ASAYİŞ - 12 Şubat 2026 Perşembe 12:16

Buluştuğu kişiler tarafından ailesinin gözü önünde tekme tokat darp edildi, tehditler sürünce ailesiyle İstanbul’u terk etti

A
A
A

 İstanbul'un Bayrampaşa ilçesinde iddiaya göre, kendisine gelen bir telefonun ardından 7 aylık hamile eşi ve 5 yaşındaki çocuğuyla kendisini çağıranların yanına giden kişi, ailesinin gözü önünde tekme tokat darp edildi.

Kaçarak polise sığınan kişinin başına hastanede 14 dikiş atılırken, aile tehdit telefonları almaya devam edince çareyi İstanbul'dan taşınmakta buldu. İlk evliliğinden olan 18 yaşındaki oğlunun uyuşturucudan yakalanıp serbest bırakıldığını iddia eden adam, kendisini darp edenlerden şikayetçi olduğunu belirterek bir an önce yakalanmalarını istedi.
Olay 3 Kasım 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İstanbul Bayrampaşa meydana geldi. İddiaya göre, Cumali A. (43), telefonla çağrıldığı noktaya eşi S.A. (42) ve 5 yaşındaki çocuğuyla birlikte gitti. Burada bir grup, adamı zorla araca bindirmeye çalıştı. Direnmesi üzerine Cumali A. ailesinin gözleri önünde darp edildi. 7 aylık hamile kadın eşinin gözleri önünde darp edildiğini görünce büyük korku yaşadı. Cumali A. olaydan kaçarak polis ekiplerine sığınırken, hastaneye adamın kafasına 14 dikiş atıldı.

Buluştuğu kişiler tarafından ailesinin gözü önünde tekme tokat darp edildi, tehditler sürünce ailesiyle İstanbul’u terk etti

Şehri terk etmek zorunda kaldılar

Olayın ardından tehdit ve baskıların sürdüğünü ileri süren aile, bir süre İstanbul'da farklı adreslerde kaldıktan sonra can güvenlikleri kalmadığı gerekçesiyle şehri terk etti. Olaydan yaklaşık 2 hafta sonra S.A.'ın erken doğum yaptığı, bebeğin bir süre yoğun bakımda kaldığı, ailenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi şekilde etkilendiği öne sürüldü. Cumali A.'nın ilk evliliğinden olan bir uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla bir süre cezaevinde yatan ve daha sonra serbest bırakılan 18 yaşındaki E.A.'nın arkadaşlarıyla ailenin İstanbul'daki evine izinsiz girdiği ve eşyaları sattığı iddia edildi. Cumali A.'nın ilk evliliğinden 4, ikinci evliliğinden 2 çocuğu olduğu öğrenilirken, aile yaşanan süreçte çocukların da büyük travma yaşadığını belirtti. Cumali A. ve eşi S.A, şikayetçi olduklarını belirterek, şüphelilerin bir an önce yakalanmasını istedi.

Buluştuğu kişiler tarafından ailesinin gözü önünde tekme tokat darp edildi, tehditler sürünce ailesiyle İstanbul’u terk etti

Olay gecesi yaşadıklarını anlatan Cumali A., telefonla çağrıldığı noktaya konuşmak amacıyla gittiğini belirterek, "Olay 3 Kasım akşamı saat 22.00 sıralarında oldu. İstanbul Bayrampaşa'daki evimde otururken bana cep telefonuma bir telefon geldi. ‘Abi gel seninle konuşacağız' dediler. Ben dedim ki ne konuşacağız kardeşim? ‘Yok gel, seninle konuşacağız' dediler. Ben evden çıkarken, eşim de geleceğini söyledi. Beni çağırdıkları yer tenha bir yerdi, fabrika tarafıydı. Kimsenin olmadığı bir yerdi. Ben bu şahıslara güvenmediğim için eşimle beraber 4-5 sokak ileride, daha işlek bir sokağa çağırdım. Eşimle ve çocuğumla birlikte gittik. Bir araba sağıma, bir araba soluma, bir araba arkama gelecek şekilde önüme kırdılar. Eşimde benim 5-10 metre gerimdeydi. Geldiler, bana ‘arabaya bin' dediler. Ben ‘arabaya niye bineceğim kardeşim' dedim. Kolumdan tuttular, başımdan tuttular, zorla arabaya sokmaya çalıştılar. Arabaya binmeyince ‘sen bizim kardeşimizi yaktın' dediler. Bana mahallede uyuşturucudan yakalanan bir şahsı benim ihbar ettiğimi söylediler. Ben kimseyi ihbar etmediğimi söyledim. 'Savcılığa, dokümanlar çıksın, ben etmişsem beni o zaman vurun' dedim. Ama dinlemediler. Arabaya binmediğim için 12-13 kişi tarafından darp edildim. Başım yarıldı, burnum kırıldı, kaburgalarımda ezilme oldu. Kan revan içindeydim. Oradan kaçıp bir polis ekibine sığındım. Allah razı olsun. Polislerimiz sağ olsun. Beni darp ettiklerini, kan revan içinde olduğumu söyledim. Onlara sağ olsun beni hastaneye aldılar. Oradaki sağlık personelleri geldi. Kafama 14 tane yakın dikiş attılar. Burnumda kırıklar var. Kaburgalarımda ezilme oldu. Ben konu hakkında şikayetçi oldum" dedi.

