EKONOMİ - 03 Mayıs 2026 Pazar 12:29

ATO Başkanı Baran: "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek"

A
A
A
ATO Başkanı Baran: "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek"

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye’nin yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu dile getirerek, "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir" dedi.



Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Nisan ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Küresel gerilimler ekonomiyi zorluyor


ATO Başkanı Baran, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini derinden sarstığını belirterek, yaşanan gelişmelerin küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu söyledi. Dünyada belirsizliğin yeni bir norm haline geldiğine dikkat çeken Baran, özellikle İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin küresel ölçekte etkiler doğurduğunu ifade etti.



"Hürmüz’deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı"


Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Gürsel Baran, "Hürmüz’deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor" açıklamasında bulundu.


Türkiye yatırım için güçlü bir merkez


Küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye’nin ‘Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’ ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu dile getiren Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın, Türkiye’nin güvenli liman olma özelliğini pekiştirdiğini ifade etti. Program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğunu kaydeden Baran, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde 9’a, imalatçı olmayan ihracatçılar için ise yüzde 20’den yüzde 14’e düşürüleceğini belirtti. Transit ticaret ve yurt dışı alım-satım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik istisnaların artırılacağını ifade eden Baran, yüksek katma değerli hizmet ihracatına yönelik kazanç istisnasının da yüzde 100’e çıkarılacağını söyledi. Yine programda bölgesel merkezini İstanbul Finans Merkezi’ne taşıyan şirketlere 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanacağının yer aldığını bildiren Baran, merkezini farklı bir noktaya taşıyanlara ise yüzde 95 oranında istisna uygulanacağını kaydetti.



"Düzenlemeler, Türkiye’nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendirecektir"


Yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik ‘Tek Durak Büro’ uygulamasının da önemli olduğunu belirten Baran, "Gündeme gelen yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin tek merkezden yürütülmesi, yatırımcıların en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında geliyor. Bu düzenlemeler, Türkiye’nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendirecektir" diye konuştu.


"Dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır"


Programın girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik boyutuna da değinen Baran, start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemelerin özellikle genç girişimciler açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Baran, "Start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Öte yandan Baran, "Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek olan her türlü programı destekliyoruz" şeklinde konuştu.


"Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor"


Küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığını kaydeden Baran, "Ülkemizde üretim ve istihdamda önemli bir rol üstlenen KOBİ’lerimiz vergi yükünü yüklenirken, yararlanabildikleri indirim ve istisnalar sınırlı. Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz" ifadelerini kullandı.


‘Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’yla birlikte, ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için de vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inandıklarını vurgulayan Baran, "Vergide adalet ve rekabet için yedi ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin yüzde 15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz" dedi.



"Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek"


