KÜLTÜR SANAT - 01 Kasım 2019 Cuma 17:21

Cumhuriyetin ilk ‘Kuğu’su son ‘Kuğu’ya ders veriyor

A
A
A
Cumhuriyetin ilk ‘Kuğu’su son ‘Kuğu’ya ders veriyor

Pyotr İlyiç Çaykovski’nin ilk bale eseri olan ‘Kuğu Gölü’ balesi için 9 Kasım’da düzenlenecek prömiyere hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde ilk kuğu Meriç Sümen, son kuğu Özge Onat’ı çalıştırıyor.

Pyotr İlyiç Çaykovski’nin ilk bale eseri olan ‘Kuğu Gölü’ balesi için 9 Kasım’da düzenlenecek prömiyere hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde ilk kuğu Meriç Sümen, son kuğu Özge Onat’ı çalıştırıyor.


Türkiye’nin ilk Kuğu’su olarak bilinen sanat hayatı boyunca Türkiye ve yurt dışı sahnelerinde 370 kez ‘Kuğu Gölü’ balesinde performansını sergileyen devlet sanatçısı, Baş Balerin Meriç Sümen, 13 sene sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi sahnesinde yeniden sahnelenecek ‘Kuğu Gölü’ balesinin yeni kuğusu Balerin Özge Onat’ı çalıştırıyor.


Cumhuriyet ve Türk bale tarihinde önemli bir rolü üstlenen baş balerin ve Devlet Opera ve Balesi eski Genel Müdürü Meriç Sümen, Ankara’da sanatseverlerle buluşacak ‘Kuğu Gölü’ balesi için yeniden kolları sıvadı. İlk defa 29 Ekim 1965 yılında Tanju Tüzel’le birlikte çıktığı ‘Kuğu Gölü’ eserini Türkiye ve yurt dışındaki pek çok sahnede 370 kez canlandıran Sümen, o yılların heyecanını hala yaşadığını söyledi. Orijinalinde Çaykovski’nin 4 perde olarak yazdığı eser 9 Kasım Cumartesi gününden itibaren 2 perde şeklinde Ankara’da sahnelenecek. ‘Kuğu Gölü’ balesinin ilk oyununun Meriç Sümen için oynanacağı ise Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan tarafından açıklandı. Karahan ayrıca ilk 3 oyunun biletlerinin tükendiğini de sözlerine ekledi.



“İlk 3 temsilin biletleri tükendi”


Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan, tarihi bir akşama hazırlandıklarını söyledi. Çaykovski’nin ilk yazdığı bale eseri olmasına rağmen ‘Kuğu Gölü’ için sanatçının en önemli eseri olduğunu belirten Karahan, 13 yıl sonra Ankara’da yeniden sahnelenecek bale gösterisi için heyecanını dile getirdi. ‘Kuğu Gölü’ eserinin ilk defa 1877 yılında Bolşevik Tiyatrosu’nda sahnelendiğini de hatırlatan Karahan, “Sahnelendiği yıldan itibaren çeşitli koreografik düzenlemelerle bugüne kadar geliyor ve bugün de en sevilen, en beğenilen balelerinden bir tanesi oluyor. Türkiye’de de ilk kez 1965 yılında Türk Balesi’nin kurucusu Dame Ninette de Valois sahneliyor. 1965 yılındaki prömiyerde başrolü; eski Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlerimizden, değerli sanatçımız, ustamız Meriç Sümen canlandırıyor. Partneri ise Tanju Tüzel canlandırıyor. Bizim için bu sefer çok önemli ve özel bir anlam taşıyor. Türkiye’deki ilk ‘Odette’ ve ‘Odile’ ile son ‘Odette’ ve ‘Odile’ şu anda bir arada. Bu sefer de başrolleri Özge Onat’la İlhan Durgut paylaşıyor. Çok değerli Meriç hocamız, ilk Odette son Odette’yi çalıştırıyor. İlk üç temsilimizin biletleri şimdiden tükendi. Yıl içerisinde devam edecek sürprizlerimiz olacak. Biz ‘Kuğu Gölü’müzün prömiyerini Meriç hocamıza ithafen yapacağız” dedi.



“Benim için önemli olan her şey sanatta var”


Devlet Opera ve Balesi eski Genel Müdürü ve baş balerin Meriç Sümen, uzun yıllar sahnelediği eserin heyecanını hala yaşadığını belirterek, “Çok uzun yıllar evvel, bu sahnede bu eseri oynadığım zaman ki heyecanı hissettim. Bana başka bir hissi vardır, güzelliği, kokusu vardır. Bu nedenle bu sahnede, genç dansçılarla birlikte olduğum için çok mutluyum. Ben de elimden geldiği kadar onlara yardım etmeye çalışıyorum. Güzel güzel dans ediyorlar. Türk balesi çok güzel dansçılar getiriyor arka arkaya. Benim için önemli olan her şey sanatta var. İki karakteri oynamak benim için çok önemliydi. Eser, gerek İngiltere gerekse Rusya’da çok oynadığı için ve çok değerli dansçılarla çalıştım. İfadeler ve tekniği bir araya getiren ve sizi muhteşem bir dünyaya çağıran bir eserdir. ‘Kuğu Gölü’ ustalığın da başlangıcıdır. Biraz geç oturur ama dansçıyı çok doyurur” şeklinde konuştu.



