POLİTİKA - 26 Eylül 2025 Cuma 11:55

Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

A
A
A
Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adıyaman’da 16 derslikli okulun açılışını yaptı. Açılış programında konuşan Tekin, "Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı" dedi.


Adıyaman’ın Besni ilçesinde 16 derslikli Dr. Necip Öztürk Ortaokulu ve Besni Eğitim Bayramı’na katılmak üzere Adıyaman’a gelen Bakan Yusuf Tekin, öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Burada konuşan Dr. Necip Öztürk, eğitime oldukça önem verdiklerini dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti.



"Bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir"


Daha sonra konuşan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, "Eğitim, bir ülkenin, bir şehrin her şeyi. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir. Bir ülkenin geleceği, yetiştireceği, eğiteceği iyi eğitimli gençlerle şekillenir. Bugün burada hem bakanımızın hem de kıymetli protokolümüzün katkılarıyla çok güzel bir eğitim kurumumuzun, bir okulumuzun açılışını hep beraber gerçekleştiriyoruz. Ben bütün açılışlara gittiğimde heyecanlanırım ama okul açılışlarının heyecanı bir başka oluyor. Çünkü kürsüde karşınıza size hitap eden, Tutdere’de bir köy çocuğu olarak eğitimin ve cumhuriyetin sağladığı imkanlarla okudu ve bugün ülkesine, milletine, şehrine hizmet ediyor. Eğitim hepimizin vazgeçilmesidir. Nerede eğitime destek olan, katkı sunan kim varsa hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi.



"Devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ve her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi"


Adıyaman Valisi Osman Varol ise konuşmasında, "Yaklaşık 2 buçuk yıl önce asrın felaketi diye adlandırdığımız birkaç asırda bir, yedi sekiz ömürde bir meydana gelebilecek çok büyük bir afet yaşadık. Yaşadığımız bu afet şehrimizin yapı stokunun üçte birini elimizden aldı. 8 bin 561 canımızı kaybettik. Allah hepsine rahmet eylesin. Ama bir şeyi kaybetmedik. Umudumuzu, ümidimizi hiç kaybetmedik. Adıyamanlı hemşerilerimiz memleketlerine olan inancını, bu memlekette yaşamakla ilgili arzu ve isteklerini hiç kaybetmediler. Devletimiz, büyük devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ilgili vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi. Cumhurbaşkanımız bu bölgeye olan ilgisine alakasını hiç kaybetmedi ve hep birlikte omuz omuza vererek el ele kol kola memleketimizi ayağa kaldırmak için o günden bugüne çalışıyoruz. Ve artık çok şükür bugün geldiğimiz noktada artık yavaş yavaş sıkıntıları, temel ihtiyaçları çözmek yerine kaybettiklerimizi yerine koymanın sevincini, mutluluğunu yaşıyoruz. Yine geçen hafta Besni’deydik. Çok güzel bir kütüphanenin açılışını yaptık. Yine hayırseverlerimizin katkısıyla Allah onlardan razı olsun" ifadelerini kullandı.



"Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, "Önce Türkiye’deki eğitim-öğretim süreçleri ile ilgili genel rakamlar konusunda, çabuk unutuyoruz o yüzden bir hususun altını çizmek için bir rakam vermek istiyorum. Gerçekten artık herkes kabul ediyor, uluslararası raporlar da kabul ediyor ki Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde hem fiziki altyapı hem teknolojik altyapı hem de akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı. Bugün burada, fiziki altyapı ile ilgili Adıyaman özelinde bir rakam vereceğim. Bundan 22 yıl önce, yani 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Adıyaman’da 151 bin 216 öğrencimiz varmış. Bugün Adıyaman genelindeki öğrenci sayısı 147 bin yani öğrenci sayımız 3-4 bin civarında azalmış. 2002-2003 eğitim-öğretim yılında bu 151 bin öğrenciye 3 bin 153 derslikte eğitim veriyorduk. Şu anda 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başlarken (inşaatı devam edenler, kesin kabulü yapılmayanlar, ihale süreci devam edenler hariç) 6 bin 890 dersliğimiz var. Yani 150 bin öğrenciye 3 bin 500 derslikte eğitim verirken bugün 147 bin öğrenciye yaklaşık 7 bin derslikte hizmet veriyoruz. Şunun altını çizmek lazım, bu 3 bin 500 dersliğin yaklaşık yarısı yani 2002-2003’te var olan dersliklerin yarısı yıllar içerisinde gerek ekonomik ömrünü tamamladığı gerekse deprem gibi felaketler sebebiyle yıkıldığı için şu anda elimizde o günden kalan yaklaşık bin 500 derslik bulunuyor. Ama bugün yaklaşık 7 bin derslikte eğitim hizmeti veriyoruz. Aynı şey öğretmen sayısı için de geçerli. O gün Adıyaman genelinde 150 bin öğrenciye 5 bin 600 öğretmenle ders anlatıyorduk. Bugün 147 bin öğrenciye 11 bin 173 öğretmenle eğitim-öğretim hizmeti veriyoruz. Ben diyorum ki devrim niteliğinde şeyler yapılmış. Yani o güne kadar yapılanların ikiye katlandığını söylüyorum, eleştiriyorlar. Ama gerçekten eğitim tarihi ile ilgili kitapları okuduğumuzda, başka ülkelerin rakamlarını gördüğümüzde bu veriler devrim niteliğinde işler yapıldığını gösteriyor. Bunları niye söyledim? Çünkü bunları yaparken birincisi, eğitim-öğretim süreçlerinin gündemin ilk sırasında yer almasını sağlayan bir Cumhurbaşkanımız var. Başbakan olduğu günden itibaren genel bütçeden en çok payı Milli Eğitim Bakanlığı aldı. Yani bütçenin en büyük payını Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanlığı’na verdi. Cumhurbaşkanımızdan başlamak üzere bugüne kadar hizmet eden Milli Eğitim Bakanlarımız, parlamentoda bütçeleri onaylayan milletvekillerimiz, hangi partiden olursa olsun siyasetçilerimiz, yerel yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, mülki idare amirlerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız ve tabii ki devletle birlikte bu süreci yüklenmeye çalışan hayırseverlerimize şükranlarımı sunuyorum. Allah milletimizden razı olsun, bu konuda emeği geçen herkesten razı olsun. Herkese teşekkür ediyorum" dedi.



"Deprem sonrası 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık"


Deprem sonrası eğitim alanında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Bakan Yusuf Tekin, "Son olarak birkaç rakam da depremle ilgili vermek istiyorum. 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadığımız 11 ilimizde yaklaşık olarak 119 bin 200 dersliğimiz varmış. Bunun yaklaşık 10 bini kullanılamaz hale gelmiş, yıkılmış. Güçlendirme yapılanları söylemiyorum. Yani 119 bin derslik, yaklaşık 110 bin seviyesine düşmüş. İki yıl içerisinde şu anda, yani 2025-2026 eğitim-öğretim yılında bu 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık. Yani 6 Şubat’tan önceki derslik sayısını bütün illerimizde yüzde 10’dan fazla artırdık. 11 ilin ortalaması yüzde 16. İki yılda bunu yapabiliyorsak, bu iradeyi gösterebiliyorsak, biraz önce saydığım siyasetçilere ve hayırseverlere ayrıca teşekkür etmek gerekir. Ben uluslararası toplantılarda bu verileri anlattığımda, ‘Bunların hepsini iki yılda mı yaptınız?’ diye soruyorlar. Evet, iki yılda yaptık. ‘Peki nasıl yaptınız’ dediklerinde, ‘Devlet-millet el ele yaptık’ diyorum. Ama anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü onlar Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kararlılığını ve azmini tanımıyorlar. Ben herkese teşekkür ediyorum, süreçte emeği geçenlere. En çok da öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Biz bu kadar fedakârlık yapıyoruz, okul binalarımızı hazır hale getiriyoruz, yeniden yapıyoruz ve her geçen gün fiziki ve teknolojik kapasiteyi artırmak için çaba sarf ediyoruz. Biz bu açılışı yapacağız ve buradan ayrılacağız; artık bu okulda emanet öğretmenlerimiz olacak. O yüzden öğretmen arkadaşlarımız için fedakarlıklarından dolayı, emaneti kendi çocukları gibi sahiplendikleri için sizlerden kocaman bir alkış istiyorum. Allah öğretmenlerimizden de razı olsun. Buraya gelirken bir okula uğradık, orada da öğretmenlerimizi gördük. Gerçekten çocuklara kendi çocukları gibi sahip çıkıyorlar. O çocuklar bizim geleceğimiz demek. Yani geleceğimizi öğretmenlerimiz el birliğiyle hazırlıyor. Ben tekrar başta Doktor Necip Öztürk ve eşi olmak üzere bütün hayırseverlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Açtığımız bu okulun diğer hayırseverlerimize de örnek olacak şekilde hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum" diye konuştu.


