YEREL HABERLER - 28 Şubat 2012 Salı 16:52

SAĞLIK-SEN`DEN 28 ŞUBAT AÇIKLAMASI

A
A
A
SAĞLIK-SEN`DEN 28 ŞUBAT AÇIKLAMASI

Sağlık-Sen Adıyaman Şube Başkanı Abdulkadir Bozan, 28 Şubat ile ilgili yaptığı açıklamada, "28 Şubat postmodern darbe süreci, siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir" dedi.
Abdulkadir Bozan, siyasilere nasıl karar alacaklarının, basın mensuplarının toplumu nasıl kışkırtacaklarının, bilimin merkezi olması gereken üniversitelerin rektörlerine nasıl ’ordu göreve’ pankartı taşıyacaklarını, yargı mensuplarına nasıl asker adına karar vereceklerinin kendilerine bizzat cuntacılar tarafından brifinglerle öğretilen 28 Şubat darbesinin 15. yıl dönümünde olduklarını ifade etti.
Bozan, "Devletin tüm kurumlara askeri uygun adım derslerinin verildiği, hukukun yok sayıldığı, sahte tarikat ve şeyhlerle darbe ortamının hazırlandığı, vatandaşların fişlendiği, ülkenin ekonomik krizlere sürüklendiği 28 Şubat postmodern darbe süreci, siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Tanklarla demokrasiye balans ayarı verenlerin, silahlı tehdit kullanılarak demokratik düzene, hukuka ve demokrasiye yapılan müdahale büyük bir ihanet olmasına rağmen, darbecilerin bu güne kadar henüz
yargılanıyor olmamaları ve kendilerinin halka rağmen ülkenin sahibi görmeleri halen önümüzde bir ayıp olarak durmaktadır. Varlığını herkesin iliklerine kadar hissettiği 28 Şubat darbesinin bugüne kadar yargılanamamış olması, herkesin hukuka olan inanç ve güvenini sarsmaktadır. Ayrıca yaşanan hukuksuzlukların cezalandırılamaması, darbecilerin yaptıklarının yanlarına kar kalması, cunta heveslilerini halen cesaretlendirebilmektedir. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, Balyoz darbe girişimleri ve en son
27Nisan E-muhtırası olarak Ergenekon Terör Örgütü, bu cesaretin sonucudur. Bugün, tüm yaşananlar açıkça tanıklık etmektedir. Her gün yeni tanıklar, 28 Şubat cuntacılarının, oluşturduğu sahte tarikatlarla, sahte şeyhlerle, zaman zaman taşeronlar kullanarak, toplumda kin ve düşmanlığı tahrik edici eylemlerle nasıl darbe ortamı hazırladıklarını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda 28 Şubatın postmodern darbecilerinin, halk nezdinde mahkum oldukları gibi, hukuk önünde de mahkum olabilmeleri için, devlet derhal
harekete geçmeli ve millete yaşattıkları zulümlerin hesabını sormalıdır. Ayrıca bu süreçlerde orduda, sivil bürokraside, üniversitelerde görevlerinden atılan, eğitim öğretim hakkı gasp edilen tüm vatandaşlarından da özür dileyip bunların tüm maddi ve manevi haklarını bir an önce iade etmeli ve bu vatandaşları ile helalleşmelidir" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Geleneksel Erzurumevleri’nde tandırevi Yasemin Şimşek, İbrahim Numan ve Mine Topçubaşı tarafından gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, geleneksel Erzurum evlerinin asırlık mimarisi ve kültürü incelenerek tandırevinin evin asıl yaşam alanı olduğu tespit edildi. Araştırma, Türk evinin sadece fiziksel bir barınma alanı olmadığını; toplumun yaşam biçimini, alışkanlıklarını, ekonomik ve sosyolojik yapısını mekâna yansıtan "canlı bir olgu" olduğunu vurguluyor. Erzurum’un sert kış iklimi, genel Türk evi mimarisindeki "sofa" (hayat) kültürünü doğrudan etkilediği vurgulanan araştırmada, " Diğer bölgelerde evin ana yaşam alanı sofa veya avlu iken, Erzurum’da soğuk nedeniyle sofa sadece "odalar arası bir geçiş alanı" haline gelmiş; asıl hayat evin en sıcak ve işlevsel yeri olan tandırevine kaydığı görülüyor" denildi. Kültürel Kesişim Noktası Erzurum Kentin İpek Yolu üzerinde bulunması ve binlerce yıllık geçmişi, evlerin mimarisini zenginleştirdiği vurgulanan araştırmada, "Ona "nevi şahsına münhasır" (kendine has) bir karakter kazandırmıştır. Tandırevi sadece ekmek pişirilen bir yer değildir. Kadının evdeki hâkimiyet alanı olmakla birlikte; yemek pişirme, yeme, çamaşır yıkama, oturma ve hatta uyuma gibi günlük hayatın neredeyse tüm eylemlerini