POLİTİKA - 18 Mayıs 2026 Pazartesi 20:52

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Tekirdağ Çorlu’da silahlı kavga olayına müdahale ettikleri sırada şüpheli şahsın silahla karşılık vermesi sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum" diye konuştu.


"Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız"


28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin sarsıntılarının birçok alanda hala devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tufeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır" şeklinde konuştu.


"Her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur"


Her savaşın kendi ekonomisini ürettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran Savaşı’yla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında taraflarının uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tufeylilerin çok büyük rolü etkisi sabotaj girişimi vardır" ifadelerini kullandı.


"Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir"


Kriz sürecini Türkiye’de kullanmaya çalışanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:


"Ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım; Muhalefet bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran Savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi ‘iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin’ mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar."


"Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir"


Muhalefet demenin ülkeye ateşe atacak kadar gözü karartmak demek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır. Oysa muhalefet demek çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir. Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi.


"Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok"


Türkiye’nin kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın sosyal medyada kesilen ahkamların kime yaradığı kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. ‘Muhalefet ediyorum’ bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" dedi.


"Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır"


Siyasi yelpazenin hangi kanadında olunursa olsun herkesin "önce milletim, önce memleketim" ilkesiyle hareket etmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:


"Sevgili vatandaşlarım burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum; Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başkan noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu’daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya’daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın 2008’deki Mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. Kovid-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomiyle bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu, olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor."


"Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik"


Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığı koruduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle askeri düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu dağda artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık. Türkiye’nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür" diye konuştu.


"Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir"


Türkiye’nin bölgenin istikrar adası olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye’yle daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye’nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son ‘SAHA EXPO 2026’da’ buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye’nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden bin 700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu" dedi.


EFES 2026 tatbikatından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "50 farklı ülkenin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz EFES 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven, hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayii ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyasıyla ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız, merhum İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk dünyası vizyonuyla adım adım hayata biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal’ın 34 yıl önce söylediği ’Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21’inci asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor" dedi.


"Yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü olacaktır"


Kazakistan ziyaretinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:


"Kazakistan’la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ebedi dostluk ve genişletilmiş stratejik ortaklık bildirisine imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayri resmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın on üçüncü zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı’nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye’sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye’sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026’nın Türkiye’si 2002’nin Türkiye’sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır."


"Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır"


Türkiye’nin terör prangasından kurtulmasının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye’nin önünde yepyeni bir yol açılacak terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime sağlığa üretime ulaştırmaya harcanacak Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye’nin inşası içindir. Bundan geri dönüş taviz yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye’nin ekonomisini büyütmek itibarını artırmak sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz" şeklinde konuştu.


"Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum"


Vatandaşlardan hükümete güvenmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye’yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor. Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum. Aziz milletim bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim’de varılan ateşkese rağmen İsrail Gazze’ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor" diye konuştu.


"Türkiye’nin Gazze halkının yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum"


İsrail’in yaptıklarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail’in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu’nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye’nin Gazze halkının ve Gazze’ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecektir. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Vatandaşların Kurban Bayramı’nı da tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:


"Önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Bu bayramda Cenab-ı Allah’a karşı şükrümüzü ifa etmekle kalmayacak, milletçe birbirimize daha sıkı sarılacak, muhabbet ve kardeşlik bağlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Kurban Bayramı’nda mali durumu müsait olan kardeşlerimizin garip gurebayı ve ihtiyaç sahiplerini gözetmesini, kurban etlerinin dolaplarımızı değil, karşılıklı gönüllerimizi doldurmasını ve ruhlarımızı doyurmasını temenni ediyorum. Bildiğiniz üzere çalışanlarımızı hafta içindeki bir buçuk günü de idari izinli sayıp, dokuz günlük kesintisiz bir tatil yapma imkanı vermiştik. Bu bayramda seyahat edecek olan vatandaşlarımızın trafik kurallarına titizlikle uymasını, Kurban Bayramı’nı sevdiklerimize zehredecek kazalara sebebiyet verecek davranışlardan uzak durulmasını istirham ediyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Köyceğizli kanocu Yıldırım ve Demir’den Bratislava’da üstün performans Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde kano sporuyla uğraşan iki sporcu Bratislava’da üstün performans göstererek önemli dereceler elde etti. Slovakya’nın Bratislava kentinde düzenlenen Uluslararası Bratislava Yarışları’nda, üstün performans göstererek, 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz olmak üzere toplam 4 madalya kazanarak Türk bayrağını ve Muğla’yı başarıyla temsil etti. Köyceğizli sporcular Poyraz Yıldırım ve Arda Kaan Demir elde ettikleri derecelerle ilçeyi gururlandırdı. Slovakya’nın Bratislava kentinde düzenlenen Uluslararası Bratislava Yarışları’nda Türkiye’yi başarıyla temsil eden Poyraz Yıldırım, K4 Boys A Final 200 metrede birincilik, K1 Boys A Final 200metrede ikincilik, K1 Boys A Final 500metrede ise üçüncülük ede etti. Arda Kaan Demir ise K1 Junior Men A Final 200 metrede yedincilik, K1 Junior Men A Final 500 metrede dördüncülük, K1 Junior Men B Final 1000 metrede birincilik derecelerini elde etti. Muğla Valiliği’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada "Uluslararası arenada Muğla’mızın adını kürsüye yazdıran milli sporcularımızı ve onların yetişmesinde büyük emeği olan antrenörlerimizi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum" ifadeleri kullanıldı. Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ise yaptığı açıklamada "Ay-yıldızlı bayrağımızı uluslararası arenada gururla temsil eden sporcularımızı ve antrenörlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır Kasaplardan Kurban Bayramı öncesi ’acemilik’ uyarısı Kurban Bayramı yaklaşırken kasaplar, her yıl yaşanan yaralanmalara karşı kesicileri uyardı. Acemi kasapların en çok dikkatsizlik nedeniyle kendilerini kestiğini belirten ustalar, bıçakların keskin olması, hayvana eziyet edilmemesi ve hayvanın ayaklarının sıkıca tutulmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Kurban Bayramı öncesi hazırlıklar sürerken, Diyarbakır Yenişehir ilçesindeki hayvan pazarındaki kasaplar önemli uyarılarda bulundu. Her bayram çok sayıda kişinin kurban kesimi sırasında dikkatsizlik nedeniyle yaralandığını belirten kasap ustaları, özellikle acemi kasapların daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Kasaplar, kurban kesiminde kullanılacak bıçakların mutlaka keskin olması gerektiğini belirterek, kör bıçakların hem hayvana eziyet verdiğini hem de kazalara davetiye çıkardığını söyledi. Hayvanın kontrol altında tutulmasının önemine dikkat çeken ustalar, ayakların sağlam şekilde bağlanması ve kesim sırasında birkaç kişinin destek vermesi gerektiğini ifade etti. Kasaplar ayrıca, kurban kesiminin ehil kişiler tarafından yapılmasının hem dini kurallara hem de güvenlik açısından önemli olduğunu belirterek vatandaşlara dikkatli olmaları çağrısında bulundu. Kasap İslam Kaya, hayvanı yere yatırdıktan sonra tekbir çekilmesi gerektiğini ve hayvanın acı çekmemesi için tek seferde sivri bir bıçak ile hayvana eziyet edilmeden kesilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Meslektaşlarımdan ricam hayvana eziyet etmesinler. Bıçakları her zaman sivri olsun. Ayrıca hayvanı kesim alanına getirirken sürükleyerek getirmesinler, incitmesinler. Kesimden sonra etine dikkat etmesi lazım. Eğer siyah et ise hastalıklı hayvandır. Kurban sahibini uyarması lazım. Kesim yaparken hayvanın ayaklarına dikkat etmeleri lazım çok hareket etmemesi lazım. Kendileri de ellerine ve ayaklarına dikkat etmesi lazım. Kurbanı keserken sürekli odak noktası hayvan olması lazım. Hastaneler bol bol dikiş atıyor bugünlerde. Acemilerin kesim yapmaması lazım" dedi. Bir diğer usta İsmail Ersoy ise hayvanları dinin gerektirdiği usule göre kesmeye çalıştıklarını söyledi. Ersoy, "Bu hayvanlara eziyet etmek günahtır. Tedbirlerimizi alıyoruz ve hayvanımızı kesiyoruz. Parçalayıp, doğrayıp poşetlere koyuyoruz. Meslektaşlarıma önerim helal bir şekilde kessinler. Hayır yapan kadar biz de bu sevaba ortak oluyoruz eğer güzel kesersek. Bir diğer önerim ise bıçaktan mümkün mertebe ellerini ve ayaklarını uzak tutsunlar" ifadelerini kullandı.