"Can güvenliğim olmadığı için İstanbul'u terk etmek zorunda kaldım"

Olayın ardından tehditlerin sürdüğünü iddia eden Cumali A., "Ertesi gün evimdeyken telefonla tehdit edildim. ‘İn aşağıya, işimiz bitmedi, seni yarım bırakmayacağız' dediler. Çocuklarım evdeydi. Polis eşliğinde evi terk etmek zorunda kaldım. 7 gün arkadaşlarımın yanında kaldım. Can güvenliğim olmadığı için İstanbul'u terk etmek zorunda kaldım" dedi.
İlk eşinden olan 18 yaşındaki daha önce madde kullanmaktan yakalandığını ve daha sonra serbest kaldığını ifade eden Cumali A. , "Bana bıçak çektiği, bana yumruk attığı için evden uzaklaştırma aldım. Benim evim yıkılmış. Benim barkım yıkılmış. Ben evimden olmuşum. Ben çoluğumdan çocuğumdan olmuşum. Çocuklarım psikolojisi dağılmış, ben darp edildim. Hanımım erken doğum yaptı. Evim yıkıldı. Darmaduman oldum. Yani bu konu hakkında kimse beni ne aradı ne sordu. Yani bu yapılan zulümde benim zoruma gidiyor. Çünkü ben evlatlarıma sahip çıkmaya çalışan bir babayım. 20 senelik emeğim heba oldu. Sırf o uyuşturucu satan torbacılar yüzünden" diye konuştu.

Dehşet anlarını anlattı

Eşinin darp edilmesini gözleriyle gördüğünü belirten S.A. yaşanan panik anlarını da şöyle anlattı:
"Eşimin önünü arabalarla kestikleri sıra yanlarına gitti. 'Ne yapıyorsunuz. Ben 7 aylık hamileyim. Bakın 5 yaşında çocuğum var elimde' dedim. Eşimi ısrarla arabaya bindirmeye çalıştıkları an çığlık attım. Bu sefer arabalardan indiler. Sağlı sollu her şekilde eşime gözlerimin önünde saldırdılar. O kaçtı. Onlar peşine düştü. Ben onların peşine düştüm. 5 yaşında çocuğum arabaların arasında sığındı. Bir manav tarafından çocuğum alıp saklanılmış. Sonra eşim neredeydi bilmiyordum. Polisler gelip beni aldılar." dedi.

İstanbul'u terk edip başka bir şehre yerleştikten sonra erken doğum yaptığı ve doğumdan sonra ameliyat olduğunu aktaran S.A.; "Farklı bir şehre yerleştikten sonra ben birkaç gün sonra yüksek tansiyondan, gebelik zehirlenmesinden erken doğum oldu. Bebeğim 45 gün yoğun bakımda kaldı. Küçük oğlum, 5 yaşındaki oğlum psikolojik tedavi gördü. Diğer çocuklar aynı o şekilde. Eşim psikolojik tedavi gördü, ben kendim öyle. Bundan sonra bebeğime bakamadan tekrar bir safra ameliyatı oldum" diye konuştu.

Eşimin en büyük oğlu olan 18 yaşındaki E.A. ve arkadaşları tarafından evinin soyulduğu öne süren S.A.; "Komşum tarafından bana haber geldi. Bana buradan eşya taşıyıp taşımadığımızı sordu. Biz eşya almadığımızı söyledik. Bir gece kamyonun geldiğini söyledi. Evimize polis ekipleri gönderdik. Evimde uyuşturucu, madde kullanan büyük eşimin ilk oğlu ve arkadaşları, evimi madde bağımlısı, batakhaneye çevirmiş, bütün özel eşyalarım satılmış. Evimi darmaduman edilmiş. Şu anda evime de gidemiyorum. Hiç özel eşyam hiçbir şeyim de kalmamış. Yani şu an ortadayız, hiçbir şeyimiz de yok" ifadelerini kullandı.