“Meriç Sümen’le çalışmak büyüleyici”


Meriç Sümen’den ders aldığı için ve yönlendirmesiyle hazırlandığı için çok heyecanlı olduğunu söyleyen yeni Kuğu Özge Onat, “Çok büyük bir sorumluluk ama inanılmaz keyifli. Bir bale sanatçısının oynayabileceği en muhteşem eser. Çünkü aynı eser içerisinde hem iyi hem kötü karakteri canlandırıyor. Çok büyük üstatlarla çalışıyor olmamız büyük bir şans. İlk defa bu kadar büyük bir rolü canlandırıyor olmaktan dolayı çok heyecanlıyım. Bence bütün bale sanatçılarının hayalini süsler ‘Kuğu Gölü’ çünkü en üstteki eserdir. Meriç Sümen’le çalışmak büyüleyici. Çünkü o büyüleyici bir sanatçıydı. Gerçekten izlerken bile tüylerinizi diken diken eden inanılmaz bir aurası ve inanılmaz bilgisi var ve bizlere aktardığı için çok şanslıyız” diyerek sözü partneri İlhan Durgut’a bıraktı. Durgut ise; “Biz kendimizi çok şanslı ve özel hissediyoruz. Biz çok mutluyuz Meriç Sümen’in burada bizimle beraber provalara girmesinden dolayı. Heyecan yaratıyor. Rolün önemi ve değeri çok büyük” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Fenerbahçe, ligin son virajına derbi galibiyetiyle girmek istiyor Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’de son haftalarda kaybettiği puanlarla zirvede artan puan farkını kapatmak için Beşiktaş derbisiyle birlikte seriye devam etmek istiyor. Sarı-lacivertliler, ligin son virajına galibiyetle girmenin hesaplarını yapıyor. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Fenerbahçe, yarın saat 20.00’de Beşiktaş’ı konuk edecek. Sarı-lacivertliler, milli maç için verilen ara öncesi Gaziantep FK’yı mağlup ederken son 5 lig maçında 7 puan kaybetti. Tedesco’nun öğrencileri, taraftarı önünde oynayacağı derbide kazanarak son 6 haftaya şampiyonluk hedefini sürdürmenin hesaplarını yapıyor. Büyük maçlarda 10 puan topladı Fenerbahçe, bu sezon Trendyol Süper Lig’de ezeli rakipleriyle oynadığı maçlarda başarılı performans sergiledi. Sarı-lacivertliler, Beşiktaş deplasmanında 3-2’lik galibiyet elde ederken, Galatasaray ile sahasında 1-1 berabere kaldı. Kanarya, Trabzonspor ile oynadığı 2 maçta ise 6 puanı hanesine yazdırdı. Fenerbahçe, ligin ilk yarısında evinde 1-0 kazanırken, deplasmanda 3-2’lik skorla galibiyete ulaştı. Sarı-lacivertliler, Turkcell Süper Kupa finalinde de sarı-kırmızılılara karşı 2-0 kazanarak kupayı müzesine götürdü. Son maçlarda kalesini gole kapatamıyor Sarı-lacivertliler, ligde oynadığı son 7 maçta kalesini gole kapatamadı. Bu süreçte 6 maçta gol sevinci yaşayan Fenerbahçe, 4 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Bu maçların 6’sında kaleyi Ederson korurken, 1 maçta Mert Günok görev aldı. Kanarya, bu sezon ligde oynadığı 27 karşılaşmanın 8’inde rakiplerine gol izni vermedi. Son olarak ligin 20. haftasında Kocaelispor deplasmanında gol yemedi. Tek eksik Alvarez Fenerbahçe’de milli maç arası döneminde sakat oyuncuların tedavisinde sona gelindi. Nelson Semedo ile Milan Skriniar da takımla çalışmalara başladı. İki oyuncunun da derbide kadroda olması bekleniyor. Takımda tek eksik olarak operasyon geçiren ve tedavisi süren Edson Alvarez bulunuyor. 6 futbolcu kart sınırında Fenerbahçe’de derbi öncesinde Kerem Aktürkoğlu, Nelson Semedo, Anthony Musaba, Archie Brown, Mert Müldür ve Matteo Guendouzi, sarı kart ceza sınırında yer alıyor. Bu futbolcular yarınki karşılaşmada sarı kart görmeleri halinde gelecek hafta oynanacak Kayserispor maçında forma giyemeyecek.
Erzurum Denetimli serbestlik kapsamındaki 16 katılımcı, Atatürk Üniversitesinde Gastronomi ve mutfak sanatları eğitimi alacak Atatürk Üniversitesi, toplumsal sorumluluk anlayışı doğrultusunda önemli bir projeye daha ev sahipliği yapıyor. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzurum Ticaret Borsası ve Atatürk Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilen "Gastronomi ve Mutfak Sanatları Eğitimi Programı", denetimli serbestlik statüsünde bulunan bireylerin mesleki becerilerini geliştirmeyi ve topluma kazandırılmalarını amaçlıyor. Atatürk Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATASEM) tarafından yürütülen ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen projenin açılış programı; Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökalp Nuri Selçuk ile akademisyenler, öğrenciler ve kursiyerlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Dört hafta sürecek olan eğitim programı