SPOR - 27 Temmuz 2024 Cumartesi 14:34

Kriket Büyük Kadınlar Açık Alan birinci ayak müsabakaları başladı

A
A
A
Kriket Büyük Kadınlar Açık Alan birinci ayak müsabakaları başladı

Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu’nun faaliyet programında yer alan Kriket Büyük Kadınlar Açık Alan birinci ayak müsabakaları, 26 Temmuz’da Afyonkarahisar’da başladı.


Bu yılki müsabakalara Türkiye’nin dört bir yanından büyük ilgi var. 8 ilden 9 takım ve toplamda 180 sporcu, kriket sporunun bu önemli etkinliğinde bir araya geldi. Katılımcılar, hem kendi illerini en iyi şekilde temsil etmek hem de kriket sporunun gelişimine katkı sağlamak için kıyasıya bir rekabet içerisinde olacak.


Kriket, dünya genelinde oldukça popüler olan bir spor dalı. Türkiye’de ise son yıllarda artan bir ilgiyle karşılanıyor. Özellikle kadın kriket takımlarının sayısındaki artış ve federasyonun düzenlediği etkinlikler, sporun gelişimine büyük katkı sağlıyor. Afyonkarahisar’da düzenlenen bu müsabakalar, kriket sporunun ülkemizdeki yükselişine ve yaygınlaşmasına önemli bir adım olarak görülüyor.


Afyonkarahisar’ın ev sahipliği


Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürü İsmail Hakkı Kasapoğlu, müsabakaların Afyonkarahisar’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kasapoğlu, “Bu tür büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmak, şehrimiz için büyük bir onur. Kriket gibi gelişmekte olan bir spor dalının desteklenmesi, gençlerimizin sporla daha fazla ilgilenmelerine ve bu alanda kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyor. Afyonkarahisar olarak, sporun ve sporcuların her zaman yanında olacağız” dedi.



Kriket Büyük Kadınlar Açık Alan birinci ayak müsabakaları başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.