Ömer Akkoyun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Kent Konseyi Kadın Meclisi’nden iftar dayanışması Erzurum Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Anne Eli öncülüğünde ihtiyaç sahibi 302 aileye iftar yemeği desteği sağlandı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından, Ebu İshak Vakfı’nda "Her Evden Bir Tencere" sloganıyla düzenlenen organizasyon kapsamında 302 aileye iftar yemeği ulaştırıldı. Erzurum Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Nesrin Şerbetçioğlu, gerçekleştirilen buluşmanın yalnızca bir organizasyon olmadığını, mahallelerdeki dayanışma kültürünün somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Birlik ve beraberlik ruhunun önemine vurgu yapan Başkan Şerbetçioğlu, şehre emek veren herkese gösterilen vefanın toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirterek sosyal yardımlaşmanın önemine dikkat çekti. Şerbetçioğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak kadınlar arasında dayanışmayı güçlendirmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. İftar programımız da bu etkinliklerden biridir. Ramazan ayının birlik ve beraberliğimizi artırmasına vesile olmasını temenni ediyor, Rabbimden bizleri bayrama da kavuşturmasını diliyorum. Bu buluşma sadece bir organizasyon değil; şehrimizin ve mahallelerimizin dayanışma kültürünün canlı bir göstergesidir. Aynı sofrada oturup aynı lokmayı paylaşmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Emeği olan, yemek yapan, taşıyan, davet eden ve destek veren herkese yürekten teşekkür ediyoruz. Bu sofralar büyüdükçe mahallelerimiz güçlenir. Birlikte oldukça çoğalırız. Bu anlamlı buluşmada vefanın, kadirşinaslığın ve ortak hafızanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha idrak ettik. Şehrimiz için taş üstüne taş koymuş herkese gönülden teşekkür ediyor, bu güzel birlikteliğin daim olmasını temenni ediyorum." Başkan Şerbetçioğlu ayrıca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutlayarak şunları söyledi: "Kadınlarımız; toplumsal hayatın her alanında bilgi, emek ve üretimleriyle geleceğe yön veren en güçlü değerlerimizden biridir. Aileden eğitime, bilimden ekonomiye kadar pek çok alanda üstlendikleri sorumluluk ve elde ettikleri başarılarla toplumun gelişimine önemli katkılar sunmaktadırlar. Sevgi, fedakârlık ve güçlü duruşlarıyla ailenin temelini sağlamlaştıran kadınlarımız, sağlıklı nesillerin yetişmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir. Bu vesileyle; emeği, özverisi ve başarılarıyla hayatımıza değer katan, evlatlarını ve eşlerini kutsal vatan toprağı için şehit veren kadınlarımız başta olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılık beklemeden paylaşan tüm annelerimizi ve kadınlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum." Erzurum Ebu İshak Vakfı Başkanı Dr. Mahmut Yılmaz ise bu anlamlı organizasyona gösterdikleri hassasiyet ve duyarlılık dolayısıyla Kadın Meclisi üyelerine ve katkı sunan herkese teşekkür etti.
Erzurum Erzurum’da kadın temalı farkındalık sergisi Erzurum’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların toplumdaki emeğine, gücüne ve değerine dikkat çekmek amacıyla farkındalık programı düzenlendi. Erzurum Valisi Aydın Baruş, MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın ve diğer davetliler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen "Kadın Temalı Farkındalık Sergisi ve Stant Açılışı" programına katıldı. Programda konuşan Vali Baruş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınların emeğini, toplumdaki yerini ve değerini hatırlamak açısından önemli bir gün olduğunu ifade etti. Kadınların el emeğiyle hazırladığı sergide bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Vali Baruş, hayatta elde edilen pek çok başarının arkasında annelerin, kız kardeşlerin ve kadınların desteğinin bulunduğunu vurguladı. Kadınların medeniyetin oluşumunda ve gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini dile getiren Vali Baruş, kadınların yalnızca emekleriyle değil; topluma kazandırdıkları şefkat, merhamet ve sevgi gibi değerlerle de hayatın şekillenmesine katkı sağladığını ifade etti. Günümüzde kadınların güvenlikten sağlığa, eğitimden birçok farklı alana kadar pek çok meslekte başarıyla görev yaptığını belirten Vali Baruş, kadınların aile hayatındaki sorumluluklarının yanı sıra toplumsal kalkınmaya da önemli katkılar sunduğunu kaydetti. Programda ayrıca Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın da günün anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek stantların açılışı yapıldı. Vali Baruş ve Milletvekili Aydın, sergi alanını inceleyerek, kadınların el emeği ürünlerine baktılar ve katılımcılarla sohbet etti. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut ile kamu kurum temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Sivas Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görevli Öğretim Üyesi Sema Yılmaz, orucun modern hayatın hızına karşı insanı yavaşlatarak farkındalık kazandırdığını belirterek, Ramazan ayının yalnızca oruçtan ibaret olmadığını, teravih, mukabele ve itikaf gibi ibadetlerle güçlü bir manevi atmosfer sunduğunu söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Yılmaz, Ramazan ayında oruç ibadetinin insan psikolojisine etkileri ve Ramazan’ın manevi atmosferine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Modern hayatın insanı sürekli tüketmeye ve zaman baskısı altında yaşamaya yönlendirdiğini belirten Yılmaz, oruç ibadetinin ise insanı yavaşlamaya ve hayatın anlamını yeniden düşünmeye davet ettiğini ifade etti. Oruç ibadetinin İslam’da oldukça kapsamlı bir ibadet olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Oruç, insanın zamanı daha farkındalıkla yaşamasını sağlayan, bedenin ve ruhun farkına varılmasına katkı sunan bir ibadettir. Bu yönüyle insanın hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesine yardımcı olur" dedi. "Öz denetim becerisi gelişiyor" Oruç ibadetinin bedensel açıdan da önemli katkılar sunduğunu belirten Yılmaz, bu süreçte beslenme düzeninin yeniden şekillendiğini ve beden ritminin dengelenmesine katkı sağladığını dile getirdi. İnsanların bu süreçte bedenlerinin sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha iyi tanıma imkânı bulduğunu ifade eden Yılmaz, ruhsal açıdan ise orucun sabır ve öz denetim becerisini geliştirdiğini vurguladı. "Sınırları öğreten bir ibadettir" Oruç ibadetinin irade eğitimine de katkı sağladığını belirten Yılmaz, "Oruç, insanın neyi yapıp neyi yapamayacağını fark etmesini sağlayan, iradesinin sınırlarını öğreten bir ibadettir. Bu yönüyle yeri başka hiçbir uygulamayla doldurulamayacak kadar özel bir ibadet biçimidir" ifadelerini kullandı. "Birlik duygusu güçleniyor" Ramazan ayının yalnızca oruç ibadetinden ibaret olmadığını vurgulayan Yılmaz, bu ayın birçok farklı ibadet ve manevi deneyimi içinde barındırdığını söyledi. Hastalık, yaşlılık veya yolculuk gibi sebeplerle oruç tutamayan kişilerin de Ramazan’ın manevi atmosferini farklı ibadetlerle yaşayabildiğini ifade eden Yılmaz, özellikle teravih namazının cemaat bilincini ve birlik duygusunu güçlendirdiğini belirtti. "Ramazan, Kur’an ayıdır" Ramazan ayının aynı zamanda Kur’an ayı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, bu dönemde Kur’an-ı Kerim tilaveti ve mukabele geleneğinin önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Mukabelenin iki kişinin karşılıklı olarak Kur’an okuyup birbirini dinlemesiyle gerçekleştirilen özel bir ibadet olduğunu belirten Yılmaz, bunun insanlara hem manevi hem de ilişkisel açıdan güçlü bir bağ kurma imkânı sunduğunu söyledi. Ramazan’ın son günlerinde gerçekleştirilen itikaf ibadetine de değinen Yılmaz, günümüz insanının yalnız kalmaya tahammül etmekte zorlandığını ifade ederek, itikafın insanın dünyevi meşguliyetlerinden uzaklaşıp kendisi ve Yaradan ile baş başa kalmasını sağlayan önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
İstanbul Kadın Para Atletizm Milli Takımı, dünya şampiyonu İspanya’nın Ourense kentinde düzenlenen VIRTUS Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda Türkiye Kadın Para Atletizm Milli Takımı, dünya şampiyonu oldu. Şampiyona süresince farklı branşlarda elde edilen madalyalar ve derecelerle büyük bir başarıya imza atan özel sporcular, ay-yıldızlı bayrağı uluslararası arenada gururla temsil ederek Türkiye’ye tarihi bir başarı daha kazandırdı. Dünya şampiyonu olan Kadın Para Atletizm Milli Takımı’nın kadrosunda Aysel Önder, Fatma Damla Altın, Esra Bayrak, Ebrar Keskin ve Reyhan Taşdelen yer aldı. Kadın Milli Takımı kazanmış olduğu madalyalar ile dünya şampiyonluk Kupasını "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" nedeni ile Türk kadınlarına armağan ettiler. Federasyon Başkan Vekili Sadettin Akçi, Ourense’de düzenlenen şampiyonada gerçekleştirilen madalya törenine katılarak özel sporcuların bu gurur dolu anına eşlik etti. Şampiyonayı birinci sırada tamamlayan Kadın Para Atletizm Milli Takımı’na organizasyon komitesi tarafından plaket takdim edildi. Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın, elde edilen tarihi başarı sonrası yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "VIRTUS Para Atletizm Dünya Salon Şampiyonası’nda ülkemizi başarıyla temsil ederek takım halinde dünya şampiyonu olan özel sporcularımız Aysel Önder, Fatma Damla Altın, Esra Bayrak, Ebrar Keskin ve Reyhan Taşdelen’i yürekten tebrik ediyorum."