Yapılan konuşmaların ardından Bakan Tekin, sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti. Bakan Tekin daha sonra okul öğretmenleriyle toplantıda bir araya geldi.



Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Eskişehir’de yangın sonrası ağaçlandırma çalışmaları başladı Eskişehir’in Seyitgazi ilçesin Fethiye mahallesi yakınlarında geçen yıl çıkan orman yangınında zarar gören alanlar için ağaçlandırma çalışmaları devam ediyor. Yangında zarar gören ağaçlar sahadan çıkarılarak ekonomiye kazandırılıyor. Yapılan ağaçlandırma projesine göre yürütülen çalışmalarda bazı alanlara tohum ekilecek, bazı alanlarda ise iş makineleri ile toprak işlemesi yapılarak çeşitli fidanlar dikilecek. Sahaya dikilecek ve ekilecek türlerin biyolojileri, arazinin topografik yapısı ve toprak yapısı ile iklim şartları gibi etkenlere göre projelendirilen ve yürütülen çalışmalarda tohum ekme çalışmalarına başlandı. Eskişehir Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin, Ağaçlandırma ve Silvikültür Şube Müdürü Ayhan Şenel, Seyitgazi Orman İşletme Müdürü Ahmet Demir ve Afyonkarahisar Orman İşletme Müdürü Mutlu Tepe ile işletme personelleri yanan alana giderek çalışmalara bizzat katıldı. Sahada çalışan personele ve işçilere tohum ekimi yapma teknikleri hakkında uygulamalı eğitim verildi. Bölge Müdürü İsmail Çetin, kendi tasarımı olan tohum ekim aparatını tanıtarak bu aparatla daha hızlı ve verimli tohum ekiminin nasıl yapılacağını gösterdi. Bu yenilikçi yöntem, ağaçlandırma çalışmalarının hızlanmasını sağlayacak. İstenilen başarının elde edilmesi halinde tohum ekme aparatının orman fidanlıklarındaki ekim yastıklarında kullanılacak versiyonları da geliştirilecek. 2025 yılı sonbaharında orman yangınında şehit olan personel ve gönüllüler için daha önce hatıra ormanları tesis edilerek sahanın tekrar orman haline getirilmesi çalışmaları başlatılmıştı. 2025 yılında başlayan ve 2026 yılında devam eden çalışmalarla yanan orman emvallerinin ekonomiye kazandırılması, toprak işlemesi, tohum ekimi ve fidan dikimleri yapılacak, bu yıl içinde ilkbahar ve sonbaharda dikimler tamamlanarak yanan alanın yasa gereği bir yıl içinde ağaçlandırılması sağlanacak. Sahanın ağaçlandırma projesi gereği dikilecek fidanların yüzde 53’ü çam ve ardıç olmak üzere ibreli türlerden, yüzde 47’si ise mahlep, dişbudak, akçaağaç, ahlat, alıç, yalancı akasya, kızılcık, yabani elma, dağ muşmulası, meşe olmak üzere yapraklı türlerden oluşacak. Ayrıca sahanın geniş alanda toprak işlemesinin mümkün olmadığı kısımlarında da badem ve karaçam tohumlarının ekimi sağlanacak. Önümüzdeki yıllarda ise sahanın takibi yapılarak muhtemel kurumaların yerine de tamamlama dikimleri yapılmak suretiyle sahanın tamamının ormanlaşması sağlanacak.
Yozgat Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi dünya pazarına açıldı: İlk ihracat Bosna Hersek’e Sorgun Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren sanat atölyesi, yerel üretimde çıtayı uluslararası seviyeye taşıdı. Sorgun’un cadde ve sokaklarını süsleyen dekoratif ürünler, artık Balkanlar’da da boy gösterecek. Atölyede üretilen aydınlatma direkleri, çeşmeler ve vazoların yer aldığı ilk sevkiyat Bosna Hersek’e gönderildi. Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi, kurulduğu günden bu yana ilçenin estetik çehresini değiştiren projelere imza attı. Belediye öz kaynaklarıyla ve yerel iş gücüyle üretilen dekoratif ürünlerin kalitesi, kısa sürede sınırları aşmayı başardı. Bosna Hersek ile yapılan anlaşma kapsamında ihraç edilen ürün grubu aydınlatma direkleri, dekoratif çeşmeler, vazolardan oluşuyor. Belediye yetkilileri, bu ihracatın sadece bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda Sorgun’un üretim gücünün bir kanıtı olduğunu vurguladı. Atölyede üretilen ürünlerin düşük maliyet ve yüksek estetik değer taşıması, dış pazarda