ASAYİŞ - 16 Nisan 2024 Salı 17:04

9 yıl önce boşandığı eşini bıçakla öldüren kadın polise teslim oldu

A
A
A
9 yıl önce boşandığı eşini bıçakla öldüren kadın polise teslim oldu

Ankara’nın Altındağ ilçesinde 9 yıl önce boşandığı eşini önce başından keserle yaralayan ve ardından defalarca bıçaklayarak öldüren kadın polise teslim oldu.


Olay, saat 03.00 sıralarında Altındağ ilçesi Karapürçek Mahallesi 503. Sokak’ta bulunan Nur Apartmanı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre B.A. (38), 9 yıl önce boşandığı ve hala birlikte yaşamaya devam ettiği V.D.’yi (44), M.D. (19) adlı kızının da evde olduğu sırada önce başından keserle yaraladı. Ardından eşini defalarca bıçaklayan B.A. kızı ve suç aletiyle polise teslim oldu. Polis ekipleri olay yerine geldiğinde V.D.’nin cesediyle karşılaştı. Eski eşi tarafından öldürülen adamın cesedi, Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Daha önceden birçok kez suça karıştığı bildirilen V.D.’nin ise 3 ay önce eşini bıçakladığı ama B.A.’nın şikayetçi olmadığı öğrenildi.


Eski karı kocanın komşusu olan Ertuğrul Gazi Coşkun olaya ilişkin, "Eski komşumuzdu. Yıllar önce boşandılar. Adam sürekli eşini darp ediyordu. Bundan 2-3 ay önce eşi karısını birçok kez bıçakladı. Dün saat 03.00 sıralarında olayın olduğunu öğrendik. Sonra kadın çocuklarıyla birlikte karakola gidip teslim olmuş" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Lise öğrencileri yaptı: Taşköprü sarımsağı ve kanlıca mantarından üretilen şampuan saç rengini değiştiriyor Kastamonu’da lise öğrencileri, şehrin coğrafi işaretli ürünü Taşköprü sarımsağı ve bölgenin ormanlarında yetişen kanlıca mantarıyla keten tohumunu birleştirerek saçların rengini değiştiren şampuan üretti. Kastamonu’da bulunan Abdurrahmanpaşa Lisesi öğrencileri tarafından, TÜBİTAK 4006 projesi çerçevesinde kullanıldığında saç rengini değiştiren şampuan üretildi. Proje çerçevesinde, öğrenciler, öğretmenleri Canan Özcan danışmanlığında hazırlanan “Kastamonu’nun Saçları Renk Değiştiriyor” projesi ile kentin coğrafi işaretli ürünü Taşköprü sarımsağı, bölge ormanlarında bolca yetişen kanlıca mantarı ve keten tohumu birleştirilerek, doğal olarak saçın rengini değiştiren şampuan üretildi. Kimyasal madde kullanılmadan yapılan şampuan okulda açılan sergide ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Projeyi yapan öğrenciler, Kastamonu’nun doğal zenginliklerini kullanarak üretilen şampuanın besleyeci özelliğe sahip olduğunu söyledi. “Saçlarımızın rengini değiştirirken ayrıca daha sağlıklı, daha kalın telli ve parlak görünmesini sağladık” Üretilen şampuanla ilgili bilgi veren Kimya Öğretmeni Canan Özcan, “Biz, okul olarak TÜBİTAK 4006 projesi kapsamında kanlıca mantarlı, sarımsaklı şampuan yaptık. Şampuanımızı yaparken Kastamonu’nun yöresel ürünlerini ön plana çıkarmayı hedefledik. Ayrıca şampuanımızın içerisine keten tohumu yağı kattık. Saçı beslemesi için, ısırgan otu yağı, köpürmesi ve yağları arındırması için gliserin ile çok az Arap sabunu kattık. Ayrıca Taşköprü sarımsağının suyunu ve kanlıca mantarının suyunu kullandık. Bunları karıştırarak şampuanımızı oluşturduk iki haftalık bir süre içerisinde. Şampuanımızda oluşan kokuları baskılamak için esans kullandık. Oluşturduğumuzu şampuanı saçlarımızda denedik. Saçlarımızı üç gün süreyle yıkadık. İki hafta sonunda saçlarımızın renginde değişimler gözlemledik. Bu değişim kanlıca mantarının rengine doğru oldu. Sarı saç, daha açık kızıla, kumral saçımız biraz koyu kızıla, siyah saçımızda biraz daha koyu kızıla dönüştü. Ayrıca saçlarımız daha sağlıklı, daha kalın telli ve parlak göründü sarımsak sayesinde. Şampuanımızın süreçlerini bu şekilde gözlemledik” dedi. Projede görev alan Abdurrahmanpaşa Lisesi 10. sınıf öğrencileri Nisa Nur Çörekçi, Tuana Cesur ve Ebrar Çay ise yaptıkları şampuanın besleyici olduğunu ve saça birçok fayda sağladığını ifade etti.
