TEKNOLOJİ - 09 Kasım 2025 Pazar 10:54

ASO Başkanı Ardıç: "Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir"

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: "Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir"

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir. Türkiye’nin en çok ihracat yapan 4’üncü kenti, ihracatında yüzde 12 yüksek teknoloji payı ile büyük sanayi şehirlerimiz arasında birincidir" dedi.


Başkent Ankara Meclisi’nin ’7’nci Oğlan Genel Kurul Toplantısı ve Üstün Hizmet ve Başarı Ödülleri Töreni’, ASO Başkanı Ardıç, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Ankara Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir, Yüksek İhtisas Üniversitesi Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu, ATO Başkan Yardımcısı ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Başkent Ankara Meclisi Başkanı Nevzat Ceylan, ASO Yönetim Kurulu Üyeleri ve Başkent Ankara Meclisi Üyelerinin geniş kalımıyla yapıldı. Ödül töreninde ASO Başkanı Seyit Ardıç’a Başkent Ankara Meclisi tarafından ’Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü’ takdim edildi.


Ödül töreni öncesi konuşma yapan Seyit Ardıç, "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyetimizin değerleriyle üretim kültürünü daha ileri taşımak için büyük bir gayretle çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir"


Ankara’nın artık sadece idari değil, sanayinin, teknolojinin ve katma değerli üretimin başkenti olma yolunda güçlü adımlarla ilerlediğini ifade eden Ardıç, "Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir. Türkiye’nin en çok ihracat yapan 4’üncü kenti, ihracatında yüzde 12 yüksek teknoloji payı ile büyük sanayi şehirlerimiz arasında birincidir. Ülkemizin savunma sanayiinin kalbidir. Sayısı 15’e ulaşan organize sanayi bölgelerimiz ile üretim ekonomisinin merkezidir. Üniversiteleri, teknoparkları ve Ar-Ge merkezleriyle ülkemizin inovasyon kapasitesine en büyük katkıyı sağlayan illerden biridir. Türkiye’de ilk kez odamızın hazırladığı İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi ASO-İLTEK’te birinci sıradadır. Ankara’mız, sanayimizin dönüşümünde öncüdür" diye konuştu.


Ardıç, sanayicilerin sorunlarını yerinde dinleyerek, çözüm üretmeye odaklı bir yaklaşımla ASO Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirtti ve hem merkezi yönetimle hem de yerel yönetimlerle sanayiciler arasında güçlü bir köprü kurmaya çalıştığını vurguladı. Başkan Ardıç, "Ankara Sanayi Odası olarak rekabet gücümüzü artırmak için üretimden ihracata, dijital ve yeşil dönüşümden mesleki eğitime kadar farklı alanlarda projeler geliştiriyor, faaliyetler yürütüyor, üyelerimize eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Kalkınmanın temel şartının kadınların ve gençlerin ekonomik hayata güçlü katılımı olduğunu biliyoruz. Bunu hem üretimde hem de kurum kültürümüzde ortaya koyuyoruz" dedi.



"Ankara’yı sanayi ve teknolojinin başkenti yapacağız"


Ankara’nın sanayi ve teknoloji vizyonunu için 2 büyük projeden bahseden Ardıç sözlerini şu şekilde sürdürdü:


"Temelli Sanayi Havzası’nda kuracağımız ASO Teknoloji Üssü’nde sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getireceğiz. Kentimizin sahip olduğu potansiyeli yüksek katma değere dönüştüreceğiz. Hükümetimiz tarafından da desteklenen bu projemiz ile Ankara’yı yalnızca Türkiye’de değil, bölgede de teknolojinin merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Ankara’ya bir serbest bölge kazandırmak için de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Yüksek katma değerli yatırımları Ankara’ya çekecek bu adım, ihracatımızı artıracak ve kentimizin küresel rekabetçiliğini güçlendirecek. Bu iki vizyon projemiz, Ankara’yı sanayi ve teknolojinin başkenti yapma hedefimizin en önemli kilometre taşlarını oluşturacak."



"Hedeflerim ve projelerim; Başkent Ankara Meclisi’nin çizdiği vizyonla örtüşüyor"


Konuşmasının sonunda Başkent Ankara Meclisi’nin ortak aklı önceleyen kıymetli bir yapı olduğunu dile getiren Ardıç, "Ankara’mızın sanayi ve teknolojisi kadar kültürünü, kimliğini, sosyal yaşamını, çevresel duyarlılığını da önceleyen Başkent Ankara Meclisi’nin çalışmalarını büyük bir takdirle takip ediyorum. Ankara’ya dair hayallerim, hedeflerim ve projelerim; Başkent Ankara Meclisi’nin çizdiği vizyonla örtüşüyor. Kurtuluş Savaşı’mızın karargahı, Cumhuriyetimizin kurulduğu, kadim medeniyetlerin izlerini taşıyan bir Başkent olan Ankara’mıza her birimizin ayrı bir sorumluluğu var. Başkent Ankara Meclisinin Üstün Hizmet ve Başarı Ödüllerini, Ankara’ya duyulan derin sevginin, sorumluluğun ve hizmet bilincinin bir nişanesi olarak görüyorum" şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç’a, Ankara sanayisinin Ar-Ge ve inovasyona dayalı yüksek teknolojili üretim kapasitesinin artmasına yaptığı katkılardan dolayı ’Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü’ takdim edildi.