kapsamında, denetimli serbestlik statüsünde bulunan 16 katılımcıya teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı mutfak eğitimi verilecek. Eğitimler, Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğretim elemanları Öğr. Gör. Burak Başar ve Öğr. Gör. Ferhat Boztoprak tarafından, uygulama mutfakları ile merkezi yemekhane alanlarında gerçekleştirilecek. Program sonunda katılımcılara sertifika verilerek, Erzurum’daki lokanta ve catering işletmelerinde istihdam edilmeleri hedefleniyor. Rektör Hacımüftüoğlu: "Sosyal Yaşama Dokunan Bu Tür Projeleri Son Derece Kıymetli Buluyoruz" Açılış programında değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumsal dönüşüme katkı sunan kurumlar olduğunu vurguladı. Hacımüftüoğlu: "Toplumun farklı kesimlerine dokunan, onların yeniden üretken bireyler olarak sosyal hayata katılmalarını sağlayan bu tür projeleri son derece kıymetli buluyoruz. Denetimli serbestlik kapsamındaki bireylerimizin meslek edinmeleri, özgüven kazanmaları ve ekonomik hayata katılmaları, hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli kazanımlar sağlayacaktır. Atatürk Üniversitesi olarak paydaş kurumlarımızla birlikte bu tür sosyal sorumluluk projelerini desteklemeye ve yaygınlaştırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Projenin, katılımcıların mesleki yeterliliklerini artırmanın yanı sıra iş gücü piyasasına entegrasyonlarını kolaylaştırması ve girişimcilik kapasitelerini geliştirmesi hedefleniyor. Eğitim sürecinde edinilen bilgi ve deneyimlerin, katılımcıların kendi iş yerlerini kurmalarına da zemin hazırlaması bekleniyor.
Ağrı Ağrı Spor Lisesi Kız Futbol Takımı Türkiye finallerine yükseldi Kars’ta düzenlenen Okul Sporları Bölge Müsabakaları’nda mücadele eden Ağrı Spor Lisesi Kız Futbol Takımı, sergilediği başarılı performansla Türkiye finallerine katılma hakkı kazandı. Turnuva boyunca etkili bir oyun ortaya koyan Ağrı temsilcisi, ilk maçında Hakkari Spor Lisesi’ni 4-0 gibi farklı bir skorla mağlup ederek organizasyona iyi bir başlangıç yaptı. İkinci karşılaşmada ise güçlü rakibi Van Spor Lisesi ile karşılaşan ekip, sahadan 2-1 galip ayrılarak adını Türkiye finallerine yazdırdı. İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, elde edilen başarıdan dolayı öğrencileri ve öğretmenleri tebrik etti. Genç sporcuların disiplinli çalışmaları ve azimleri sayesinde önemli bir başarıya imza attıklarını belirten Kökrek, "Öğrencilerimizin sporun birleştirici gücüyle elde ettiği bu başarı bizleri son derece gururlandırmıştır. Ağrı Spor Lisesi Kız Futbol Takımımızın Kars’ta düzenlenen bölge müsabakalarında gösterdiği mücadele, disiplin ve takım ruhu takdire şayandır. Bu önemli başarıda emeği geçen başta Okul Müdürümüz Kerem Güngör olmak üzere, antrenörlerimize, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Eğitimle birlikte sporun da gençlerimizin gelişiminde önemli bir yer tuttuğuna inanıyoruz. Türkiye finallerinde de aynı azim ve kararlılıkla mücadele edeceklerine yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımıza başarılar diliyorum."dedi.
Kars Arpaçay’da "Köydes Yatırım Programı" toplantısı yapıldı Arpaçay’da köylerin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik toplantı düzenlendi. Kaymakam Muhammed Burak Akköz başkanlığında Kaymakamlık makamında gerçekleştirilen "Köydes Yatırım Programı Toplantısı"nda, 2026 yılı içerisinde köylere yapılması planlanan yatırımlar ele alındı. Toplantıya İl Genel Meclis Üyeleri Lütfü Çelik ve Erdi Yıldırım ile Birlik Müdürü Erdem Tazegül katıldı. Muhtarlar tarafından iletilen talepler doğrultusunda hazırlanan yatırım programı, tüm yönleriyle değerlendirilerek öncelikli ihtiyaçlar masaya yatırıldı. Toplantıda özellikle köylerin altyapı sorunlarının çözümüne yönelik projeler üzerinde duruldu. İçme suyu, yol yapım ve onarım çalışmaları, kanalizasyon sistemleri ile çevre düzenlemeleri gibi temel hizmetlerin 2026 yılı programında öncelikli olarak yer alması gerektiği vurgulandı. Ayrıca mevcut hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla yapılacak çalışmalar da gündeme geldi. Kaymakam Akköz, köylerde yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarının hızlı ve etkin bir şekilde karşılanmasının önemine dikkat çekerek, kaynakların en verimli şekilde kullanılacağını ifade etti. Köylerin gelişimine katkı sağlayacak projelerin titizlikle planlandığını belirten Akköz, muhtarların taleplerinin sürecin en önemli belirleyicisi olduğunu vurguladı. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişi ve değerlendirmelerin ardından sona ererken, belirlenen yatırım programının önümüzdeki süreçte hayata geçirilmesiyle Arpaçay köylerinde önemli hizmetlerin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
