ASAYİŞ - 05 Ağustos 2023 Cumartesi 10:27

Ailesi ve arkadaşları öldürülen müzisyen Onur Şener’i anlattı

A
A
A
Ailesi ve arkadaşları öldürülen müzisyen Onur Şener’i anlattı

Ankara’nın Çankaya ilçesinde 2 Ekim 2022 tarihinde sahne aldığı eğlence mekanında çıkan tartışma sonucu kırık cam bardakla boynundan yaralanması sonucu hayatını kaybeden müzisyen Onur Şener, hatıralarla yaşamaya devam ediyor.


Ankara’nın Çankaya ilçesinde müzisyen Onur Şener, 2 Ekim 2022 tarihinde sahne aldığı eğlence mekanında, şarkı söylemesini isteyen grupla tartışmasının ardından çıkan kavgada boğazı cam bardakla kesilerek öldürülmüştü. Olayın üzerinden yaklaşık 10 ay geçmesine rağmen unutulmayan Müzisyen Şener, geride bıraktığı hatıralarla yaşamaya devam ediyor.



“Onur Şener arkadaşlarının kahramanıydı"


Müzisyen Şener’in babası Erhan Şener, oğlunun arkadaşlarının kahramanı olduğunu söyleyerek, “Onur Şener çok çok iyi yürekli, çok esprili, can dostu, arkadaşlarının kahramanı. Her bakımdan iyiliksever bir insandı. 1977 yılının Ağustos ayında doğdu. 18 Ağustos’ta. Ağustosun sıcaklığını bütün yaşam boyunca içinde taşıdı. Arkadaşlarının kahramanıydı. Ve onların dertleriyle dertlenirdi. Onların sevinçlerine ortak olurdu. Bambaşka bir insandı. Bambaşka. Çok iyiliksever. Yani anlatamam. Benim oğlum olduğu için değil, çocuğum olduğu için değil. Arkadaşlarına da bunlar bir öyle bir izler bıraktı ki, tarifi mümkün değil” dedi.


Müzisyen Şener için mahallenin kahramanı olduğunu söyleyen baba Şener, “Çocukluğunda mahallenin kahramanıydı. Çok hareketliydi. Çok cana yakındı. Herkesle de arkadaşlık kurardı. Arkadaşlarıyla çok çok iyi ilişkileri vardı. Okul sıralarında da, okulda zaten çok güzel faaliyetleri vardı. Basket takımında, kolejde, basket takımında oynadı. Hatta Türkiye ikincisi oldular. Hiç unutmam 1995 yılıydı. Eskişehir’de oynamışlardı. ‘Baba şampiyon olmaya gidiyoruz’ demişti ama maalesef ikinci oldular. O sevinci, o şey faaliyetini hiçbir zaman unutmadı. Yani bambaşka bir çocuktu” dedi.



“Onur’a ilk gitarını annesi almıştı”


Müziğe başlamasında annesi Leyla hanımın gitar alması olduğunu belirten baba Şener, “Müzik en büyük aşkıydı. Ortaokul sıralarında başladı zaten. Annesi ona ilk gitar almıştı. Gitar sevgisiyle başladı. Sonra bilemediğim şekilde kendi kendine bu müziği geliştirdi. Bir gün hiç unutmuyorum lise sıralarındaydı bir grup kurmuş arkadaşlarıyla. ’Baba bizim bir konserimiz var. Konserimize gelir misin?’ dedi, ’Konser vereceğiz’. Enteresan, hiç unutmam o şeyini. Ve orada ben çocuğumu müzikle olan bağını, sevgisini aşkın orda daha büyük bir şekilde hissettim ve gördüm. Ve devam etti zaten. Sonra üniversite yıllarında da devam etti. Üniversite mezunu olduktan sonra da müzik faaliyetini hiç bırakmadı. Sevgisini hiçbir zaman terk etmedi. Kurumsal firmalarda çalıştı. Ben oğlum dedim bu yani müziği bir hobi olarak devam ettir. Yani yine iş hayatına şey yap. Fakat onun müzik aşkı ağır bastı. Ve o yolda devam etti. Müzikle devam etti” ifadelerini kullandı.



“Oğlumun en büyük aşkı kızı ve motoruydu”


Müzisyen Şener’in hayat felsefesinin kızı ve motosikleti olduğunu söyleyen baba Şener, “Motosikleti çok severdi, motosiklete binmeyi, gezmeyi. Hatta vefatından önceki baharda mayıs ayıydı sanıyorum. Arkadaşıyla seyahate de çıktılar kısa bir hafta on günlük bir motorla güney illerinde seyahate çıktılar. Onun için çok büyük bir anı olarak kaldı yani. Oğlumun en büyük şeyiydi o zaten bir de kızı vardı zaten en büyük aşkı müzik aşkı kızına karşı olan aşkı. Onun hayat felsefesiydi” dedi.



“Oğlumu bana göstermediler”


Olayın ardından Ankara’ya geldiklerini aktaran baba Şener, oğlunu morgda dahi göstermediklerini söyleyerek, “Bu olay olduğu gün ben Çeşme’deydik annesiyle. Bize yaralandığını söylediler. Yoğun bakımda dediler. Acilen gelmemizi istediler. Apar topar geldik ki geldik ama maalesef oğlumu yoğun bakımda değil, morgda göremedim de. Göstermediler bana oğlumu. Maalesef göstermediler çünkü. Alçaklar, katiller oğlumu parça parça etmişler; otuz iki yerinden parçalamışlar oğlumu. Otuz iki yerinden” diye konuştu.



“Vefat haberini sosyal medyadan öğrendim, şok oldum”


Müzisyen Şener’in 10 yıllık arkadaşı ve ailesinin avukatı Meltem Banko, Şener’in acı haberini sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf aracılığıyla öğrendiğini söyleyerek, “Rahmetli Onur Şener benim yaklaşık on yıllık arkadaşımdı. Kendisiyle 2013 yılında ortak arkadaşımız Barış Demirok aracılığıyla tanışmıştık ve vefatını ben açıkçası o gün evde bahçede otururken böyle sosyal medyada gezinirken bir sanatçı arkadaşımın Onur’un fotoğrafını paylaştığını gördüm. Şok içerisinde kaldım. Üzerinde yine mi cinayet tarzı çok tatsız bir cümle yazıyordu. Ben inanamadım açıkçası. Sonra sosyal medyaya girdim. Onur Şener yazdım. Hiçbir yerde haber bulamadım. Haber sitelerine baktım. Onun vefatına, nasıl öldüğüne dair hiçbir bilgi bulamadım. O arkadaşım da o dönemde galiba yeni evlenmişti. Onu aradım, ulaşamadım. Yani çılgına döndüm” dedi.



“Onur her zaman espriliydi”


Müzisyen Şener’in her zaman esprili bir kişiliği olduğunu söyleyen arkadaşı Meltem Banko, “Onur hiç böyle şiddetle alakası olmayan kimseyle kavga etmeyen, hırsları olmayan bir kere hayatta hırsı olmayan bir insan, kavga edemez. Onur zaten çok iyi eğitimli bir insandı. Hırsları olsaydı o çalıştığı iş yerinde çalışmazdı. Beyaz yakalı bir yönetici olabilirdi ki keza ailesi, ablası da o şekilde bir şirkette üst düzey yönetici. Dolayısıyla kesinlikle ben olanları duyunca inanamadım yani. Çünkü öyle biri değildi. Yani kavga edeyim vesaire. Sizinle normalken bile şakalaşırdı. Böyle hep böyle espriliydi. İnsanları severdi. Hayvanları severdi. Hatta ben geçen sene bir sokak hayvanı sahiplendiğimde çok mutlu olmuştu. İşte ben de her türlü desteği veririm demişti. Son görüşmelerimiz öyle olmuştu” ifadelerini kullandı.



“Son konuştuğumuzda köpeklerimi sevmeye gelecekti”


Müzisyen Şener’in vefat haberini aldığı günden sonra buluşacaklarını söyleyen Banko, “En son işte benim köpeklerimi sevmeye gelecekti. Öyle bir iletişimimiz olmuştu. Birazcık onun yoğunluğu vardı. Benim yoğunluğum vardı. Tam böyle vefat haberini aldığım günden bir iki hafta sonra biz buluşacaktık. Köpeklerimizi bir araya getirecektik. Çok üzüldüm yani duyunca inanamadım ve beni üzen şey Onur gibi değerli bir insanın vefatından sonra hiçbir yerde haber olmayışı beni çıldırtmıştı” diye konuştu.



“Yolların yıkanmasına rağmen Onur’un kanı orada duruyordu"


Yaşanan olay sonrası cinayet mahalline gittiğini ve yerde hala Şener’in kan lekelerinin durduğunu söyleyen Banko, “Cinayet mahalline gittim. Yerde kanlarını gördüm. Belediye yolu yıkamıştı ama hala Onur’un kanları duruyordu. O kadar çok kan kaybetmiş ki zaten rahmetli arkadaşımız olay yerinde şah damarı kesildiği için kan kaybından açıkçası vefat ediyor. Dolayısıyla olayın bir gün sonra yolların yıkanmasına rağmen Onur’un kanı orada duruyordu ve bu beni çok üzmüştü” ifadelerine yer verdi.


