışmalar, mutfak kültürümüzün gelecek nesillere aktarılması açısından çok kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Yarım asırlık evliliğe anlamlı ziyaret Milli Aile Haftası kapsamında da Yeşilyurt ilçesi İnönü Mahallesi’nde hane ziyaretleri gerçekleştiren AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, yarım asrı aşkın süredir evli olan Abdulvahap ve Bedriye çiftinin evine konuk oldu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Milletvekili Ölmeztoprak evliliklerinde yarım asrı aşan çift ile aile bağlarının önemi, geçmişten bugüne taşınan değerler ve uzun evliliğin sırları üzerine sohbet etti. "Sevgi ve sabır olduğu sürece yuva ayakta kalır" Yarım asrı geride bırakan Abdulvahap amca ise uzun evliliğin temelinde sevgi, anlayış ve sabrın bulunduğunu belirterek, "Biz her zaman birbirimize destek olduk. Yokluğu da gördük, zorluğu da gördük ama birlikte ayakta kaldık" dedi. "Allah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin" diyerek sözlerine başlayan Bedriye teyze de aile olmanın fedakârlık istediğini ifade ederek, "Şimdi gençlerin aile büyüklerinin kıymetini daha iyi bilmesi gerekiyor" diye konuştu. İnönü Mahallesi Muhtarı Mehmet Cengiz de, "Bu anlamlı ziyaretten dolayı AK Parti Malatya Milletvekilimiz İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’a teşekkür ediyorum" diyerek aile yapısının korunmasının toplum açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Milletvekili Ölmeztoprak ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonunun toplumsal yapı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, aile kurumunun korunmasının milli bir mesele olduğunu ifade etti. "Aile, değerlerimizi koruyan en güçlü yapıdır" Ölmeztoprak, "Aile; kimliğimizi şekillendiren, kültürümüzü yaşatan, inancımızı ve manevi değerlerimizi koruyan en güçlü mekteptir. Güçlü bireylerin yetiştiği sağlam aile yapıları güçlü toplumların temelidir" dedi. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ancak köklerine bağlı nesillerle ulaşılabileceğini vurgulayan Ölmeztoprak, dijitalleşmenin ve küresel kültürel baskıların arttığı bir dönemde aile bağlarının korunmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.