ÇEVRE - 17 Ekim 2024 Perşembe 10:42

Veterinerler sokak hayvanları için tek ağız oldu

A
A
A
Veterinerler sokak hayvanları için tek ağız oldu

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Gebze, Ümraniye ve Kırklareli’de bulunan hayvan barınaklarında yaşanan olayların ardından yerel yönetimlerin sokak hayvanlarıyla ilgili sorumlumlarını hatırlatmak ve veterinerlere yönelik yapılan saldırılara yönelik açıklama yaptı.


81 ilde eş zamanlı olarak yapılan basın açıklamasına Ağrı’dan destek veren Ağrı Veteriner Hekimeleri Odası Başkanı Osman Alpdoğan, yerel yönetimlerin sokak hayvanları konusunda hassas davranması gerektiğine dikkat çekti.


Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde Gebze, Ümraniye ve Kırklareli’deki hayvan barınaklarında yaşanan olaylar, sokak hayvanlarının korunması ve refahı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) ve bağlı Odalar olarak bu tartışmalar çerçevesinde yerel yönetimlerin sokak hayvanlarıyla ilgili hayati sorumluluklarını hatırlatmak, mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik saldırılar konusundaki görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmak için basın açıklaması ihtiyacı oluşmuştur.


7527 sayılı yasanın genel gerekçesine göre ülkemizde yaklaşık 4 milyon sokak hayvanı bulunduğu bildirilmekte, yine aynı genel gerekçede 105 bin kapasiteli 322 geçici bakımevi bulunduğu belirtilmektedir. 5199 sayılı kanundaki “yakala-kısırlaştır-aşıla-yerine bırak” uygulamasının iptal edilerek yerine “yakala-kısırlaştır-tut” kuralını içeren 7527 sayılı kanunun kabul edilmesi zaten bugün yaşanacak problemleri ve barınak kapasitesi dolduktan sonra hayvanların ne olacağı sorusunu işaret etmekteydi. TVHB olarak kanunun çıkarılma sürecinde bu gerçeği defalarca dile getirerek uyarılarda bulunmamıza rağmen maalesef dikkate alınmadı ve bugün yüzleştiğimiz olumsuz sonuçlar yaşanmaya başlanmıştır. Bu olaylar sonrasında da maalesef her zamanki gibi sorunun asıl nedenlerine bakılmamış, en kolay yol seçilerek belediye başkanları ve yöneticilerinin bilgisi yokmuş gibi tüm veteriner hekimler ve veteriner hekimlik mesleği hedef gösterilmiş, değerlendirme süreçlerinin tamamlanması beklenmeden adeta yargısız infazlara başlanmıştır.


Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ötanazi sadece hayati fonksiyonları geriye dönemeyecek kadar hasar görmüş ve yaşaması tıbben mümkün olmayan hayvanlar için veteriner hekimler tarafından gerçekleştirilebilir. Sağlıklı hayvanların itlafı, veteriner hekimler açısından etik, insani ve vicdani olarak kabul edilemez bir durumdur ve evrensel hekimlik değerleriyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Veteriner hekimlerin bu bilinçle görevlerini yerine getirdiğini biliyoruz. Donanımı, altyapısı, yardımcı personeli yetersiz, adeta sürgün yerlerine dönüştürülmüş ortamlarda, yöneticilerin ve sözde hayvan severlerin mobingi ve şiddeti altında fedakarca çalışarak hayvan refahı ve sağlığı hizmeti veren tıp eğitimi almış bir meslek grubuna, toptancı bir yaklaşımla yapılan saldırıları ve yakıştırmaları asla kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz. Bu yaklaşım esasen hayvan sağlığı ve refahına yönelik hizmet için engel oluşturmaktadır. Bu saldırılar devam ederse yerel yönetimlerde görev alan meslektaşlarımızın sayısı azalacak, sahipsiz hayvanı tedavi edecek belediye veteriner hekimi bulunamayacaktır.


Devlet, insanları ve çevreyi koruduğu gibi, çevrenin ayrılmaz bir parçası olan sahipsiz hayvanlar başta olmak üzere tüm hayvanları korumakla da yükümlüdür. Bu bağlamda, hayvanlara karşı işlenen suçların etkili ve caydırıcı şekilde cezalandırılması ve hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin hiç kimseye hayvanlara eziyet etme, işkence etme ve öldürme yetkisi vermediği ve bu tür eylemleri gerçekleştirenler için hapis cezası getirildiği topluma etkin bir şekilde anlatılmalıdır.


Yeni yasanın getirdiği ve gelecekte karşılaşılabilecek önemli bir sonuca ilişkin ilgilileri uyarmak istiyoruz. Toplanan hayvanların sokağa bırakılmasını önleyen hüküm nedeniyle kapasite sorunu yaşayan belediyeler artık kısırlaştırma için hayvan toplamamaktadırlar. Bu durum, popülasyonun kontrol altına alınamamasına ve gelecekte daha büyük sorunlarla karşılaşmamıza neden olacaktır. Bu noktada yerel yönetimlerin, kısırlaştırma programlarını hızlandırması ve veteriner hekimlerle işbirliğini artırması gerekmektedir. Yirmi yıl önce yürürlüğe giren ancak gerektiği gibi uygulanmayan Hayvanları Koruma Kanunu’nun tüm ülkede uygulanması için gerekli adımların atılması elzemdir. Toplumun güvenliği, hayvanların sağlığı ve refahını gözeterek, yakalama, kısırlaştırma, aşılama ve yerinde yaşatma ile birlikte üretimin, kaçakçılığın ve satışın engellenmesi için hiç vakit kaybetmeden çalışmalar başlatılmalıdır. Çıkarılacak yönetmelikle kısırlaştırılan hayvanların 2028 yılı sonuna kadar alındığı yere bırakılmasının önü açılmalıdır.


