EKONOMİ - 14 Ocak 2026 Çarşamba 10:51

ASO Başkanı Ardıç: "Ankara elektronik sanayisinde stratejik bir merkezdir"

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: "Ankara elektronik sanayisinde stratejik bir merkezdir"

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Oda’nın teknoloji odaklı faaliyetlerini her geçen gün daha da güçlendirdiğini belirterek, "Ülkemizin ileri teknolojili ve yüksek katma değerli üretim gücünü artırmak için azami katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.


ASO Elektronik Meslek Komitesi’nin ‘2025 Yılı Elektronik Sektörü Yılın İş İnsanı, Girişimci ve Üstün Hizmet Ödülleri’ Teknopark Ankara’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen törende konuşan Ardıç, Ankara Sanayi Odası’nın teknoloji odaklı faaliyetlerini her geçen gün daha da güçlendirdiğini belirterek, "Ülkemizin ileri teknolojili ve yüksek katma değerli üretim gücünü artırmak için azami katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.


Küresel ekonomide yaşanan dönüşüme dikkat çeken Ardıç, 2025 yılının belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, korumacılığın güç kazandığı ve teknoloji rekabetinin giderek yoğunlaştığı bir dönem olduğunu vurguladı. Artık ülkelerin yalnızca ürün değil, çip tasarımı, elektronik bileşenler, yazılım ve veri güvenliği gibi kritik teknolojilerde yarıştığını ifade eden Ardıç, "Bu yarışın adı nettir. Teknoloji odaklı kalkınma ve stratejik bağımsızlıktır" ifadelerini kullandı.



"Ankara elektronik sanayisinde stratejik bir merkezdir"


Ardıç, elektronik sektörünün yeni dönemde çok daha stratejik bir anlam kazandığını belirterek, "Üniversite altyapısı, Ar-Ge ekosistemi, teknoparkları, güçlü tedarik ağı ve sanayi birikimi ile Ankara, ülkemizin en stratejik üretim merkezlerinden biri haline gelmiştir" diye konuştu.


Ankara’yı sanayi ve teknolojinin başkenti yapma hedefinde elektronik sanayinin kilit rol oynadığını vurgulayan Ardıç, "Yüksek katma değer üreten, teknoloji geliştiren ve küresel rekabette söz sahibi olan elektronik sanayimiz, bu hedefimizin en stratejik güçlerinden biridir" şeklinde konuştu.



"Elektronik sektörü dijital dönüşümün taşıyıcı kolonudur"


Ardıç, elektronik sektörünün üretim, ihracat ve katma değer kapasitesinin artan bir ivmeyle büyüdüğünü dile getirerek, "Rekabetçi yapısı, yüksek uyum kabiliyeti, yenilikçi karakteri ve güçlü Ar-Ge kültürüyle sektör, yalnızca sanayinin değil, aynı zamanda dijital dönüşümün de taşıyıcı kolonlarından biri hâline gelmiştir. Uzmanlaşmış insan kaynağı, hızla gelişen tedarik ekosistemi ve derinleşen üretim altyapısı sayesinde elektronik sektörü; reel ekonominin verimlilik artışına doğrudan katkı sunan, stratejik öneme sahip temel bileşenlerinden biridir" açıklamasında bulundu.



"Ankara ihracatta tarihinin en yüksek seviyesine çıktı"


Ankara’nın teknoloji, tasarım, ihracat ve yüksek katma değerli üretimin öncü merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Ardıç, Ankara sanayisinin ihracat performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:


"Ankara’mızın ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 24,1 artarak 17,5 milyar dolara ulaşmış, böylece tarihinin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Mevcut eğilimler ve gerçekleştirdiğimiz analizler, Ankara’nın 2026 yıl sonunda İstanbul’un ardından en yüksek ihracat yapan ikinci il konumuna yükselme potansiyelinin güçlü olduğunu göstermektedir. Aynı dönemde Ankaralı sanayicilerimiz, elektrik ve elektronik sektöründe ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 37,2 oranında artırarak 1,5 milyar doların üzerine taşımıştır. Bu önemli başarının arkasında; küresel belirsizliklere ve zorlu koşullara rağmen üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen, kararlılıkla çalışan siz değerli sanayicilerimizin emeği vardır."



