KÜLTÜR SANAT - 03 Şubat 2026 Salı 00:58

Berat Gecesi tüm yurtta dualarla idrak edildi

A
A
A
Berat Gecesi tüm yurtta dualarla idrak edildi

Şaban ayının 15’inci gecesi olan Berat Gecesi, tüm yurtta dualarla idrak edildi.


Berat Gecesi münasebetiyle camilerde düzenlenen programlarda, Kur’an-ı Kerim okundu, salavatlar getirildi ve İslam dünyası için dualar edildi. Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, İstanbul Büyük Çamlıca Camii’nde düzenlenen ‘Berat Gecesi Özel Programı’na katıldı. Arpaguş, programda yaptığı konuşmada, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ‘Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek ve bereketli kıl ve bizi sağlık ve afiyetle Ramazan-ı Şerif’e kavuştur’ duasını hatırlatarak, "İnşallah, Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi olan üç aylarda, Ramazan-ı Şerif’i bizi ulaştıran son durak mesabesindeki Berat Gecesi’ni idrak ediyoruz. Allah’a hamdüsenalar olsun! Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, bizleri af ve mağfiretiyle kucaklamak için böylesi güzel günleri bizlere ihsan eden, Cenabı Hakk’a sonsuz hamdüsenalar olsun! Bu müjdeleri bize ulaştıran Yüce Rabbimizin hakikatlerini, hayat düsturlarını, bizleri sıratı müstakime eriştirecek olan güzelliklerini bizlere ulaştıran ve bunları yaşayarak örnek bir hayatla bizlere öğreten Resul-i Kibriya Efendimize sonsuz salat-u selamlar olsun" ifadelerini kullandı.



"Cenabı Hakk’ın bize bahşettiği en büyük nimetlerden birisi ömrümüzdür"


Berat Gecesi’nin Yüce Allah’ın rahmetinin coştuğu bir vakit olduğunu dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, şunları kaydetti:


"Cenabı Hak cümlemizi bu kutlu geceden istifade edenlerden eylesin inşallah. Cenabı Hakk’ın bize bahşettiği en büyük nimetlerden birisi, hiç şüphesiz ömrümüzdür. Ancak o ömrü nerede, nasıl, Allah’ın emirlerine, Efendimizin (s.a.s.) sünnet-i seniyyesine ne derece bağlı geçirdiğimizde, bizim mükafat veya ziyan halimize yazılacak, hayatımızın mihenk noktasını oluşturacak bir imtihanla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini gösterir. Aziz ömrümüzü yaratılış gayemiz ve ebedi alemi kazanmak için kullanabilirsek, işte o zaman kurtuluşa erenlerden, ebedi hayatı kazanmış olanlardan oluruz. Allah’ın emirlerine, Efendimizin (s.a.s) getirdiklerine sırt çevirir, aksi istikamette bir hayat tutturursak, işte o zaman hüsrana uğrayanlardan oluruz. Ancak Cenabı Hak, rahmeti o kadar geniş bir varlık ki, böylesi güzel günler ve gecelerde, rahmetinin coştuğu anlarda kullarının hatalarını, günahlarını bağışlayarak, hulus-i kalb ile O’na niyaz ve tazarruda bulunan kullarının bağışlanması için böylesi güzel vesileler halk etmiş bizler için."



"Cenabı Hakk’ın bizlere sonuna kadar açtığı lütuf ve rahmet kapılarından istifade etmemiz gerekir"


Bu kutlu gecelerin ve Ramazan-ı Şerif’in Müslümanlar için Allah’ın izniyle bir kurtuluşa vesile olacağını aktaran Arpaguş, "Arınmamız, hata ve kusurlarımızdan kurtulmamız için Cenabı Hakk’ın bizlere sonuna kadar açtığı lütuf ve rahmet kapılarından istifade etmemiz gerekir. Peygamber Efendimiz bu geceyi diğer gecelerden üstün kılan özelliklerden bahsederken şöyle buyururlar: ‘Muhakkak Allah, Şaban’ın 15. gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır ve bütün mahlukata mağfiret eder. Yalnızca müşrikler, Allah’a şirk koşanlar ve kalpleri düşmanlık hissiyle dolu olup, insanlarla bu düşmanlık hisleriyle muhatap olanlar bunun dışında kalırlar.’ Evet, Cenabı Hakk’ın rahmet tecellilerinin ardı ardına coşup taştığı bir gecede Allah’a şirk koşanlar ve içerisinde insanlara karşı nefret ve kötü duygular besleyenler bundan istifade edemeyeceklerdir" dedi.



