POLİTİKA - 27 Ağustos 2025 Çarşamba 19:27

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi’nde Çelik Kubbe Teslimatları, Tesis Açılışları ve Oğulbey Temel Atma Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ASELSAN’ın 50. yılında milletin göz bebeği bu şirketi gelecek 50 yılına yön verecek projelere öncülük etmenin bahtiyarlığı içinde olduklarını belirtti. Ağustos ayının millet için özel bir ay olduğunu belirten Erdoğan, "Malazgirt, Çaldıran, Mohaç ve Büyük Taarruz gibi kaderimizi tayin eden nice önemli zaferi bu ayda kazandık. Dün Sultan Alparslan’ı ve ordusundaki kahraman yiğitleri yad etmek üzere bize bu toprakların kapılarını açan Malazgirt’teydik. Önce Ahlat’ta ardından Malazgirt Meydanı’nda muhteşem bir buluşmaya imza attık. 30 Ağustos’ta ise bu topraklardaki varlığımızı sonsuza dek mühürleyen büyük zaferi kutlayacağız. Bugün ise zafer haftasında bir başka gururu yaşıyoruz. Silahlı kuvvetlerimize güç katacak ve savunma sanayimizi bambaşka bir seviyeye taşıyacak 3 değerli hamleyi birlikte yapıyoruz. Bunların ilki Çelik Kubbe bileşeni sistemlerin envantere girmesi. İkincisi ASELSAN’ın 14 tesisinin açılışıdır. Üçüncüsü de Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temelinin atılmasıdır. Yani Aselsan açısından bu tarihi günde sadece bir şirketin değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlık yolculuğunun alın terinin, azminin ve kararlılığının yeni bir safhasına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Şehitlerimizin ruhlarını da şahit edeceğine inandığım tüm bu adımların ASELSAN’ımıza savunma sanayimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu vesileyle kuruluşundan itibaren 50 yıl boyunca ASELSAN çatısı altında Türk savunma sanayine katkılarda bulunmuş herkesi şükranla yad ediyorum. Aynı şekilde şirketimiz bünyesinde emek veren ter döken yöneticisinden mühendisine tüm kardeşlerimi ASELSAN ailesinin her bir ferdini kutluyor. Ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum" diye konuştu.



"İşi şansa bırakma gibi bir lüksümüzün olmadığının gayet bilincindeyiz"


Bugün ilk olarak 460 milyon dolar değerinde dosta güven, düşmana korku veren toplam 47 araçtan oluşan Gök Kubbe sistemlerini orduya kazandırdıklarını vurgulayan Erdoğan, "Son yıllarda etrafımızda yaşanan sıcak çatışmalar, hava savunma ve radar sistemlerinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koydu. İşi şansa bırakma gibi bir lüksümüzün olmadığının gayet bilincindeyiz. Çünkü kendi radarını kendi hava savunma sistemini elektronik harp yeteneklerini geliştiremeyen hiçbir ülke açık ve net söylüyorum. Mevcut güvenlik sınamaları karşısında bilhassa bölgemizde geleceğine güvenle bakamaz. Masada olmakla menüde olmak arasındaki ince çizgiyi belirleyen unsur hava savunma ve taarruz kabiliyetlerinizdir. Bu anlayışla gerekli adımların öncesinde atmaya başladığımız bu inşa ve ihya sistemi hamdolsun ciddi yol alıyor. Çok kısa sürede tüm engellere rağmen çok ciddi yol aldık. Bugün gerçekleşen teslimatlar verdiğimiz mücadelenin boşa gitmediğinin en somut delilidir" şeklinde konuştu.



"Daha fazla sayıda sistemi yeni yeteneklerle birlikte geliştirecek ve envantere kazandırmayı sürdüreceğiz"


Salona gelmeden önce sistemleri yerinde görme ve inceleme fırsatı olduğunu açıklayan Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:


"Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki adeta bir gövde gösterisine tanık oldum. Ürünlerimiz karşısında bu milletin bir ferdi olarak kıvanç duydum. Teslim edilecek bir adet Siper Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi ve ona bağlı 10 araç ülkemizin hava savunmasında bir dönüm noktasıdır. 3 adet Hisar Orta Menzilli Hava Savunma Sistemi ve toplam 21 araç caydırıcılığımızı orta menzilde daha da güçlendirecek. KORKUT Hava Savunma Sistemi ile erken ihbar radarlarımız sahada gözümüz ve kulağımız olarak görev yapacak. 7 adet PUHU ve 2 adet Reddet elektronik harp sistemi ise bu alanda ülkemizi bir üst lige taşıyacak. Emeği geçenleri canı gönülden tebrik ediyorum. Elbette burada durmayacak daha fazla sayıda sistemi yeni yeteneklerle birlikte geliştirecek ve envantere kazandırmayı sürdüreceğiz."



"Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız"


Türkiye’nin Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağının altını çizen Erdoğan, "ASELSAN’ın Çelik Kubbe’de sistem geliştirmenin yanı sıra kritik bir rolü daha var. Sahadaki bütün sistemlerin birbiriyle anlık haberleşmesini ve entegre çalışmasını sağlayacak yapay zeka destekli komuta kontrol yazılımını da ASELSAN geliştiriyor. Çelik Kubbe’nin omurgasını oluşturacak bu yazılım sayesinde sahadaki yüzlerce hava savunma sistemi tek bir sistem gibi hareket edecektir" dedi.


Savunma sanayiinde üstünde titizlikle durmaları gereken alanların en başında seri üretimin geldiğine dikkat çeken Erdoğan, "Geliştirdiğimiz yüksek teknolojili ürünleri çok daha hızlı, verimli ve yüksek adetlerde üretmemiz şart. ASELSAN’ın ve diğer savunma şirketlerimizin son dönemde bu konuya verdiği önemi memnuniyetle takip ediyorum. Bugün açılışını yaptığımız 280 milyon dolar değerindeki 14 tesisle üretim kapasitemizi ciddi şekilde artırıyoruz. Hizmete aldığımız sessizler arasında hava savunma sistemleri tasarım ofisi radar üretim ve entegrasyon ilave tesisi ileri mühendislik malzemeler araştırma geliştirme tesisi elektro optik sistemler tasarım ofisi güdümlü mühimmat sistemleri tesisi Teknopark İstanbul Araştırma Geliştirme Merkezi ve daha birçok kritik altyapı bulunuyor. Bu tesisler yaklaşık 4 bin kişiye nitelikli istihdam sağlama yanında genç mühendislerimize yeni çalışma alanları açacaktır. Bunların da hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" açıklamalarında bulundu.



"Oğulbey Teknoloji Üssü, 1,5 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüyle son yılların en büyük sanayi yatırımlarından biri olacaktır"


Türkiye’nin geleceğini inşa edecek dev bir yatırımın temelini attıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ASELSAN’ın ikinci 50 yılına yakışacak dev bir yerleşkede ilk betonu bugün döküyoruz. Oğulbey Teknoloji Üssü, 1,5 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüyle son yılların en büyük sanayi yatırımlarından biri olacaktır. Bu yatırım cumhuriyet tarihimizin tek seferde yapılan en büyük savunma sanayi yatırımıdır. Burası ayrıca Avrupa’nın en büyük entegre hava savunma tesisidir. Aselsan, savunma sanayimizin adeta kalbi durumunda olduğu için bu yatırım tüm sektör için kritik bir eşik olacaktır. Şu an içinde bulunduğumuz Gölbaşı Yerleşkesi, 800 dönüm büyüklüğünde bir alan" dedi.



"Türkiye Yüzyılı’na yakışan bir vizyonla 6 bin 500 dönümlük bir alanı ASELSAN’a tahsis ettik"


ASELSAN’ın 40’ıncı yılı olan 2015 yılında yerleşkedeki ilk tesisin açılışını yapmanın gururunu yaşadığını hatırlatan Erdoğan, "O zaman bana bilgi veren arkadaşlarımız en az 30 senelik büyüme planlarını karşılayacak bir alana kavuştuklarını söylemişlerdi. 10 yıl içinde savunma sanayimiz ve ASELSAN öyle bir büyüme gösterdi ki bugün bu yerleşkenin tamamı dolmuş durumda. Biz de ilgili kurumlarımızla yeni bir yerleşke için gerekli adımları attık. Türkiye Yüzyılı’na yakışan bir vizyonla 900 futbol sahasından daha büyük 6 bin 500 dönümlük bir alanı ASELSAN’a tahsis ettik. Dikkat edin laf üretmiyoruz, icraat yapıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Yoğun bir gayretle 2026’nın ortasında ilk tesisi devreye alacağız"


Oğulbey Teknoloji Üssü’nün 585 bin metrekare kapalı alan ve 132 bin metrekare temiz oda, laboratuvar ve üretim alanı ile bölgenin en ileri savunma teknoloji merkezlerinden biri olacağına dikkati çeken Erdoğan, "Bu yatırım ASELSAN’ın seri üretim kapasitesini iki katından fazla artırarak, ülkemizi sadece bölgesinde değil dünyada da öncü bir konuma taşıyacak. Teknoloji üssünün bir an önce tamamlanması için yürütülen çalışmaların takipçisi olacak. İnşallah yoğun bir gayretle 2026’nın ortasında ilk tesisi devreye alacağız. Burada yapacağımız iş betonla, demirle ve çimento ile ilgili bir iş değil. Burada yapacağımız iş teknoloji, Ar-Ge, tasarım ve üretimle ilgili bir iş. Bu tesisler, gençlerimiz için hayallerinin peşinden koşabilecekleri en yüksek teknolojiler üzerinde çalışabilecekleri bir ortam sunacak" diye konuştu.