"Başarının arkasında Ar-Ge ve dijital dönüşüm var"


Ardıç, Ankara’nın ihracattaki yükselişinin tesadüf olmadığının altını çizerek, "Bu başarının arkasında Ar-Ge’ye yatırım yapan, tasarım gücünü büyüten, dijital dönüşümle verimliliğini artıran ve yüksek teknolojiyle rekabet eden firmalarımız var" dedi.


Ödül alan firmaların bu dönüşüm hikâyesinin öznesi olduğunu ifade eden Ardıç, "Sizler yalnızca üretmiyor; yüksek teknolojiye dayalı bir rekabet anlayışını büyütüyor, inovasyonla fark yaratıyor, dijital dönüşümü işletmelerinizin merkezine yerleştirerek yüksek katma değer üreten bir gelecek inşa ediyorsunuz" diye konuştu.



"Meslek komiteleri ASO’nun sahadaki aklıdır"


ASO Meslek Komitelerinin ASO’nun vizyonunu sahaya taşıyan, sektörlerin nabzını tutan ve geleceğe dair yol haritasını şekillendiren en temel yapılar olduğunu belirten Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:


"Her biri kendi sektörünü en iyi bilen, sorunları sahada yerinde gözlemleyen, çözüm önerileri üreten 40 Meslek Komitemiz, Odamızın düşünce üreten, politika geliştiren ve yön gösteren aklıdır. Bu anlayışla geçen yıldan itibaren meslek komitelerimizin özverili faaliyetlerini görünür kılmak, başarılı çalışmaları teşvik etmek ve ortak vizyonumuzu güçlendirmek amacıyla Yılın Meslek Komiteleri Ödülleri’ni vermeye başladık. Elektronik Sanayi Meslek Komitemiz de ödül alan komiteler arasında yer alarak, Odamızın vizyonuna yaptığı nitelikli katkıyı ortaya koymuştur."


Ardıç, ASO Elektronik Sanayi Meslek Komitesi’nin düzenlediği ödül töreninin komite kültürünün ve ortak aklın güçlü bir yansıması olduğunu ifade ederek, "Bu anlamlı organizasyonu hayata geçiren ASO Elektronik Sanayi Meslek Komitemizin Değerli Başkanı Sayın Müge Güzin Güzel’i ve tüm Komite Üyelerini, sektöre kattıkları değer ve başarılı çalışmaları dolayısıyla kutluyorum" dedi.



"Bu mesele artık sadece bir ticaret konusu değil, doğrudan bir jeopolitik egemenlik meselesidir"


ASO Meclis Üyesi ve Elektronik Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Müge Güzin Güzel ise, elektronik sektörünün artık yalnızca bir üretim alanı değil, savunma sanayiinden yapay zekâya, enerjiden haberleşmeye kadar tüm stratejik sektörlerin temeli olduğunu vurguladı. Dünyada yaşanan gelişmelerin elektronik bağımsızlığı sağlamadan teknolojik bağımsızlığa ulaşmanın mümkün olmadığını açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Güzel, "Özellikle yarı iletkenler, güç elektroniği ve ileri sensör teknolojileri, ülkelerin ekonomik ve stratejik bağımsızlığını belirleyen kritik alanlar hâline gelmiştir. Pandemi sonrası yaşanan tedarik zinciri krizleri, yerli ve bölgesel üretimin ne kadar hayati olduğunu hepimize net biçimde göstermiştir. Zira bu mesele artık sadece bir ticaret konusu değil, doğrudan bir jeopolitik egemenlik meselesidir" değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye’nin savunma elektroniği alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Güzel, "Aselsan ve oluşturduğu ekosistem sayesinde savunma elektroniği alanında dünya çapında dikkat çeken sistemler geliştirmiştir. Bu alanda elde ettiğimiz tasarım kültürü, Ar-Ge disiplini ve sistem yaklaşımı en büyük sermayemizdir. Ancak sivil elektronik, yarı iletkenler ve yüksek katma değerli bileşen üretiminde daha gidecek yolumuz olduğunu biliyoruz. Bu büyük vizyonda Ankara’nın konumu stratejik bir mihverdir" ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından ASO Elektronik Sektörü Ödülleri sahiplerini buldu. Yılın İş İnsanı Ödülü’nü alan Onur Yüksek Teknoloji Firması’nın sahibi Noyan Dede’ye ödülünü ASO Başkanı Seyit Ardıç, ASO Meclis Üyesi ve Elektronik Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Müge Güzin Güzel ile ASO Meclis Üyesi Sermet Kasımoğlu takdim etti. Üstün Hizmet Ödülü’nü Emge Elektro Mekanik Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Ertuğ, Girişimci Ödülü’nü ise Toprak Mekatronik’in sahibi Mehmet Arslanyüreği aldı.


