ASAYİŞ - 03 Ağustos 2018 Cuma 14:28

Eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü Ulusoy hakkında 23 yıla kadar hapis talebi

A
A
A
Eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü Ulusoy hakkında 23 yıla kadar hapis talebi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü Cihangir Ulusoy hakkında 10 yıldan 23 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü Cihangir Ulusoy hakkında 10 yıldan 23 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı. İddianamede, Ulusoy’a FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek ve resmi belgede sahtecilik suçlamaları yöneltildi.


Ankara Cumhuriyet Savcısı Zafer Ergün tarafından hazırlanan iddianamede Ulusoy’a “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte bu örgüte yardım etmek" ve "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçlamaları yöneltildi. İddianamede, 22 Ağustos 2016’da Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazılım alanında faaliyet yürüten "Natek" isimli şirket hakkında FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını geliştiren ve örgütle irtibatlı şirket olduğuna dair ihbar yapıldığı belirtildi. Ulusoy’un söz konusu ihbarlara yönelik yapılan soruşturmalarda Natek’in eski ortaklarından FETÖ şüphelisi Muhammet Tolga Erpolat ile şirketini koruma altına almaya çalıştığının tespiti üzerine soruşturmanın başlatıldığı ifade edildi.



"FETÖ irtibatlarını gösterir hususlar çıkarıldı"


İddianamede, Ulusoy’un, Natek şirketi eski sahibi Erpolat hakkında yapılan soruşturmada istenilen bilgi, belge taleplerine ilişkin irtibatlarını gösterir hususları “Bilgi Talep Formundan” çıkararak, “FETÖ ile ilişkisine rastlanılmamıştır” şeklinde ifadelere yer verdiği belirtildi. Erpolat’ın ortağı olduğu Natek Şirketinin FETÖ ile irtibatlarına yönelik yapılan soruşturmalara ilişkin İstihbarat Şube Müdürlüğünden istenilen bilgi, belge ve taleplerine ilişkini düzenlemiş olduğu, “Bilgi İletim Formunda” FETÖ irtibatlarını gösterir hususları çıkardığı kaydedildi.



"Bank Asya ve Kimse Yok Mu Derneği ibarelerini çizdi"


İddianamede, şüpheli Ulusoy’un, Muhammet Tolga Erpolat ile kardeşi Timuçin Erpolat ve şirketi hakkında FETÖ ile ilgili bilgileri çıkardığı iddialarına ilişkin tanık ifadelerine de yer verildi. O dönem Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli olan Ali İ.K., yapılan ihbarın üzerine Erpolat ve şirketi hakkında büronun çalışma sonrasında bir evrak hazırlandığını anlattı. Evrakı imzaladıktan sonra Erpolat’ın FETÖ ile irtibatlı Yamanlar Koleji mezunu olduğunu, diğerinin de Banka Asya ve Kimse Yok Mu Derneği’ne üye olduğunu gördüğünü aktaran Ali İ.K., şunları kaydetti:


“Evrakı şube müdürü Cihangir Ulusoy eline aldı. Üzerinde değişiklik yaparak Yamanlar Koleji mezunu olduğu hususu ile Bank Asya ve Kimse Yok Mu Derneği ibarelerini çizdi. ‘Adı geçen şahısların ve şirketin FETÖ ile ilişkine rastlanılmamış olup, ihbarcının bilgileri tespit edilememiştir’ yazdı. Evrakın yeniden düzeltilmesini istedi. Bende şube müdürünün bizden daha farklı istihbari bilgili olabileceği gerekçesiyle evrakı değiştirdiğini düşündüm. Cihangir Ulusoy’un dediği şekilde düzeltme yaparak, bütün sıralı amirlere tekrar paraflatarak evrakı tekrardan arz ettim. Bilgi İletim Formu, bu şekilde TEM Şube Müdürlüğüne gitti."


İddianamede TRT’nin bir işe ilişkin sözleşme yapmadan önce söz konusu şirketin FETÖ ile irtibatının olup olmadığına dair 1 Ağustos 2016’da İstihbarat Daire Başkanlığı’na bir yazı yazdığı aktarıldı. Buna karşılık 30 Ağustos 2016’da verilen cevapta yapılan telefon görüşmelerinde önce firmanın FETÖ bağlantısı olduğunun söylendiğini, sonraki telefon görüşmelerinde ise FETÖ bağlantısı olmadığının ifade edildiği anlatıldı.