"Yurt dışındaki tüm gençlerimizi Türkiye’nin müreffeh geleceğini birlikte inşa etmeye davet ediyoruz"


Konuşmasında "Ana muhalefetin başını çektiği bir kesim bu ülkenin pırıl pırıl gençlerine umutsuzluk, karamsarlık kendi ülkesinden adeta nefret etmeyi aşılarken biz gençlerimize yepyeni ufuklar kazandırıyoruz" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Birileri Türk gençliğini soygunculara savunmak için sorumsuzca sokağa, boykota ve adeta şiddete çağırırken biz TEKNOFEST gençliği olarak meydanlara çağırıyoruz. Onlar gençleri kullanıp atabilecekleri sarf malzemesi olarak görürken biz milli teknoloji hamlemizin öncüleri olarak görüyoruz. Hangi görüşe, fikre, kökene mensubu olursa olsun sınırlarımız içinde ve yurt dışındaki tüm gençlerimizi dünya markası şirketlerimizde Türkiye’nin müreffeh geleceğini birlikte inşa etmeye davet ediyoruz."


ASELSAN’ın sadece bir şirket olmadığını, bir milletin hafızasında derin izler taşıyan destansı bir yolculuğun sembolü de olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan tam 50 yıl önce, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda yaşanan acı tecrübeler bize çok büyük bir ders verdi. O gün kendi silahını, kendi haberleşme sistemini üretemeyen bir milletin nasıl ağır bedeller ödediğini gördük. İşte o gün, milletimizin vicdanında bir kıvılcım çaktı ve o kıvılcım 1975’te kurulan ASELSAN ile dev bir meşaleye dönüştü. Bir avuç idealist mühendisin 50 sene önce mütevazi imkanlarla attığı adım bugün 11 araştırma-geliştirme merkezine 12 bin 500’ten fazla çalışana dünyanın en hızlı büyüyen 10 savunma sanayi şirketinden biri haline geldi. Sadece ASELSAN değil, diğer şirketlerimizde gerçekten göğsümüzü kabartan birçok başarılı projeye imza attılar. Geliştirilen her projede ASELSAN HAVELSAN, ROKETSAN, BAYKAR, TUSAŞ, BMC gibi kıvanç kaynağımız olan büyük şirketlerimizin yanı sıra binlerce KOBİ’miz de görev alıyor. İrili ufaklı bu firmalarda 100 binden fazla insanımız istihdam ediliyor. Bugün kahraman ordumuzun ihtiyaçlarını yüzde 80’lere varan oranlarda yerli sistemlerle karşılıyoruz. Böylece normalde yurt dışına gidecek büyük bir kaynağın ülkemizde kalmasını sağlıyoruz. Ayrıca sistemlerimizi Dost ve müttefiklerimizin de kullanımına sunuyor. Diplomatik etkinliğimizi artırıyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Ekonomideki istiklal savaşımızı da kazanmak için yüksek katma değerli ürünleri geliştirmeli ve dünyaya ihraç etmeliyiz"