Belediyeler, mevcut barınak kapasitelerini arttırmalı, rehabilitasyon ve kısırlaştırma çalışmalarına öncelik vermelidir. Gündemdeki tasarruf tedbirleri de düşünüldüğünde devletin yerel yönetimlere bu konudaki çalışmalar için maddi destek sağlaması kaçınılmazdır. Mevcut şartlar altında 4 milyon hayvanı 105 bin kapasiteli barınaklara toplamak, bu hayvanların ölümle yüz yüze gelmesi anlamına gelir. Veteriner hekimlerin sahadaki deneyimlerinden faydalanarak etkin bir popülasyon kontrolü mekanizması kurulmalı, sokak hayvanları sorunu, hayvanların toplatılmasıyla değil, bütüncül ve sürdürülebilir çözümlerle ele alınmalıdır. TVHB olarak, yerel yönetimlerin yasal sorumluluklarını yerine getirmesini talep ediyoruz. Sorunun çözümü, ancak yasaların etkin uygulanması, yeterli barınak kapasitesi ve sürdürülebilir kısırlaştırma programlarıyla mümkündür.


Veteriner hekimler fakülteden insanlara, hayvanlara ve içinde yaşadığı doğaya duyarlı, toplumsal refah için çaba harcayan, meslek ahlakına sahip kişiler olarak yemin ederek mezun olurlar. Türk Veteriner Hekimleri Birliği anayasal bir kuruluş olup, meslektaşlarının hak ve yetkilerini korumakla görevi olduğu kadar, meslek kanunu olan diğer bütün mesleklerde olduğu gibi mesleğin gereklerine uymayan üyelerini yine kendi iç disiplin süreçleriyle değerlendiren kamu kurumu niteliğinde meslek örgütüdür. Bilimin ışığında, her zaman etik değerleri ve iyi hekimlik uygulamalarını savunan, halk sağlığı, hayvan sağlığı ve refahını koruyan veteriner hekimlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.


Tüm tarafları tekrar uyarıyoruz:


Eksik, uygulanmayan, denetlenmeyen yasanın tüm sorumluluğunu sağlık hizmeti veren veteriner hekimlere yüklemek, mesleğimizi kamuoyu önünde farklı tanımlamalarla rencide etmek ve hedef göstermek sadece kolaycılıktır. Bu davranışlar devam ederse iş bırakmaya kadar giden tepkiler göstereceğimizi duyuruyor; insan ve hayvan sağlığı için çalışan meslektaşlarımıza ve mesleğimize yönelik olarak gerek sosyal medyada gerekse çalışma alanlarında yapılan hakaret ve saldırılar için ivedi bir şekilde hukuki yollara başvuracağımızı ifade etmek istiyoruz.


Yaşanan olaylar, bilimsel ve ahlaki bir yaklaşımla yasanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini de açıkça göstermiştir”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.
Diyarbakır Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.
İstanbul Sarıyer’de AVM’de çanta çalan 10 yaşındaki çocuğun 92 suç kaydı çıktı İstanbul Sarıyer’de alışveriş merkezinde bir kadının çantası çalındı. Sarıyer Asayiş Büro ekiplerince yakalanan 10 yaşındaki şüphelinin 92 suç kaydı olduğu ortaya çıktı. Hırsızlık anları ise güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, 4 Mayıs’ta saat 19.00 sıralarında Sarıyer İstinye’deki bir alışveriş merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Melike A., çocuklarıyla alışveriş merkezinde vakit geçirdiği sırada bebek arabasında asılı bulunan çantası çalındı. Durumu polise bildiren Melike A, çantasında 100 bin lira değerindeki cep telefonu, bin 400 lira nakit para ile cüzdanının bulunduğunu söyledi. 10 yaşında 92 suç kaydı çıktı İhbar üzerine Sarıyer Asayiş Büro Amirliği ekipleri olay yeri ve çevresindeki güvenlik kameralarını inceledi. Yapılan çalışmalarda çantayı alan kişinin alışveriş merkezinde dolaştığı, bir süre sonra bebek arabasının yanına yaklaşarak çantayı aldığı, ardından da taksiyle kaçtığı belirlendi. Çalışmalarını sürdüren polis ekipleri, şüphelinin bindiği taksiyi Büyükdere Caddesi TEM bağlantı yolunda durdurdu. Araçta yapılan kontrollerde çantayı çaldığı belirlenen D.T., çaldığı eşyalarla yakalandı. Emniyete götürülen D.T.’nin yapılan Genel Bilgi Taraması’nda (GBT) ’hırsızlık’tan 92 suç kaydı olduğu ortaya çıktı. D.T., işlemleri için Sarıyer Çocuk Büro Amirliği’ne götürülürken, eşyalar ise sahibine teslim edildi. Şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.