GÜNDEM - 22 Ağustos 2025 Cuma 10:11

100 yıldır Sakarya Savaşı şehitleriyle beraber yaşayan köy: Evliyafakı

A
A
A
100 yıldır Sakarya Savaşı şehitleriyle beraber yaşayan köy: Evliyafakı

Sakarya Meydan Muharebesi’nin izlerini taşıyan Haymana’nın Evliyafakı köyü, 100 yıldır şehitlerle iç içe yaşıyor.


Yunan ordusunun Ankara’ya doğru ilerleyişini durdurmak için verilen 23 Ağustos 1921’de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, Milli Mücadele’nin dönüm noktalarından biri oldu. Evliyafakı köyü, Sakarya Meydan Muharebesi’nde 22 gün boyunca çetin bir savaşa şahit oldu ve bu dönemde cephe hattının önemli bir konumu haline geldi. Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Evliyafakı köyü, Sakarya Meydan Muharebesi’nde çok sayıda şehit vermesiyle ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin dönüm noktası olarak biliniyor. O dönemde köyden savaş alanına giden birçok asker şehit oldu. Günümüzde köyde neredeyse her evin bahçesinde şehitlere ait mezarlar bulunuyor. Köylüler, bahçe ve tarla çalışmalarını yürütürken zaman zaman bu mezarlara rastladığını belirtti. Yaşanan bu durum, köyde tarihi olayların izlerinin günlük yaşamla iç içe sürdüğünü ortaya koyuyor. Köyde yaşayanlar ise hem geçmişin acı hatırasını yaşatıyor hem de şehitlerle iç içe yaşayarak günlük hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.


"Bunlar bizim evladımız, kimseye vermem"


Şehitlerle birlikte aynı evde yaşayan ev sahibi Ekrem Koçar, yaşadığı evi babasının yaptığını ve toprağı kazarken şehitlere rastladığını belirterek, "3 askerimiz burada yatıyor. 45 sene önce burada toprağı kazarken kemikleri çıktı. Ev daha önceden vardı. Şehitler, toprağı kazarken çıktı, kıbleye doğru gömdük. Yetkililer, babamdan 2-3 sene önce şehitleri istediler ama vermedi. ’Bunlar bizim evladımız, kimseye vermem’ dedi" şeklinde konuştu.


"Haymana, bir Çanakkale’dir"


Haymana’nın, Sakarya Meydan Muharebesi’nde çok çetin mücadele verdiğini ve bu mücadelenin hiç unutulmaması gerektiğin ifade eden Haymana Belediye Başkanı Levent Koç ise, "Şu anda dünyanın en uzun 22 gün 22 gece devam eden meydan muharebesinin yaşandığı topraklardayız. Haymana, 1683 Viyana Kuşatması’ndan bu yana geri çekilmenin bittiği topraklardır. Milli Mücadele, yani Sakarya Meydan Muharebesi Türk ordusunun 1683 yılından sonra taarruza geçtiği savaş Haymana’da gerçekleşti. Bunun baz alınması ve dünyanın en uzun devam eden ve yakın tarihimize en yakın savaşı olan Sakarya Meydan Muharebesi’nin çok iyi incelenmesi, irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Haymana, top seslerinin Gazi Meclis’ten duyulduğu yerdir. Haymana, meclisin Kayseri’ye taşınma tartışmalarının yaşandığı dönemde düşman askerine göğsünü siper eden kahramanların diyarıdır. Haymana bir Çanakkale’dir. Nasıl ki şanlı ordumuz Çanakkale’de düşman askerine göğsünü siper edip başkent İstanbul’a düşman askerinin girmesini engellemişse, Haymana da başkent Ankara’ya düşman askerinin girmesini engelleyen kahramanların yattığı topraklardır. Haymana, bütün Türkiye coğrafyasının topyekun savaş alanıdır. Bu sebepten tarihçilerin Haymana’ya gelip Haymana’yı enine boyuna araştırmalarını temenni ediyoruz" diye konuştu.