İstanbul Bakan Kacır: "Refahın yurtta dengeli bir şekilde dağıtılması için çaba gösteriyoruz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin etki yatırımı hikayesini şekillendirmek ve ileriye taşımak için düzenlenen "EYDK Etki Yatırımı Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, "Gelir ve servet dağılımda makasın daralmasına neden olan küresel ekonomik düzen ya da düzensizlik, sosyal maliyetleri beraberinde getiriyor. Sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomi modelinin inşası gelecek nesillerimize yaşanabilir bir dünya bırakmak ve tabiattaki bozulmanın daha fazla geri dönülemez düzeye ulaşmasına mani olmak için aciliyet arz ediyor. Refahın yurtta dengeli bir şekilde dağıtılması için çaba gösteriyoruz" dedi. Türkiye’nin etki yatırımı hikayesini şekillendirmek ve ileriye taşımak için çalışan Etki Yatırımı Danışma Kurulu (EYDK), her yıl düzenlenmesi planlanan "EYDK Etki Yatırımı Zirvesi"nin ilkini Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. Açılışı yapılan ve iki gün sürecek etkinliğe, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ve çok sayıda kişi katıldı. Bakan Kacır burada yaptığı konuşmasında, gelir ve servet dağılımda makasın daralmasına neden olan küresel ekonomik düzen ya da düzensizliğin sosyal maliyetleri beraberinde getirdiğini ifade etti. "Önümüzdeki dönemde model fabrikaların sayısını 14’e çıkaracağız" Gerçekleşen zirvenin Türkiye’nin sürdürülebilir politikaları açısından çok anlamlı olduğunu ifade eden Bakan Kacır, "Ülkemizin büyük cazibe merkezi haline gelmesinde önemli bir kilometre taşı olacağına yürekten inanıyorum. Bu açıdan bugün bir araya geldiğimiz zirveyi çok anlamlı buluyorum. Zirvenin sürdürülebilirlik odaklı kalkınma yolculuğumuza ivme kazandıracak yeni iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum. Dünya, savaşlar, ticaret ve teknolojileri korumacılık, salgınlar, iklim değişikliği, afetler, gıda, su, enerji, ham madde krizleriyle zorlu bir dönemeçten geçiyor. Daha çok tüketim hırsı daha fazla konfor arayışı ve sınırlı kaynakların kontrolsüz harcanmasına bağlı olarak toplumlar bir dar boğazdan geçiyor. Gelir ve servet dağılımda makasın daralmasında neden olan küresel ekonomik düzen ya da düzensizlik, sosyal maliyetleri beraberinde getiriyor. Sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomi modelinin inşası gelecek nesillerimize yaşanabilir bir dünya bırakmak ve tabiattaki bozulmanın daha fazla geri dönülemez düzeye ulaşmasına mani olmak için aciliyet arz ediyor. Türkiye olarak sürdürebilirliği, kaynak verimliliğini, yenilikçilik ve girişimci insan kaynağımızı güçlendirerek ülkemizin küresel ileri teknoloji üretim merkezine dönüştürme gayretindeyiz. Bilgi temel ekonomimizi güçlendiriyoruz. Refahın yurtta dengeli bir şekilde dağıtılması için çaba gösteriyoruz. Özellikle dijital ve yeşil dönüşümün sunduğu fırsatlardan en üst düzeyde yararlanarak iş birlikçilerimin rekabetçiliğini arttırıyor, istikrarlı büyümemize hız kazandırıyoruz. Bu anlayışla pek çok programı birlikte hayata geçiriyoruz. Öğren-dönüş programlarıyla yalın üretim danışmanlık hizmetleriyle işletmelerimizin verimliliklerinde önemli düzeyde artış sağlayan 8 model fabrikayı kurduk. Önümüzdeki dönemde model fabrikaların sayısını 14’e