POLİTİKA - 02 Mart 2026 Pazartesi 20:58

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen AK Parti Genel Merkez 2026 İftar Buluşması’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı, sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın daha bir anlam kazandığı Ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabasında olduklarını ifade ederek, genel merkez birimleri, milletvekilleri, kadın kolları, gençlik kolları, ve yerel yönetimlerle tam kadro sahada olduklarını aktardı. Erdoğan, Ramazan ayında yurt içinde olduğu gibi Halep’ten Saraybosna’ya, Varna’dan Prizren’e kadar yurtdışındaki birçok yerde Ramazan coşkusunu birlikte paylaştıklarını da sözlerine ekledi.



"Eğer yaraları sarabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyoruz demektir"


Temel misyonlarının her zaman ve her yerde vatandaşlarla birlikte olmak olduğunu söyleyen Erdoğan, "Eğer yaraları sarabiliyorsak, dertlere derman olabiliyorsak, sorunlara çözüm üretebiliyorsak, milletimizin hayır duasını alabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyor ve bulunduğumuz makamın hakkını veriyoruz demektir. Biz 23 yıldır hep bunu yaptık. İnşallah aynı çizgide ilerleyeceğiz. 86 milyonun emanetini ve yüz milyonlarca mazlumun umudunu taşıyan bir kadro olarak durmak, duraklamak, rehavet içine girmek gibi bir şansımız, böyle bir lüksümüz yok. Özellikle çıkar amaçlı suç örgütlerinin dikte ettiği gündemlere hapsolmuş muhalefetin vizyonsuzluğuna bakarak hızımızı düşüremeyiz. Tempoyu sürekli artırmak, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarmak zorundayız. Dolayısıyla koşturmaya devam edeceğiz. Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz. Daha çok insanımızın elini tutmaya devam edeceğiz. Durmadan, dinlenmeden özellikle hiçbir insanımızı ayırmadan 86 milyonu muhabbetle kucaklamayı sürdüreceğiz. Son gününe kadar inşallah Ramazan-ı Şerif’i bu şekilde değerlendirmenin sabır ve samimiyet sınavını vermenin mücadelesi içinde olacağız" ifadelerini kullandı.



"Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşıyoruz"


Türk milletinin dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, "Halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyeti bizim coğrafyamızda vuku buluyor. Mesela ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesi 80 yıldır kanamaya devam ediyor. 72 binden fazla şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Sudan’da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağılıyor. Geçen yılki saldırıların ardından Lübnan’daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi. Suriye’deki komşularımız bir milyon Suriyelinin hayatına mal olan 13 buçuk yıllık zulümden sonra yeniden ayağa kalkmak, yeniden huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele içindeler. Kuzeyimiz aynı şekilde. Geçen hafta beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen barışa giden yol henüz açılmadı. Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne uzanan geniş bölgemiz, sorunlarla gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor" diye konuştu.



"Merhum Hamaney başta olmak üzere hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum"


Türkiye’nin etrafında görülen çatışmalara İran’a yönelik saldırıların da eklendiğini belirten Erdoğan, "Şimdiye kadar saldırılarda aralarında İran dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra sivil ve askeri yetkililer ile masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti. Merhum Hamaney’i başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına bas sağlığı diliyorum. Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz. Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz" açıklamasında bulundu.



"Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız"


İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan ihtilafa Türkiye olarak ilk günden itibaren diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık. Fakat müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı. Kandan ve kaostan beslenen İsrail’in de tahrikleriyle maalesef anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden Körfez’deki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Cumartesiden bu yana Amerikan Başkanı Sayın Trump, Katar Emir’i Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed Bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu. Bu görüşmelerde Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık. Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız" dedi.



"Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"


Türk milletinin kendisi için istediğini komşusu için de istediğini dile getiren Erdoğan, "Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigane kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik. Bizim 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle yola çıktığımızı, uluslararası siyaseti nasıl takip eden bir politika güttüğümüzü herkes biliyor. Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" diye konuştu.



"Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor"


Özellikle Ramazan ayında Türkiye’nin hemen yanı başında çatışma, savaş, gerilim ve katliam görmek istemediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"İran’ı hedef alan gayri hukuki saldırılarla bütün ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’tan beri sulh u salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık. İnşallah daha nice asırlar boyunca İranlı kardeşlerimizle yan yana sulh u sükun içinde yaşayacağız. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor. Elbette bu hassas süreçte ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri de alıyoruz. Hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi dikkatle analiz ediyor, her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ediyoruz. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz sağdaki gelişmeleri zaten çok dikkatli biçimde takip ediyorlar. 86 milyonun kılına zarar gelmemesi adına devletimize düşen görev neyse bize hangi sorumluluk düşüyorsa harfiyen yerine getiriyoruz. Milletimiz bize güvenmeye devletine güvenmeye devam etsin."



"Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kriz yönetiminde ciddi tecrübe sahibi, dirayetli, liyakatli kadrosuyla emniyette olduğunun da altını çizerek, "İttifak ve iktidar olarak ne yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. Kapalı kapılar ardında yazılan senaryoları biliyoruz. Kurulan tuzakları, yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz. Hangi ham hayallerin peşinde koşulduğunu çok iyi biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Bölgemizdeki diğer tüm krizlerde olduğu gibi inşallah bu fırtınalı sulardan da ülkemizi sahili selamete çıkartacağız. Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askeri kapasitesiyle, hepsinden önemlisi güçlenmiş iç cephesiyle Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir. Hiç kimse endişe etmesin" açıklamasında bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Tekerlekli Paten Milli Takım Kampı, Karaman’da başladı Türkiye Kaykay Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet programı kapsamında düzenlenen Tekerlekli Paten Milli Takım Hazırlık, Gelişim ve Seçme Kampı, Karaman’da başladı. İki hafta sürecek olan kampa milli takım aday kadrosunda yer alan 26 sporcu ile 8 kişilik teknik ekip katılıyor. Kamp süresince sporcular, teknik, taktik ve fiziksel gelişimlerini artırmaya yönelik yoğun bir antrenman programı uygulayacak. Kamp öncesinde Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Karadeniz ile Gençlik Hizmetleri Müdürü ve aynı zamanda Türkiye Kaykay Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Cavit Bardak, antrenörler ve sporcularla bir araya gelerek kamp çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. İl Müdürü Mustafa Karadeniz, sporculara kamp sürecinde başarılar dileyerek çalışmalarında kolaylıklar temennisinde bulundu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Karadeniz, Karaman’da düzenlenen kampın milli takım yapılanması açısından önemli bir süreç olduğunu belirterek, "Milli takım aday kadrosunda yer alan sporcularımızın performanslarını değerlendirmek, gelişim süreçlerini yakından takip etmek ve önümüzdeki ulusal ve uluslararası organizasyonlara en iyi şekilde hazırlanmalarını sağlamak amacıyla düzenlenen bu önemli kampa ev sahipliği yapıyoruz. Kamp süresince sporcularımız deneyimli antrenörler eşliğinde teknik, taktik ve fiziksel açıdan kapsamlı bir antrenman programı uygulayacak. Yapılacak değerlendirmelerle sporcularımızın gelişimleri yakından takip edilecek ve milli takım seçme sürecine önemli katkı sağlanacaktır" dedi.
Bilecik BŞEÜ’de ’Analiz Laboratuvarı’ tarım araştırmalarına güç katacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) bünyesinde kurulan ’Analiz Laboratuvarı’, tarım alanındaki akademik çalışmalara katkı sunacak. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren ’Analiz Laboratuvarı’, güçlü teknik altyapısı ve uzman akademik kadrosuyla hizmet vermeye başladı. Modern cihaz donanımıyla dikkat çeken laboratuvar, ulusal ve uluslararası projelere güvenilir veri desteği sağlayarak tarım bilimleri alanında yürütülen araştırmaları destekliyor. Laboratuvarda ham protein, azot, ham kül ve nem analizlerinin yanı sıra toplam fenolik madde, flavonoid ve antioksidan kapasite ölçümleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca atomik absorbsiyon cihazı ile bitki ve toprak örneklerinde mikro ve makro element analizleri yapılarak doğru gübreleme ve bitki besleme programlarının oluşturulmasına bilimsel zemin hazırlanıyor. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, "Üniversitemiz, bilimsel üretimi merkeze alan yaklaşımıyla araştırma kapasitesini her geçen gün daha ileriye taşımaktadır. Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Analiz Laboratuvarımız, sahip olduğu teknik donanım ve akademik birikimle yalnızca üniversitemizin değil, bölgenin ve ülkemizin tarım araştırmalarına da önemli katkılar sunmaktadır. Amacımız; nitelikli veri üreten, projeleri destekleyen ve uygulamaya dönük çözümler geliştiren bir araştırma ekosistemini sürdürülebilir şekilde güçlendirmektir. Bu doğrultuda laboratuvar altyapımıza yaptığımız yatırımlar artarak devam etmektedir" dedi.