"Rahmetin bol bol coştuğu bir geceyi yaşıyoruz"


Arpaguş, "Cenabı Hak, Şaban ayının 15. gecesinde yeryüzüne tecelli eder ve nida eder. ‘Yok mu tövbe eden kullarım. Tövbelerini kabul edeyim. Yok mu benden rızık isteyen kullarım, onlara rızık vereyim. Yok mu benden şifa isteyen hasta kullarım, onlara şifa vereyim. Yok mu benden bir dileği olan, onun dileğine karşılık vereyim. Efendimizin müjdesi bu. Cenabı Hakk’ın bütün rahmet kapılarını açtığı, af ve mağfiret etmek için kullarını bahaneler aradığı, tabiri caizse rahmetin bol bol coştuğu bir geceyi yaşıyoruz. Cenabı Hak istifade eden kullarından eylesin bizleri" diye konuştu.



"Cenabı Hakk’ın huzurunda kendimizi hesaba çekme vaktidir"


"Ey kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi asla kesmeyin. Cenabı Hak bütün günahları bağışlayıcıdır. O çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." ayet- i kerimesini hatırlatan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:


"Hataya düşmüş olabiliriz, tembellik göstermiş olabiliriz, Allah’ın emirlerine riayette gevşeklik göstermiş olabiliriz. Ama şimdi hesap vakti. Hesabımızı, kitabımızı yapıp, başımızı ellerimizin arasına alıp, Cenabı Hakk’ın huzurunda kendimizi hesaba çekme vaktidir. Efendimiz ne güzel buyuruyor; ‘Hesaba çekilmeden, o hesap günü gelmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.’ Kendimizi hesaba çekecek bir geceyi yaşıyoruz. Hatalarımız, kusurlarımız karşısında Cenabı Hakk’ın rahmetinin ne kadar bol olduğunu biliyoruz. Hata ve günahlarımızdan tövbe ve istiğfar ettiğimizde O’nun bize rahmetle tecelli edeceğini biliyoruz. Çünkü Cenabı Hak, ‘Rahmetim her şeyden daha geniştir.’ buyuruyor. Evet, rahmeti bu kadar genişse, kulunun hatası, günahı ne kadar olursa olsun, samimi bir tövbe ile O’nun huzuruna gelir ve af dilerse Cenabı Hak onu affedeceğini, böyle kutlu gecelerle kuluna merhamet ve rahmetle yaklaşacağını bizlere ifade ediyor."



"Cenabı Hak bizlerden tövbe ve istiğfar bekliyor"


Berat Gecesi’nin tefekkür ve tezekkürle geçirilmesi gerektiğini dile getiren Arpaguş, şunları kaydetti:


"Hep birlikte Rabbimize karşı kulluk vazifelerimizi gözden geçirelim. Efendimize (s.a.s) karşı muhabbetimizi, sevgimizi, O’nun ahlakı, güzel ahlakıyla ne kadar bağımız var, bunu bir gözden geçirelim. Kitabımıza karşı vefamız ne? Kitabımız bize neyi emrediyor, biz neyi yapıyoruz? Bunları kontrol ederek inşallah ebediyet hayatını kazanmak üzere güzel günlerin hep birlikte yaşayacak, yaşatacak bir aleme, güzelliklere kapı aralayalım. Bu gece ‘tövbe gecesi’ dedik. Cenabı Hak bizlerden tövbe ve istiğfar bekliyor. Nasuh bir tövbe, kalbin derinliklerinden gelen bir tövbe, samimi bir tövbe istiyor bizden. Yaptığımız her şeyden tövbe edip pişmanlık duyup bir daha rücu etmemesine Cenabı Hak kendisine söz vermemizi istiyor. Dolayısıyla aziz kardeşlerim bu fırsat gecesini tövbe anlamında da değerlendirmemiz gerekir."