içinde barındıran, evin gerçek "kalbi" ve "merkezi" konumundadır" tespiti yapıldı. "Erzurumevi önemli bir öğe" Bir yandan şehrin özellikleriyle, diğer yandan da halkın kültürüyle şekillenen Türk evi türlerinden birinin de Geleneksel Erzurum evi olduğu belirtilerek, "Erzurum kenti, İpekyolu üzerinde bulunması nedeniyle tarih boyunca Doğu ile Batı arasında önemli bir köprü görevi üstlenmiştir. Tarihi MÖ 4000’li yıllara dayanan Erzurum, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, göç yolları üzerinde olması dolayısıyla, kültürel etkileşimlere açık olmuştur. Binlerce yıl süren bu kültürel birikim ve etkileşim neticesinde; Geleneksel Türk evi mefhumu içerisinde kendine has biçimi ve malzeme özellikleri itibarıyla farklı bir yeri olan Geleneksel Erzurum evi meydana gelmiştir. Geleneksel Erzurum evinin en karakteristik öğesi ise ev yaşamının ekseriyatının geçtiği alan olan tandırevidir." ifadesi kullanıldı.
İstanbul A&S Investment Holding’den 2 milyar euroluk longevity yatırımı A&S Investment Holding, insan ömrünü uzatmayı hedefleyen longevity yatırımını duyurdu. Yatırımın toplam bedelinin 2 milyar euroyu bulacağı belirtildi. A&S Investment Holding, Almanya’nın önde gelen sağlık ve longevity kuruluşlarından PureDrip Longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) şirketinin yüzde 80 hissesini satın aldı. Heidelberg ve Mainz Üniversitelerinden bilim insanlarının kurduğu PureDrip Longevity şirketi Prof. Dr. Stefan Stefanovic, Dr. Maximilian Kohler, Dr. Jan Hofmann ve Nemanja Markovic liderliğinde, insan ömrünü uzatmaya yönelik ileri tıbbi çözümler hedefliyor. A&S Investment Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Akkuş; yaptığı açıklamada, Almanya’da 2 milyar euroluk longevity yatırımı yapacaklarını açıkladı. Yapılan iş birliğiyle dünya genelinde longevity ve sağlıklı yaşlanma klinikleri zinciri kurulacak. Dünya çapında klinik ağı geliyor Şirketten yapılan açıklamaya göre; projenin merkezinde, Almanya Heidelberg’de faaliyet gösteren örnek klinik bulunuyor. Bu model, dünya genelinde açılacak merkezlerin temelini oluşturacak. Bu yeni nesil kliniklerde, koruyucu tıp, hücresel sağlık optimizasyonu, kişiye özel tedaviler, biyoteknolojik çözümlerin ön planda olacağı belirtildi. "İnsan 250 yıl yaşayabilir mi sorusuna cevap aranacak" Bu yatırım ile insan ömrünü 250 yıla kadar uzatabilecek bilimsel yolları araştırılması hedeflendiğini belirten A&S Investment Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Akkuş, "Bilim insanlarımızla yaşlanmanın biyolojik mekanizmaları incelenecek, DNA ve hücresel yapı üzerine ileri araştırmalar yapılacak ve uzun ve sağlıklı yaşamın bilimsel temelleri geliştirilecek. Proje kapsamında, dünyanın önde gelen longevity ve DNA araştırma merkezlerinden birini ABD’de kuracağız. Böylece bu merkezin uluslararası bilim insanlarıyla ortak çalışarak küresel bir sağlık ve biyoteknoloji üssü olmasını hedefliyoruz" dedi. Akkuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz sadece ömrü uzatmayı hedeflemiyoruz. Amacımız, insanlığın geleceğini değiştirmek; daha uzun, daha sağlıklı ve daha kaliteli bir yaşam sunabilmek. Bu yatırım, Türkiye’nin global bilim ve sağlık teknolojilerindeki iddiasını bir kez daha gösteriyor. A&S Investment Holding olarak proje için 2 milyar euro bütçe ayırdık. Bu yatırımla global kliniklerin kurulması, araştırma altyapısının geliştirilmesi, bilimsel çalışmaların hızlandırılması için kullanmayı hedefliyoruz." "Geleceğin sektörü: Longevity" Uğur Akkuş Longevity’nin dünyanın en hızlı büyüyen sektörü olduğunu ve dünyada hızla yükselen longevity biliminin, yalnızca yaşam süresini artırmayı hedeflemekle kalmadığını belirterek, "Üretken, sağlıklı bir ömür hedefliyor. Birçok yatırımcı bu sektöre ilgi gösteriyor. Bizim bu hamlemiz, Türkiye’den çıkan en büyük sağlık teknolojisi yatırımlarından biri olarak değerlendiriliyor ve uluslararası medyada da ilgi görüyor" şeklinde sözlerini sonlandırdı.