GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 09:37

Terör bile aşklarını bitiremedi

A
A
A
Terör bile aşklarını bitiremedi

Hakkari’nin Çukurca ilçesinde 16 yıl önce bölücü terör örgütü PKK’nın döşediği mayına basması sonucu, gözlerini ve sağ kolunu kaybeden gazinin eşi, onu hiç yalnız bırakmayarak hem gözü hem eli oldu.


Hasan Arısoy (45), 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde jandarma astsubay olarak göreve başladı. 2006 yılında Bircan Arısoy (42) ile evlenen Arısoy’un bu evlilikten bir erkek çocuğu oldu.


Arısoy, 2010 yılında Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Köprülü mevkiinde görevi sırasında bölücü terör örgütü PKK’nın döşediği mayının patlaması sonucu iki gözünü ve sağ elini kaybederek gazi oldu. Ağır yaralanan Arısoy, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) 2 yıl süren tedavisinin ardından memleketi Adana’ya döndü.


Bu zorlu süreçte en büyük desteği ise eşi Bircan Arısoy’dan gördü. Bircan Arısoy, eşinin adeta gözü ve eli oldu, onu bir an olsun yalnız bırakmadı. Terör saldırısı Arısoy’un uzuvlarını aldı ancak çiftin arasındaki sevgiyi bitiremedi.



"Gözümü ve elimi kaybettim ama eksiklerimi eşim tamamladı"


Yaşadığı süreci anlatan Hasan Arısoy, "Hakkari Çukurca’da 2010 yılında mayın patlaması sonucu gazi oldum. Jandarma astsubay olarak görev yapıyordum. Yaşadığım olayın süreci benim için çok sıkıntılıydı. Yeni duruma alışmak benim için kolay olmadı. Ailemin, meslektaşlarımın ve devletimizin desteğiyle tekrar ayağa kalktım" dedi.


Arısoy, gazi olduğunda evli olduğunu belirterek şöyle devam etti:


"Eşim, olayın olduğu ilk günden itibaren her zaman yanımda oldu. Gözümü ve elimi kaybettim ama eksiklerimin hepsini eşim tamamladı. Hayata karşı duruşumda ve verdiğim mücadelede hep yanımdaydı. Hem evladımızla hem de benimle ilgilendi. Bu süreçte kendi işiyle de ilgilendi. Eşim, ailemizin temel direği diyebilirim. 2006 yılında evlendik. Benim için Sevgililer Günü 2010 yılından önce daha farklıydı. Bu olay yaşandıktan sonra, o sevginin gücü beni ayakta tuttu. Sevgililer Günü, sevginin ne kadar önemli olduğunu ve eşimin bana karşı olan sevgisini hissettiğim için artık daha farklı geçiyor."



"İyi günde yanındaysam, kötü günde de yanında olurum"


Eşinin yaralanmasının kendisi için hiçbir şeyi değiştirmediğini belirten Bircan Arısoy ise evlilik yeminine sadık kaldığını vurgulayarak, "Biz 2006 yılında evlendik. Evlenirken ’iyi günde, kötü günde’ diyerek evlendik. Eşimin yaralanması benim için pek bir şey değiştirmedi. O benim için her zaman Hasan’dı ve olaydan sonra da böyle kaldı. Kendisi bana ’gözüm, kolum’ der. Hasan’ın da beni tamamladığına inanıyorum. Biz birbirimizi çok seviyoruz. Birbirimizi tamamlıyoruz. Bir oğlumuz var ve 20 yıllık evliyiz. İnşallah 20 yılı daha görürüz" diye konuştu.


Arısoy, şunları kaydetti:


"Ben ayrılığı hiç düşünmedim. Olay ilk olduğunda hastanede bile bu söylentileri duydum. Ama iyi günde yanındaysam, neden kötü gününde yanında olmayayım? O şekilde bıraksam, ertesi gün benim başıma gelmeyeceğini nereden bileyim? Hiç aklımdan ayrılmak geçmedi. Ben ailemi ve kocamı seviyorum."


Terörün gölgesinde ağır bir bedel ödeyen Hasan Arısoy, eşinin sevgisi ve desteğiyle hayata tutundu. Arısoy çifti, "iyi günde, kötü günde" sözünün sadece bir nikâh cümlesi değil, hayatın en zor sınavında verilen bir mücadele olduğunu gösterdi.



Terör bile aşklarını bitiremedi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yazın kurumak üzereydi, Uludağ’ın karlarıyla yeniden coştu Bursa’nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu. Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa’nın hem Marmara Bölgesi’nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor. Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ’dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor. Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ’a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu. Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı. İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi’nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor. Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ’a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi’nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi. Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul’dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ’ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.