çıkaracağız" dedi. "Sürdürülebilirlik kavramı giderek daha fazla önem kazanıyor" Küresel ekonomik sistemdeki değişimlere paralel olarak yatırımcıların giderek daha fazla sosyal ve çevresel etki oluşturmaya odaklandığını belirten Bakan Kacır, "Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası iş birliği ile 300 milyon avroluk finansmanı dijital dönüşüm ihtiyaçlarını tespit eden ve yol haritalarını oluşturan KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm destek programlarıyla sanayinin yeşil ve dijital dönüşümüne yönelik yatırımları öncelikli yatırımlar kapsamında değerlendireceğiz. Dünya Bankası iş birliğiyle 450 milyon dolar bütçeli yeşil sanayi projesinde KOBİ’lerimiz öncelikli olmak üzere imalatçılarımızın yeşil inovasyon, yenilebilir enerji kaynak verimliliği gibi alanlarda Ar-Ge ve yatırım faaliyetlerini destekliyoruz. Sürdürülebilirlik kavramı her alanda olduğu gibi finans dünyasında da giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu bağlamda sürdürülebilir finansal araçlar ve etki yatırımı, finansal araçlar ve etki yatırımı sosyal ve çevresel kazanımlar elde etmeyi amaçlayan bir strateji olarak öne çıkıyor. Finans sektöründeki bu dönüşüm toplumsal ve çevresel sorumluluğun bilincinde olan yeni bir yatırım perspektifi sunuyor. Ülkemizde potansiyelini ortaya koyarak doğu ve batı arasında köprü görevi ile etki yatırımı için bölgesel pazara giriş noktası olma yolunda önemli bir rol üstleniyor" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de deniz altında ve sahilde çevre temizliği yapıldı MERSİN (İHA) – Mersin’de öğrenciler ve Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı ekipleri deniz altında ve sahilde çevre temizliği yaptı. Mersin’in Silifke ilçesinde TCSG 305 Komutanlığı deniz altında ve sahilde temizlik etkinliği düzenledi. Taşucu Mahallesi sahilinde ve deniz içinde eş zamanlı başlayan etkinliğe TCSG 305 Komutanlığı personeli, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı DEGAK Özel Timi 09 Komutanlığı dalgıç personelleri, Taşucu Durmuş Tezcan Denizcilik Lisesi ve Gazi Ortaokulu öğrencileri katıldı. Etkinlik çerçevesinde botlarla denize açılan DEGAK Özel Timi 09 Komutanlığı dalgıç personelleri deniz altında temizlik çalışması yaparken, öğrenciler de sahildeki çöpleri ve atıkları topladılar. Öğrencilerin çevre konulu konuşmalar yaptığı programda, dalgıçlar tarafından deniz tabanında bulunan araç lastiği sahile çıkartıldı. Silifke İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Nimet Çelik yaptığı açıklamada, "Çevre temizliğine dikkat çekmek için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze bağlı Gazi Ortaokulu, Durmuş Tezcan Deniz Lisesi öğrencileri, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve belediyemiz iş birliğinde burada bir organizasyon gerçekleştirdik. Amacımız sahillerimizin ve denizin temizliğine dikkat çekmekti. Deniz adamlarımız deniz içerisinde temizlik yaptı. Öğrencilerimiz sahilde bir takım çöpler toplayarak farkındalık oluşturmaya çalıştı. Sonuçta çevre hepimizin. Çevrenin sürdürülebilir olması gerekiyor. Çevreyi korumak küçük yaşlardan beri bilinçlendirilmesi gereken bir eylem olduğu için özellikle öğrencilerimizin burada bulunmasını istedik. Çevreye duyarlılık gösteren herkesi tebrik ediyorum" dedi.