Avukat Meltem Banko mücadelelerinin devam edeceğini belirtti.


Müzisyen Şener’in ikamet ettiği adreste site görevlisi olan Etem Ocak, Şener’le ilgili şunları söyledi:


“Çok şeker gibi bir insandı. Biz aşağı yukarı altı sene içerisinde hemen hemen her gün görüşme imkanımız oluyordu. Hayvanları seven, insanları seven çok iyi bir kardeşimizdi. Çok üzgünüz. Pazar günleri ben gelmiyorum. İznim olduğundan dolayı 10.00’a doğru bana bir telefon geldi. Site görevlimiz tarafından, ‘Onur beyi kaybettik, öldürdüler’ dedi. İnanır mısınız evladımı kaybetmiş gibi oldum.”


Ailesi ve arkadaşları öldürülen müzisyen Onur Şener’i anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da bir haftada düzenlenen operasyonlarda 176 kişi gözaltına alındı Bolu’da polis ve jandarma ekiplerince son bir haftada düzenlenen asayiş, narkotik ve kaçakçılık operasyonlarında gözaltına alınan 176 kişiden 22’si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kent genelinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla 4-10 Mayıs tarihleri arasında geniş çaplı denetim ve operasyonlar yürüttü. Narkotik suçlarla mücadele kapsamında 11 farklı adrese düzenlenen operasyonlarda 10 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapılan aramalarda 36,66 gram metamfetamin, 9,89 gram bonzai, 29 gram eroin, 6,34 gram afyon sakızı, 2,57 skunk, 10 ectasy, 1 gram esrar, 1 gram kokain, 3 sentetik ecza ve 2 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Aranan 49 kişiden 17’si cezaevine gönderildi Asayişin sağlanmasına yönelik çalışmalarda ise meydana gelen 278 farklı olaya müdahale eden güvenlik güçleri, bu olaylara karışan 111 şüpheliyi yakaladı. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 1’i tutuklandı. Öte yandan, uygulamalarda çeşitli suçlardan haklarında yakalama kararı bulunan 49 kişi de gözaltına alındı. Bu kişilerden 17’si, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Kaçakçılık ve organize suçlara yönelik çalışmalarda 3 ayrı adrese yapılan operasyonlarda 6 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda bin adet kaçak sigara, 200 elektronik sigara ve 2 muhtelif kazı malzemesi ele geçirildi.
Samsun Sosyal Güvenlik Haftası: "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" Samsun’da Sosyal Güvenlik Haftası kutlamaları, "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sloganıyla kutlanmaya başladı. "11-17 Mayıs Sosyal Güvenlik Haftası" kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Samsun İl Müdürü Ünal Kaya ve beraberindekiler, Samsun Valisi Orhan Tavlı’yı makamında ziyaret etti. Ziyaretin sonunda Vali Orhan Tavlı, "Sosyal güvenlik sistemimize emek vererek, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla aziz milletimize özveriyle hizmet eden tüm SGK çalışanlarımızın Sosyal Güvenlik Haftası’nı kutluyor, tüm çalışanlarımıza, işverenlerimize ve emeklilerimize sosyal güvenlik güvencesiyle sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyoruz. Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle kayıtlı istihdamın sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırım olduğunu hatırlatarak herkesi bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" dedi. SGK’dan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yapılan yazılı açıklamada ise "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi: Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. Muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır" ifadeleri kullanıldı. "Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır" denilen açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: "Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu çerçevede işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır. Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte oluşturduğu çok yönlü tahribatlar, haksız rekabet oluşur, piyasa dengesi bozulur, işverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır, işyerinde verimlilik ve motivasyon düşer, vergi ve prim kaybı oluşur, sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur, primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar, gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır, ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir. Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz."
