POLİTİKA - 02 Şubat 2026 Pazartesi 19:48

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında tüm Türkiye’nin Berat Kandili’ni kutlayarak, "Rabbimden bizleri huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e eriştirmesini niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Atam izindeyiz’ deyip yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz"


İktidarda oldukları 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ettiklerini söyleyen ve Kabine Toplantısı’nın gündemine dair bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır aşkla koşuyor, aşk ile koşan yorulmaz diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye’yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz. Son kabine toplantımızdan bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmalarımızı büyük bir coşkuyla devam ettirdik. Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük" açıklamasında bulundu.


"Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz"


Türkiye’ye yapılan yatırımlar konusunda kendilerine yapılan eleştirilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Göreve geldiğimizde bölünmüş yol ağımız sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77’ye çıkardık. Bunları da başka bahane bulamadıkları için ‘yol mu yiyeceğiz’ diyen, ‘bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz, ‘yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur, yol demek ulaşım demektir, sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir.’ Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede kat ve kat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor. Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerimiz büyük. Halihazırda 30 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracağız. Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz" diye konuştu.


"2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı"


Geçen yılın turizm verilerine dair değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizmi 2025 yılını rekorla tamamladı. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre 2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı. Tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefimizin de üzerine çıktık. Bizim için önemli bir diğer veri kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız" ifadelerini kullandı.


"Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz"


Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da iyi haberlerin gelmeye devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkez Bankamızın rezervleri artmaya devam ediyor. İktidarı devraldığımızda 27 milyar dolar olan rezervlerimiz geçen hafta itibariyle 215,6 milyar dolara ulaştı. Hiç şüphesiz bunlar milletçe hepimizi sevindiren, hepimizi umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim; Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız" ifadelerine yer verdi.


"Tüm imalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz"


İmalat sanayinin de güçlü şekilde desteklemeye devam edileceğini söyleyerek, bu konuda yeni bir desteğin müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz haftalarda emek yoğun sektörlerimize yönelik 2026 yılında uygulayacağımız İstihdam Koruma Programı’nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini vermiştik. Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay ana para ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketi ile de destekliyoruz. KOBİ’lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimizde hayırlı uğurlu olsun diyorum" diye konuştu.


"13,5 yıl boyunca Suriye’deki gelişmelerini doğru okuyamayanlar bugün de aynı çizgide politika yapmaya söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar"


Türkiye’nin Suriye ile hem en uzun kara sınırına sahip komşu ülke olduğunu hem de Suriye’nin çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlara sahip kardeş ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dicle ve Fırat birbiriyle ne kadar kardeşse biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz. Bunları özellikle şunun için söylüyorum; Bakınız yıllardır Türkiye’nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevreleri bir türlü anlayamadı. ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye’den dediler. Suriye ile Türkiye’nin güvenliğinin iç işe geçtiğini görmek bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca Suriye’deki gelişmelerini doğru okuyamayanlar bugün de aynı çizgide politika yapmaya söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son 3 haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere Suriye’deki hadiselere ideolojik taassupla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye’nin meşru yöneticilerini hedef alarak insanları ayrıştırarak bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye Suriye yönetimiyle yakın iş birliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz" dedi.


"Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür"


Sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan fark etmeksizin Suriye halkının tüm kesimlerinin barış içinde, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir toplum görmek istediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:


"Bütün mücadelemiz önce Suriye’de ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yöneliktir. Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte ne uğruna olursa olsun terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkla duracaktır."


"Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız"


Türkiye ile aynı coğrafyada yaşayan tüm toplumların her zorlukta yine birbirine muhtaç olacağını söyleyen Erdoğan, "Burada şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum; Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız. Başımız dara düştüğünde yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Suriye’de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Nusayri’nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabbim kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin diyorum" diye konuştu.


"Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz"


Bu hafta yapacağı yurt dışı ziyaretlerine dair de bilgi paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:


"İnşallah yarın Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkıyoruz. Her iki kardeş ülkede yapacağımız görüşmelerde, ikili ilişkilerimiz yanında bölgemizdeki sıcak gelişmeleri ele alacağız. Gazze’nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz? İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz? İnşallah bunları değerlendireceğiz. Asrın felaketinin üçüncü yıl döneminde Osmaniye’de olacak Osmaniyeli kardeşlerimizle hasret gidereceğiz. Rabbim ömür verdikçe 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun başını yere eğdirmeyecek bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenler’de 2 kişinin ölü bulunduğu yangında detaylar ortaya çıktı İstanbul Esenler’de 2 kişinin hayatını kaybettiği olayın ayrıntıları ortaya çıktı. Vurulan şahısların alacak-verecek meselesi yüzünden husumetli olduğu öğrenildi. Olay, saat 17.15 sıralarında Esenler Tuna Mahallesi’nde bulunan 5 katlı binanın giriş katında bulunan bir iş yerinde yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahale etmesinin ardından yapılan incelemelerde iş yerinde silahla vurulan 2 kişinin cansız bedeni bulundu. İtfaiyenin haber vermesiyle polis, iş yerinin etrafını güvenlik şeridi ile kapatarak, olay yerinde geniş çaplı inceleme yaptı. yanan binada 2 kişinin cansız bedeninin bulunmasının detayları ortaya çıktı. Polisin yaptığı incelemede alacak verecek kavgası olduğu İsmail Akın’ın Şükrü Yılmaz’ı vurduktan sonra aynı silahla intihar ettiği öğrenildi. Alacak verecek kavgası 2 can aldı Ortaya çıkan detaylarda Akın ile Yılmaz’ın bir süre önce yanan iş yerini ortak olarak işlettikleri, aralarında bu konudan alacak verecek meselesi yüzünden husumet olduğu öğrenildi. Edinilen bilgilerde iki ismin konuşmak için buluştukları ardından çıkan tartışma sonrası İsmail Akın’ın Şükrü Yılmaz’ı silahla vurduğu ardından aynı silahla intihar ettiği belirlendi. Yangının çıkış sebebi belli oldu Öte yandan, iş yerinde çıkan yangının nasıl çıktığı da belirlendi. İş yerinin alt bölümünde yangın çıktığı ve itfaiye tarafından söndürüldüğü, yangının iş yerinin alt katındaki atölye bölümünde bulunan bir motosikletin üzerine yağ dökülüp yakılması sonucu meydana geldiği ortaya çıktı. Yetkililerin yaşanan olayla ilgili geniş ve kapsamlı soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü öğrenildi.
Ankara Berat Gecesi tüm yurtta dualarla idrak edildi Şaban ayının 15’inci gecesi olan Berat Gecesi, tüm yurtta dualarla idrak edildi. Berat Gecesi münasebetiyle camilerde düzenlenen programlarda, Kur’an-ı Kerim okundu, salavatlar getirildi ve İslam dünyası için dualar edildi. Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, İstanbul Büyük Çamlıca Camii’nde düzenlenen ‘Berat Gecesi Özel Programı’na katıldı. Arpaguş, programda yaptığı konuşmada, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ‘Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek ve bereketli kıl ve bizi sağlık ve afiyetle Ramazan-ı Şerif’e kavuştur’ duasını hatırlatarak, "İnşallah, Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi olan üç aylarda, Ramazan-ı Şerif’i bizi ulaştıran son durak mesabesindeki Berat Gecesi’ni idrak ediyoruz. Allah’a hamdüsenalar olsun! Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, bizleri af ve mağfiretiyle kucaklamak için böylesi güzel günleri bizlere ihsan eden, Cenabı Hakk’a sonsuz hamdüsenalar olsun! Bu müjdeleri bize ulaştıran Yüce Rabbimizin hakikatlerini, hayat düsturlarını, bizleri sıratı müstakime eriştirecek olan güzelliklerini bizlere ulaştıran ve bunları yaşayarak örnek bir hayatla bizlere öğreten Resul-i Kibriya Efendimize sonsuz salat-u selamlar olsun" ifadelerini kullandı. "Cenabı Hakk’ın bize bahşettiği en büyük nimetlerden birisi ömrümüzdür" Berat Gecesi’nin Yüce Allah’ın rahmetinin coştuğu bir vakit olduğunu dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, şunları kaydetti: "Cenabı Hak cümlemizi bu kutlu geceden istifade edenlerden eylesin inşallah. Cenabı Hakk’ın bize bahşettiği en büyük nimetlerden birisi, hiç şüphesiz ömrümüzdür. Ancak o ömrü nerede, nasıl, Allah’ın emirlerine, Efendimizin (s.a.s.) sünnet-i seniyyesine ne derece bağlı geçirdiğimizde, bizim mükafat veya ziyan halimize yazılacak, hayatımızın mihenk noktasını oluşturacak bir imtihanla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini gösterir. Aziz ömrümüzü yaratılış gayemiz ve ebedi alemi kazanmak için kullanabilirsek, işte o zaman kurtuluşa erenlerden, ebedi hayatı kazanmış olanlardan oluruz. Allah’ın emirlerine, Efendimizin (s.a.s) getirdiklerine sırt çevirir, aksi istikamette bir hayat tutturursak, işte o zaman hüsrana uğrayanlardan oluruz. Ancak Cenabı Hak, rahmeti o kadar geniş bir varlık ki, böylesi güzel günler ve gecelerde, rahmetinin coştuğu anlarda kullarının hatalarını, günahlarını bağışlayarak, hulus-i kalb ile O’na niyaz ve tazarruda bulunan kullarının bağışlanması için böylesi güzel vesileler halk etmiş bizler için." "Cenabı Hakk’ın bizlere sonuna kadar açtığı lütuf ve rahmet kapılarından istifade etmemiz gerekir" Bu kutlu gecelerin ve Ramazan-ı Şerif’in Müslümanlar için Allah’ın izniyle bir kurtuluşa vesile olacağını aktaran Arpaguş, "Arınmamız, hata ve kusurlarımızdan kurtulmamız için Cenabı Hakk’ın bizlere sonuna kadar açtığı lütuf ve rahmet kapılarından istifade etmemiz gerekir. Peygamber Efendimiz bu geceyi diğer gecelerden üstün kılan özelliklerden bahsederken şöyle buyururlar: ‘Muhakkak Allah, Şaban’ın 15. gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır ve bütün mahlukata mağfiret eder. Yalnızca müşrikler, Allah’a şirk koşanlar ve kalpleri düşmanlık hissiyle dolu olup, insanlarla bu düşmanlık hisleriyle muhatap olanlar bunun dışında kalırlar.’ Evet, Cenabı Hakk’ın rahmet tecellilerinin ardı ardına coşup taştığı bir gecede Allah’a şirk koşanlar ve içerisinde insanlara karşı nefret ve kötü duygular besleyenler bundan istifade edemeyeceklerdir" dedi. "Rahmetin bol bol coştuğu bir geceyi yaşıyoruz" Arpaguş, "Cenabı Hak, Şaban ayının 15. gecesinde yeryüzüne tecelli eder ve nida eder. ‘Yok mu tövbe eden kullarım. Tövbelerini kabul edeyim. Yok mu benden rızık isteyen kullarım, onlara rızık vereyim. Yok mu benden şifa isteyen hasta kullarım, onlara şifa vereyim. Yok mu benden bir dileği olan, onun dileğine karşılık vereyim. Efendimizin müjdesi bu. Cenabı Hakk’ın bütün rahmet kapılarını açtığı, af ve mağfiret etmek için kullarını bahaneler aradığı, tabiri caizse rahmetin bol bol coştuğu bir geceyi yaşıyoruz. Cenabı Hak istifade eden kullarından eylesin bizleri" diye konuştu. "Cenabı Hakk’ın huzurunda kendimizi hesaba çekme vaktidir" "Ey kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi asla kesmeyin. Cenabı Hak bütün günahları bağışlayıcıdır. O çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." ayet- i kerimesini hatırlatan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi: "Hataya düşmüş olabiliriz, tembellik göstermiş olabiliriz, Allah’ın emirlerine riayette gevşeklik göstermiş olabiliriz. Ama şimdi hesap vakti. Hesabımızı, kitabımızı yapıp, başımızı ellerimizin arasına alıp, Cenabı Hakk’ın huzurunda kendimizi hesaba çekme vaktidir. Efendimiz ne güzel buyuruyor; ‘Hesaba çekilmeden, o hesap günü gelmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.’ Kendimizi hesaba çekecek bir geceyi yaşıyoruz. Hatalarımız, kusurlarımız karşısında Cenabı Hakk’ın rahmetinin ne kadar bol olduğunu biliyoruz. Hata ve günahlarımızdan tövbe ve istiğfar ettiğimizde O’nun bize rahmetle tecelli edeceğini biliyoruz. Çünkü Cenabı Hak, ‘Rahmetim her şeyden daha geniştir.’ buyuruyor. Evet, rahmeti bu kadar genişse, kulunun hatası, günahı ne kadar olursa olsun, samimi bir tövbe ile O’nun huzuruna gelir ve af dilerse Cenabı Hak onu affedeceğini, böyle kutlu gecelerle kuluna merhamet ve rahmetle yaklaşacağını bizlere ifade ediyor." "Cenabı Hak bizlerden tövbe ve istiğfar bekliyor" Berat Gecesi’nin tefekkür ve tezekkürle geçirilmesi gerektiğini dile getiren Arpaguş, şunları kaydetti: "Hep birlikte Rabbimize karşı kulluk vazifelerimizi gözden geçirelim. Efendimize (s.a.s) karşı muhabbetimizi, sevgimizi, O’nun ahlakı, güzel ahlakıyla ne kadar bağımız var, bunu bir gözden geçirelim. Kitabımıza karşı vefamız ne? Kitabımız bize neyi emrediyor, biz neyi yapıyoruz? Bunları kontrol ederek inşallah ebediyet hayatını kazanmak üzere güzel günlerin hep birlikte yaşayacak, yaşatacak bir aleme, güzelliklere kapı aralayalım. Bu gece ‘tövbe gecesi’ dedik. Cenabı Hak bizlerden tövbe ve istiğfar bekliyor. Nasuh bir tövbe, kalbin derinliklerinden gelen bir tövbe, samimi bir tövbe istiyor bizden. Yaptığımız her şeyden tövbe edip pişmanlık duyup bir daha rücu etmemesine Cenabı Hak kendisine söz vermemizi istiyor. Dolayısıyla aziz kardeşlerim bu fırsat gecesini tövbe anlamında da değerlendirmemiz gerekir." Yüce Allah’a bir kulun en çok yaklaştığı anların secde hali ve niyaz ettiği dua anları olduğunu belirten Arpaguş, "Dolayısıyla secdelerimizde, dualarımızda Cenabı Hak, O’na tazarru ve niyaz ile kalpten samimi olarak dua ve niyaz edersek Cenabı Hak, ‘bizim dualarımıza icabet edeceğini’ söylüyor. ‘Bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğunu’ söylüyor. ‘Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir’ diyor. Öyle ise gönlümüzü, kalbimizi ona yöneltip, ellerimizi ona açtığımızda, O’nun huzurunda secdeye vardığımızda; O’da bizim niyazımıza, duamıza icabet edecektir. Çünkü, ‘Kullarım benden soracak olurlarsa ben onlara çok yakınım.’ buyuruyor. ‘Dua edenin, duasına icabet ederim, karşılık veririm’ buyuruyor. Cenabı Hak tövbelerimizi, dualarımızı kabul buyursun inşallah" şeklinde konuştu. Arpaguş, konuşmasının ardından dua etti.