İstanbul Bakan Ersoy’dan "coğrafi işaret" vurgusu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, coğrafi işaretleme ile bölgenin kültürel değerlerinin tanıtımının ve korunmasının mümkün olduğunu belirterek, "Şu anda çok sayıda fazla coğrafi işaret bölgesel alınmaya başlandı. Ama Avrupa Birliği’nde sayı düşük. Şu ana kadar Türkiye tarafından 21 tane coğrafi işaret alındı. Bu yıldan itibaren ikinci bir yoğun çalışmayı Avrupa Birliği’nde yapacağız. Hızlı bir şekilde sayının yüzü geçmesini sağlayacağız. Biz sahiplenmezsek komşu ülkeler zaten bizim ürünlerimizi sahipleniyor. Bizim orada da hızlı bir şekilde davranıp kendi ürünlerimizi Avrupa Birliği’nde ve sonrasında UNESCO üzerinden tüm dünyada tescil ettirmemiz gerekiyor" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Global Gastro Ekonomi Zirvesi’ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Ersoy, gastronominin ,günümüzde dünya turizminin en önemli itici güçlerinden biri haline geldiğini ifade ederek seyahat planı yapan insanların destinasyonlarını seçerken, ziyaret edecekleri ülke ya da şehrin benzersiz mutfak kültürünü, yerel lezzetlerini ve gastronomi deneyimlerini göz önünde bulundurarak tercihlerini şekillendirdiğini söyledi. Bu noktada, Türkiye olarak sunulan eşsiz gastronomi deneyimleriyle dünya çapında fark oluşturduklarını söyleyen Bakan Ersoy, "Ülkemizin coğrafi konumu, çeşitli iklim ve toprak yapısı ile harmanlanmış zengin mutfak kültürü, gastronomi turizmi açısından bizlere büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu benzersiz özelliklerimiz turistlere unutulmaz lezzet deneyimleri sunarak ülkemizi bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Bildiğiniz üzere Bakanlık olarak, Türkiye’nin bu eşsiz konumunun, kültürel çeşitliğinin ve tarihî birikiminin şekillendirdiği, zengin yeme-içme kültürünün dünyaya tanıtılması noktasında bir dizi proje yürütüyoruz. Amacımız; Türk mutfağını markalaştırmak, yemek kültürümüzü tanıtmak, gastronomi turizminde dünyada lider destinasyonlar arasında yer almaktır. Bununla birlikte; harcama potansiyeli yüksek gastro-turistleri Türkiye’ye çekerek gastronomi turizminin meydana getirdiği küresel ekonomiden ülkemizin en büyük payı almasını sağlamak diğer önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor" dedi. "Ülkemizin turizm geliri 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak yaklaşık 56 milyar dolar oldu" Türk mutfağının lezzeti kadar derinliği de olan bir hazine olduğunu kaydeden Bakan Ersoy, "Asırlara yayılan bilgi ve deneyim aktarımının ürünü olan zengin mutfağımız, tarih boyunca çeşitlenerek günümüze kadar eşsiz tatlarıyla ulaşmıştır. Bu eşsiz hazineyi layıkıyla tanıtmak önceliğimiz. Bu çerçevede attığımız adımlarla dünyada ’Gastrocity’ olarak da adlandırılan Londra, Paris, New York gibi büyük metropollerde olduğu gibi fine dining amacıyla Türkiye’ye gelinebileceğini anlatmak istiyoruz. Gerek tüm dünyada gösterilen tanıtım filmlerimiz gerekse de ülkemizde ağırladığımız gastronomi alanındaki kanaat önderlerinin etkileşimleri sonucunda, tüm dünyanın gözünü İstanbul ve İzmir ve Bodrum destinasyonlarımıza çekmeyi başardık. Bakanlığımızın çok boyutlu yürüttüğü tanıtım süreciyle Michelin Rehberi tarafından kapsama alınan İstanbul, İzmir, Bodrum gibi destinasyonlarımız birer Gastrocity olarak öne çıkmaktadır. Michelin Guide’ın da son yıllarda ülkemizin yeme-içme sektörüne gösterdiği bu ilgi, Türkiye’nin gastronomi turizminde de ön sıralardaki yerini sağlamlaştırmaya başladığının göstergesidir. Yeme-içme sektörümüz, Michelin Guide’dan aldığı bu destekle global gastronomi turizmi hareketliliğinden hak ettiği payı almış; İstanbul, İzmir ve Bodrum marka değerlerini sağlamlaştırmıştır. Bu açıdan rakamları değerlendirdiğimizde ülkemizin turizm geliri 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak yaklaşık 56 milyar dolar olmuş; toplam gelir içerisindeki yeme-içme harcaması yüzde 19 oranında artmıştır" ifadelerini