POLİTİKA - 26 Eylül 2025 Cuma 11:55

Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

A
A
A
Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adıyaman’da 16 derslikli okulun açılışını yaptı. Açılış programında konuşan Tekin, "Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı" dedi.


Adıyaman’ın Besni ilçesinde 16 derslikli Dr. Necip Öztürk Ortaokulu ve Besni Eğitim Bayramı’na katılmak üzere Adıyaman’a gelen Bakan Yusuf Tekin, öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Burada konuşan Dr. Necip Öztürk, eğitime oldukça önem verdiklerini dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti.



"Bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir"


Daha sonra konuşan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, "Eğitim, bir ülkenin, bir şehrin her şeyi. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir. Bir ülkenin geleceği, yetiştireceği, eğiteceği iyi eğitimli gençlerle şekillenir. Bugün burada hem bakanımızın hem de kıymetli protokolümüzün katkılarıyla çok güzel bir eğitim kurumumuzun, bir okulumuzun açılışını hep beraber gerçekleştiriyoruz. Ben bütün açılışlara gittiğimde heyecanlanırım ama okul açılışlarının heyecanı bir başka oluyor. Çünkü kürsüde karşınıza size hitap eden, Tutdere’de bir köy çocuğu olarak eğitimin ve cumhuriyetin sağladığı imkanlarla okudu ve bugün ülkesine, milletine, şehrine hizmet ediyor. Eğitim hepimizin vazgeçilmesidir. Nerede eğitime destek olan, katkı sunan kim varsa hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi.



"Devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ve her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi"


Adıyaman Valisi Osman Varol ise konuşmasında, "Yaklaşık 2 buçuk yıl önce asrın felaketi diye adlandırdığımız birkaç asırda bir, yedi sekiz ömürde bir meydana gelebilecek çok büyük bir afet yaşadık. Yaşadığımız bu afet şehrimizin yapı stokunun üçte birini elimizden aldı. 8 bin 561 canımızı kaybettik. Allah hepsine rahmet eylesin. Ama bir şeyi kaybetmedik. Umudumuzu, ümidimizi hiç kaybetmedik. Adıyamanlı hemşerilerimiz memleketlerine olan inancını, bu memlekette yaşamakla ilgili arzu ve isteklerini hiç kaybetmediler. Devletimiz, büyük devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ilgili vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi. Cumhurbaşkanımız bu bölgeye olan ilgisine alakasını hiç kaybetmedi ve hep birlikte omuz omuza vererek el ele kol kola memleketimizi ayağa kaldırmak için o günden bugüne çalışıyoruz. Ve artık çok şükür bugün geldiğimiz noktada artık yavaş yavaş sıkıntıları, temel ihtiyaçları çözmek yerine kaybettiklerimizi yerine koymanın sevincini, mutluluğunu yaşıyoruz. Yine geçen hafta Besni’deydik. Çok güzel bir kütüphanenin açılışını yaptık. Yine hayırseverlerimizin katkısıyla Allah onlardan razı olsun" ifadelerini kullandı.



"Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, "Önce Türkiye’deki eğitim-öğretim süreçleri ile ilgili genel rakamlar konusunda, çabuk unutuyoruz o yüzden bir hususun altını çizmek için bir rakam vermek istiyorum. Gerçekten artık herkes kabul ediyor, uluslararası raporlar da kabul ediyor ki Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde hem fiziki altyapı hem teknolojik altyapı hem de akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı. Bugün burada, fiziki altyapı ile ilgili Adıyaman özelinde bir rakam vereceğim. Bundan 22 yıl önce, yani 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Adıyaman’da 151 bin 216 öğrencimiz varmış. Bugün Adıyaman genelindeki öğrenci sayısı 147 bin yani öğrenci sayımız 3-4 bin civarında azalmış. 2002-2003 eğitim-öğretim yılında bu 151 bin öğrenciye 3 bin 153 derslikte eğitim veriyorduk. Şu anda 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başlarken (inşaatı devam edenler, kesin kabulü yapılmayanlar, ihale süreci devam edenler hariç) 6 bin 890 dersliğimiz var. Yani 150 bin öğrenciye 3 bin 500 derslikte eğitim verirken bugün 147 bin öğrenciye yaklaşık 7 bin derslikte hizmet veriyoruz. Şunun altını çizmek lazım, bu 3 bin 500 dersliğin yaklaşık yarısı yani 2002-2003’te var olan dersliklerin yarısı yıllar içerisinde gerek ekonomik ömrünü tamamladığı gerekse deprem gibi felaketler sebebiyle yıkıldığı için şu anda elimizde o günden kalan yaklaşık bin 500 derslik bulunuyor. Ama bugün yaklaşık 7 bin derslikte eğitim hizmeti veriyoruz. Aynı şey öğretmen sayısı için de geçerli. O gün Adıyaman genelinde 150 bin öğrenciye 5 bin 600 öğretmenle ders anlatıyorduk. Bugün 147 bin öğrenciye 11 bin 173 öğretmenle eğitim-öğretim hizmeti veriyoruz. Ben diyorum ki devrim niteliğinde şeyler yapılmış. Yani o güne kadar yapılanların ikiye katlandığını söylüyorum, eleştiriyorlar. Ama gerçekten eğitim tarihi ile ilgili kitapları okuduğumuzda, başka ülkelerin rakamlarını gördüğümüzde bu veriler devrim niteliğinde işler yapıldığını gösteriyor. Bunları niye söyledim? Çünkü bunları yaparken birincisi, eğitim-öğretim süreçlerinin gündemin ilk sırasında yer almasını sağlayan bir Cumhurbaşkanımız var. Başbakan olduğu günden itibaren genel bütçeden en çok payı Milli Eğitim Bakanlığı aldı. Yani bütçenin en büyük payını Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanlığı’na verdi. Cumhurbaşkanımızdan başlamak üzere bugüne kadar hizmet eden Milli Eğitim Bakanlarımız, parlamentoda bütçeleri onaylayan milletvekillerimiz, hangi partiden olursa olsun siyasetçilerimiz, yerel yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, mülki idare amirlerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız ve tabii ki devletle birlikte bu süreci yüklenmeye çalışan hayırseverlerimize şükranlarımı sunuyorum. Allah milletimizden razı olsun, bu konuda emeği geçen herkesten razı olsun. Herkese teşekkür ediyorum" dedi.



"Deprem sonrası 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık"


Deprem sonrası eğitim alanında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Bakan Yusuf Tekin, "Son olarak birkaç rakam da depremle ilgili vermek istiyorum. 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadığımız 11 ilimizde yaklaşık olarak 119 bin 200 dersliğimiz varmış. Bunun yaklaşık 10 bini kullanılamaz hale gelmiş, yıkılmış. Güçlendirme yapılanları söylemiyorum. Yani 119 bin derslik, yaklaşık 110 bin seviyesine düşmüş. İki yıl içerisinde şu anda, yani 2025-2026 eğitim-öğretim yılında bu 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık. Yani 6 Şubat’tan önceki derslik sayısını bütün illerimizde yüzde 10’dan fazla artırdık. 11 ilin ortalaması yüzde 16. İki yılda bunu yapabiliyorsak, bu iradeyi gösterebiliyorsak, biraz önce saydığım siyasetçilere ve hayırseverlere ayrıca teşekkür etmek gerekir. Ben uluslararası toplantılarda bu verileri anlattığımda, ‘Bunların hepsini iki yılda mı yaptınız?’ diye soruyorlar. Evet, iki yılda yaptık. ‘Peki nasıl yaptınız’ dediklerinde, ‘Devlet-millet el ele yaptık’ diyorum. Ama anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü onlar Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kararlılığını ve azmini tanımıyorlar. Ben herkese teşekkür ediyorum, süreçte emeği geçenlere. En çok da öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Biz bu kadar fedakârlık yapıyoruz, okul binalarımızı hazır hale getiriyoruz, yeniden yapıyoruz ve her geçen gün fiziki ve teknolojik kapasiteyi artırmak için çaba sarf ediyoruz. Biz bu açılışı yapacağız ve buradan ayrılacağız; artık bu okulda emanet öğretmenlerimiz olacak. O yüzden öğretmen arkadaşlarımız için fedakarlıklarından dolayı, emaneti kendi çocukları gibi sahiplendikleri için sizlerden kocaman bir alkış istiyorum. Allah öğretmenlerimizden de razı olsun. Buraya gelirken bir okula uğradık, orada da öğretmenlerimizi gördük. Gerçekten çocuklara kendi çocukları gibi sahip çıkıyorlar. O çocuklar bizim geleceğimiz demek. Yani geleceğimizi öğretmenlerimiz el birliğiyle hazırlıyor. Ben tekrar başta Doktor Necip Öztürk ve eşi olmak üzere bütün hayırseverlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Açtığımız bu okulun diğer hayırseverlerimize de örnek olacak şekilde hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum" diye konuştu.


Yapılan konuşmaların ardından Bakan Tekin, sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti. Bakan Tekin daha sonra okul öğretmenleriyle toplantıda bir araya geldi.



Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.