Sivas Güler, gündemlerinde af olmadığını açıkladı AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yaptığı açıklamada, gündemlerinde af olmadığını, asla af gibi bir düşünceleri olmayacağını söyledi. Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Ceza infaz sistemi içerisinde ‘af’ la ilgili bir çalışmaları olup olmayacağı yönündeki soruya, Güler, keskin ifadelerle kesinlikle af gibi bir düşünceleri olmadığı yanıtını verdi. Güler, affın mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını belirtip, ""Bizim gibi toplumlarda temel mesele aftan öte eylem ve suç açısından değerlendirildiğinde, caydırıcı yeterli ceza verilip verilemediğidir. Cezasızlık algısının konuşulması lazımdır aslında. Çünkü biz biliyoruz ki bir kişinin haksız yere öldürülmesi halinde, inancımız gereği tüm insanlığın öldürüldüğü varsayarız. Haksız yere öldürmeyi tüm insanlığa yönelik bir eylem olarak kabul ederiz. Toplumu korumanın, bireyi korumanın, aileyi korumanın yolu da, her hangi bir eylem ortaya konulduğunda bunun adil yargılamasının yapılarak toplumu meşruiyeti ve kamu vicdanı açısından hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. Af olamaz, af dediğimiz hadise uğranan mağduriyeti ortadan kaldıran bir şey değildir" dedi. Rahşan affının işe yaramadığı görüldü Güler, 1999 yılındaki Rahşan affının işe yaramadığını ifade ederek, "Sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş batı toplumlarına da baktığımızda gerçekleştirilen afların bir fayda salamadığı, suçların artış gösterdiğini görüyoruz. En son Türkiye’de teknik olarak olmasa da uygulama olarak 1999 yılındaki merhum Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde çıkartılan bir infaz düzenlemesi var. Orada tahmile edilen kişilerin 3 yıl içerişimde yüzde 67’sinin geri döndüğünü gördük. Yani af bir işe yaramadı. Usulen toplumun o anki beklentisi karşılanmış toplumsal sonuç üretme yönünde hiçbir işe yaramamıştır" şeklinde konuştu. Rehabilite ile erken tahliyeler çalışılabilir Güler, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat getirilen kişilerin erken tahliye edilebileceğinin altını çizerek şunları söyledi. "Biz affı değil bizim insanların pişmanlığı ile birlikte, varsa sağlık sorunları tedavi edilmeleri, psikolojik destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceklerine dair bir kanaat oluşturulması ve koşullu saclı verme şartlarının iyileştirilmesi, bizim buna çalışmamız lazım. Öyle bir çalışma yapmamız lazım ki ömrü hayatında bir kez suç işlemiş kişi, işlediği suçun sonradan farkına varmıştır. Pişmanlığına ermiştir, kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimle serbestlikle birlikte, koşullu salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir. Asla af olmaz. Asla af gibi bir düşüncemiz yok. İnfaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi, suç ayrımı olmaksızın her türlü mahkûmiyet halinin desteklenmesi çalışmalarını önemseriz"
Sivas Güler, gündemlerinde af olmadığını açıkladı AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yaptığı açıklamada, gündemlerinde af olmadığını, asla af gibi bir düşünceleri olmayacağını söyledi. Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Ceza infaz sistemi içerisinde ‘af’ la ilgili bir çalışmaları olup olmayacağı yönündeki soruya, Güler, keskin ifadelerle kesinlikle af gibi bir düşünceleri olmadığı yanıtını verdi. Güler, affın mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını belirtip, ""Bizim gibi toplumlarda temel mesele aftan öte eylem ve suç açısından değerlendirildiğinde, caydırıcı yeterli ceza verilip verilemediğidir. Cezasızlık algısının konuşulması lazımdır aslında. Çünkü biz biliyoruz ki bir kişinin haksız yere öldürülmesi halinde, inancımız gereği tüm insanlığın öldürüldüğü varsayarız. Haksız yere öldürmeyi tüm insanlığa yönelik bir eylem olarak kabul ederiz. Toplumu korumanın, bireyi korumanın, aileyi korumanın yolu da, her hangi bir eylem