Geçen yıl 7 milyar doları aşan bir ihracat gerçekleştirildiğini kaydeden Erdoğan, "Bu senede oldukça iyi gidiyoruz. Savunma ve havacılık ihracatımız temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 128,9 artışla 989,6 milyon dolara ulaştı. Ocak-temmuz döneminde toplam ihracat yüzde 38,6 artarak, 4 milyar 591 milyon dolara yükseldi. Bunlar fevkalade gurur verici rakamlar. Yakaladığımız ivmeyi dikkate alınca birkaç sene içinde inşallah 20 milyar dolar seviyesini yakalayacağımıza inanıyorum. Ülke olarak ekonomideki istiklal savaşımızı da kazanmak için yüksek katma değerli ürünleri geliştirmeli ve dünyaya ihraç etmeliyiz. Bugün birçok Avrupa ülkesi savunma sanayinin öneminin yeniden farkına varıyor. Yıllarca savunma sanayi ölü yatırım tezini dillendirenler bugün nasıl biz de bu yarışta yerimizi alırız telaşıyla adeta kendilerini paralıyor. Biz ise hamdolsun daha rahatız. Eksiklerimiz yok mu? Var. Onları da süratle tamamlıyoruz. Kendimizi sürekli geliştiriyoruz, doğru yoldayız ve iyi durumdayız. İnşallah daha da iyi olacağız. İnsanımıza, gençlerimize, mühendislerimize güveniyoruz. ASELSAN’a güveniyoruz. Bütün şirketlerimize güveniyoruz. Savunma sanayimizin bize çok daha mutlu, çok daha gururlu günler yaşatacağını biliyoruz" açıklamasında bulundu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış törenine katılmadan önce Çelik Kubbe sistemlerini inceledi. Programa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar katıldı. Programa katılan basın mensuplarına envantere alınan Çelik Kubbe de tanıtıldı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hande Çinkitaş cinayetinin sır perdesi zaman aşımına kısa süre kala aralandı: Müebbet hapis cezasını onan baba tutuklandı Kadıköy’de 2001 yılında Hande Çinkitaş’ın (12) başına çekiçle vurularak öldürülmesine ilişkin 20 yıl sonra açılan davada Yargıtay’ın müebbet hapis cezasını onadığı baba Nezih Çinkitaş için tutuklama kararı çıkarıldı. Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından İstanbul’da gözaltına alınan Baba Çinkitaş adliyeye sevk edildiği esnada basın mensuplarına ‘Bu yargı rezaleti’ dedi. Öte yandan gelişmiş teknolojik imkanlarla bıçak üzerinde yapılan DNA incelemesinde bıçağın keskin ucunda Nezih Çinkitaş’ın yoğun olarak DNA profili tespit edildi. İstanbul Kadıköy’e bağlı İçerenköy’ de 4 Ocak 2001 tarihinde, 12 yaşındaki Hande Çinkitaş, evinde, işkence ile katledilmiş olarak bulundu. Anne Handan Yılmazer, eski eşinin evinde kızının ölü bulunmasının ardından hukuk mücadelesi başlattı. Uzun yıllar süren dava sürecinde baba Nezih Çinkitaş ve üvey anne Şehnaz Çinkitaş, yerel mahkemenin aldığı ‘delillerin yetersizliği kararı’ gereği ceza almadı. Olaydan tam 19 yıl sonra 2020 yılında Adli Tıp Kurumu (ATK) mahkemeye bir rapor gönderdi. Raporun ardından İstanbul Anadolu Adliyesi tarafından yeniden gündeme getirilen davada cinayetin aydınlanmasına yönelik çalışmalar başlatıldı. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri çalışmalar kapsamında cinayetin bir numaralı şüphelisi baba Nezih Çinkitaş’ı (65) yaptığı operasyonda Göztepe’deki ikametinde yakalayarak gözaltına aldı ve işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin de tahkikata dahil olmasıyla çalışmalar hızlandırıldı. Babanın ifadesi alındı, 20’den fazla tanık dinlendi İşlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen baba Nezih Çinkitaş’ın suçlamaları reddettiği öğrenildi. Ayrıca Çinkitaş’ın olayın yaşandığı tarihten bu yana emniyete verdiği ifadelerinde birbirinden çelişkili beyanlarda bulunduğu da öğrenildi. Çinkitaş’ın son ifadesi 7 saat sürdü ve burada 14 sayfalık ifadesi alındı. Baba Çinkitaş ifadesinde suçlamaları tümüyle reddetti. Durum üzerine, aralarında Çinkitaş’ın yakın akrabaları ve komşularının olduğu 20’den fazla tanığın ifadesine başvuruldu. Tüm tanıkların Çinkitaş’ın aleyhinde beyanlar verdiği ve Çinkitaş’ın psikolojik problemlerinin olduğunu söylediği de öğrenildi. Baba Nezih Çinkitaş ifadesinde "Odasının ışığını açtığımda boğazı kesilmişti" demiş Baba Çinkitaş Asayiş Şube Müdürlüğü’nde saatler süren ifadesinde, ‘’4 Ocak 2001’de dışardan eve geldiğimde, dairemizin kapısı hafif aralıklıydı. İlk başta eve hırsız girdiğini düşündüm. Kapıya dayandım ve elimdeki boş bidon ve iki ekmeği kapının dış tarafına bıraktım. Eşim ya da Hande belki evdedir diye onlara sesledim. Ses