Baran, önerdikleri modelin en başarılı örneklerinden birinin İrlanda olduğunu vurgulayarak, "Bu modelin en başarılı örneği, uzun yıllardır yerli sermaye olsun, yabancı sermaye olsun tüm şirketlere yüzde 12,5 kurumlar vergisi oranını uygulayan İrlanda’dır. İrlanda, bu politikasıyla Avrupa Birliği içinde en çok yatırım çeken ve kişi başına milli gelirini en fazla artıran ülkelerin başında gelmiştir. Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Barış Göktürk: "Fenerbahçe’nin liyakat sahibi insanlar tarafından yönetilmesi gerekiyor" Fenerbahçe Başkan Adayı Barış Göktürk, 11 Mayıs’ta imza kampanyasını başlatacaklarını belirterek, kurtuluşun ekonomik güç, doğru futbol aklı ve stadyum kapasite artırımından geçtiğini söyledi. Göktürk, "Fenerbahçe’nin liyakat sahibi insanlar tarafından yönetilmesi gerekiyor" dedi. Fenerbahçe Başkan Adayı Barış Göktürk, Kalamış’ta bir otelde basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. Geçtiğimiz günlerde adaylığını açıklayan Göktürk, yaptığı basın açıklamasında kulübün sportif, kurumsal ve ekonomik geleceğine dair kapsamlı bilgilendirmede bulundu. Fenerbahçe’nin asıl ihtiyacının reform olduğunu dile getiren Barış Göktürk, "Fenerbahçe’nin asıl problemi şu anki yönetim kurulunun problemi değil. Onlar sportif ve ekonomik olarak bir çukurun içine ittiler. Fenerbahçe tarihinin en karanlık günlerine girdi. Futbolda şampiyonluk için halen tünelin sonundaki o ışığı temenni ediyoruz. İnşallah bizim lehimize sonuçlanır. Eğer sportif başarı gelirse bu geçici olacak diye anlatmıştım. ’Tesadüfi başarı olacak’ demiştim bunu sürdürülebilir kılmalıyız. Mevcut yönetim bunu anlamadı. ’Saha içinde kalmalıyız’ politikasını uyguladı. Benim yetersiz gördüğüm teknik direktörle bile bu sene şampiyon olabilirdik; bir stoper, bir santrfor alsaydık. Yarım stopere dönmesek yine şampiyon olabilirdik. Talisca derbide penaltı atsaydı yine şampiyon olabilirdik. Bütün bunları başarsaydık kahraman olacaklardı. Bugün hain oldular. Her ikisini de kabul etmiyorum. Ben onları liyakatsız olarak görüyorum. Fenerbahçe’nin liyakat sahibi insanlar tarafından yönetilmesi gerekiyor. Fenerbahçe 40 yılda 8 kez şampiyon oldu. Liyakatlı insanlarla yönetildiği zaman 10 yılda 5 şampiyonluk gördü" dedi. "11 Mayıs’ta imza kampanyasını başlatıyoruz" Göktürk, sarı-lacivertli camiada başkanlığı adaylığını koyacak kişilerin paradan ziyade bilgi yarıştırması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Beni yine üzen, sosyal medyada taraftarımızda ’Bz kim daha zengin’ yarışına mı giriyoruz? O zaman Ali Koç’u geri çağıralım. Fenerbahçe tarihini siz okumadınız mı? Kim daha zengin diye gelenler her zaman başarısız oldu. Metin Aşık’ın kurduğu yönetim kurulu hiçbir zaman kurulmadı. Türkiye’nin en zengin isimleri vardı. 4 yılda 0 şampiyonluk yaşadılar. Artık öğrenin Fenerbahçe tarihini. Geçmişini bilmeyen geleceğini bilemez. Türkiye’nin en zengin ilk 100 insanından 6’sı vardı Ali Koç’un son yönetiminde, başarılı oldular mı? Daha zengin mi arıyorsunuz, daha paralı mı arıyorsunuz? Onların peşinde koşan böceklerdir. Fenerbahçe liyakatın yarışında koşar. Doğru modelin kurulduğu sistemlerde biz 10 yılda 5 kez şampiyon olduk. Bizim 1998-2000 yılları arası yine zenginler kulübüydü, asıl başarı 2001-2011 yıllar arası geldi. Metin Aşık yönetiminde, Ali Koç yönetiminde, hatta Aziz Yıldırım’ın ilk 4 yılına bakarsanız liyakatlı insanların doğru yolda götürdüğünü görürsünüz. Biz bilgi yarışına girelim, öncelikli yapmamız gereken bir an evvel doğru futbol aklı nedir? Transferler nasıl doğru yapılır? 12 yıldır ben sıkıldım. Bizim ne motivasyon konuşmaları ile bu işin olmadığını görmemiz, ne de parayla pulla bu işin olmadığını görmemiz lazım. Ben yerli hoca veya yerliye yakın hocaya ısrarcıyım. Profesyonel futbol aklına ısrarcıyım. Scout ekibine ısrarcıyım. En az 5 beyaz yakalıdan oluşan futbol icra kuruluna ihtiyaç var. Şu an 40 futbolcuya maaş ödüyoruz, belki de hala Mourinho’ya maaş ödüyoruz. Mevcut yönetim ve bir önceki kadro planlamasını sorumlu tutuyorum. Abartı kurumsallaşmaya karşıyım. Çok alaturka modele de karşıyım, bir denge kurulmalı. Sadece yerlilik derseniz de bu başarı olmaz. Ayın 11’inde noterde imza kampanyası başlatıyoruz. İmza kampanyası tamamlandıktan sonra 17 Mayıs gibi yüksek divan kuruluna imzaları teslim edeceğiz. İmzaları teslim ettikten sonra adaylık sürecimiz resmileştirmiş olacağız. Yaklaşık 500 imza gerekiyor. Biz onu 1000 imza üzerine çıkarırız. Adaylar o zaman ortaya çıkacak. Adaylar kimse ona göre eleştirimizi yapacağız. Ben eski başkanlarımızdan birine çağrımı yaptım." "Mehmet Ali Bey ile birleşmeyeceğim" Futbol A takımının maçlarını oynadığı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nin kapasite artırımı ile birlikte gelirlerinin de artacağı formülleri aktaran Göktürk, "Fenerbahçe’nin kurtuluşu ekonomik güç, doğru futbol aklı, ivedilikle stadyum kapasite artımından geçtiğini düşünüyorum. Yerimizi kaybetmemeliyiz. Sahada futbolcularıma doğru motivasyon için stadyumun elden geçmesi gerekiyor. Yıllık 75 milyon euro gelirimiz var. Bunu 150 milyon euroya çıkarabiliriz. Bir loca koltuğu yaklaşık 30 bin euro gelir üretir. Bizde 820 koltuk var. Yaklaşık 20 bin eurodan 16.4 milyon euro loca gelirimiz var. Biz bunu 2 bin 35 koltuğa çıkarıyoruz. 30 bin euro civarında muhafaza ediyoruz; gelir 65 milyon euroya çıkıyor. Sadece localardan 25 ile 40 milyon euro gelir artışından bahsediyoruz. Mevcut yönetimi seçilecek ben veya arkadaşlarım veya başkası; stadyum renovasyonu iznini almalı. Bunu genel kurulda tescil etmeli. Fenerbahçe’nin en önemli gelir kaynağı stattır. Buranın bir an evvel düzenlenmesi gerekiyor. Sakın Fenerbahçe’yi Kadıköy’den çıkarmak gibi düşünceye girmeyelim. Fenerbahçe ruhumuz açısından semtinde oynayan tek takımız. Semtimizde olmamız lazım. Yurt dışında ne kadar aidiyet duygusunun yüksek olduğunu görüyoruz. Bulunduğu yerde kapasite artımı yapılmalıdır. Bununla ilgili hiçbir sıkıntı yoktur. Biz de bunu yapacak kapasiteyiz. Diğer adayların bizi saçma sapan yere taşımaları varsa şimdiden önünü keselim. Fenerbahçe’ye bu zararı yapmaya kalkmasınlar. Bunun karşısında duracağız. Mehmet Ali Bey ile (Aydınlar) birleşmeyeceğim. Fenerbahçe için doğru olanı yapacağız. Kaybedersem de onurlu şekilde kaybedeceğim ki kaybetmeyeceğim. Kongre üyeleri beni tanıdıkça benimle yürüyecekler. Bunu camia görecek" ifadelerini kullandı. "Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız" Futbol takımının başarılı olmasının sürdürülebilirliğine dikkat çeken 44 yaşındaki iş insanı, "Fenerbahçe’de 2001-2011 yılları arasında başarılı olmuş bazı isimleri futbol icra kurulumuza dahil edeceğim. Bir futbol direktörü, bir futbol AR-GE direktörü koyuyoruz, bir transfer koordinatörü koyuyoruz. Bu 3 kişi bizim futbol aklımızı oluşturuyor. Biz ayrıldığımızda 1+3 yıl sonra o zaman bu ekibin orada kurumsal hafızayı yaşattığını göreceksiniz. Teknik direktör ve başkan değişse de o insanlar bunu sürdürecekler. Şu anda Fenerbahçe’nin bir scout ekibi yok, futbolcu izleme birimi yok. Birkaç menajer gelip elinde bohçasıyla oyuncu satmaya çalışıyor, sonucu da gördük. Eğer 3-4 bu futbol aklı olsa biz stopersiz, santrforsuz kalır mıydık? Mevcut santrforu gönderip, yarım santrfora kalır mıydık? Kadın basketbol, 8’de 8 şampiyonluk, 3 Euroleague şampiyonluğu kazandı. Bu tesadüf mü? Erkekler 15’te 10 şampiyonluk, 2 Euroleague şampiyonluğu. Niye futbolda değil. Seçilmişler gelip sürekli burnunu sokup doğru yönetemediklerinden dolayı. Bir an evvel seçilmişlerin futbolda kurtulmamız lazım. Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız. 10 yılda 5 kez şampiyon yapacağız. Bu bir başarıdır. Bu sene şampiyonluğu alsaydık siz hepiniz Sadettin Bey’i başarılı bulacaktınız. Aslında tamamen tesadüfi başarı olacaktı. Siz veya kamuoyu ne kadar başarılı diye anlatacaktı. Biz Ali Şen döneminde şampiyon olduk, sürdürülebilir olmadı. Tahsin Kaya döneminde şampiyon olduk, sürdürülebilir olmadı. Bir tek 2001-2011 yılarında oldu" şeklinde konuştu. "Samandıra’ya seçilmişlerin sürekli gitmemesi gerekiyor" Barış Göktürk, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Ekibiyle birlikte 2027 için hazırlandıklarını belirten Göktürk, "1 yıl sonrasının planına hazırlanıyoruz. Aday olmak için 500 kişi gerekiyor. Sadece sandıklara en az 100 görevli vermek zorundayız. Biz 150 kişilik sandık kurulu yapıyoruz. İki santrforu belirlemiş durumdayız. Teknik direktörlük için kiminle çalışacağımızı, Samandıra sorumlusu, idari menajerimizi biliyoruz. Kadro mühendisliği konusunda biz hazıra yakınız. Herkes Tedesco’yu çok sevdi. Puan ortalaması olarak beni tatmin etmiyor. Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak kapasiteyi görmüyorum, yetersiz görüyorum. Seçildikleri gün söyledim, ’24 saat içinde Devin Özek’i kovarım’. Diğeri de sempatik ama liyakatsız bir isimdi. Bu seneyi de bu arkadaşlar riske attılar. 31 Aralık akşamı çıkıp ’Seçime gideceğiz’ dedi. Sonrasında ’Biz devam etmeyi hak ettik’ dedi. Divan toplantısında birçok arkadaşımızdan rica etti, ’Bırakmayın desenize’ diye. Potansiyel hazırlık yapanların önünü kesti. Fenerbahçe’ye sportif ve mali enkaz bırakarak, en başarısız başkanı olarak ayrılacak. Tebrik ediyorum kendisini. Kadro planlaması konusunda sadece santrafor değil. Bizim 40 futbolcumuz var. Bu kadroyu kim kurdu? Yaz transfer döneminde şu anki adaylardan biri kadromuzu kurmadı mı? Bu seneki başarısızlığın ana mimarı kim, ne çabuk unuttunuz. Acun bey ayrıldıktan sonra mevcut kadroyu kim kurdu? Hakan Bey ile Ali başkan kurdu. Nene’yi kim aldı? Adaylar noterden imzaları verdikten sonra tekrar konuşacağım. Kadro planlanması doğru yapılanması, Samandıra’ya seçilmişlerin sürekli gitmemesi gerekiyor. Helikopterle tesise iniyorsunuz, pazarlığı yaptığınız futbolcuya mı gösteriş yapıyorsunuz. Seçilmişler değil, profesyonel insanlar, itibarı olan kişiler futbol aklını oluşturacak. Bir tanesini açıkladığım zaman herkes ’Yürü başkan’ diye arkamdan gelecek" dedi. "Mehmet Ali Aydınlar, birlikte liste yapmamı teklif etti" Fenerbahçe başkanlığı için adaylığı konuşulan Mehmet Ali Aydınlar ile görüşmesini aktaran Göktürk, "Mehmet Ali Bey ile 3,5 saat görüştüm. ’Ben mert ve dürüst bir insanım senden de aynısını beklerim adaysan adayım de. O zaman farklı konuşurum’ dedim. O zaman rakibiz. Ama aday değilsen, 3 Temmuz’da yaşananlardan dolayı senin maddi ve manevi borcun var. Fenerbahçe’ye sponsor olarak bu borcu ödediği konuşuluyor. Fenerbahçe’ye sponsorluk yaptı ama peki Galatasaray’a yapmadı mı? Son 10 yılda Fenerbahçe’ye mi daha çok sponsorluk parası mı vermiştir, Galatasaray’a mı? Neyin bedelini ödedi? Benim 15 yılım bedelini mi ödedi? Kesinlikle aday olmadığını bana ifade eti. ’O zaman rahatladım abi’ dedim. ’Şimdi iş değişti. Madem aday değilsen o zaman bize bir ağabeye ihtiyacımız var. Geçmişten Fenerbahçe’ye verdiğin hasarları kaldırmak durumdasınız. Telafi edebilirsiniz’ dedim. Birkaç gün önce Mehmet Ali Bey beni aradı. Kendisi ile beraber olmamı, birlikte liste yapmamı teklif etti. Ben de kendisine dedim ki şimdi iş değişti. ’Şu isimler olsa bile aday değilim’ dedi bana. Ben de ’Şimdi ne değişti? Niye söylemedin?’ dedim. Çok ciddi bir kırgınlığım oldu bu konuda. Mehmet Ali Aydınlar kendi hayatı, kendi doğrusunu yapacaktır. Ben isterdim ki aday olmasın, bize yaşatılan bu acıların bir şekilde maddi ve manevi olarak kefaretini ödemesini isterdim. Biz ona sağlayabilirdik" diye konuştu. "Tarihin en büyük harcaması bu kış döneminde oldu" Kulübün öncelikli ödenmesi gereken borçlarına dair ise Barış Göktürk, acil eylem planına yönelik şunları söyledi: "Çok büyük bir borç yükü var. Fenerbahçe fetret döneminin içinde. Fenerbahçe’de şuan ciddi nakit akışı problemi var. En az 100 milyon euro biz bunu sağlayacağız. Fenerbahçe’nin önemli gelir kalemleri var. Bu 350-360 milyon euro, 600 milyon euroya çıkarmamız lazım. Ali Koç’un en büyük başarısı gelirleri olağan üstü artırmıştır. 370 milyon euroya çıkarmıştır. Finansal borçları düşürmüştür. Görevde kalsa sıfıra indirecekti. Olağanüstü başarılıydı, sportif açıdan başarısız olmuştur. Mevcut yönetimde ise hem finansal hem sportif hem de futbolcu borçları artmıştır. Kante konusu; şampiyon olamazsak 3 ay bekleseydik. Şu ankinin 35 milyon euro aşağısına gelmiş olacaktı. Şampiyon olacaksan bu 35 milyon euro gitmiş olsun. Şampiyonluk gelseydi kimse bunu görmeyecekti o zaman ’Kante’yi niye aldık?’ demeyeceklerdi. Fenerbahçe’de borç bitmez, şirketler büyüdükçe borç artar. 119 yıllık tarihimizin en büyük harcaması bu kış döneminde oldu. Hile ve tespit komisyonu kuracağız. Bununla ilgili bir araştırma yapılması lazım. Hile ve şaibe durumu varsa her kim mesulse onu savcılığın çağırması lazım." "Biz 3 kötü transfer dönemi sonrası bugüne gelmişiz" Göreve geldikleri takdirde kuracakları futbol aklıyla ilgili ise Göktürk, "Bizim futbol aklımız, Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak futbol aklıdır. Reel gerçeklerle ortaya çıkacağız. Fenerbahçe’nin asıl problemi transfer yapmak olmayacak, oyuncu satma problemi olacak. 17 futbolcu satmak zorundayız, en az 5 futbolcu almak zorundayız. Siz sınırsız kaynakla da gelseniz alamıyorsunuz, 40 futbolcun var. Bunları satman gerekiyor. Bir an evvel bunun çalışma yapılması lazım. Bu satışı organize edeceğiz. 17 sporcumuzla yolları ayıracağız. Yabancı problemimiz var, Finansal Fair-Play sorunumuz var. Biz 3 kötü transfer dönemi sonrası bugüne gelmişiz. Fenerbahçe’nin fetret döneminin çukur sürecindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. "Biz Fenerbahçe için doğru insanlarız" Barış Göktürk, kongre üyelerine de çağrıda bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: "Aziz Yıldırım’ın alacağı karara saygı duyuyoruz. Aziz Yıldırım ve Ali Koç’a oy veren kongre üyelerine çağrıda bulunuyorum, artık Fenerbahçe kavga istemiyor. Aziz Yıldırım ile Ali Koç arasındaki geçmiş sürtüşmelerden yorulduk. Ben Fenerbahçe’yi aile olarak görüyorum. Biri bizim babamız, biri ağabey olarak görelim. Ben taraf tutmuyorum. Her ikisi de benim için çok değerlidir. Her ikisi de 3 Temmuz’da Fenerbahçe’nin düşmanları için mücadele etmiştir. Her ikisi de birlikte ayağa kalmamız için mücadele etmiştir. Onlara oy veren insanlara sesleniyorum. Biz Fenerbahçe için doğru insanlarız. Fenerbahçe’nin içinden gelen insanlarız. Gelin bizi destekleyin. 3 Temmuz’dan bagajı olmayan insanlara da sesleniyorum. Gelin bizim çatımız altında birleşin; bu seçimi tek vücut altında kazanalım. Başkanımız değerli büyüğümüz (Aziz Yıldırım) kendisini 1 yıl da beklerim, 4 yıl da beklerim. Kendisi yoksa ben buradaki en yetkin, en liyakatlı insanlarla yönetmeye hazırım. 11 Mayıs’ta imza sürecimizi başlatıyoruz. Biz Fenerbahçe’yi yönetmeye hazırız."