"Haymana, düşmanın direncinin kırıldığı yerdir"


Yunan askerinin Haymana’da direncinin kırıldığını, bozguna uğratıldığını ve Türk ordusunun zaferi kazandığı yer olarak belirten askeri tarih doktora öğrencisi Talha Çopuroğlu ise, "23 Ağustos günü başlayan muharebeler 13 Eylül’e kadar devam etti. Yaklaşık 22 gün 22 gece sürdü. Bu bakımdan Sakarya Meydan Muharebesi dünyanın en uzun süren meydan muharebesi olarak kabul ediyoruz. Genel hatlarıyla baktığımızda savaş Haymana ve Polatlı bölgesinde gerçekleşti. 6 muharebe Haymana’da, 3 muharebe ise Polatlı bölgesinde oldu. Haymana’da gerçekleşen muharebeler daha çok savunma esaslıdır. Polatlı bölgesinde gerçekleşen muharebeler ise daha çok taarruz esaslıdır. Bu bakımdan incelediğimizde savaşın büyük bir çoğunluğu Haymana bölgesinde gerçekleşmiş oluyor. Özellikle Yunanlıların ‘Yarma Harekatı ve Kuşatma Harekatı’nın tamamı Haymana bölgesinde gerçekleşti. Özellikle Mangal Dağı Muharebeleri, İkiztepe Muharebeleri, Gedikli Muharebeleri ve Çal Dağı Muharebeleri şu an üzerinde bulunduğumuz topraklarda gerçekleşti. Yani düşmanın aslında bozguna uğradığı, direncinin kırıldığı ve Türk ordusunun zaferinin kazanıldığı yer Haymana’dır. Bu bakımdan Haymana Sakarya Meydan Muharebesinde çok önemli bir noktayı teşkil etmektedir. Sakarya Meydan Muharebesinde askeri arşiv kayıtlarına göre toplam zayiat sayımız yaklaşık 6 bin civarı gözüküyor. Fakat 2015 yılından beri yaptığımız çalışmalar boyunca muhtemel 6 bin daha şehidin olabileceğini düşünmeye başladık. Daha önce bu 6 bin şehit kayıp ya da kaçak olarak geçmekteydi. Fakat Haymana’da yaptığımız arazi çalışmalarında yeni şehitlikler bulmaya başladık. Muhtemelen 6 bin kayıp kaçak olarak görünen zayiatın birçok kısmı da şehit olarak Sakarya Meydan Muharebesinde maalesef eklenebilecek gibi gözükmektedir. 30 Ağustos’un Haymana için iki büyük önemi var. Bunlardan bir tanesi 30 Ağustos 1921. Şu an içinde bulunduğumuz şehitlik alanı Hüseyin Han Alparslan Bey Şehitliği olarak geçmektedir. Hüseyin Han Alparslan Bey, Giresun’dan gönüllü olarak Haymana’ya gelip Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılmış Giresunlu bir alay komutanıdır. Kendisi 42’nci ve 47’nci alay olmak üzere Giresun’dan çıkan iki alayın 42’nci piyade alayının komutanıdır. Aynı zamanda Mangal Dağı Muharebelerine ve Güzelcekale Muharebeleri’ne bizzat bin askeriyle birlikte katılmıştır. Sadece Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili değil, Giresun’dan çıktıktan sonra ilk önce Samsun’a uğramışlardır. Samsun’daki Pontus ayaklanmasını ve Rum ayaklanmasını bastırmışlardır. Daha sonra 3 aylık bir yürüyüş sürecinde Sakarya Meydan Muharebesi’ne bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle dahil olmuşlardır. Kendisi de 28 Ağustos günü 13’üncü Tümen’in yaptığı topçu atışı ile birlikte ayağından çok şiddetli bir şekilde yaralanmış ve Haymana Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Haymana Hastanesi’nde bir gün tedavi edilmeye çalışılmış fakat kan kaybından dolayı şehit olmuştur. Naaşı da bugün bulunduğumuz şehitlikte en yüksek rütbeli asker olarak yatmaktadır. 2’nci önemi ise 30 Ağustos 1922 Yunan ordusunun artık Anadolu topraklarından tamamen ayrıldığı ve Kuvay-ı Milliye’nin Batı Anadolu’daki galibiyetinin, Türk İstiklali’nin ve Türk Cumhuriyeti’nin resmi olarak kurulduğunun hem manevi hem de maddi anlamda bir göstergesidir. O yüzden Haymana için 30 Ağustos iki anlamda önem teşkil etmektedir" bilgilerini verdi.


Evliyafakı köyü Muhtarı Kemal Karaduman: "Köyümüz bu savaşta çok acı çekmiştir"


Evliyafakı köyünün Sakarya Meydan Muharebesi’nde düşmanla çarpışılan yer olduğunu ve bu köyün muhtarı olmaktan gurur duyduğunu belirten Evliyafakı köyü muhtarı Kemal Karaduman ise, "Şehitlerimize sahip çıkıyoruz. Arkamda 84 tane şehidimiz yatıyor. Şehitlerimiz burada savaşarak şehit olmadılar, köyün belirli kesimlerinde şehit olmuşlar. Şehitlerimizi o zamanki halkımız at arabalarıyla buraya çekip, İslami kurallara göre gömmüştür. Bu savaşta köyümüz çok acı çekmiştir. Arkamızda Samsunlu bir paşanın mezarı da var. Tepede bir şehitliğimiz daha var, orada da 36 askerimiz yatıyor. Bu köyün bağında, bahçesinde, evinin içinde dahi şehit mezarımız vardır. Ben bu köylü olduğuma ve bu köyde muhtarlık yaptığıma gurur duyuyorum" diye konuştu.



100 yıldır Sakarya Savaşı şehitleriyle beraber yaşayan köy: Evliyafakı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.
Kayseri Kayseri Büyükşehir’den kırsal kalkınmaya uluslararası iş birliği desteği Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Seyhan ve Ceyhan Entegre Havzası Projesi kapsamında düzenlenen paydaş toplantısına katkı sunarak, kırsal kalkınmaya yönelik vizyonunu uluslararası platformda paylaştı. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç liderliğindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmaya yönelik projelere destek vermeye ve ulusal-uluslararası iş birliklerinde aktif rol almaya devam ediyor. Bu kapsamda, Orman Genel Müdürlüğü ile Fransız Kalkınma Ajansı arasında yürütülen Seyhan ve Ceyhan Entegre Havzası Projesi (S & CEHRP) kapsamında ön fizibilite paydaş geri bildirim toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi. Adana, Kayseri, Niğde, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Sivas illerine bağlı toplam 43 ilçeyi kapsayan proje çerçevesinde düzenlenen toplantıda, havza genelinde hayata geçirilmesi planlanan yatırımlar ve öncelikli çalışma alanları ele alındı. Yaklaşık 4 milyon 150 bin hektarlık geniş bir alanı kapsayan proje, bölgedeki kırsal kalkınmanın güçlendirilmesini hedefliyor. Toplantıya; Orman Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer, AFD Başkanı Tanguy Vincent, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Uzmanı Mustafa Şahiner, ORKÖY Daire Başkanı Sinan Bilge, Kayseri Orman Bölge Müdürü Mehmet Zeki Bayıcı ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen toplantıda yer alan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yasin Harmancı, yaptığı sunumda Kayseri genelinde kırsal alanlarda gerçekleştirilen yatırımları ve özellikle Seyhan Havzası özelinde vatandaşların beklentilerini kapsamlı şekilde aktardı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı önceleyen vizyonuyla hareket ettiğini vurgulayan sunumda, altyapıdan tarımsal desteklere, üretimden sosyal projelere kadar birçok alanda yürütülen çalışmalar paylaşıldı. Büyükşehir’in sahadaki tecrübesi ve yerel ihtiyaçlara yönelik çözüm odaklı yaklaşımı, toplantıda dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Büyükkılıç’ın öncülüğünde, bölgesel kalkınmayı destekleyen projelerde aktif rol almayı sürdürerek, kırsal alanlarda yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sunmaya devam edecek.
İstanbul Fatih’te sit alanındaki kaçak kazıya suçüstü: 3 şüpheli yakalandı İstanbul Fatih’te 3. derece arkeolojik sit alanında define arayan 3 şüpheli polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. İzinsiz kazı yapılan binada yapılan incelemede 5,5 metre derinliğinde çukur tespit edilirken, polis ekipleri tarafından suçüstü yakalanan şüpheli polisin sorusuna verdiği ‘Kuyu taşmıştı’ cevabı ile kendini savundu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Fatih’te 3. derece arkeolojik sit alanındaki 2 katlı ahşap binanın içinde define arandığını belirledi. Söz konusu binaya polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda 3 şüpheli suçüstü yakalandı. Yapılan incelemelerde bina içerisinde yaklaşık 5,5 metre kazı alanı tespit edildi. Kazı çalışmaları esnasından kullanılan aletlere de el konuldu. Polis baskınında kendini böyle savundu Cerrahpaşa’da bulunan 3. derece arkeolojik sit alanında bulunan 2 katlı ahşap bina içerisindeki define baskınında polis ekipleri tarafından suçüstü yakalanan şüpheli polis ekiplerinin ne yapıyorsun sorusuna ‘Kuyu taşmıştı’ cevabı vererek kendini savunduğu görüldü. Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet" suçundan soruşturma başlatıldığı öğrenildi. (SB-