tercih edilme sebebi oldu. Bosna Hersek’e yapılan bu ilk sevkiyatın ardından, sanat atölyesinin kapasitesinin artırılması ve farklı Avrupa ülkelerinden gelen taleplerin değerlendirilmesi bekleniyor. Sorgun Belediyesi, bu hamleyle hem ilçe ekonomisine döviz girdisi sağlamayı hem de belediye atölyelerini birer üretim merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Atölye çalışanlarından Sevgi Ünal Erciyas "Sanat atölyemizde Bosna Hersek’e ilk ihracatımızı bugün gerçekleştiriyoruz. Bugün burada aydınlatma direği, çeşme, vazolarımız ilk sevkiyatımızda. Tüm ürünlerimiz kalite standartlarına uygun, dayanıklı ve estetik anlayışla üretilmiştir. Yaklaşık 1 senedir burada üretim yapıyoruz. Önce Sorgun’umuz için estetik anlayışlı üretimler yaptık. Bununla birlikte ilk uluslararası ihracatımız da başladı. İnşallah böyle devam edecek" dedi.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Patlamış fıtıklar da ameliyatsız tedavi edilebilir" Prof. Dr. İrfan Koca, halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen ileri evre bel fıtıklarının her zaman ameliyat gerektirmediğini belirterek, uygun hasta seçimiyle cerrahi dışı yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabildiğini söyledi. Halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen ileri evre bel fıtıkları, çoğu zaman hastalarda ciddi korkuya yol açıyor. Ancak uzmanlar, her ileri evre bel fıtığının mutlaka ameliyat gerektirmediğine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. İrfan Koca, doğru hasta seçimi ve uygun tedaviyle birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan iyileşme sağlanabildiğini vurguladı. Bel fıtığında esas belirleyici unsurun sinir dokusunda kalıcı hasar olup olmadığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koca, "Hastalar şiddetli ağrı yaşadıklarında hemen ameliyat olmaları gerektiğini düşünüyor. Oysa idrar kaçırma, belirgin kas güçsüzlüğü veya ilerleyici felç tablosu yoksa, birçok hastada ameliyat dışı yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor" dedi. "Her patlamış fıtık ameliyatlık değildir" Toplumda ‘patlamış fıtık’ ifadesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Koca, "Disk dokusunun dışarı taşması her zaman sinire kalıcı zarar verdiği anlamına gelmez. Önemli olan, sinirde kalıcı hasar gelişip gelişmediğidir. Bu nedenle sadece MR görüntüsüne bakarak ameliyat kararı vermek doğru değildir. Klinik muayene ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır" şeklinde konuştu. "Ameliyatsız tedavi nasıl yapılır" Ameliyat gerekmeyen hastalarda farklı tedavi yöntemlerinin birlikte ve kişiye özel olarak uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Bu hastalarda ağrıyı azaltmak ve sinir üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla çeşitli tedavi seçeneklerinden yararlanıyoruz. Bunlar arasında; manuel terapi, nöral terapi, proloterapi, nokta atışı enjeksiyon tedavileri ve kişiye özel planlanan fizik tedavi ve egzersiz programları yer alıyor. Amaç, kas spazmını çözmek, sinir üzerindeki basıyı azaltmak ve vücudun kendi iyileşme mekanizmasını desteklemektir. Uygun hastalarda bu yöntemlerle ameliyata gerek kalmadan günlük yaşama dönüş mümkün olabilmektedir" ifadelerine yer verdi. "Ameliyat ne zaman gerekir" Ameliyatın gerekli olduğu durumlara da değinen Prof. Dr. Koca, "İlerleyici kas güçsüzlüğü, idrar ve dışkı kontrolünde bozulma ya da şiddetli sinir basısı emaresi varsa cerrahi kaçınılmazdır. Ancak bu tablo her hastada görülmez. Doğru hasta seçimi yapılırsa birçok kişi ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebilir" ifadelerini kullandı. "Erken başvuru önemli" Bel ağrısı şikayeti olan hastaların kulaktan dolma yöntemlerle kendilerini tedavi etmeye çalışmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Koca, "Bilinçsiz yapılan egzersizler ve gecikmiş tedavi, fıtığın ilerlemesine neden olabilir. Erken dönemde hekime başvurulması, ameliyatsız tedavi şansını artırır" diye konuştu.