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Cuma günü Milli Elektrikli Hızlı Trenimizi raylara indirerek, test sürecini resmen başlatacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Cuma günü Milli Elektrikli Hızlı Trenimizi raylara indirerek, test sürecini resmen başlatacağız. Proje kapsamında 2026-2028 yılları arasında 14 set daha üretmeyi planlıyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Elektrikli Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Uraloğlu, trenin saatte 225 kilometre hıza sahip olacağını ve proje kapsamında ilk setin üretimini tamamladıklarını duyurdu. Cuma günü treni raylara indirerek test süreçlerine başlayacaklarını belirten Uraloğlu, trenin hız, fren, sürüş ve yol uyumu gibi tüm performans kriterlerini detaylı şekilde inceleyeceklerini ifade etti. "Proje kapsamında 2026-2028 yılları arasında 14 set daha üretmeyi planlıyoruz" Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti’nin test süreci hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, trenin 577 yolcu taşıma kapasitesi olacağını belirterek, "Cuma günü Milli Elektrikli Hızlı Trenimizi raylara indirerek test sürecini resmen başlatacağız. Bu kapsamda trenin hız, fren, sürüş ve yol uyumu gibi tüm performans kriterlerini detaylı şekilde inceleyeceğiz. Proje kapsamında 2026-2028 yılları arasında 14 set daha üretmeyi planlıyoruz. Şu anda Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatlarımızda 31 setin hizmet verdiğini düşünürsek neredeyse yarısı kadar milli trenlerimizi de üretmiş olacağız. Alüminyum gövdeli 8 araçtan oluşan Milli Elektrikli Hızlı Tren setlerimiz 577 yolcuya hizmet verebilecek. Ayrıca bu aracımızda engelli yolcular için iki adet yolcu bölmesi ve tekerlekli sandalyeleriyle platformdan araca ve araçtan platforma indirilip bindirilmesini sağlayan asansörler de yer alıyor. Trenlerimizi, yüksek konfor ve inovasyon ile mevcut ve gelecekte var olacak ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık" ifadelerini kullandı. ‘Otomatik tren durdurma sistemi’yle donatıldı Uraloğlu ayrıca, seti oluşturan araçların yolcu konforunu ve güvenliğini sağlayan tren kontrol ve izleme sistemi, otomatik tren durdurma sistemi, elektromekanik yolcu giriş kapıları, tam otomatik iklimlendirme, yangın ihbar, işitsel ve görsel yolcu bilgilendirme ve kamera sistemleri ile donatıldığını vurguladı.
İstanbul Ülkelerine giden İranlılardan Amerika ve İsrail’e tepki Amerika ve İsrail’in İran’a saldırısının 5’inci gününde İstanbul’dan İran’a otobüsler gitmeye devam ediyor. Ülkelerine dönen İranlılar, Amerika ve İsrail’in yaptığı saldırılara tepki gösterdi. 28 Şubat’ta Amerika ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan hava saldırıları 5’inci gününde devam ediyor. İstanbul’da bulunan İranlılar da aile ve yakınlarının yanına gidiyor. Otobüslerle ülkelerine gitmek için yola çıkan İranlılar, İsrail ve Amerika’ya tepki gösterdi. İran’a yakınını gönderen bir kişi, "İstanbul’da yaşıyorum. Şuan geri dönmeyeceğim. Bizim vatandaşlar İran’a dönecek çok sıkıntı yok. İrtibat yok. Gitmeyi bekliyorum" dedi. "Trump’ı ve Netanyahu’yu pişman edeceğiz" İran’a yolcu götürecek olan otobüs şoförü Recep Bakiri, "Pişman olacaklar, yapacak bir şeyleri yok. Biz İran milleti olarak onları orada yakacağız. Gemilerini oraya dikeceğiz. Trump’ı da oraya dikeceğiz, biz İranlıyız. Bizim silahlarımız var, dilimiz var, kökümüz var, köyümüz var, vatanımız var. Biz vatanımızı seviyoruz. Vatanımız için canımızı da veririz. Ama Amerika’nın oraya gelmesini pişman edeceğiz. Trump’ı ve Netanyah’yu pişman edeceğiz. Onları yakacağız. Ben kaptanım otobüs şoförüyüm. Buradan 24 saat sürüyor. Haftada bir sefer yapıyoruz. Tahran’dan İstanbul’a uçaklar kapalı" şeklinde konuştu.