ortaya konulduğunda bunun adil yargılamasının yapılarak toplumu meşruiyeti ve kamu vicdanı açısından hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. Af olamaz, af dediğimiz hadise uğranan mağduriyeti ortadan kaldıran bir şey değildir." dedi. Rahşan affının işe yaramadığı görüldü Güler, 1999 yılındaki Rahşan affının işe yaramadığını ifade ederek, "Sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş batı toplumlarına da baktığımızda gerçekleştirilen afların bir fayda salamadığı, suçların artış gösterdiğini görüyoruz. En son Türkiye’de teknik olarak olmasa da uygulama olarak 1999 yılındaki merhum Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde çıkartılan bir infaz düzenlemesi var. Orada tahmile edilen kişilerin 3 yıl içerişimde yüzde 67’sinin geri döndüğünü gördük. Yani af bir işe yaramadı. Usulen toplumun o anki beklentisi karşılanmış toplumsal sonuç üretme yönünde hiçbir işe yaramamıştır" şeklinde konuştu. Rehabilite ile erken tahliyeler çalışılabilir Güler, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat getirilen kişilerin erken tahliye edilebileceğinin altını çizerek şunları söyledi. "Biz affı değil bizim insanların pişmanlığı ile birlikte, varsa sağlık sorunları tedavi edilmeleri, psikolojik destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceklerine dair bir kanaat oluşturulması ve koşullu saclı verme şartlarının iyileştirilmesi, bizim buna çalışmamız lazım. Öyle bir çalışma yapmamız lazım ki ömrü hayatında bir kez suç işlemiş kişi, işlediği suçun sonradan farkına varmıştır. Pişmanlığına ermiştir, kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimle serbestlikle birlikte, koşullu salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir. Asla af olmaz. Asla af gibi bir düşüncemiz yok. İnfaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi, suç ayrımı olmaksızın her türlü mahkûmiyet halinin desteklenmesi çalışmalarını önemseriz" (GF-
Kocaeli Korkunç olayda borç detayı Kocaeli’de arkadaşı Geylani Yenigün’ü evinde öldürdükten sonra intihar eden Uğur Öz’ün, cinayette kullandığı silahı olaydan bir gün önce temin ettiği ortaya çıktı. Piyasaya yaklaşık 300 milyon lira borcu olduğu öne sürülen Öz’ün, kendisine daha önce de borç veren Yenigün’den tekrar para istediği ve ret cevabı alması üzerine olayı gerçekleştirdiği ihtimali üzerinde duruluyor. Yahyakaptan Mahallesi Sağlık Sokak’taki sitede 23 Mayıs’ta meydana gelen cinayet ve intihar olayına ilişkin soruşturmada yeni detaylara ulaşıldı. Olay günü Geylani Yenigün (44), ailesiyle kahvaltıya gitmek üzere hazırlandığı sırada arkadaşı Uğur Öz (41) evine geldi. Yenigün, konuşmak isteyen Öz ile yalnız kalabilmek için ailesini arabaya gönderdi. İddiaya göre, daha önce Yenigün’den 15 milyon lira borç alan Öz, bu görüşmede yeniden borç para talebinde bulundu. Yenigün’ün, eski borcun ödenmemesi nedeniyle bu talebi reddetmesi üzerine tartışma çıktı. Tabancayı bir gün önce temin etmiş Tartışmanın büyümesiyle Uğur Öz, olaydan bir gün önce bir başka arkadaşından emanet aldığı öğrenilen tabancayla Yenigün’e ateş ederek dışarı çıktı. Silah sesleri üzerine eve koşan ailesi, Yenigün’ü kanlar içinde yerde buldu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Yenigün’ün hayatını kaybettiğini belirledi. Olayın ardından sitenin bahçesinde Uğur Öz, cinayette kullandığı silahla hayatına son verdi. Polis ekiplerince yapılan incelemede, cebinde cinayeti neden işlediğine dair itirafların yer aldığı bir not bulundu. Yapılan araştırmalarda, Uğur Öz’ün Yenigün’e olan 15 milyon liralık borcunun yanı sıra piyasaya toplam 300 milyon lira borcu bulunduğu, başladığı villa inşaatlarının yarım kaldığı ve ciddi bir borç batağında olduğu iddia edildi. Geylani Yenigün, Öz’ün nikah şahidiydi Kimya, eğlence ve inşaat sektörlerindeki yatırımlarının yanı sıra yerel bir gazetenin de ortağı olan 2 çocuk babası Geylani Yenigün’ün, kendisini hayattan koparan Uğur Öz’ün 2025 yılı aralık ayında kıyılan nikahında şahitlik yaptığı ortaya çıkmıştı. Yenigün, geçtiğimiz mart ayında MHP Kocaeli İl Yönetim Kurulu’na girerek Medya ve İletişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmişti. Ticari hayatına 2015’te gayrimenkul ve otomotiv sektörüyle giren, ardından inşaat ile eğlence sektörlerine yönelen Öz’ün ise 28 Mayıs 2023 tarihinde kendisinden ayrılmak isteyen kız arkadaşını tabancayla ateş ederek yaraladığı da biliniyordu. Olayla ilgili soruşturmanın gizli yürütüldüğü de öğrenildi.