gelmeyince kapıdan içeri girdim. Evdeki ayakkabılığın yere dağılmış ve devrilmiş halde olduğunu görünce hırsız var sandım. Eve girişteki ara koridorda lamba olmadığı için karanlıkta bir süre yürüdüm. Ayağımla sert bir cisme bastığımı fark ettim fakat karanlıkta ilk başta anlamadım. Sonrasında cismi elime aldığımda bir bıçağın sapı olduğunu anladım. Sonra karanlık kısımdan çıkıp Hande’nin odasının bulunduğu kısma doğru yürüdüm. Odaya iyice girdiğimde Hande’nin yerde sırt üstü yattığını gördüm, yanağını okşadım, kalk kızım yerine yat diyip kucağıma aldım. Odasının ışığını açtığımda ise halının üstünde çok miktarda kan ve Hande’nin boğazının kesilmiş olduğunu gördüm korktum. Sonrasına eşimi ve doktoru aradım’’ dediği öğrenildi. Gelişen Teknoloji, 25 yıllık cinayeti zaman aşımına kısa süre kala aydınlattı Babanın ifadesinin alınmasının ardından Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda; olayın gerçekleştiği Kadıköy İçerenköy’deki eve ait olan 3 çuval dolusu adli emanet, tekrardan incelemeye alındı. Gelişmiş teknolojik imkanlarla bıçak üzerinde yapılan DNA incelemesinde bıçağın keskin ucunda Nezih Çinkitaş’ın yoğun olarak DNA profili tespit edildi. İncelemelerde Baba Çinkitaş’a ait yüksek oranda DNA eşleşmesine rastlandı. Baba adliyeye sevk edildi, ’’Yargı rezaleti’’ dedi 2001 yılında işlenen cinayetin delillerle aydınlatılmasının ardından Yargıtay Baba Nezih Çinkitaş’ın müebbetini onadı. Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çinkitaş Adliyeye sevk edildiği esnada basın mensuplarının sorusuna ‘’Bu yargı rezaleti, ben bir şey yapmadım, itiraf edecek bir şey yok’’ dedi. Baba Nezih Çinkitaş tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Samsun Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 162. yılı unutulmadı Samsun Kafkas Çerkes Vakfı tarafından, 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 162’nci yıl dönümü dolayısıyla Kılıçdede Camii’nde anma programı düzenlendi. Karadeniz kıyısına ulaşan sürgün gemilerinin önemli duraklarından biri olan Samsun’da gerçekleştirilen programa vatandaşlar ve gençler yoğun ilgi gösterdi. Geleneksel Çerkes kıyafetleri giyen gençlerin katılımı ise programa anlam kattı. Akşam namazının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan programda konuşan Samsun Kafkas Çerkes Vakfı Başkanı Nurettin Güner, 21 Mayıs 1864 tarihinin Çerkes halkı açısından büyük bir felaketin simgesi olduğunu söyledi. Güner, "21 Mayıs yalnızca bir savaşın sonu değil; Çerkes halkının anayurdundan koparıldığı, sistematik yok etme ve sürgün politikalarının zirveye ulaştığı kara bir tarihtir" dedi. Program kapsamında vakıf tarafından hazırlanan basın açıklaması da kamuoyu ile paylaşıldı. Açıklamada, Çarlık Rusyası’nın yürüttüğü yayılmacı politikalar sonucu yüz binlerce Çerkes’in yaşamını yitirdiği ya da anayurtlarından sürgün edildiği belirtildi. Karadeniz’i ağır şartlar altında geçmek zorunda kalan sürgün kafilelerinin açlık, salgın hastalıklar ve yetersiz yaşam koşulları nedeniyle büyük kayıplar verdiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, anma programının düzenlendiği Kılıçdede Camii bölgesinin tarihsel önemine dikkat çekilerek, sürgün sürecinde on binlerce Çerkes’in Samsun’a ulaştığı ve bölgede beş büyük mülteci kampından birinin kurulduğu kaydedildi. Bölgede geçmişte bir Çerkes Mezarlığı’nın bulunduğu belirtilen açıklamada, "Bu topraklar, hayatını kaybeden binlerce insanın sessiz tanığıdır" ifadelerine yer verildi. Dünyanın farklı bölgelerine dağılmış milyonlarca Çerkes’in dilini, kültürünü ve kimliğini yaşatmak için mücadele verdiği vurgulanan açıklamada, 21 Mayıs’ın yalnızca bir yas günü değil; tarihsel adalet, insan hakları ve toplumsal hafıza açısından önemli bir farkındalık günü olduğu belirtildi. Vakfın açıklaması, "162 yıl önce yaşanan bu büyük acıyı Çerkesler unutmadı, unutturmayacak. Soykırım ve sürgün yollarında hayatını kaybeden tüm atalarımızı rahmet ve saygıyla anıyor; onların mirasına, tarihine ve mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" sözleriyle sona erdi. Programa, İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse ve il yönetim kurulu üyeleri, vakıf mütevelli heyeti üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, bürokratlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, son 25 yılda küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, "Türkiye, özellikle son 25 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğiyle küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi işbirliğiyle İstanbul Finans Merkezi Finans Merkezi (İFM) VakıfBank Genel Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programında konuşan İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçten yıl imzalaması ile Finansal Okuryazarlık Günü’nün resmiyet kazandığını hatırlatarak, Finansal Okuryazarlık Günü’nü kutladı. Duran, "Hepinizin bildiği üzere dijitalleşme, finansal araçların yapısını dönüştürürken bu araçlara erişimi de oldukça kolaylaştırıyor. Bugün vatandaşlarımız geçmişe kıyasla çok daha hızlı, çok daha çeşitli ve çok daha geniş bir finansal işlem alanına sahip. Ancak bu kolaylık, beraberinde bilinçli hareket etme sorumluluğunu da getiriyor. Çünkü bu finansal araçlara erişimin kolaylaşması kadar doğru kullanılması da, anlaşılması da gerekiyor. Vatandaşlarımızın yatırım kararlarını bilinçli şekilde verebilmesi, elbette risklerin ve fırsatların sağlıklı bir şekilde okunabilmesini gerektirmekte. Bunun da ülkemizin ekonomik gücünü tahkim edecek büyük bir önem içerdiğini söylemem gerekir. Bu nedenle finansal okuryazarlık, sadece belirli meslek gruplarının ya da yatırımcıların ihtiyaç duyduğu bir husus değil; bütün toplumun bütün kesimlerinin, hepsini ilgilendiren temel bir yaşam becerisi artık. Tarihi tecrübelerle sabittir ki bir devletin uluslararası sistemdeki gücü, yalnızca askeri kapasitesiyle ve diplomatik etkinliğiyle, hatta nüfusuyla ölçülmüyor. Artık istikrarlı ve paydaşlarına güven veren bir ekonomik yapının kurulması ve bunun sürdürülebilir hale gelmesi, bir devletin hakiki manada güçlü ve bağımsız olduğunu gösteren en önemli unsurdur. Ben de buradan bugün memnuniyetle ifade etmek isterim ki Türkiye, özellikle son 25 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğiyle küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" dedi. "Türkiye hem bölgesel hem küresel düzeyde siyasi istikrarı, ekonomik güveni ve bir arada yaşamayı temsil eden önemli bir ülke durumundadır" Bu başarının arkasında kuşkusuz köklü bir zihniyet devrimi ve yeni bir düşünce dünyası çerçevesinde planlanarak hayata geçirilen sayısız proje ve yatırımların bulunduğunu aktaran Duran, "Bu durum bizlere açıkça şunu göstermekte ki jeopolitik krizlerin daha sık yaşandığı, tedarik zincirlerinin farklı sebeplerle kesintiye uğradığı ve finansal piyasalarda oynaklığın arttığı dönemde Türkiye hem bölgesel hem küresel düzeyde siyasi istikrarı, ekonomik güveni ve bir arada yaşamayı temsil eden önemli bir ülke durumundadır. Ve bu durum Türkiye’nin dünyanın bağlantı noktası olan yaklaşımını sürdürme ve bu stratejilerini hayata geçirmesinde güçlü bir vizyon göstermektedir. Türkiye’nin bu bağlamda en önemli kurumsal kapasite unsurlarından birisi ise kuruluşunun 20. yılını kutladığımız Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’dir. Ofisimiz son 20 yılda yaşanan ulusal ve uluslararası ekonomik dalgalanmalarda çok başarılı bir performans sergilemiştir. Tecrübe ve birikimiyle Türkiye’ye doğrudan sermaye çekmenin yanı sıra ülkemizin küresel iş yapma kültürünü de modernize etmiştir. Ben bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’ne katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Kuruluşunun 20. kuruluş yılını da ayrıca tebrik ediyorum. Türkiye Yüzyılı’nda Yatırım ve Finans kitabımızı da bugün kamuoyunun istifadesine sunmaktan duyduğum memnuniyeti ayrıca ifade etmek isterim. Zira bu kitap, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014-2025 yılları arasında yatırım ve finans ekseninde gerçekleştirdiği 220 hitabı içermektedir. Böylece bu kitap, Türkiye’nin son dönemdeki yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomik dönüşümünün fikri arka planını da açıkça ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanımızın farklı konuşmalarıyla resmedildiği bir kitapla karşı karşıyasınız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 10 yılı aşkın yıla yayılan bu hitapları, yakın ekonomik tarihimizi anlatan önemli bir vesika niteliğindedir. Her konuşma dönemin ruhunu ve önceliklerini, hedeflerini içerisinde bulundurmaktadır. Bu bakımdan tarihe not düşüldüğü ve geleceğe de rehberlik edildiği ifade edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Bugün