POLİTİKA - 03 Nisan 2026 Cuma 12:46

Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti

A
A
A
Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti

UKOME kararıyla Adalar’da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu. Konu ile ilgili konuşan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, "Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamaktan, getirilenlerin sayısının yetersiz olması, işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek, ancak Adalar Belediyesi de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği bir burada korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.



İstanbul’da UKOME kararı doğrultusunda Adalar’da uzun süredir kullanılan üç tekerlekli elektrikli araçlar kaldırılarak, yerlerine L6 ve L7 sınıfı dört tekerlekli araçlara geçiş zorunlu hale getirildi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla birlikte ada halkı ve esnaf, yeni araçların yüksek maliyeti ve geçiş sürecinin kısa tutulması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları öne sürüldü. Daha önce aynı bölgede elektrikli araç kullanımının yaygınlaştırılması yönünde adımlar atan Adalar Belediyesi’nin, yeni düzenlemeyle birlikte mevcut sistemi tamamen kaldırması da tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle eski araçların kısa sürede devre dışı bırakılması, birçok kişinin ekonomik olarak hazırlıksız yakalandığı iddia edildi.



"Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi"


Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, şunları söyledi:


"Adalar’da, ada içindeki yük taşımacılığı, buradaki toplu taşımacılık, bireysel taşımacılık, engelli bireylerin bir noktadan bir noktaya gitmesi gibi pek çok başlık var aslında burada. Ancak bu mağduriyetlerin oluşturulması, bugünün konusu değil. Burada 2009 yılında belediyenin el değiştirmesiyle birlikte bu sorunlar aslında pek çok başlık adı altında sorun yumakları büyüye büyüye bugünlere kadar geldi. Bunlardan bir tanesi de yine 2009 yılında burada sağlık raporlu olan bireylere kişisel araç verilmesiyle ilgili o dönemin belediye başkanı ve ekibinin aldığı kararlarla o gün başladı. Bunlar da yaklaşık o dönemde 500-600 adedi bulan burada golf arabası türü, 4 kişilik, aslında sağlık raporuna ihtiyaç duyan insanlara veriliyormuş gibi gösterilse de bunların yazlıkçı olarak nitelediğimiz, sadece evinden hastaneye, evinden kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir noktalara değil, bunların plaj, restoran, gezmek, dolaşmak, hava almak gibi pek çok bireysel olarak araçlanma ihtiyaçlarını doğurdu. Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi. Bu Adalar Belediyesi’nin bugüne geldiğimiz noktada sürekli ‘Bu bizim dışımızda, biz yapmadık, başkaları karar alıyor, bizim bunda dahlimiz yok, biz bunları yaparken haberimiz yok, bizim haricimizde kararlar alınıyor, engelleniyoruz, önümüz kesiliyor’ gibi bahaneler üreterek vatandaşa yanlış bilgiler vererek sürekli bir yanlış algılarla vatandaşlarımızı yönlendiriyorlar."



"Durum korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı"


Şen, ada içi ulaşımda yaşanan değişikliklerin mevcut talebi karşılayamadığını dile getirerek, "2019’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde belediye yönetimi değiştikten sonra Adalar’da faytonların kaldırılması kararı alındı. Bu araçların kaldırılmasıyla birlikte ada içi ulaşımın gerçekleştirilebilmesi için de bir başka ulaşım modeline ihtiyaç duyuldu. Burada alınan kararlar doğrultusunda buraya altını kalın harflerle çizeceğimiz 13+1 kişilik, tescilsiz, herhangi bir muayenesi yapılamayan, Emniyet Müdürlüğü tarafından bir karşılığı olmayan bir golf aracı getirildi. Bunlar 13+1 kişilik olarak burada hizmet vermeye başladı ve Adabüs adı verildi. Bir de bunların 3+1 şeklinde olan taksi modelleriyle birlikte bu hizmetler Adalar’da verilir oldu. Bu verilen hizmetler 40 tane Adabüs, 20 tane Adamini olarak verilen iş, kaldırılan 277 tane faytonun işini görebildi mi? Göremedi. Yazın burası İstanbul’un sayfiyesi olması sebebiyle, İstanbul’dan gelen turistlerin, ülkemizin dışından gelen turistlerin, ziyaretçilerin akınıyla karşılık bulması, burada kışlık yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla alakalı olarak bu araçlar bu talebi karşılayamadı. Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamak; getirilenlerin sayısının yetersiz olması ve işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek. Ancak durum Adalar Belediyesi’nin de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği; korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.