Suçlamaları kabul etmedi


Şüpheli Ulusoy, 11 Nisan 2018’de verdiği ifadesinde 17-25 Aralık 2013’den sonra emniyet teşkilatı içerisinden tanıdıkları vasıtasıyla Muhammet Tolga Erpolat ile makamında tanıştığını söyledi. Erpolat’ın geliş amacının ticari rakipleri tarafından kendileriyle ilgili FETÖ ile irtibatlı oldukları yönünde algı oluşturularak şirketlerine operasyon düzenleneceği kaygısı olduğunu öne süren Ulusoy, "Bu nedenle benimle konuşmak istedi. Bende böyle bir şeyin mümkün olamayacağını, Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli olarak böyle bir kumpas kuramayacağımızı belirttim. Muhammet Tolga Erpolat, daha sonra da aynı gerekçe ile amirim konumundaki kişiler aracılığıyla tekrardan yanıma geldi. Aynı kaygılarını dile getirdi. Kendisine böyle bir şeyin olmayacağını anlattım. Telefonla da görüşmüş olabilirim ancak şu an net olarak hatırlamıyorum" dedi.


Kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Ulusoy, Erpolat ile şahsi olarak bir yakınlığının olmadığını, bu şahsa operasyonel bir bilgi vermesinin veya kendisini koruyup kollamasının söz konusu olmadığını savundu.


İddianamede, şu tespitlere yer verildi:


"Şüpheli Cihangir Ulusoy’un yapmış olduğu görevin gerekleri ile açıklanamayacak şekilde yakın ilişki içerisinde bulunduğu hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili ihbarlar yapılan, gelinen aşamada FETÖ/PDY mensubu olmak suçundan kamu davası açılan Muhammet Tolga Erpolat isimli şahsı Ankara Emniyet Müdürlüğü nezdinde koruduğu, söz konusu şahıs ve şirketi ile ilgili yapılan ihbarlar, İstihbarat Şube Müdürlüğü nezdinde yapılan çalışmalar olduğu ve şüphelinin yapmış olduğu görevi itibari ile de bazı bilgilere vakıf olabileceği halde, bu kişi ve şirketi ile ilgili yapılan soruşturmada istenilen bilgi, belge taleplerine ilişkin İstihbarat Şube Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu ’Bilgi İletim Formunda’ FETÖ/PDY irtibatlarını gösterir hususları çıkararak, ’FETÖ/PDY ile ilişkisine rastlanılmamış’ şeklinde kesin yargıya varan ifadede bulunmak ve Muhammet Tolga Erpolat hakkında yürütülen soruşturmalar ile ilgili adı geçen şahsa bilgi vermek suretiyle, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalarda şüpheli şahıslara yardım ettiği, bu suretle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ/PDY terör örgütüne yardım suçunu işlediği, ayrıca bu kişi ve şirketi hakkında gerçeğe aykırı resmi belge düzenlediği, bu suretle üyesi olmamakla birlikte örgüt adına kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmıştır."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da başladı, Mogadişu’da devam ediyor Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümünden 2024 yılında birincilikle mezun olan Somalili öğrenci Siham Ali Hussein, Rektör Prof. Dr. Akın Levent’i makamında ziyaret etti. Lisans eğitimini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde tamamlayan Hussein, mezuniyetinin ardından bölüm öğretim üyelerinin kariyer planlaması ve yönlendirmeleri doğrultusunda Somali’nin başkenti Mogadişu’da Ziraat Katılım Bankasında göreve başladı. Çalıştığı kurum tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında İstanbul’a gelen Hussein, bu vesileyle Erzincan’a gelerek üniversitesini ve akademisyenlerini ziyaret etti. Ziyarette, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Volkan Baysal da hazır bulundu. Mezun öğrenci Siham Ali Hussein, üniversitede aldığı eğitimin mesleki hayatına önemli katkılar sağladığını belirterek, EBYÜ’nün kariyer yolculuğunda kendisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Akın Levent ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üniversitenin uluslararası öğrencilere verdiği nitelikli eğitimin mezunlar aracılığıyla farklı ülkelerde karşılık bulmasının gurur verici olduğunu söyledi. Levent, mezunların kendi ülkelerinde ve uluslararası kurumlarda görev almasının, Türkiye’nin yükseköğretimdeki gücünü ve üniversitenin uluslararası akademik etkileşime katkısını ortaya koyduğunu kaydetti.
Ankara "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.