güvenli liman dediğimiz Türkiye’mizin istikrarının korunmasında devlet ve millet olarak hep birlikte bu iradeyi sergiliyoruz" "Dijitalleşmenin finansal alanı hızla dönüştürdüğü günümüzde finansal dezenformasyonlara karşı da tedbir almak durumundayız. Bu da bizim İletişim Başkanlığı olarak en önem verdiğimiz hususlardan bir tanesidir" diyen Duran şöyle devam etti: "Bu çerçevede Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, ekonomik istikrarı hedef alan saldırılara karşı proaktif bir mücadele yürütmektedir. Günümüzde finansal güven sadece piyasa araçlarıyla inşa edilmiyor. Güven, doğru bilginin zamanında paylaşılması, kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesi, yatırımcının manipülasyondan korunması ve devlet ile millet arasındaki iletişim bağının güçlü kalması, tahkim edilmesi gerekmektedir. Çünkü finansal kararlar alınırken beklentiler, algılar, haber akışı ve dijital mecralarda dolaşıma sokulan içerikler düşündüğümüzden daha fazla etkili olabiliyor. Maalesef zaman zaman medyada konvansiyonel medyada ya da sosyal medyada döviz kurları üzerinden yapılan manipülasyonlara da şahit oluyoruz. Biz bunların iletişim çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Haber dünyası ve finans dünyasının iletişim noktasında etik sınırların korunması, gazetecilik faaliyetlerinin ticari ilişkilere dönmemesi konusunu da ciddiyetle ele alıyoruz. İletişim Başkanlığımız manipülatif söylemlere, spekülatif içeriklere ve finansal dezenformasyonlara karşı ekonomi iletişimini önemsemektedir. Dikkatinizi çekerim; uluslararası yatırımcılar ülkelerle ilgili kanaatlerini rakamlarla ve finansal verilerle vermiyor sadece. Elbette yatırımcılar için esas olan bir ülkenin istikrarı, liderliği ve küresel ölçekte üretmiş olduğu güven duygusudur. Bir milletin var olma, hayatta kalma iradesi de bu öngörülebilirliği ve güveni inşa etmektedir. Bu sene 10’uncu yıl dönümünü idrak edeceğimiz 15 Temmuz’da oluşturulmak istenen kargaşayı hatırlayalım. Huzurumuzu ve istikrarımızı hedef alan bu tasalluta karşı devlet ve millet olarak verdiğimiz refleks, geleceğimizi koruma ve inşa etme irademizin en güzel örneklerinden birisi olmuştur. Bugün güvenli liman dediğimiz Türkiye’mizin istikrarının korunmasında devlet ve millet olarak hep birlikte bu iradeyi sergiliyoruz. Ülkemizin her türlü kaos ve kargaşadan uzak kalması bizim için çok önemlidir. Nitekim Türkiye’yi kaos ve kargaşa içine çekmeye çalışan, bu konuda manipülasyon yapan odaklara karşı hem yurt içinde hem yurt dışında mücadelemiz devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışı temaslarında ortaya koyduğu güçlü liderlik ve kararlı diplomasi ile güven telkin eden vizyonunu inşa etmeye devam edeceğiz." Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ise, "Bugün aslında bir kitap lansmanı için buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014 yılından bu yana konuşmalarında ekonomi ve finans konularını derledik. Bu çalışmayı yaparken İletişim Başkanlığımızla ve Yatırım Ofisi’ndeki arkadaşlarımızla yakın bir mesai yürüttük. Bu kitaba bu süreçteki katkılarından dolayı her iki kurumdaki mesai arkadaşlarıma da ayrıca şükranlarımı sunmak istiyorum. Kitabın hazırlık sürecinde yaşadığım duyguları sizlerle paylaşmamın isabetli olacağına dair bir fikrim oldu. Üç başlıkta aslında geçmişteki o evrakları, konuşmaları tek tek incelerken üç başlıkta çok dikkatimi çeken hususlar oldu. Birincisi, Sayın Cumhurbaşkanımız her platformda yatırımlara öncelik verilmesinden bahsediyor. Mesela çok dikkat çeken bir ifade; ’Bize düşen yatırımların önünü açmak.’ Ve bunun gibi yatırımlara dair her zaman bir öncelik verildiğini görüyoruz. İkincisi, kararlılık. Aslında birçok konuda şu anda geldiğimiz noktayı, başardığımız işleri konuşuyoruz. Ve aslında bunların arkasında çok kararlı bir irade, kararlı bir liderlik olduğunu kitaptaki yine derlemelerden çok rahatlıkla görme fırsatı oluyor. Yine birkaç böyle manşet dikkatimi çeken, paylaşmak isterim: ’Türkiye, hayali bile kurulamayan şeyleri mutlaka başaracaktır.’ Yani bunu 2014 yılındaki konuşmalarda görebiliyorsunuz. Ve bugün gerçekten ülkemizin o hayali kurulamayan işleri başardığını görüyoruz. Bir diğer dikkat çeken konuşma başlığı da savunma sanayii alanında. Hem uçak gemimizle ilgili o zaman verilen ifadeler. Dikkatimi çeken bir manşet yine: ’Savunma sanayii, Türkiye’nin amiral gemisi olacaktır.’ Şu an ülkemizin 10 milyar doların üzerinde ihracatı olan bir sektör. Ve 10 yıl öncesinde, 20 yıl öncesinde ithalat bağımlılığımızın yüzde 80 olduğu bir durumdan şimdi yerlilik oranının yüzde 80 olduğu bir duruma geçmek. Bunların hepsi aslında kararlılığın bir göstergesi" diye konuştu.