kullandı. "Global Sustainable Tourism Council ile Türkiye 3 yıllık hükümet bazında bir protokol yaptı, Dünyada ilktir" Sırada daha farklı çalışmalarla bu özel destinasyonları daha sürdürülebilir kılmak olduğunu söyleyen Bakan Ersoy, Konuklarımızın “Sürdürülebilir Turizm Programı” ile Türkiye’de sürdürülebilir bir konaklama deneyimi yaşamasını ve Michelin Rehberi tarafından sürdürülebilirlik tescili olan Yeşil Yıldız ile ödüllendirilen mekanlarda bir gastronomi deneyimi yaşamasını çok önemsiyoruz. Global Sustainable Tourism Council ile Türkiye 3 yıllık hükümet bazında bir protokol yaptı. Dünyada ilktir. Bu protokol kapsamında konaklama tesisleri 3 aşamalı bir program dahilinde ki süreçleri 2023 sonu 2025 sonu ve 2030 sonu. 42 kriter tamamlayıp bir sürdürülebilirlik belgesi alıyor. Şu anda Türkiye genelinde yaklaşık 21 binden fazla otel, konaklama tesisi var. Bunların 17 binden fazlası birinci kriterini tamamladı. Bu yıl içinde bunların tamamı birinci kriteri tamamlamış olacak. Yine binden fazla konaklama tesisimiz de 3. programı yani 2030’da tamamlaması gereken kriterleri tamamladı. Bunu niye söylüyorum. Aşamalı bir şekilde turizme hizmet veren bütün işletmelerin sadece konaklama değil yeme içme ve buna transfer de dahil sürdürülebilirlik belgeleri ki bu uluslararası kabul görmüş akredite edilmiş kurumlar tarafından verilen sürdürülebilirlik belgeleri de almaları gerekiyor. Türkiye konaklama sektöründe atmış olduğu adımla dünyada son sıralardan ilk sıralara geldi. Yani kanuni bir düzenlemeyle yapmış oldu ve aşamalı; hızlı bir şekilde tüm tesislerin dönüşümünü sağlıyor ve şu anda birinci sırada örnek gösterilen bir konuma geldik. İnşallah ikinci aşamada da yeme içme sektörüyle ilgili böyle bir protokolü hazırlayacağız, görüşüyoruz da aşamalı bir şekilde yeme içme sektöründe başta bakanlıktan belgeli olanlar dahil olmak üzere sürdürülebilirlik konusunda gerekli adımların atılmasını sağlayacağız. Destek ihtiyaçları varsa desteklerini de vereceğiz. Çünkü dünyanın hızla eriştiği noktaya hepsinden önce Türkiye olarak bizim erişmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Hızlı bir şekilde coğrafi işaret sayısının yüzü geçmesini sağlayacağız" Türk mutfağı konusunda farkındalık oluşturmak, Türk mutfağının markalaşmasını sağlamak, yurt içi ve yurt dışında geleneksel ve sağlıklı özelliklerini ve sürdürülebilirliğini vurgulamak amacıyla tüm planlara ek olarak 2022 yıldan beri Türk Mutfağı Haftası’nın kutlandığını kaydeden Bakan Ersoy, "Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde 21-27 Mayıs tarihleri arasında düzenlediğimiz bu etkinliğimizin ana teması ’Sağlıklı, Sürdürülebilir, Atıksız Türk Mutfağı’ olan etkinlik haftasının bu sene yurt içinde uygulanacak faaliyet konsepti ’81 İlin Coğrafi İşaretli Ürünleriyle Türk Mutfağı’ olacak. Yurt dışında uygulanacak faaliyet konsepti ise ’Tarih, Kültür ve Doğanın Buluşması: Turkaegean Lezzetleri’ olarak belirlendi. Tarih boyunca, coğrafi göçlerle, farklı medeniyetlerin etkileşimi ve kültürel yakınlaşmalarla zenginleşen Türk mutfağının karakteristik özelliğinde yöresel ürünler büyük bir rol oynamaktadır. Yöresel ürünler; coğrafi işaret tescili sayesinde ön plana çıkarılarak hem taklitlerine karşı koruma altına alınmakta hem de bulunduğu yörenin turizminin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Coğrafi işaretleme ile ayrıca, bölgenin kültürel değerlerinin tanıtımı ve korunması da mümkün olmaktadır. Şu an çok sayıda coğrafi işaret bölgesel alınmaya başlandı. Ama Avrupa Birliği’nde sayı düşük. Şu ana kadar Türkiye tarafından 21 tane coğrafi işaret alındı. Bu yıldan itibaren ikinci bir yoğun çalışmayı Avrupa Birliği’nde yapacağız. Hızlı bir şekilde sayınını yüzü geçmesini sağlayacağız. Biz sahiplenmezsek komşu ülkeler zaten bizim ürünlerimizi sahipleniyor. Bizim orada da hızlı bir şekilde davranıp kendi ürünlerimizi Avrupa Birliği’nde ve sonrasında UNESCO üzerinden tüm dünyada tescil ettirmemiz gerekiyor" diye konuştu.