"Bu ödülü, Ankara’da sanayinin ve teknolojinin daha da gelişmesi için emek veren on binlerce kişi için alıyorum"


Başkan Ardıç, ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında, "Bu ödülü, sadece şahsım adına değil; Ankara’da sanayinin ve teknolojinin daha da gelişmesi için emek veren on binlerce çalışanımızın, sanayicimizin, girişimcimizin, mühendisimizin, ustamızın, kadınlarımızın ve gençlerimizin adına alıyorum. Bu çok kıymetli ve anlamlı ödülün bana, kentimiz için daha fazla çalışma sorumluluğu yüklediğini de biliyorum" ifadelerini kullandı.



ASO Başkanı Ardıç: "Ankara’mız en büyük 2’nci sanayi şehri haline gelmiştir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Türk çam balının dünya pazarındaki ekonomik payı arttırılacak Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda bulunurken, çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Çam balı üretimindeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ isimli Ar-Ge projesi için kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, "Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak" şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: "Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış" Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek "Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor" dedi. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ adlı Ar-Ge projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu, "Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak" diye konuştu. Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının PCA varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, "Türk çam balının kimyasal olarak standardizasyonu, otantik ürün doğrulaması, fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir" dedi. 24 aylık Ar-Ge yol haritası planlanan proje kapsamında; çam balına özgü biyoaktif ve marker birleşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması, canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması, kimyasal yapı-biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması, marker birleşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi ve en az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.
Muğla MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde bugüne kadar kendi tesislerinde kurduğu güneş enerjisi sistemi ile 53 Milyon TL tasarruf sağlarken, güneş enerjisi santrallerine (GES) yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi çatısına kurulan 200 kilovat gücündeki GES ile yılsonuna kadar yaklaşık 1 Milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın çevre dostu ve sürdürülebilir enerji vizyonu doğrultusunda, enerjinin verimli kullanılması ve tasarruf sağlanması amacıyla il genelinde güneş enerjisi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, 7’nci çatı tipi uygulama olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi sistemi devreye alındı. Kurulan sistemle yıllık yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir tasarruf MUSKİ Genel Müdürlüğü, çevreye zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak bugüne kadar yaklaşık 53 milyon TL tasarruf elde etti. Bu tasarrufla tesislerin tükettiği elektriğin büyük bir bölümü karşılanırken, temiz enerji kullanımı sayesinde hava kirliliği ve karbon salınımı da azaltılmış oldu. Planlı yatırımlar kapsamında il genelindeki atıksu arıtma tesislerine güneş enerjisi sistemleri kurulmaya devam ediyor. Bugüne kadar, Fethiye, Menteşe ve Milas’ta beş çatı tipi güneş enerjisi sistemi devreye alınırken; en büyük yatırımlardan biri olan Denizova’daki arazi tipi güneş enerjisi tesisi hizmete girdi. Son olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan GES projesi tamamlanarak faaliyet göstermeye başladı ve tesisin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayarak yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlaması hedefleniyor. Tüm bu güneş enerjisi sistemleriyle yaklaşık 17 Milyon kilowat elektrik üretildi ve yaklaşık 53 Milyon TL tasarruf sağlandı. Bu üretim, 2025 yılı içerisinde Dalaman, Datça, Seydikemer ve Ula ilçelerimizde idaremizin faaliyet alanlarında kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde bulunuyor. Sistemler ayrıca tesislerin enerji ihtiyacının büyük bölümünü güneşten karşılayarak hem maliyetleri düşürüyor hem de temiz enerji kullanımını destekliyor. 2026 yılında da ges yatırımları sürecek MUSKİ Genel Müdürlüğü 2026 yılında da dört adet arıtma tesisinin çatılarına daha güneş enerjisi santrali kurulumunu gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu projelerle hem tesislerin enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de çevre dostu üretim modelinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımları, sadece elektrik üretmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir enerji kullanımının ve çevre koruma bilincinin vatandaşlar için uygulamalı olarak önemli bir örneği oluyor. Kurulacak olan bu dört yeni santral, yenilenebilir enerji kullanımını artırarak karbon salınımını azaltacak ve hava kirliliğinin önüne geçecek. Ayrıca üretilecek enerji, tesislerin elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak ve maliyetlerde önemli tasarruf sağlayarak ileride hayata geçirilecek projeler için kaynak oluşturulmuş olacak.