Bolu Meslek lisesi öğrencileri işaret dilini yapay zekayla sese dönüştürdü Bolu’da lise öğrencileri tarafından geliştirilen yapay zeka destekli sistem, işaret dili hareketlerini anlık olarak yazı ve sese dönüştürerek engelli bireylerin iletişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Bolu Mimar İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri tarafından geliştirilen yapay zeka destekli işaret dili tanıma sistemi, işitme ve konuşma engelli bireylerin iletişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Öğrencilerin geliştirdiği proje, işaret dili hareketlerini kamera aracılığıyla anlık olarak algılayarak yazı ve sesli çıktıya dönüştürüyor. Bilgisayar, tablet ve cep telefonu üzerinden çalışabilen sistemin, ek donanıma ihtiyaç duymadan kullanılabildiği belirtildi. Sistemin internet bağlantısı olmadan da çalışabilen yapay zeka modeli sayesinde farklı işaret dili komutlarının tanınabildiği ifade edildi. Öğrenciler, geliştirdikleri sistemle engelli bireylerin günlük yaşamda daha erişilebilir iletişim imkanına kavuşmasını hedefliyor. Engelli bireylerin dijital ortamda işlerini kolaylaştırmak istediklerini belirten 10. sınıf öğrencisi Yusuf Eymen Özcan, "Burada engelli bireylerin dijital ortamda klavye kullanımını daha da kolaylaştırmak istedik. Kamera karşısından el hareketlerimizle bazı kelimeleri atadık. El hareketlerimizi gösterdiğimizde direkt o kelimeleri klavyeye yazıyoruz. İnternet ortamında araştırarak, yurt dışından da örnekler alarak arkadaşımla birlikte bu projeyi bulduk. Öğretmenimiz Yusuf Akgül’ün yardımlarıyla da ve yapay zekadan da yardım alarak bu projeyi tasarladık. İstediğiniz kadar komut algılayabiliyor ama şu anda sadece 5 tane komut atadık ama isterseniz elinizin 40 tane farklı fotoğrafını çekip 40 farklı örnek alıp istediğiniz kadar kelimeyi programımıza atayabiliyoruz" dedi. "İnternete ihtiyaç duymadan çevrim dışı çalışıyor" Sistemin harici bir donanıma ihtiyaç duymadığını vurgulayan 10. sınıf öğrencisi Mehmet Akif İlter ise "Bu projemizde sensörler veya harici hiçbir şey yok. Sadece el hareketlerimizi görsel algılama yetenekleriyle birlikte elimize uygun metin yapıyoruz. Resimler yardımıyla elimizdeki şekil algılanıyor ve yazıya dönüştürülüyor. Android sistemlerinde kullanılabiliyor. Bilgisayarlarda kullanılabiliyor. Çevrim dışı bir uygulama olduğu için internete ihtiyaç duyulmuyor. İçine kodladığımız veriler sayesinde bu uygulamayı geçerli kılıyoruz" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Tekirdağ’da bayramlaşma programı Tekirdağ Valiliği’nce bayramlaşma programı gerçekleştirildi. Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’ndeki programa Tekirdağ Valisi Recep Soytürk başta olmak üzere protokol üyeleri, kamu kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Davetlilerle tek tek bayramlaşan Vali Soytürk, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İslam aleminin Kurban Bayramı’nı kutlayan Soytürk, bayram süresince vatandaşların huzur ve güvenliği için tüm kurumların görev başında olacağını söyledi. Bayram tedbirlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Soytürk, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik ekiplerinin sahada aktif şekilde görev yapacağını belirterek, gerekli tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade etti. Bayramların birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik duygularının en yoğun yaşandığı özel günler olduğuna dikkat çeken Soytürk, vatandaşların bayramı huzur içerisinde geçirebilmesi için ilgili kurumların koordinasyon halinde çalışacağını kaydetti. Soytürk açıklamasında, "Tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Bayramın ilimize, ülkemize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir bayram geçirilmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Programa Garnizon Komutanı Aytuğ Yörüyüş, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Şenol, İl Jandarma Komutanı Ali Güngör, İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı da katıldı.