Ödül törenine ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın yanı sıra Ankara Vali Yardımcısı Cihangir Güler, KOSGEB Başkan Yardımcısı Melih Gökgöz, Ankara Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Dr. Ömer Ersoy, ASO 1. OSB Başkanı Serdar Tütek, OSTİM Başkanı Orhan Aydın, İvedik OSB Başkanı Hasan Gültekin, ASO Başkan Yardımcıları Mete Çağlayan ile Ercan Ata, ASO Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Osmanbeyoğlu, İhsan Çetinceviz ve Burcu Özbozkurt, ASO Meclis Üyesi ve Elektronik Sanayii Meslek Komitesi Başkanı Müge Güzin Güzel, Komite üyeleri ve çok sayıda sanayici katıldı.



ASO Başkanı Ardıç: "Ankara elektronik sanayisinde stratejik bir merkezdir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi Sındırgı’da yoğun ilgi gördü Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi, Balıkesir Valiliği koordinasyonunda Sındırgı ilçesinde konuşlandırıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda 2 gün boyunca ziyaretçilerini ağırlayan mobil müze, vatandaşlar ve öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Mobil müzeyi Sındırgı Kaymakamı Doğukan Koyuncu, Belediye Başkanı Serkan Sak, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Neslihan Vurucu ile İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Çakır da ziyaret etti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü organizasyonunda, kırsal mahalleler başta olmak üzere ilçede eğitim gören öğrenciler Sındırgı Belediyesi tarafından ilçeye getirilerek mobil müzeyi ziyaret etme imkânı buldu. Müzeyi gezen öğrencilere Sındırgı Belediyesi tarafından patlamış mısır, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından ise geleneksel salep ikramında bulunuldu. Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi Proje Koordinatörü Engin Karataş, Çanakkale’ye gidemeyen vatandaşların ayağına bu hizmeti götürerek tarih bilincini diri tutmayı amaçladıklarını söyledi. Müze içerisinde 7 ayrı vitrinin bulunduğunu belirten Karataş, vitrinlerde Çanakkale Savaşları’nın kronolojik bir sırayla anlatıldığını ifade etti. Karataş, "Savaşın başlangıcından Türk ve düşman askerlerine, deniz savaşlarından kara savaşlarına kadar geniş bir süreci aktarıyoruz. Savaş eserleri, belgeseller ve müzikle sağlanan anlam bütünlüğüyle ziyaretçilerimize adeta Çanakkale’deymiş hissiyatı verilmeye çalışılıyor. Gösterilen ilgiden dolayı Sındırgı halkına teşekkür ediyoruz" dedi. Müzeyi ziyaret eden öğrenciler ise Çanakkale ruhunu hissettiklerini belirtti. Savaş dönemine ait objelerin yer aldığı Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi, Sındırgı’daki programının ardından ilçeden ayrıldı.
Nevşehir Nevşehir ve İstanbul’da tefecilik operasyonu: 68 gözaltı Nevşehir ve İstanbul’da düzenlenen tefecilik operasyonunda aralarında galerici ve iş adamlarının da bulunduğu 68 kişi gözaltına alındı. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen 8 aylık çalışma kapsamında tefecilik yaptığı belirlenen şüphelilere yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. Yapılan çalışmalarda Nevşehir genelinde nakit para ihtiyacı bulunan 195 kişinin kısa vadelerde ortalama aylık yüzde 50 oranında yüksek faizle borçlandırılarak mağdur edildiği tespit edildi. Borçlarını ödeyemeyen mağdurların ise icra gibi yasal yollar dışında tehdit, baskı ve zorla senet imzalatma yöntemleriyle borçlarını yüksek faiziyle birlikte ödemeye zorlandıkları belirlendi. Tefeciliğe konu toplam borç miktarının 215 milyon TL olduğu öğrenildi. ’Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, nitelikli yağma ve tefecilik’ suçlarına yönelik olarak Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından 70 şüpheliye ait 104 adrese 151 ekip ve 601 personelin katılımı ile eş zamanlı operasyon düzenlendi. Gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüpheliden 68’i yakalanarak gözaltına alınırken, 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Operasyonda adreslerde yapılan aramalarda 2 bin 255 adet çek ve senet, 41 adet ajanda, şüphelilere ait 107 adet dijital materyal, 16 adet ruhsatsız silah ile 468 adet çeşitli çaplarda tabanca fişeği ele geçirildi. Şüphelilerden birinin çek senet ve paraları ofisinde bulunan sehpaya yaptırdığı gizli bölmede sakladığı da ortaya çıktı. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Sivas Uzmanı uyardı: İdrar rengi, o hastalığın habercisi olabilir Bazı hastalarda belirti göstermeden ilerleyen hastalıklardan biri olan safra taşı rahatsızlığı ile ilgili açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, "Safra kanalına düşen taşlar, ciddi ve hayati riskler oluşturabilir" dedi. Safra taşı rahatsızlığının büyük kısmının belirti vermeden ilerlerken çoğu zaman tesadüfen fark ediliyor. Özellikle sarılık ve idrar renginde koyulaşma gibi bulgular safra yollarında tıkanıklığın işareti olabiliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının çoğu hastada herhangi bir belirtiye yol açmadığını belirterek bu durumun hastalığın masum olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti. Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve sindirime yardımcı olan safrayı depolayan armut şeklinde bir organ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erol Çakmak, "Safra taşları, safranın içeriğinde bulunan kolesterolün kristalleşmesi sonucu zamanla oluşur. Safrada aşırı kolesterol veya bilirubin bulunması ya da safra kesesinin yeterince boşalamaması taş oluşumuna neden olabilir. Safra taşlarının büyük bir kısmı belirti vermez ve çoğu zaman ultrasonografik incelemeler sırasında tesadüfen tespit edilir" dedi. "İdrar rengindeki değişim önemli bir uyarı olabilir" Safra kesesi içerisindeki taşların, safra kesesi çıkışını tıkaması ya da safra kanalına düşmesi durumunda çeşitli şikâyetlerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Çakmak, "Bu durumlarda karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengiye dönmesi, ateş, üşüme, titreme, bulantı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Safra kanalına düşen taşlar, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite yol açarak ciddi ve hayati riskler oluşturabilir" ifadelerine yer verdi. Zorlu safra taşı vakalarında lazer destekli tedavi Safra taşı tanısında; muayene bulgularının yanı sıra kan ve idrar tetkikleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Çakmak, "Safra kesesi hastalıklarının tedavisinde en sık tercih edilen yöntem laparoskopik cerrahidir. Safra kesesi ameliyatlarının yüzde 5’inden daha azı açık cerrahi ile yapılmaktadır. Safra kanalına taş düşmesi durumunda ERCP yöntemiyle ağızdan girilerek endoskopik olarak taş çıkarılmaya çalışılır. Ancak bazı zorlu taşlar bu yöntemle çıkarılamayabilir." Son yıllarda geliştirilen kolanjioskop cihazının bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Çakmak, "Ucu yaklaşık 1 milimetre çapında kamera bulunan bu sistem sayesinde safra yollarını doğrudan görüntüleyebiliyor, zorlu taşları lazerle kırarak çıkarabiliyoruz. Bu yöntem sayesinde hastalar daha büyük ve riskli ameliyatlardan korunmuş oluyor. Bununla beraber bu cihaz ile safra ve pankreas kanallarındaki darlıklar, şüpheli lezyonlar ve tümörler doğrudan görüntülenebiliyor, tanı amaçlı biyopsiler alınabiliyor" şeklinde konuştu.