Yüce Allah’a bir kulun en çok yaklaştığı anların secde hali ve niyaz ettiği dua anları olduğunu belirten Arpaguş, "Dolayısıyla secdelerimizde, dualarımızda Cenabı Hak, O’na tazarru ve niyaz ile kalpten samimi olarak dua ve niyaz edersek Cenabı Hak, ‘bizim dualarımıza icabet edeceğini’ söylüyor. ‘Bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğunu’ söylüyor. ‘Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir’ diyor. Öyle ise gönlümüzü, kalbimizi ona yöneltip, ellerimizi ona açtığımızda, O’nun huzurunda secdeye vardığımızda; O’da bizim niyazımıza, duamıza icabet edecektir. Çünkü, ‘Kullarım benden soracak olurlarsa ben onlara çok yakınım.’ buyuruyor. ‘Dua edenin, duasına icabet ederim, karşılık veririm’ buyuruyor. Cenabı Hak tövbelerimizi, dualarımızı kabul buyursun inşallah" şeklinde konuştu.


Arpaguş, konuşmasının ardından dua etti.



Berat Gecesi tüm yurtta dualarla idrak edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP lideri Devlet Bahçeli: "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i vefatının 29’uncu yıl dönümü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Alparslan Türkeş’in, Türk milliyetçiliği fikrini kurumsallaştırarak geniş kitlelere ulaştıran, onu bir siyasi proje haline getiren büyük bir fikir, dava ve devlet adamı olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkeş’in açtığı ülkücü çığırı, milli heyecanı ve arzuları bir şuurda topladığına değindi. "Türkeş, zorlu şartlarda ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan taviz vermemiştir" Bahçeli, Türkeş’in, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanı olduğunu belirterek, "Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir. Hiçbir menfaat vaadine aldanmamış, yolundan dönmemiş, satanlardan, korkanlardan, terk edenlerden olmamıştır. Fani hayatını ülkesine, milletine ve ülkülerine adamıştır. Türk milliyetçiliğinin çile ve mücadeleyle geçen tarihine yakından şahit olmuş, müdahil olmuş, varlığı ile bu mücadeleye farklı bir anlam kazandırmıştır. Türkeş, Türklük ülküsü ile Türk milliyetçiliği davasının günümüze uzanan şerefli geçmişindeki en önemli şahsiyetlerinden birisidir. O, tarihten ilhamını alarak gözlerini geleceğin ufkuna dikmişti. ‘Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum’ sözleri ile büyük Türk milletinin elden ele taşınan mukaddes emanetini, nesilden nesile aktarma kararlılığını göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "MHP, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, kadroları yetiştiren bir siyaset ekolü haline gelmiştir" Bahçeli, Türkeş’in Türk milliyetçiliğini, Türk milletini sevmek ve onu yükseltmek ülküsü olarak ifade ederek ömrünü bu gayeye hizmetle geçirdiğini kaydederek, "Tutarlı hayat çizgisiyle, tavizsiz duruşuyla davamızın onuruna leke düşürmemiş; tehdit ve tehlikeler karşısında zaaf göstermemiştir. Büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanı olan Türkeş Bey, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslâm ülküsünün başarısına vakfetmiş, sağduyunun gür sesi ve demokrasinin yılmaz bir neferi olmuştur. Haksızlık karşısında susmamış, geleceğin büyük Türkiye’sini planlamış ve bunu bıkmadan usanmadan anlatmıştır. Ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, vizyon ve kadroları yetiştiren bir siyaset mektebi ve ekolü haline gelmiştir. Fikriyatımız ve siyasi mücadelemiz aziz milletimizde ve mazlum gönüllerde karşılık bulmuştur" açıklamasında bulundu. "Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirledi" Türkeş’in yaktığı meşalenin sönmeyeceğini söyleyen Bahçeli, "Şanla, şerefle 57 yılı geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir. Partimizin kurulduğu 1969’dan itibaren elde ettiğimiz birikim ve tecrübeler Türk ve Türkiye Yüzyılının inşa ve ihya müjdesi haline gelmiştir. Merhum Türkeş, ‘Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine lâyık bir istikbâl meydana getirme davası’ olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasını, ‘Türklük gurur ve şuuru ile İslâm ahlâk ve faziletini’ bir potada eriten bir manevî temele dayandırmıştır. Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirlemiş; ‘gerçek milliyetçiliğin, milleti meydana getiren her insanı hiçbir ayrım yapmaksızın aynı derecede sevmek’ olduğunu savunarak millî birlik ve beraberliğimizin temelini kuvvetlendirmiştir" dedi. "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Türkeş’in Türk milletine ilişkin görüşlerine değinen Bahçeli, şunları kaydetti: "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Onun ‘iç barış ülküsü’ tabiri Türkiye’deki her türlü fitne, tefrika ve ayrılık hareketine karşı çağları aşan bir panzehir hüviyetindedir. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir. Türkeş’i gerçek manada anmak, hatırasını yâd etmek; O’nu doğru anlamaktan, ülküsünü ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve ehil ellerde bugün milletimizin istikbal ve istiklal güvencesidir. Milliyetçi ülkücü hareket, aynı ilkelerle yolunda yürümeye devam edecektir. Başbuğumuzun vizyonu doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milli özlem ve hedeflerimize kararlı adımlarla ulaşmak, Türk ve Türkiye Yüzyılında lider ülke ve süper güç Türkiye’yi inşa etmek gayretindeyiz. Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır."
Samsun Kırsal kalkınma yatırımlarına yüzde 70’e varan hibe desteği Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, kırsal kalkınma yatırımlarında hibe oranı yüzde 70’e kadar çıkarken, proje üst limiti 30 milyon TL olarak belirlendi. Kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla hazırlanan "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Çerçevesinde Yapılacak Desteklemeler Hakkında Tebliğ 3 Nisan 2026 tarihli ve 33213 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen program kapsamında yatırımcılara önemli oranlarda hibe desteği sağlanacak. Başvuru zamanı ve şartlarının ise Bakanlık Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanacak Uygulama Rehberi ile netleşeceği bildirildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, destek oranlarına dikkat çekerek, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler, eğitimli gençler ve organize tarım bölgelerinde yapılacak yatırımlara yüzde 70 oranında hibe verileceğini belirtti. Genç ve kadın girişimciler ile yatırım yerinin köy, belde ve kırsal alan olduğu projelerde ise bu oranın yüzde 60 olacağını ifade etti. Program bütçesinin dağılımına da değinen Yılmaz, toplam bütçenin en az yüzde 20’sinin kadın ve genç girişimcilere, yüzde 30’unun ise aile işletmelerine ayrılacağını söyledi. Hibe desteklerinde alt ve üst limitler de belirlendi. Buna göre hibeye esas proje tutarının alt limiti 100 bin TL olurken, aile işletmelerine yönelik projelerde üst limit 8 milyon TL olarak açıklandı. Tebliğ kapsamında diğer yatırımlar için ise hibeye esas proje üst limiti 30 milyon TL’ye kadar çıkabilecek. Yılmaz açıklamasında, "Her zamanki gibi bakanlık olarak üreticilerimizin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Tebliğin ilimiz tarımına, yatırımcılarına ve üreticilerine hayırlı olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Programdan yararlanmak isteyen yatırımcıların, Uygulama Rehberi’nin yayımlanmasının ardından İl Müdürlüğü Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü’ne başvurabilecekleri belirtildi.
