KÜLTÜR SANAT - 01 Aralık 2023 Cuma 10:04

12. yüzyılın mumyaları Aksaray’da

A
A
A
12. yüzyılın mumyaları Aksaray’da

12. yüzyılda sevdikleri tarafından mumyalanan insan, çocuk, bebek ve kedi mumyaları Türkiye’nin ilk ve tek mumya bölümüyle Aksaray Müzesi’nde sergileniyor. Kiminin dişleri, kiminin de saçları hala korunmuş olan 13 adet mumya ilgi çekiyor.


Aksaray yöresinde yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan yetişkin insan, çocuk, bebek ve kedi olmak üzere toplam 13 adet mumya Aksaray Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.


Mumya bölümü bulunan Türkiye’nin tek müzesi


Mumyaların özel bölümlerde muhafaza edilerek sergilendiğini anlatan Aksaray Müze Müdürü Yusuf Altın, Aksaray Müzesi’nin Türkiye’de ilk ve tek mumya bölümüne sahip olan müze olduğunu kaydetti. Niğde ve Amasya Müzesi’nde mumya bulunduğuna değinen Altın, “Mumya bölümü olarak biz Türkiye’de tek müzeyiz. Daha önce bizim bölgemizden çıkan bir rahibe mumyası var ve bu geçmiş yıllarda Aksaray Müzesi’nin Niğde’ye bağlı olması nedeniyle Niğde Müzesi’ne gönderilmişti. Bir de Amasya Müzesi’nde var ama bunlar tek tiptedir. Tek olan mumya bölümü bizim Aksaray Müzemizde ziyaretçilerimize özel olarak sergileniyor” dedi.


"Mumyalar milattan sonra 12. yüzyıla ait"


Mumyaların yapılma teknik ve özelliklerinin birbirlerinden farkı olduğunu ifade eden Yusuf Altın, “13 adet mumyamız bulunmaktadır. Bu mumyalar yapılma teknikleriyle, özellikleriyle birbirinden ayrıdır. Bunlar daha çok milattan sonra 12. yüzyıldaki mumyalar. Bu mumyalar Ihlara Vadisi, Çanlı Kilise ve Topakkaya beldesi bölgesindeki ören yerinden çıkarılmış. Mumyalar müzemizin kurtarma çalışmalarıyla çıkarılmış ve bazıları ise yasa dışı yapılan kazılardan çıkarılarak müzemize kazandırılmıştır. Mumyalama tekniği diğer Mısır’daki mumyalama tekniklerinden farklı bir tekniktir. Bu tekniği şöyle özetleyebiliriz; Mısır’daki bizim Orta Asya’daki, İslamiyet’e girmeden önceki Türk geleneklerimizde mumyalama tekniğini biz kullanıyorduk. 3. ve 4. yüzyılda Anadolu’ya gelen Hristiyanlaşmış olan Türk bölgelerinde bu mumyalama adeti devam etmiştir. Ölüye saygı bakımından daha sonra bölgede yaşayan Hristiyanlar da mumyalama tekniğini devam ettirmiştir” diye konuştu.


"Mumyalar ölen kişinin iç organları çıkartılarak yapılmış"


Mumyaların yapılış ve özelliklerine değinen Müze Müdürü Altın, “Bu mumyalama nasıl oluyor? Kişi öldükten sonra iç organları çıkartılıyor. Bal mumu ve benzeri değişik kimyasal maddelerden beslenilerek vücudun üzerine tamamen bir tabaka sarılıyor. Daha sonra kefenlenerek, kumaşla üzeri örtülerek üstü kapaklı bir şekilde yapılıyor. Biz bunları bu şekilde görüyoruz” şeklinde konuştu.


"13 mumya özel tekniklerle donatılmış bölümlerde korunuyor"


Mumyaların belirli sıcaklıktaki bölümlerde korunduğunu dile getiren Altın, “Şu anda biz bu mumyalarımızı burada özel tekniklerle, özel klima teknikleriyle mumya bölümümüzde 21 ile 23 derece arasındaki sıcaklıkta koruyoruz. Her yıl bunların bakım ve onarımlarını yapıp koruyoruz. Burada 13 adet mumyamız var. Bunlardan birisi yetişkin erkek mumyası, çocuk mumyaları, 7-8 yaşlarında çocuk mumyamız var ve bebek mumyalarımız var. Ayrıca çok enteresandır ki hayvan sever vatandaşlarımızın çok ilgi gösterdiği, özelikle çocukların çok ilgi gösterdiği kedi mumyamız var. Kedi mumyamızda kişi sevdiğiyle olduğu için sevgisinden kedisini mumyalaştırmış. O da ziyaretçilerimiz tarafından büyük ilgi görmektedir” ifadelerini kullandı.


(YC-FM-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Yalova’da sektör temsilcileriyle buluştu: "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2025 yılının hem kurallık hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, ilk olarak Yalova Valiliği’ni ziyaret etti. Burada Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılanan Yumaklı, ardından anı defterini imzaladı. Bakan Yumaklı, ardından Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen sektör buluşmasına katıldı. Burada konuşan Yumaklı, sektör temsilcilerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını iletti. Sektörü tüm yönleriyle değerlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Yumaklı, "Tarım ve orman sektörüyle alakalı buna bir de elbette suyu ayrıca ilave etmemiz gerekir. Bütün dünyada stratejik önem kavramının ifade edildiği bir değerler bütünü olduğunu ifade etmek istiyoruz. Artık gıda arz güvenliği, su, yeşil vatan, bunlar bir ülkenin stratejik önceliklerin arasına diğer önemli hususlarla birlikte girmiş durumda. Dolayısıyla hem iklim krizi hem de küresel konjonktür sektörümüzü bu anlamda etkileyen kritik riskler arasına girmiş durumda" diye konuştu. "Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz" Yumaklı, Türkiye’de, gıda arz güvenliğini sağlamaları gereken 86 milyon vatandaşın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Gıda arz güvenliği derken neyi diyoruz? Basitçe, ihtiyacımız olan gıdamızı, soframıza gelecek olan ürününü elde etmekle alakalı hiçbir sorunun yaşanmaması. Temel olarak bu. Sadece bizim kendi vatandaşlarımızın değil, aynı zamanda ülkemize gelen, başta turistler olmak üzere transit olanlar da dahil, kimler varsa ülkemizde konaklayanların da ihtiyacını karşılamak bu manada önemli. Dolayısıyla bunları her geçen gün, biraz önce söylemiş olduğum iklim değişikliği başta olmak üzere tüm konjonktürel etkiler ve kritik risklerle beraber yönetmek durumundayız. Biz bu manada suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasını hayata geçirdik, 2024 yılının son çeyreğinde. Hamdolsun hem üreticilerimizin bunu çok ciddi bir şekilde sahiplenmesi hem de bizim metodolojilerimizin bu manada uygulamış olduğumuz programın çalışıyor olması, yönlendirici etkilerini görmemiz, birinci senenin sonunda bizlere büyük ümit vermiş durumda. Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz inşallah. Yeni destekleme modelimiz uygulanan tarımsal krediler, uluslararası fonlar bunların hepsinin tamamını tarımsal üretim planlamasıyla entegre etmiş vaziyetteyiz. Üretim sezonu başında açıklanan ve 3 yıllığına açıklanan destek modeli de bu manada öngörü açısından çiftçilerimize, üreticilerimize bir avantaj sağlamış durumda." "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Hayvansal üretimle alakalı 2024 yılının başında bir yol haritası açıkladıklarını hatırlatan Bakan Yumaklı, "Bu yol haritasını herhangi bir şekilde bir ara ermeden ya da esnemeden aynı şekilde devam ediyoruz. Bunun da pozitif etkilerini görmüş durumdayız. İnşallah hem hayvansal üretimle ilgili üretim planlamasını, hem de bitkisel üretimle ilgili, su ürünleriyle ilgili üretim planlamasını kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. 2025 yılının hem kurallık açısından hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir. Bunun da buradan müjdesini öğrenmiş olalım" diye konuştu. Yumaklı, bakanlık olarak Yalova’nın tarım, orman ve su potansiyeli bildiklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirin, sıcak ve samimi il, hem hakikaten merkezi bir noktada olması, Türkiye’nin en çok tarımsal üretimi tüketen, yaklaşık yüzde 25 civarında üretilen bütün tarımsal ürünlerin tüketildiği İstanbul’a yakın olması, diğer geçiş noktalarında bir bağlantı noktası olmasına sebebiyle son derece önemli. Dolayısıyla bizim her başlıkta desteklerimiz bu ilimize devam edecek. Aronya, kestane balı, kivi, süs bitkileri. Süs bitkilerini bütün Türkiye’ye öğreten Yalova var. Dolayısıyla bu konularda da ve daha potansiyel olan diğer konularda da Kırsal Kalkınma Destekleri başta olmak üzere bu ürünlerin modern şartlarda üretilmesi, pazarlanması ve marka haline gelmesi için yine çalışmaya hep birlikte sektörümüzle devam edeceğiz. Bu desteklerin tamamı, bahsetmiş olduğum programların tamamı, Yalova’daki tarımsal üretimi güçlendirme, tarımsal sanayiye çok hızlı bir şekilde geçişin sağlanmasını elde etmek amacını taşıyor, bunu ifade etmek istiyorum. Tabii bu işin bir de istihdam yönü var. Hakikaten dediğim gibi son dönemde, özellikle tarımsal istihdamla ilgili bütün ülkelerin endişe duyduğu, çözümler geliştirmeye çalıştığı bir dönemde hem üretici gelirlerinin belli bir seviyenin üzerinde olması, hem üretimin garanti edilmesi, kaliteli ve verimli bir üretimin yapılması bu manada önemli. TKDK İPAK destekleri var. Biliyorsunuz Avrupa Birliği ile ortaklaşa takip ettiğimiz bir program. Mart ayında kamuoyuyla 2026 yılı takvimini paylaşmıştık. Geçen ay da Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’nın proje başvuru sürecini başlattık. Biraz önce söylemiş olduğum şeylerin tamamını hayata geçirmek adına bakanlığımız belli takvimde, belli programları yayınlıyor. Dolayısıyla bu desteklerin de, hibe destekleri başta olmak üzere Yalova’nın üretimine çok önemli katkıda bulunacağını ifade etmek istiyorum." Bakan Yumaklı, genç ve kadın gelişimcilere pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceklerini 2026’daki Kırsal Kalkınma Desteklerinin minimum yüzde 20’sini kadın ve genç girişimcilere ayırdıklarını söyledi. Yumaklı, Yalova’nın konumunun Yalova’ya pazar anlamında da büyük bir kolaylık sağladığını anlattı. Armutlu Kaledere Göleti çalışmalarının devam ettiğini, Armutlu Yumurdere ve Çınarcık Ortaburun sulaması ikmal işinin de tamamlandığını söyledi. Programları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da takip etti.
İstanbul Talasemiyle yaşamak zor, önlemek mümkün Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, bebeklik döneminden itibaren kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren zorlu bir sağlık sorunu. Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hastalığın seyri ve korunma yöntemleri hakkında hayati bilgiler paylaştı. Genetik geçişli ve yaşam boyu tedavi gerektiren ciddi bir kan hastalığı olan talasemi (Akdeniz anemisi), erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak aileleri uzun soluklu bir mücadeleye sürüklüyor. 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, bu zorlu hastalıkta en etkili yaklaşımın tedavi etmekten ziyade genetik taramalarla hastalığı baştan önlemek olduğunu vurguladı. Talasemi erken dönemde belirti verebiliyor Talaseminin süt çocukluğu döneminden itibaren belirti verebildiğini belirten Prof. Dr. Atay, "Bu hastalık kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi bulgularla ortaya çıkabilir. Bazı hastalar henüz 6 aylıkken düzenli kan nakli almak zorunda kalabiliyor. Bu durum hem çocuk hem de aile için uzun ve zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Talasemi yaşam boyu takip gerektirirken, multidisipliner yaklaşım oldukça önemli" dedi. Düzenli tedavi ve takip şart Talasemi tedavisinde düzenli kan transfüzyonlarının ve demir şelasyon tedavisinin temel olduğunu belirten Prof. Atay, "Bunun yanında hastaların büyüme ve gelişimleri, hormon düzeyleri ve kalp sağlığı düzenli olarak takip edilmelidir. Demir birikiminin organlara zarar verip vermediği yakından izlenmelidir. Günümüzde uygun hastalarda kök hücre nakli ile kalıcı tedavi sağlanabiliyor. Bu süreç deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi tedavi için oldukça önemli" ifadelerini kullandı. En etkili yöntem hastalığı önlemek Talasemide en önemli adımın hastalığı önlemek olduğunu belirten Prof. Dr. Atay, "Talasemi tarama programlarıyla taşıyıcı bireylerin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Taşıyıcı çiftlerin genetik danışmanlık alarak sağlıklı çocuk sahibi olması mümkün. Bu nedenle korunma en etkili yöntemdir" dedi. Prof. Dr. Atay, hastalık gelişmesi durumunda ise doğru tedavi ve güçlü bir ekip çalışmasıyla başarılı sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti.