GENEL - 11 Eylül 2022 Pazar 12:19

Mamak Cezaevi’ndeki askeri garnizon içerisinde özel olarak işkence odaları kuruldu

A
A
A
Mamak Cezaevi’ndeki askeri garnizon içerisinde özel olarak işkence odaları kuruldu

Türk tarihine idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle hafızalara kazınan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 42 yıl geçti.

Türk tarihine idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle hafızalara kazınan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 42 yıl geçti.


Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında gerçekleşen 12 Eylül darbesi ile Türkiye Cumhuriyeti, silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü müdahalesini yaşamıştı. Darbe sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 binden fazla kişi için de idam cezası istendi.


517 kişinin ölüm cezasına çarptırıldığı süreçte, 50 kişi idam edildi. 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığı bu dönemde, yaklaşık 100 bin kişi örgüt üyesi olma suçundan yargılandı, 30 bin kişi ise sakıncalı olduğu iddiasıyla işten çıkarıldı.


Hafızlara böyle kazınan 12 Eylül kanlı darbe sürecine bizzat şahitlik eden, dönemin önemli isimleri İhlas Haber Ajansı’na (İHA) yaşadıklarını anlattı.



“Nurettin Soyer sorgumuza girip atılan suçların kabul edilmesi için işkence yaptırdı


Dönemin şahitlerinden, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda idamla yargılanan sanıklardan Hakverdi Satılmış, cezaevi sürecinde yaşadıklarından bahsetti. Çeşitli aletlerle türlü işkencelere maruz kaldığını ifade eden Satılmış, “Mamak Cezaevi içerisinde askeri garnizon içerisinde ülkücülere özel kurulmuş bir işkencehane, Ankara’da Alparslan Türkeş’ten sonra ilk yakalanan, gözaltına alınan kişiyiz. 36 gün işkence gördük. İki dolap arasında Filistin askısı denilen aletle asıldık. Alt tarafımız çıplak. Her tarafımızda elektrik telleri. Bize işkence yapan polis ekibiyle beraber savcı da var. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer. Resmi elbiseyle bizim sorgumuza, bizzat işkenceye katılıp üzerimize atılmak istenen suçların kabul edilmesi noktasında kendisi işkence yaptırdı. İşkence raporu da alamadık. 36 gün annemi getirip işkence yaptılar. Okuması yazması olmayan bir kadını oraya getirdiler. Biz o zaman suçu kabul ettik” diye konuştu.


Kendilerine işkence eden kişileri ‘Amerikan askeri’ olarak tanımlayan Satılmış, “Muhsin Yazıcıoğlu, Yılmaz Dural yani ülkücü hareketin önde gelen insanlarıyla, başbuğ Alparslan Türkeş ile beraber yargılandık ve Türkeş’i mahkeme salonunda İstiklal Marşı ile karşıladık. İstiklal Marşı okumaktan hücrelere atıldık. Savunma verdik, hücrelere atıldık. Akşam dayak yedik. Mamak Askeri Cezaevi apayrı bir dünya idi. Namaz kılmak, Kur’an- Kerim okumak yasak. Sayımlarda fazla Kur’an-ı Kerim’leri yırtarlardı. Bize askeri elbise giymiş, Amerikan uşağı askerler işkence yaptı “dedi.



“Ali Bülent Orkan ‘iblisler’ diye bağırıyordu”


12 yılı geçkin bir cezaevi hayatı olduğunu, bu süreçte yaşadığı en acı anıyı anlatan Satılmış, “Ali Bülent Orkan benim C-5’te yan hücremdeydi. Elleri ve ayakları demir parmaklıklara kelepçelenmiş, çarmıha gerilmiş şekilde günlerce aç, susuz ve uykusuz bıraktılar Orkan’ı. Ali Bülent Orkan sadece ‘iblisler’ diye bağırıyordu. Biz 36 gün orada ülkücülerin işkence esansında feryatlarını dinledik. Annelerinin, kardeşlerinin, hanımlarının bağırışlarını dinledik özellikle de dinlettiriyorlardı. Erkeklerin dışında kadınların orada işkencede bağırttırılması bizlere çok fazla dokunuyordu. Namaz kılanı dövdüler, oruç tutmak yasak. Yemek getirdiler, içine fare ölüsünü atmışlar. Karavanalara avuçla taş atıyorlar. Yemeği bir insanın yiyemeyeceği şekle getiriyorlar. İnsanlık suçu işlediler. Bunlar yargılanamadı” ifadelerini kullandı.


Satılmış, Kenan Evren’in yargılanamamasının içinde bir yara olarak kaldığını söyledi.



“Orada insan haklarının var olduğunu söylemek mümkün değil”


12 Eylül 1980 darbesi döneminde askeri yargılamalarda sanık olarak yargılanan, 1980-1991 yılları arasında cezaevinde tutuklu bulunan avukat Osman Başer, tahliye olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Şu anda serbest avukatlıkla uğraşan Başer, yaptığı açıklamada 12 Eylül 1980 süresinde hukuk, insan hakları olmadığını, savunma makamının susturulduğunu belirterek, “Biz o dönem sanık olarak yargılanıyorduk ve cezaevinde bulunuyorduk. MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda merhum Alparslan Türkeş ve arkadaşlarıyla birlikte 590 kişiye yakın sanıkla birlikte bir spor salonunda baraka, oturakları tahta, saat 08.00’de gelip saat 19.00’da koğuşlara götürülen, tamamen yargılama bile bir işkence, söz hakkı kısıtlı, konuşmak gülmek, insani ihtiyaçları gidermek tamamen izne tabi. Orada insan haklarının var olduğunu söylemek, savunmanın görevini layıkıyla yaptığını söylemek, masumiyet karinesinin bizim lehimize değerlendirildiğini söylemek, suçsuzluğun ispatlanana kadar kişilerin masum olduğunu kabul etmek mümkün değil” diye konuştu.



“Baskı, işkence ile insanlardan beyanlar alınarak suç kabul etmeye zorlanıldı”


“O dönemde yaşlısı genci, sağcısı solcusu, kadını kızı hepsi mevcut siyasi yapı lav edildikten sonra 5 kişilik generaller cuntası, Kenan Evren ve arkadaşları tarafından bize tamamen esir muamelesi yapılan insanlar topluluğu halinde bir yerlerde tutulduk” diyen Başer, şunları kaydetti:


“12 Eylül 1980 de sorgulamaların hazırlık aşamalarında baskı, dikte, telkin ve işkence ile insanlardan beyanlar alındı. Birtakım iddia edilen, isnat edilen suçlar kabule zorlandı. Hatta yazılı beyanlarla kabul ettirildi ve imza attırıldı. Bunların birçoğu insanların hukuki ve fiili imkansızlıklar dahilinde olduğu bir ortamda işlenen suçlar kabul ettirildi. Birçok arkadaşımız berat etti. Birçok arkadaşımız da yeterli deliller tartışılmadan, yeterli yargılama süreci yapılmadan, denge unsuru olsun diye bir sağdan bir soldan idam kararları verildi. Meclis’ten onayı alınmadan bu insanlar infaz edildi. Ailelerimizin karşısında bizler kötü muamele, hakaret, cebir şiddet görüyoruz. Cezaevinde koğuştan ziyaret yerine gidip gelene kadar insanlıktan çıkıyoruz. Ziyarete gitmek bir ölüm, işkence. Yemeklerin içine insanlık dışı birtakım şeyler katıyorlar. Bu yemekleri ister yiyin ister dökün. Önünüze öyle bir ekmek getiriyorlar ki hayvan çiftliklerine koyulan, ıslatılıp verilen ekmekler şeklinde yuvarlak ekmekler getiriliyor.”


“12 Eylül 1980’de 15 Temmuz darbesi gibi şehitlik makamı bu darbe mağdurlarına ülkücü şehitlere de şehitlik makamı verilmeli” diyerek 12 Eylül mağdurları için hak talebinde bulunan Başer, aynı zamanda 12 Eylül darbe döneminden etkilenenlere maddi manevi destekte bulunulmasını dile getirdi. Kenan Evren’in yargılanma sürecini aktaran Başer, “Tamamen bir film senaryosu gibi oldu. Kenan Evren 70 yaşında, diğer generaller ölmüş. Kenan Evren’i duruşma salonuna getirememişiz, soru soramamışız, taleplerimiz dinlenmemiş” dedi.



“Birbirlerinin kulaklarını deliyorlardı, boyunlarına vurmaya çalışıyorlardı”


12 Eylül 1980 döneminde MHP Genel Başkanı olan Alparslan Türkeş’in avukatı Şevket Can Özbay, darbe sürecinde belli derneklere, partilere ve kuruluşlara üye olmuş veyahut oralarda oturmuş kim varsa listeler halinde suçuna bakılmadan hepsinin tutuklandığını belirtti.


Öte yandan, her gün yaklaşık 30 kişinin tutuklandığını ve tutuklananların Mamak Askeri Cezaevi’ne götürüldüğünü hatırlatan Özbay, “Bütün bloklar mahkumlarla tıka basa doluydu. Orada sağcılar ve solcuları aynı koğuşlara alıyorlardı. Bunlar ne kadar tedbir almaya çalışırsa çalışsın, her gün iki grup arasında çok kanlı kavgalar oluyordu. Uzun süre bekliyorlardı. Mahkumlar, somya yataklardan söktükleri demirleri şiş yapıyorlardı. Birbirlerinin kulaklarını deliyorlardı, boyunlarına vurmaya çalışıyorlardı. Kan gövdeyi götürüyordu koğuşlarda. Koğuşun birisinden bir gürültü başladığı zaman aynı anda bütün koğuşlar ayaklanıyordu ve aynı anda sağcılar ve solcular birbirlerine giriyorlardı. Artık iki tarafında takati kalmayınca bu sefer asker girip, iki tarafı da dipçikliyordu” diye konuştu.



“Haksız, hukuksuz ve kanunsuz yere binlerce insan tutuklandı”


Özbay, şöyle devam etti:


“Gardiyanlar, ağır yaralananların önce yarık yerlerine yumruk atıp ondan sonra yaralarını dikiyordu. Acıma, insan hayatı, insan hayatının önemi dahil hiçbir şey yoktu. Kaçmaya teşebbüs eden, avluda söylenenleri yapmayan, emirlere itaat etmeyenlere de vur emri vardı ve vuruyorlardı. İşin şakası yoktu. Haksız, hukuksuz ve kanunsuz yere binlerce insan tutuklandı. Aileleri de mağdur edildi. Biz buna hukuk dilinde telafisi gayri kabili mümkün mağduriyet diyoruz. Onları telafi etmek hiçbir şekilde mümkün değil. Sonradan özür dilemeyle, maddi tazminat vermeyle haksız yere çekilen acıların telafisi mümkün değil.”


Yaşananlar ve daha fazlası demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yer aldı. 12 Eylül 1980, Türk milletinin hafızasına bu şekilde kazındı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Armada Praxis Yalıkavakspor, İstanbul deplasmanından galibiyetle döndü Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü, İstanbul’da oynanan karşılaşmada Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü’nü 25-19 mağlup ederek deplasmandan 2 puanla Bodrum’a döndü. Çamlıca Spor Salonu’nda saat 16.00’da başlayan mücadelede "Denizin Kızları", disiplinli oyun yapısı ve etkili hücum performansıyla sahada üstünlük kurdu. Karşılaşmaya dengeli başlayan iki ekip, ilk yarıda kontrollü bir oyun sergiledi. İlk devre 8-8 eşitlikle tamamlandı. İkinci yarıda oyunun kontrolünü tamamen eline alan Yalıkavak temsilcisi, savunmada sertliğini artırarak hızlı hücumlarla farkı açtı. Özellikle ikinci devrede ortaya koyduğu performansla rakibine üstünlük sağlayan Armada Praxis Yalıkavak Spor, karşılaşmayı 25-19 kazanarak deplasman serisine galibiyetle başladı. Karşılaşmada Yalıkavak ekibinde Gülcan Tügel 8 gol, Ceylan Aydemir 7 gol ve Edanur Burhan 4 gol kaydederek galibiyette önemli rol oynadı. Takım genelinde ise yüksek mücadele gücü ve kolektif oyun anlayışı öne çıktı. Bu sonuçla birlikte Armada Praxis Yalıkavak Spor, üst üste oynayacağı zorlu deplasman serisi öncesinde moral kazanırken ligdeki iddiasını sürdürdü. Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü Başkanı Emin Palalı, maçın ardından yaptığı açıklamada, "İstanbul deplasmanında alınan bu galibiyet, takımımızın karakterini ve hedeflerine olan inancını bir kez daha ortaya koymuştur. Sahada büyük bir mücadele gösteren tüm sporcularımızı ve teknik ekibimizi yürekten kutluyorum. Sezon boyunca bizlere destek olan taraftarlarımıza, kulübümüzün yanında duran sponsorlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Önümüzde zorlu bir deplasman süreci daha var. Aynı kararlılık ve disiplinle yolumuza devam ederek sezonu en iyi şekilde tamamlayacağımıza inanıyorum" dedi. Armada Praxis Yalıkavak Spor, önümüzdeki haftalarda oynayacağı kritik karşılaşmalarla ligdeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Aksaray Aksaray polisinin elinde keser olan adamla imtihanı kamerada Aksaray’da eline geçirdiği keserle kavga ettiği arkadaşının evinin önüne giden şahıs mahalleliye korku dolu anlar yaşattı. Polisin, elinde keser olan adamla imtihanı anbean kameraya yansırken, bir anlık dalgınlıktan faydalanan polis şahsın elindeki keseri aldı. Olay, Hacılar Harmanı Mahallesi 5705 Sokak’ta bir apartmanın önünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, arkadaşıyla bir konu yüzünden telefonla tartışan ve ismi açıklanmayan adam eline geçirdiği keser ile arkadaşının evinin önüne gitti. Burada kavga ettiği arkadaşının dışarıya çıkması için bağıran şahıs, mahalle sakinlerine de rahatsızlık verirken, apartman sakinleri 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak durumu bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri elinde keser bulunan adama müdahale etti. Adama karşı yoğun bir ikna çabasına giren polis memurları uzun süre şahsın elinden keseri almaya çalıştı. Saatlerce uğraşan polis ekipleri şahsın keseri vermemesi üzerine bir anlık dalgınlığından faydalanarak keseri adamın elinden hızla çekerek aldı. Keserin alınmasıyla bu kez de apartman önünden ayrılmayan şahıs, polis memurlarına ecel teri döktürdü. Uzun uğraşlar sonucu şahıs, polis aracına bindirildikten sonra yakınlarına teslim edildi. Olay anı kameralara yansıdı. Polis ekipleri olayın ardından şahsa kabahatler kanunu çerçevesinde işlem yaptı.