Ankara MHP’li Yalçın’dan Bülent Arınç’a sert tepki: "FETÖ’ye kuryelik ve aracılık yaptığı günlerin karşılığını vermeye çalışıyor" MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın KHK’lılarla ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi. Yalçın, Arınç’ın "yanlış adrese gönderme yaptığını" belirterek, "Kendini gündemde tutmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlere ilişkin değerlendirmelerine tepki gösterdi. Yalçın paylaşımında, Arınç’ın "kendini unutturmamak ve gündemde kalmak için çaba gösterdiğini" savunarak, "Siyaset fosili Bülent Arınç; kendisini unutturmamak, politika müzesinin teşhir salonunda bulunmak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı. Arınç’ın açıklamalarını eleştiren Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Sabık Meclis Başkanı Arınç, sabıka ekilmiş tarlalardan zehirli çiçekler devşirip hastalıklı bünyelere deva ekstreleri üreterek gündemde kalmaya çalışıyor. Aynı zamanda da FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor. Kim bilir, belki de bazı hamlelerin yerini yapıyor. Peki, kimler Bülent Arınç’ın avukatlığına soyunduğu bu KHK’lılar? Terör örgütleriyle iltisak, irtibat veya üyelik gerekçesiyle kamu görevinden ihraç edilen veya kapatılan kurumlarda çalışan kişiler. Fazla söze ne hacet."
Gaziantep Şehitkamil’de 19 Mayıs coşkusu gençlik festivali ile başlıyor Şehitkamil Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı bu yıl da birbirinden renkli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Günler öncesinden başlayan kutlama programları kapsamında düzenlenecek Gençlik Festivali ile ünlü müzik grubu Touche gençlerle buluşacak. Enerjik sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan grup, festival alanında sahne alarak gençlere müzik dolu bir gece yaşatacak. Festival boyunca düzenlenecek etkinliklerde katılımcılar hem eğlenecek hem de 19 Mayıs ruhunu hep birlikte yaşayacak. 12 Mayıs 2026 Salı günü Kamil Ocak Spor Lisesi yanında bulunan alanda gerçekleştirilecek festival, saat 12.00’da başlayacak. Gün boyu sürecek programda sürpriz etkinlikler yer alacak. Konser alanında kahve, limonata, portakal suyu, su, çay, pizza, popcorn, ciğer kavurma ve nohut dürümü ikram edilecek. Özellikle gençlerin sosyal yaşamına katkı sunmayı amaçlayan etkinlikte birlik, beraberlik ve bayram coşkusu ön plana çıkacak. Başkan Yılmaz’dan davet Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz da 19 Mayıs’ın gençler için taşıdığı anlam ve öneme dikkat çekerek, tüm gençleri festivale davet etti. Yılmaz, "19 Mayıs; bağımsızlık meşalesinin yakıldığı, gençliğe duyulan güvenin tüm dünyaya ilan edildiği çok özel bir gündür. Bizler de bu anlamlı günü gençlerimizle birlikte coşkuyla kutlamak istiyoruz. Düzenleyeceğimiz Gençlik Festivali ile gençlerimize unutamayacakları bir bayram yaşatacağız. Tüm hemşehrilerimizi festivalimize bekliyoruz" diye konuştu.
İstanbul FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı. Arsene Wenger’in rehberliğinde ve Pascal Zuberbühler’in liderliğinde oluşturulacak ’Teknik Çalışma Grubu’nda Otto Addo, Tobin Heath, Jürgen Klinsmann, Jayne Ludlow, Michael O’Neill, Gilberto Silva, Jon Dahl Tomasson, Paulo Wanchope, Aron Winter ve Pablo Zabaleta yer alacak. FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı. Bu grup, turnuvadaki tüm maçların en son teknolojiyle analizini sağlama görevini üstlenecek. FIFA Küresel Futbol Geliştirme Başkanı Arsene Wenger’in rehberliğinde oluşturulan TSG, Otto Addo (Gana), Tobin Heath (ABD), Jürgen Klinsmann (Almanya), Jayne Ludlow (Galler), Michael O’Neill (Kuzey İrlanda), Gilberto Silva (Brezilya), Jon Dahl Tomasson (Danimarka), Paulo Wanchope (Kosta Rika), Aron Winter (Hollanda) ve Pablo Zabaleta’dan (Arjantin) oluşuyor. Panel, FIFA Kıdemli Futbol Uzmanı Pascal Zuberbühler ve Futbol Performans Analizleri (FPI) Lideri Tom Gardner tarafından yönetilecek ve Miami ve Dallas’ta yerinde, Manchester’da (Birleşik Krallık) uzaktan çalışan bir futbol analistleri, veri mühendisleri, veri bilimcileri ve performans analistleri ekibi tarafından desteklenecek. Konu hakkında açıklama yapan Wenger de, "Teknik Çalışma Grubu, oyundaki eğilimleri belirlemeye, gelecek nesilleri futbolun gelişimine hazırlamaya ve oyuncuların gelecekte ihtiyaç duyacakları nitelikleri vurgulayarak sporu daha heyecanlı hale getirmeye yardımcı oluyor" dedi.