İstanbul Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor Kanserle mücadelede önleme, erken tanı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın tanıtımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapıldı. Tanıtım toplantısında uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi değil toplumsal bir boyutu olduğuna dikkat çekerek, çevresel faktörler, bilinç eksikliği ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Türkiye’de kanserle mücadeleye bilimsel ve bütüncül katkı sağlamak amacıyla ‘Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı (TKÖAV)’ kuruldu. Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ın üstlendiği vakfın tanıtımı, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıyla gerçekleştirildi. Vakıf, kanserin önlenmesi, erken tanının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefliyor. Vakfın tanıtım toplantısına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, BAU Mütevelli Heyeti üyesi Saygın Şenel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ve tiyatro oyuncusu Mert Fırat katıldı. Prof. Dr. Berrin Pehlivan: "Kanser örgütlü mücadeleden korkuyor" "Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması" diyen Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi" dedi. Prof. Dr. Pehlivan, "Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı, bilimin ve insan hikâyelerinin kesiştiği bir noktada doğdu. Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik" diye konuştu. Kanserle mücadelenin yalnızca tedaviyle kazanılmayacağını belirten Prof. Dr. Pehlivan, "Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Doğru bilginin doğru zamanda ve doğru şekilde verilmesi bir hayatı değiştirebilir" dedi. Prof. Dr. Türker Kılıç: "Kanser önemli bir halk sağlığı problemi" Her gün yaklaşık 650 kişinin kanser tanısı aldığını belirten Prof. Dr. Türker Kılıç ise şunları söyledi: "350 kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim. Akademi tarafında uzun yıllardır edindiğim deneyimle şunu söyleyebilirim: Her akademisyenin kendi alanında gelişmenin yanı sıra bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak vererek bu vakfın kurulmasına öncülük etti." Dr. Özlem Koç: "Mücadele yalnızca tıbbi değil, toplumsal" Dr. Özlem Koç, "Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın ilk resmi etkinliğinde yer almaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bu vakfın bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını, aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. "Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli" diyen Koç, sözlerini "Ancak bunun yanında toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Eğitim, toplumu geliştiren en büyük güçtür ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" şeklinde sonlandırdı. Prof. Dr. Esra Hatipoğlu: "Önleme vurgusu daha da güçlenmeli" Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da, "Bugün önemli bir vakfın açılışına tanıklık ediyoruz. Özellikle ‘önleme’ kavramının altının daha güçlü çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Kanserle mücadele eden bireyler ve yakınları çoğu zaman tıbbi destekten çok, sosyal yaşamlarını sürdürebilmek ve kendilerini iyi hissedebilmek adına destek arıyor. Bu nedenle erken tanının yanı sıra önleme konusunun da daha fazla vurgulanması gerekiyor. Bu mücadelenin ancak bütüncül bir yaklaşımla ve toplumsal iş birliğiyle yürütülebileceğine inanıyorum" dedi. Mert Fırat: "Farkındalık ve önleme hayati önem taşıyor" Kanserle ilgili Türkiye’de atılan her adımın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mert Fırat, "Her gün yaklaşık 350 kişiyi bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur kanser riskini artırıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor" dedi. Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı: "Türkiye’nin bu alanda önemli bir birikimi var. Bu vakfın önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili yöntemlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum."