KÜLTÜR SANAT - 02 Aralık 2023 Cumartesi 12:06

Dünyanın ilk beyin ameliyatına ait kafatası

A
A
A

Aksaray’da 10 bin 500 yıl önce genç bir kadına yönelik yapılan ilk beyin ameliyatındaki kafatası, müzede sergilenirken, ziyaretçilerini şaşırtıyor.

Tarihi geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve Orta Anadolu’nun ilk yerleşim yeri olarak bilinen Aksaray’da yaşanan dünya ilkleri herkesi şaşırtıyor. İlkler arasında yer alan 10 bin 500 yıl önce dünyanın ilk beyin ameliyatına ait kafatası müzedeki ziyaretçilerini şaşırtıyor. Aksaray’ın Gülağaç ilçesine bağlı Kızılkaya köyünde bulunan Aşıklı Höyükte kazı çalışmaları her yıl aralıksız olarak devam ettiriliyor. 1989 yılında başlatılan kazı çalışmalarında birçok yaşam malzemelerinin yanı sıra genç bir kadına ait kafatası bulundu. Kafatasının 2 tarafından yaklaşık 11.2 milimetre genişliğinde bir delgi ile delindiği tıbben de kanıtlanırken, yapılan bilimsel çalışmalarda hasta kadının bu ameliyattan sonra 10 gün daha yaşadığı tespit edilmiş.

Dünyanın ilk beyin ameliyatına ait kafatası

Aşıklı Höyük ve ilk beyin ameliyatına ilişkin bilgiler veren Aksaray Müze Müdürü Yusuf Altın, kazı çalışmalarının 30 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini söyledi. Tespit edilen 10 bin 500 yıl önceki yaşam koşullarını ve mücadelesini de anlatan Altın, ilk beyin ameliyatının burada yapıldığına işaret etti. Aşıklı Höyük’te 1300 yıllık bir yaşam serüveni olduğunun altını çizen Müze Müdürü Yusuf Altın, “Aşıklı Höyük bizim Cumhurbaşkanlığımız kararlı kazılarımızdan bir tanesidir. Kazı çalışmalarına yaklaşık 30 yılı aşkın bir süreçten beri devam edilmektedir. Buradaki kafatasına geldiğimiz zaman milattan önce 8500 yılıyla 7300 yılları arasında 1300 yıllık bir yaşam serüveni var orada. Yani o zamanki neolitik yaşam tarzı olarak normal ilkel kabileler tarafından yaşanmaktaydı. O dönemde ilk önce etçil bir toplum, aynı zamanda otçul bir toplum, avcı toplayıcı bir toplum ile hayvan evcilleştirilmesi var. Obsidyen taşlarımızla kemiklerle birlikte ilk değirmen yapıtlarını görmekteyiz. Sürtme taşlarıyla birlikte buğday ekerek tarım toplumuna da yavaş yavaş geçildiğini görmekteyiz. İlk mimari olarak mimari yapılarını da görmekteyiz. Etçil bir toplum, otçul bir toplum ve daha sonra da sağlık meydana geliyor. Sağlık meydana gelince de ilk beyin ameliyatını bundan 9500 yıl önce Aşıklı Höyük’te görüyoruz. Bu beyin ameliyatına geldiğimiz zaman 25-30 yaşlarında bir hanımefendinin kafatasından 2 tane delik açılarak böyle bir çalışma yapıyorlar. Bu çalışmayı da muhtemelen kemik ve obsidyen madenlerini kullanarak bu çalışma yapılmış. Bu çalışmalar yapıldıktan sonra hastanın 10 gün daha yaşadığı tespit edildi. Peki yaşadığı nasıl tespit ediliyor? Örneğin bir uzvumuz kırıldığı zaman bir kaynama süreci geçer ve yeni bir doku, kemik dokusu oluşma süresi var. Antropologlar ve tıp aleminde bununla ilgili gerekli çalışmalar yapıldı ve 10 gün daha yeni bir doku oluştuğu tıbben ispat edilmiştir. Öyle olunca da ilk beyin ameliyatı olarak müzemizin değerli envanterlerinden bir tanesidir” dedi.

Dünyanın ilk beyin ameliyatına ait kafatası

Yasin Can

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.