ASAYİŞ - 04 Mart 2026 Çarşamba 18:40

Kur’an kursunu yerle bir edip Kur’an-ı Kerim’lere zarar verdiler

A
A
A
Kur’an kursunu yerle bir edip Kur’an-ı Kerim’lere zarar verdiler

Adana’da kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, bir Kur’an kursuna girerek Kur’an-ı Kerim’lere ve kursun içerisindeki eşyalara zarar verdi.


Olay, Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu Mahallesi’nde bulunan Abdioğlu Kız Kur’an Kursu’nda meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde kurs binasına gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tahta kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri giren şüpheliler kurs içerisindeki eşyaları dağıtırken Kur’an-ı Kerim’lere de zarar verdi. Sabah kursa gelen görevli, kapının kırık olduğunu ve içerinin dağıtıldığını görünce durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kurs binasında inceleme yaptı. Jandarma ekipleri kursa zarar veren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı.


Abdioğlu Kız Kur’an Kursu görevlisi Ayşe Görgülü ise, "O gördüğüm manzarayı ne aklım, ne de fikrim kabul etti. Kitaplıkta ne kadar Kur’an-ı Kerim varsa yere atmışlar. Atarken hunharca atmışlar ki yaprakları bile yırtılmış. Akıllarına ne kadar zarar geliyorsa vermişler. Bu şahıslar biran önce bulunsun, tedavi olsun ve hayatlarını böyle karartmasınlar" diye konuştu.



Kur’an kursunu yerle bir edip Kur’an-ı Kerim’lere zarar verdiler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Burhaniye’de resmi bayramlaşma töreni Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde yapılan geleneksel resmi bayramlaşma töreninde birlik ve beraberlik mesajı verildi. Şehit Turhan Bayraktar Parkındaki bayramlaşma törenine Kaymakam Cumali Atilla, Garnizon Komutanı Topçu Binbaşı Yusuf, Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, Başsavcı Turgay Osman Taş, Jandarma Komutanı yarbay Ünal Bayhan, Emniyet Müdürü Faik Karabaş, Cezaevi Karakol komutanı üsteğmen Engin Demir, Başkan Yardımcısı Tamer Midilli, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Burada konuşan Belediye Ali Kemal Deveciler, "Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da birlikteyiz. Bayramlar birlik ve beraberliğe vesile olmaktadır. Bayramın, ülkemiz ve ilçemize hayırlar getirmesini diliyorum. İnşallah ülkemiz bu ekonomik krizden en kısa zamanda kurtulur. Bir dahaki bayrama, emekliler, işçiler ve memurlarımız daha iyi şekilde motive olmuş şekilde gireriz. Ben hepinizin bayramını kutluyorum" dedi Kaymakam Cumali Atilla da, "Bugün bayramda birlikteyiz. Ben öncelikle bizi bu bayrama kavuşturan yüce Rabbimize hamd-ü sena ediyorum. Şükürler olsun ki böyle bir bayrama kavuşturdu. Ben bayramın, aziz milletimize, ülkemize, İslam dünyasına, mazlum coğrafyalara ve tüm insanlığı barış, sağlık, huzur mutluluk ve bereket getirmesini diliyorum. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ve samimiyetimizi daim eylesin. Her gününüz bayram tadında geçsin. En güzel günler sizlerin olsun. Bayramınız kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.