Ankara Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı Ankara’da eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından yargılanmasına başlandı. Ankara 79. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Çakır, eski eşi D.S. ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, tutuklu sanık Çakır’a söz verdi. Çakır, olay günü eski eşiyle tesadüfen karşılaştığını söyleyerek, "Konuşmak istedim, bana hakaret ve küfürler etti. Ben de bunu yapmamasını rica ettim. Silahımı gösterdim. Biraz yürüdük, silahımı çıkardım. Kimsenin yaklaşmasını istemiyordum. Tek isteğim eşimle konuşmaktı. Zarar verme kastım yoktu. Gözaltına alınırken silahımı kendim verdim, direnç göstermedim" diye konuştu. "’Seni öldüreceğim’ dedi" Müşteki kadın D.S. ise sanığın iddialarını reddederek, küfür etmediğini ve tahrik etmediğini öne sürdü. D.S., "Elinde evraklar vardı, ‘Seni nasıl buldum ama’ dedi. Bana ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Yakamdan tutup silahla götürdü. Etraftakiler çok yalvardı" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın ’ruhsatsız silah bulundurma’ ile ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılandığını ancak eylemin boşandığı eşe karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu da oluşturabileceğini belirterek, dosyada görevsizlik kararı verilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, eylemin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle görevsizlik kararı vererek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 9 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen olayda D.S., boşandıktan sonra kimliğini değiştirmek için gittiği nüfus müdürlüğünün bulunduğu kaymakamlık binasından çıktığı sırada eski eşi Murat Çakır tarafından rehin alındı. Çakır, kaymakamlık binasının yanındaki boş araziye götürdüğü D.S.’nin başına tabanca dayayıp, tehdit etti. Çakır, Pursaklar Kaymakamının ikna çabaları sonucunda silahı bırakıp, teslim oldu. Gözaltına alınan Çakır, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Sanık Çakır hakkında ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından 13 yıl 6 aya kadar hapis talebiyle iddianame hazırlandı. İddianame 79. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek, dava açıldı.
Malatya Battalgazi’de yetim çocuklarla iftar buluşması Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. Programa katılan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın da çocuklarla aynı sofrayı paylaştı. Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın katılımıyla Hastane Kafe Sosyal Tesisleri’nde iftar programı düzenlendi. Gerçekleştirilen programda yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. İftar programına AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci, AK Parti Malatya Kadın Kolları İl Başkanı Esin Yılmaz ve AK Parti Battalgazi İlçe Kadın Kolları Başkanı Ebru İnanç da katıldı. Başkan Taşkın: "Yetimlerimiz Bizim Emanetimiz" İftar programında konuşan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek, "Bu mübarek vakitte böyle güzel bir ortamda bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yetimlerimiz bizim emanetimizdir. İnşallah hep birlikte nice Ramazanlara ulaşır, bayrama da birlik ve beraberlik içinde kavuşuruz" dedi. AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci de konuşmasında Ramazan ayının rahmet ve mağfiret ayı olduğunu belirterek, "Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin. Ramazan ayı paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinin yaşandığı bir zaman dilimi. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa Türkiye’den yardım eli uzandığını görüyoruz. Bu güzel programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.