Manisa Gediz’in kirliliğine karşı ortak mücadele çağrısı Manisa’da, Gediz Nehri’ndeki kirliliğe dikkat çekmek ve çözüm yolları üretmek amacıyla kapsamlı bir etkinlik düzenlendi. "Gediz’in Bitmeyen Kavgası" belgesel gösterimiyle başlayan program, bölgenin su sorunlarının masaya yatırıldığı "Hayat Suyu Gediz: Sorunlar ve Çözüm Yolları" paneliyle devam etti. Panelin konuşmacıları arasında yer alan MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, doğal kaynakları gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını söyledi. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Kent Konseyleri iş birliğiyle gerçekleştirilen panelde; sanayi, madencilik ve evsel atıkların yanı sıra yoğun tarımsal faaliyetlerin nehir üzerindeki baskısı ele alındı. Panele katılan MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Gediz’in 4 il ve 18 ilçeyi kapsayan devasa bir ekosistem olduğunu hatırlatarak, kurtuluşun ancak koordineli bir mücadele ile mümkün olacağını vurguladı. Programa Kılıç’ın yanı sıra İzdeniz Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, Gediz Kirliliği Önleme Koordinasyon Temsilcisi Ramis Sağlam ve Ege Derneği Manisa Temsilcisi Murat Gültekin panele konuşmacı olarak katılırken, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın da paneli çevre dernekleri ve vatandaşlarla birlikte takip etti. "Gediz demek Manisa demek" "Gediz’in Bitmeyen Kavgası" belgesel gösteriminin ardından gerçekleştirilen panelde konuşan MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Gediz’in Manisa için çok önemli olduğunu belirtti. Kılıç, "Gediz demek Manisa demek. 401 kilometrelik nehrin büyük bir kısmı Manisa sınırları içerisinde. Gediz havzası Manisa’nın en önemli tarımsal üretim merkezi. 4.2 milyon hektarlık bir alandan bahsediyoruz. Üretim ve oluşturduğu artı değerle Manisa’yı ilk sıralara taşıyan bir havza. Daha önceki dönemlerde Gediz’de balık tutma vaatleri vardı ama maalesef biz bu hayale bir türlü ulaşamadık. Bununla ilgili sadece yerel yönetimler, merkezi hükümet, kamu kurumları değil hep birlikte, el birliğiyle bir çözüm bulmamız gerekiyor" dedi. Kaynakların korunmasıyla ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Ali Kılıç, "Biz MASKİ olarak scada sistemlerini daha da geliştiriyoruz. Kayıp kaçak oranlarını azaltmak için bütün sondajlara debi ölçer koyuyoruz. Manisa’nın altyapısının dijital haritasını çıkartıyoruz. Hidrolik modellemelerle ilgili çalışmalara başladık. 17 ilçede 1089 mahallede, yaklaşık 1,5 milyon nüfusa hizmet ediyoruz. 24 atıksu arıtma tesisimiz var. Bunun 19’u Gediz Havzası’nda 5’i Kuzey Ege-Bakırçay havzasında. Ciddi bir nüfusun oluşturduğu kirliliği arıtabiliyoruz" diye konuştu. "Atıksuları tarımsal sulamada kullanmak için çalışmalarımız var" En önemli projelerden bir tanesinin atıksu arıtma tesislerinden çıkan suyun tarımsal sulamada kullanmak olduğunu söyleyen Ali Kılıç, "Projeyle ilgili büyük çalışma gerçekleştirdik. Sarıgöl’de bir çalışma başlattık. Günlük 3 bin metreküplük suyu tarımsal sulamada kullanmak için ciddi bir proje yaptık. DSİ’yle görüşmeler yaptık ve Manisa merkezden çıkan arıtma suyuna talip oldular. İlerleyen zamanlarda bu konuyla ilgili çalışmalar yapılacak" ifadelerini kullandı. Yaşanacak su krizine değindi İklim krizinin kapıda olduğunu belirten Kılıç, Manisa’nın içme suyu ihtiyacının neredeyse tamamını yeraltı sondajlarından karşılamasının büyük bir risk taşıdığını ifade etti. Kılıç, şu uyarılarda bulundu: "Sürekli yeni sondajlar açıyoruz ancak su seviyeleri hızla düşüyor. Daha derine indikçe ağır metal riski artıyor. Manisa’nın acilen yerüstü su kaynaklarına geçmesi gerekiyor. Akhisar Gürdük, Turgutlu Kelebek ve Soma Sevişler gibi barajlardan içme suyu temini için DSİ ile temaslarımız sürüyor." MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç’ın konuşmasının ardından İzdeniz Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, Gediz Kirliliği Önleme Koordinasyon Temsilcisi Ramis Sağlam ve Ege Derneği Manisa Temsilcisi Murat Gültekin de birer konuşma yaparak Gediz ve yaşanan çevre kirliliği sorunlarına değindi.