"Bireysel araç sahiplenmesinde belediye zabıtalarının hiçbir kontrolü daha önce yapmadığını söyleyen Şen, şunları kaydetti:


Buradaki insanların bir noktadan bir noktaya gidilmesiyle ilgili denetleme yapılmadan, izin verilmeden bu araçların plakasız, tescilsiz, ruhsatsız bir şekilde adaya girişleri sağlandı. Ve bunların kontrolünü yapması gereken Adalar Belediyesi’nin zabıtası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin zabıtası bu işin hiçbir tarafında olmadı. Dolayısıyla bunlarda yine kendilerinin deniz araçlarının marifetleriyle buralara temin edildi. Peki buraya gelen bu araçların sayıları nerelere varıldı? Resmi olmayan rakamlara göre 12 bin 800 adetle 18 bin sayısı konuşulur hale gelen; burasını Hindistan’a, Pakistan’a benzeten, 10 yaşındaki çocuktan 90 yaşındaki büyüğümüze kadar hiçbir kontrolü ve belgesi bilgisi olmadan bu araçlar kullanılır hale geldi. Dolayısıyla burada kazaların ve kayıt dışı bir gelirin oluşması üzerine burada kamunun, belediye ve diğer partnerlerin UKOME tarafından ulaşım ve lojistik yönergesiyle birlikte disiplin altına alınması öngörüldü. 2021 yılındaki 2021’e 4-4 UKOME kararıyla bu lojistik yönerge hayata geçti. Bu yönergede de buradaki Adalar özelinde bir komisyon oluşturulması hasıl oldu. Buradaki komisyon 5 kişiden oluşuyor: Adalar Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Daire Başkanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Toplum Sağlığı Müdürlüğü ve Adalar Belediye Başkanlığı’nın temsilcileriyle bu komisyon oluşturuldu. Burada gerek bireysel, gerek engelli, gerekse yük taşımacılığıyla ilgili bireysel olarak müracaat edenlerin ön müracaatlarını kabul etmek, buradaki komisyonda bunları değerlendirmek ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Toplu Ulaşım Müdürlüğü’ne göndermek, orada da UKOME kararları neyse bunların alınması doğrultusunda hareket ediliyor. Bu doğrultuda kimlere verileceği ve denetlemelerin nasıl yapılacağı hepsi bu kararların içerisinde belli. Dolayısıyla buranın içerisinde AK Parti hiçbir şekilde yok."



"Adalar Belediyesi’nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş"


Adalar Belediyesi’nin UKOME kararıyla araç azaltmaya gidilecek olmasına rağmen bunun aksi şekilde hareket ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:


"Burada bu kadar aracın olması, bu kadar aracın Hindistan’a benzemesi, Pakistan’a benzemesi, geceleyin korsan taşımacılıklar yapılmasının sebeplerinden sonra 2025 yılının Ocak ayında alınan kararla ne yapıldı? Dediler ki, ’ Burada aldığımız kararlara istinaden artık araç modellerinin yenilenmesi, güvenlik, korsan taşımacılığın önüne geçilmesi ve yük taşımacılığının saatlerinin belirlenmesi için bir yönergelerde değişikliğe gidildi.’ Bu değişikliklerle beraber 2025 yılının 6 Ocak’ında 2025’e 1-4 UKOME kararıyla burada bahsettiğim sebeplerden dolayı araç modellerinin L2’den L6 ve L7 şekline dönüştürülmesi öngörüldü. Ve vatandaşlarımıza da dendi ki, ’Ey vatandaşlarımız bu kararı aldık, üstünden bir yıl geçiyor; 31 Aralık 2025 tarihine kadar da biz size müsaade ediyoruz, bu değişim ve dönüşümünüzü gerçekleştirin.’ Ama bugüne kadar UKOME’den çıkan kararların tamamına yakını oy birliğiyle alınmış kararlar. Yani kimsenin burada ’Benim haberim yoktu, benden habersiz yapıldı’ söylemleri çok doğru ve hakkaniyetli değil. Buna karşılık da yine 2025 yılında bu UKOME toplantısına Adalar’dan gelen talepler doğrultusunda bir yandan sayısı 18 bine kadar çıktığı söylenen araçların azaltılması ve esnafın araçlarının modellerini düşürmesi gündemdeyken; yine Adalar Belediyesi’nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin UKOME meclisinde de ’ Siz bir yandan araç azaltmaya çalışıyorsunuz bir yandan da 361 tane de yeni öneride bulunuyorsunuz’ diyerek bu reddediliyor."




Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kameradan gördü, hayat kurtarmaya böyle koştu Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bir anaokulu müdürü, nefes borusuna yiyecek kaçan öğretmeni kameradan görerek yardıma koştu. Zamanla yarışan okul müdürü, yaptığı Heimlich manevrası ile meslektaşının hayatını kurtardı. İlçeye bağlı Erciyesevler Mahallesi’nde bulunan Güventürk Anaokulu’nda dün meydana gelen olayda, arkadaşları ile birlikte yemek yiyen okul öncesi eğitim öğretmeni Nuray Arı’nın nefes borusuna yiyecek kaçtı. Arı’ya ilk müdahaleyi yanındaki arkadaşları yaparken, durumu kameradan gören okul müdürü Beycan Doğanay, koşarak üst kattaki meslektaşının yanına gitti. Yaptığı Heimlich manevrası ile Arı’nın nefes borusuna kaçan yiyeceği çıkaran Doğanay’ın verdiği mücadele de kameraya yansıdı. "Bir insanın hayatına bir şekilde dokunmak, kurtarmak çok önemli" Olayı anlatan Güven Türk Anaokulu Müdürü Beycan Doğanay, "Dün talihsiz bir durumla karşılaştık. Hocalarımızdan birisi yemekhane sınıfında, çocukların kahvaltı yapma esnası sırasında boğazına lokma kaçma suretiyle boğulma vakası yaşadı. Bizde o esnada müdür yardımcımız Kübra hanımla beraber kamera ekranımız açık bir şekilde izliyorduk. Görür görmez müdahale etmek için yukarıya çıktık. Hocalarımızdan 1-2 tanesi müdahalede bulunmuşlar. Arkasına hemen geçtim ve Heimlich manevrasıyla hoca hanımın boğazındakini çıkarttık. Milli Eğitim Bakanlığı’mızın verdiği ilk yardım kurslarına katıldım. Oradan aldığımız eğitimin bu şekilde faydasını gördük. Herkese bu eğitimi almalarını tavsiye ediyoruz. Kadın olsun erkek olsun, özellikle kamu kurumlarında insanların yoğun olduğu, öğrencilerin bulunduğu yerlerde bu eğitimi almış vasıflı kişilerin bulunması büyük bir önem taşımaktadır. Tüm meslek taşlarıma, öğretmenlerime ve iradecilerime muhakkak ilk yardım temel eğitim kursları almalarını tavsiye ediyorum. Bir insanın hayatına bir şekilde dokunmak, kurtarmak çok önemli. Basit bir manevrayla hocamızın hayatına dokunmuş olduk. Çok şükür" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de ’Sanayide Dönüşüm Buluşmaları’ düzenlendi Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, bölgede yaşanan çatışmaların ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sanayicinin savaş sürecinde desteklenmesi ve sonrasına hazırlanması gerektiğini söyledi. MTSO ev sahipliğinde düzenlenen ’Sanayide Dönüşüm Buluşmaları’nda sanayici ve üreticiler dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve finansmana erişim konularında bir araya geldi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ve Impacta Kurucu Ortağı Başar Ceylan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Turkcell Kurumsal Satış Direktörü M. İlker Oruç, Dijital İş Servisleri kapsamında sundukları hizmetleri anlattı. Impacta Kurucu Ortağı Ümit Öncel ise ’Yapay Zeka Trendleri ve Sanayide Uygulama Örnekleri’ başlıklı sunumunda yapay zekanın sanayide kullanım alanlarını ve gelecekteki etkilerini değerlendirdi. Etkinlik, TEPAV Makroekonomi Çalışmaları Program Direktörü ve eski Merkez Bankası Genel Müdürü Dr. Ali Çufadar’ın bölgede yaşanan savaşların ekonomiye etkilerini ele aldığı konuşmasıyla sona erdi. Çufadar, önümüzdeki süreçte faizlerde düşüş beklemediğini belirterek artan işçilik, enerji ve ham madde maliyetleri ile zayıf talep riskine dikkat çekti. "Reel sektör desteklenmeli" Programın açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel üretim ve ticaret kurallarının hızla değiştiğini belirterek dijital dönüşümün artık bir zorunluluk olduğunu söyledi. Sanayinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için selektif kredi mekanizmalarının ve uzun vadeli ihracat finansmanının devreye alınmasının önemine dikkat çeken Çakır, reel sektörün desteklenmesi gerektiğini vurguladı. "Dünya yeni bir üretim düzenine hazırlanıyor" Dünyanın yeni bir ekonomik düzene doğru evrildiğini ifade eden Çakır, Avrupa Birliği pazarına erişimde karbon ayak izi, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin belirleyici hale geldiğini söyledi. Tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların yeni üretim merkezleri için fırsat oluşturduğunu dile getiren Çakır, Türkiye’nin coğrafi konumu ve sanayi tecrübesiyle önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti. Hindistan’ın dünya üretiminde öne çıkmaya başladığını ancak AB Yeşil Mutabakat standartlarını yakalamasının zaman alacağını kaydeden Çakır, dönüşümün hızlı yapılması halinde Türkiye ve Mersin’in güçlü bir alternatif olabileceğini ifade etti. "Her kriz yeni bir yapılanma sürecidir" Bölgede yaşanan gerginliğe de değinen Çakır, savunma sanayindeki gelişmelerin tüm sanayi sektörlerine ivme kazandırdığını söyledi. Mersin’in güçlü lojistik altyapısı ve limanıyla yeni kurulacak tedarik zincirlerinde kritik rol oynayabileceğini vurgulayan Çakır, her krizin yeni bir yapılanma süreci olduğunu ifade etti. "Mersin sanayisi güçlü performans sergiliyor" Mersin’in 10 milyar doları aşan ihracatı ve 20 milyar doların üzerindeki dış ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük 7’nci ihracat kenti konumuna yükseldiğini hatırlatan Çakır, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Kümelenip organize güçle hareket etmeliyiz. Toprağımız kıymetli, seçici olmalıyız. Katma değeri yüksek, teknoloji odaklı yatırımları çekmeliyiz. Planlı büyümeliyiz ve firmalarımızı sadece bugüne değil savaş sonrası kurulacak yeni düzene hazırlamalıyız." "Mersin’in bu dönüşümü izleyen değil yöneten bir şehir olması gerektiğini" vurgulayan Çakır, planlı büyüme ve güçlü iş birlikleriyle kentin yeni ekonomik düzende önemli bir merkez haline gelebileceğini sözlerine ekledi.
İstanbul Savaş belirsizliğine şirketlerden "Dijital İkiz" kalkanı Savaşın oluşturduğu belirsizlik, ‘Dijital İkiz’ (Digital Twin) teknolojisinin kullanımını hızlandırdı. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan savaşın getirdiği satın alma ve tedarik krizlerine karşı bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan sistemlerin kullanımının arttığını söyledi. Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini vurguladı. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin yüzde 90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi’nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi oluşturduğunu vurguladı. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaştı: ’’Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor.’’ Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtti. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetledi: ’’ 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar oluşturuyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. ’’ Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz’deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir ’maliyet yükü’ olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece ’depoyu ağzına kadar dolduranlar’ değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen ’akıllı stok yönetimi yapanlar’ (smart yards) olacak." Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: "Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri yüzde 50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak." "Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz" "Satın alma bir savunma hattıdır" diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye’nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran’dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026’nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, ’Dijital İkizler’ ve ’Otonom Tedarik Ajanları’ ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer ’Jeopolitik Analist’e dönüştürüyoruz" Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan "Satın Almanın Yeni Çağı" temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan "Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma" panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye’nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek.
Manisa Manisa’da Yıldız Kızlar Voleybol İl Şampiyonu Değerli Zamanlar Spor Kulübü oldu Manisa’da düzenlenen Kulüpler Arası Voleybol Yıldız Kızlar İl Şampiyonası’nda Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı şampiyon oldu. Kulüpler Arası Voleybol Yıldız Kızlar Manisa İl Şampiyonası 2025-2026 sezonunda mücadele eden Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı, başarılı performansıyla il şampiyonu oldu. Şampiyona boyunca etkili bir oyun ortaya koyan Salihli temsilcisi, grup müsabakalarını lider tamamlayarak final etabına yükseldi. Final karşılaşmalarında da güçlü rakiplerine karşı üstün bir performans sergileyen takım, şampiyonluğa ulaşarak Manisa il birinciliğini elde etti. Elde ettiği bu başarıyla Manisa’yı 1-3 Mayıs 2026 tarihlerinde Aydın’da düzenlenecek bölge finallerinde temsil etme hakkı kazanan Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı, hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Takım antrenörü Ezgi Ünkaya, kazanılan şampiyonluğun büyük bir emek ve özverinin ürünü olduğunu belirterek, "Sezon boyunca disiplinli bir şekilde çalışan sporcularımız, sahada ortaya koydukları mücadeleyle bu başarıyı sonuna kadar hak etti. Grup aşamasından final etabına kadar her maçta takım ruhunu en iyi şekilde yansıttılar. Manisa il şampiyonu olduğumuz için çok mutluyuz. Önümüzde bölge finalleri var. Orada da ilimizi en iyi şekilde temsil ederek yeni başarılara ulaşmak istiyoruz" dedi. Değerli Zamanlar Spor Kulübü’nün elde ettiği şampiyonluğun, Salihli’de voleybol branşında yürütülen altyapı çalışmalarının da önemli bir sonucu olduğu ifade edildi. Bölge finallerinde Manisa’yı temsil edecek takımın hedefinin, Aydın’da da başarılı sonuçlar alarak bir üst aşamaya yükselmek olduğu belirtildi.